Bugün 07 Kasım 2026 Cumartesi
  • Antalya13 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6555.39
    %0
  • Dolar
    50.1423
    %0
  • Euro
    55.9076
    %0

DERYA DALMAZ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
DERYA DALMAZ / KONUK YAZAR

SUSMAK TARAFSIZLIK MI?

07 Kasım 2026 Cumartesi 01:51

Deneme olarak başladığım ilk yazımı birçok kişiye gönderdim. Düşüncelerini, önerilerini ve varsa eleştirilerini merak ettiğimi söyleyerek geri dönüş yapmalarını istedim. Bu yorumlar, çıktığım bu yolda bana kılavuz olacağı için çok değerliydi. Bazıları SUSTU. Olumlu ya da olumsuz hiçbir şey söylemedi. Bazıları, ilk yazı için iyi bir başlangıç olarak değerlendirdi ve yazmaya devam etmemi söyledi. Sayıları oldukça fazla olduğu için mutlu oldum. Bazıları eleştirdi, bazıları hayatın ana renklere acımasız olduğunu, istemeseler de gri kalmak zorunda olduklarını söyledi. Bazıları benim sabırsız bir insan olduğumu, yazmanın bana göre olmadığını, asıl yazarlığın kelimeleri dans ettirmek olduğunu söyledi. Ben de dahil, çoğu kişinin dans eden kelimelerden bıktığını net olarak söyleyebilirim. Olumlu ve olumsuz her yorum başımın tacı ve çok kıymetli benim için. Çevremde net bir şekilde KENDİMİ ifade etmeyi başarmışım.

Bazıları SUSTU dedim ya, beni hayal kırıklığına uğratan aslında heyecanlarını kaybeden, cesur, vicdanlı, ahlaklı ve adil olduğunu düşündüğüm bu kişilerin sessiz bir şekilde kenara çekilmesidir. Sizce SUSMAK tarafsız kalmak mıdır?

Bazen SUSMAK bir erdemdir. Ortak akıl ise güçtür. Önemli olan konuşmak için değil, doğruyu birlikte bulmak için bir araya gelebilmektir.

Bu yazımda en basit dernek, oda seçimleri, yerel ve genel seçimlerde sıkça söylenen ortak akıldan bahsedeceğim.

ORTAK AKIL: Konunun uzmanları ile konu hakkında bilgisi olmayanlardan çıkan sonuçtur.

Seçim zamanları adaylar, kazanmaları durumunda ortak akılla yönetmekten bahsederler. Kulağa da hoş gelir. Ortak aklı sizce uygulayabilenler var mı? Bence yok. Karar veren makamlardaki herkes yeterli donanımda mı? Bence değiller. Uzman olmayan kişilerle, konu ile ilgili bilgisi olmayan kişiler bir araya gelince ortak akıl değil, KRİZ ortaya çıkıyor.

Bana göre krizlerin sebebi, insanların açgözlü ve sorumsuz davranışları, kurumların da yıpratılmış olmasıdır. Daha açık söylemek gerekirse, kibir ve üstünlük inancı, bırakın devlet kadrolarını, her ortamda kriz çıkarır. Karar makamlarındaki yetersiz kişilerden gelecek verilere güvenemeyeceğimiz için de krizler bitmez.

Yerel yönetimlerdeki yöneticilere ve ülke genelindeki gidişata baktığımız zaman çağdaş medeniyetler seviyesindeyiz diyebilir miyiz? Ben şahsen şiddetle karşı çıkıp, aksine kasaba kültürü ile yönetildiğimizi söylerim.

Bizler seçim zamanları vatandaşlık görevimizi yapıyoruz. Belediye başkanları, hatta milletvekilleri sizce ortak akılla mı belirleniyor? Bu adaylar nasıl belirleniyor? Aslında herkes nasıl belirlendiğini tahmin edebiliyor. Ortak akılla belirlenmiş olsa, kendisini en azından o insanlara karşı mahcup hisseder, bir şeyler yapmaya, hizmet etmeye, taş üstüne bir taş daha koymaya gayret eder. Yani görevini hakkı ile yapmaya çalışır. Bizde nasıl oluyor? Bastım parayı, aldım sırayı diye ilk önce yürüyen kibir abidesine dönüşüyor. Sonrasında her gün haberlerde okuduğumuz, bir kadın olarak alenen yazmaya utandığım ahlaksız konularla anılmaya başlıyorlar. İşte bu sebeplerden dolayı kasaba kültüründen, toplum kültürüne bir türlü geçemiyoruz. Kim seçilip gelirse gelsin sistem aynı, maalesef değişen sadece isimler oluyor.

Toplum olmak, sadece kendimiz ve yakınlarımız için değil, hiç tanımadığımız insanlar için de değer üretebilmektir. Sizce belediyeler ve devlet kurumlarımız nasıl yönetiliyor? Bu kurumların başındaki kişiler, kendileri ve etrafındaki birkaç azınlık için üretim yapıyor. Kendileri, çocukları, çocuklarının arkadaşları, sevgilileri… Yani hep kendi tanıdıkları için…

Sizce böyle bir sistemde biz çağdaş medeniyetler seviyesinde bir toplum mu oluruz? Yoksa hâlâ kasaba kültüründe mi yönetilmiş oluyoruz? Tabii ki kasaba kültüründen bir adım öteye geçemeyiz. Böyle yönetilmeyi bizler hak ediyor muyuz? Bence çok daha iyilerini hak ediyoruz.

İlk yazımda bahsettiğim gibi birçok kimse hâlâ haklarını bilmiyor, sistemin dayatmalarını kabul etmek kolayına geliyor.

Kasaba kültürünü benimseyenlere kötü bir haberim var. Ben yazmayı sevdim galiba. Şimdilik pek susmaya da niyetim yok.

Bu yazı toplam 156 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim