Bugün 08 Kasım 2026 Pazar
  • Antalya16 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6555.4
    %0
  • Dolar
    50.1426
    %0
  • Euro
    55.9077
    %0

HÜSEYİN KARABULUT / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HÜSEYİN KARABULUT / KONUK YAZAR

İNUİT MOĞOL TÜRK YURDU GRÖNLAND'DA BİR GÜN

08 Kasım 2026 Pazar 15:40

Grönland denildiğinde aklımıza ve gözümüzün önüne ilk ne geliyor? Metrelerce kalınlıkta buzullar, sert kutup soğuğu, meşhur kuzey ışıkları, ABD Başkanı Trump’ın satın alma girişimi ya da stratejik hesapları mı? Peki, bütün bu tartışmaların tam merkezinde yer alan ve beş bin yıldır adada yaşayan yerli halkın hayatını ne kadar tanıyoruz?

Grönland'a yakın zamanda yaptığım seyahatte dikkatimi en çok çeken şey, buzulların büyüklüğü,  yüksek karlı dağların heybetli görüntüsü ya da soğuk, derin suları olmamıştı. Asıl merak ettiğim, coğrafyanın uzak köşesinde, kış aylarının oldukça sert geçtiği dünyanın en büyük adasında yaşayan insanların hayatları ve 1950’li yıllarda Danimarka’nın asimilasyon amaçlı “Küçük Grönlandlı Çocuklar Projesi” olmuştu. 22 Grönlandlı çocuğun hikâyesini de yakında çıkacak olan kitabımda anlattım.

Dünyanın en uzak, kutuplara en yakın başkenti olan Nuuk sokaklarında ve Eski Koloni Limanında dolaşırken, Asya kökenli İnuit Moğol Türk yerli halkı ile sohbet ederken Grönland'ın sadece stratejik önemiyle tanımlamanın eksik olacağını anladım. Çünkü bu adanın asıl hikâyesi, binlerce yıldır burada yaşayan halkın ve çocuklarının hayatlarıymış.

Peki, kimdir bu İnuit Moğol Türk halkı? Nereden gelmişlerdir? Grönland'a ne zaman ulaşmış ve bu adayı nasıl yurt edinmişlerdir? Binlerce yıldır burada nasıl bir yaşam sürmüşler ve de sürüyorlar? Özellikle son iki yüzyılda hangi sömürgeci güç ve misyonerlerin hedefi olmuşlar? Bugün modern dünyanın değişen şartları karşısında kimliklerini, dillerini ve kültürlerini nasıl korumaya çalışıyorlar?

Grönland, siyasi açıdan Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bir statüye sahip. İlginç olan ise adanın, Danimarka Krallığı'nın toplam yüzölçümünün yaklaşık yüzde 98'ini oluşturması. Kendi parlamentosuna ve hükümetine sahip olan Grönland, gelecekte bağımsız bir devlet olma seçeneğini de elinde bulunduruyor. Grönland'ın başkenti Nuuk ise, ilk bakışta küçük ve sakin bir Anadolu kasabası izlenimi veriyor. Yaklaşık 20 bin nüfusa sahip bu şehir, adanın idari, ekonomik, kültürel ve eğitim merkezi konumunda.

Renkli tarihi ahşap evlerinin yanı sıra yüksek dikey modern binaları ile geçmişle bugünün iç içe yaşandığı bir başkent aslında. Öyle ki bir tarafta yeni modern konutlar ve hızla yükselen inşaatlar, diğer tarafta eski liman ve geleneksel yaşamın izleri…

Binlerce yıl önce Altaylardan Sibirya’nın doğu bölgelerine, Buzul Çağı'nda deniz seviyesinin düşmesiyle bugünkü Bering Boğazı'nın bulunduğu bölgede ortaya çıkan Beringiya kara köprüsü üzerinden Sibirya'dan Alaska'ya göçler gerçekleşmiş (MÖ 3200). İnuit Moğol Türk halkı da çeşitli dönemlerde Alaska’ya, oradan da Kuzey Amerika’ya ve Kanada’ya kadar ulaşmışlar. Zaten son yıllarda elde edilen arkeolojik ve antropolojik veriler de İnuit Moğol Türk halkının kökeninin Sibirya ve çevresiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Yeni bir göç dalgası ile de önce Grönland Adası’nın kuzey bölgelerine ardında adanın geneline yayılarak kendilerine yurt edinmişler.

Günümüzde İnuit Moğol Türk halkı Alaska, Kanada, Grönland ve Rusya'nın Çukotka bölgesini kapsayan geniş bir Arktika coğrafyasında yaşam sürmektedirler. Toplam nüfuslarının yaklaşık 180.000 olarak tahmin edilmektedir.

Nuuk'ta gündelik hayatı anlamak için şehrin sokaklarında, pazarlarında ve liman çevresinde dolaştım. Brugseni, Pisiffik, AKIKI ve SPAR gibi marketlerde alışveriş yapan insanları gözlemledim. Burada hayat bütün doğal akışıyla devam ediyor. İnsanlar alışveriş yapıyor, işe gidiyor, çocuklarını okula götürüyor, kafelerde buluşuyor.

Şehrin en dikkat çekici noktalarından biri, Eski Koloni Limanı'dır. Burası, Grönland'ın sömürge geçmişiyle kurduğu tarihsel bağın en güçlü biçimde hissedildiği yerlerin başında geliyor. Limana ve şehre hâkim yüksek bir tepede, elinde asası ve kitabıyla tüm heybetiyle yükselen, Hristiyan misyoner Hans Egede'nin büyük heykeli dikkat çekiyor.

Öyle ki 1721 yılı Temmuz ayında adaya gelen Hans Egede, başlattığı misyonerlik faaliyetleriyle adanın tarihinde derin izler bırakmış. Onun misyonerlik çalışmaları hem Hristiyanlığın yayılmasına hem de Danimarka-Norveç sömürge yönetiminin Grönland'daki varlığının güçlenmesiyle yol açmış. İnuit Moğol Türk halkının dilini, dinini ve kültürünü dönüştürmeyi amaçlayan misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuş. Bu nedenle Hans Egede, günümüzde Grönland yerli halkın tarihinde hem Hristiyanlığın yayılmasında hem ana dillerinin yok edilmesinde etkin rol oynayan bir misyoner hem de sömürgeciliğin simgelerinden biri olarak görülmektedir.

whatsapp-image-2026-11-08-at-15-38-25.jpeg

Büyük ticaret limanında el emeğiyle hazırladığı hediyelik eşyaları satan İnuit Moğol Türk asıllı Konkordia Hanım ile tanıştım. Güler yüzlü ve yardımsever Konkordia, harita üzerinde Nuuk'ta gezilebilecek yerleri anlattı. O an bir kez daha anladım ki bir şehri tanımanın en iyi yollarından biri, sokaklarında yürümek ve karşılaştığınız insanlarla sohbet etmektir.

whatsapp-image-2026-11-08-at-15-39-01.jpeg

Nuuk'ta tanıştığımız bir başka sevimli insan Kim ise benim için ayrı bir yere sahip. Üç gün boyunca bize gönüllü olarak rehberlik eden Kim, ailesinin ve halkının Grönland'daki geçmişinden söz ederken büyük bir gurur duyuyordu. Kim’in geçmişe duyduğu bağlılık, kültürel kimliğini koruma ve gelecek kuşaklara aktarma isteği görülmeye değerdi. Hatta dile getirdiği “Ne Amerika ne Danimarka, tam bağımsız Grönland” düşüncesi, ülkesinin kendi kaderini tayin etme arzusunun açık bir ifadesiydi.

Grönland mutfağı coğrafyanın doğayla kurduğu ilişkinin önemli bir parçası. Balık ve deniz ürünlerinin yanı sıra balina ve fok eti gibi geleneksel besinler yerel mutfakta önemli bir yere sahip. Nuuk'ta bu ürünleri yakından tanıma ve tatma fırsatı bulduk.

Şehirdeki üç müze, Grönland'ın tarihini ve kültürel mirasını yaşatan ve gelecek kuşaklara aktaran en önemli mekânlar arasında yer alıyor. Grönland Ulusal Müzesi, Nuuk Yerel Müzesi ve Nuuk Sanat Müzesi, adanın geçmişine ve kültürel zenginliğine ışık tutuyor.

Nuuk'ta yaşadığım en etkileyici deneyimlerden biri de, fiyortlarda gerçekleştirdiğimiz tekne yolculuğuydu. Yüksek dağların arasında uzanan derin ve serin mavi sularda, farklı şekil ve büyüklükteki dev buzdağlarının arasından ilerledik. Buz kütlelerinin mavinin farklı tonlarına bürünen görüntüsü büyüleyiciydi. Yolculuk sırasında denizin yüzeyinde aniden beliren bir balina ise bu eşsiz manzaraya unutulmaz bir anı ekledi.

whatsapp-image-2026-11-08-at-15-39-29.jpeg

Arktika’nın küçük başkenti Nuuk, geleneksel yaşamın yanı sıra modern konutları, marketleri ve kafeleriyle hızla değişen bir şehir görünümü sunuyor. Ancak gelişmenin beraberinde getirdiği bazı sorunlar da var. Yerli halkın kültürel kimliği bu değişim karşısında nasıl korunacak? Gençler geleneklerinden uzaklaşacak mı? Gençler arasında yaygınlaşan alkol tüketiminin önüne geçilebilecek mi? Hızla artan yapılaşma doğal çevreyi nasıl etkileyecek? Nuuk sadece ekonomik değil, sosyal ve kültürel açıdan da önemli bir dönüşüm yaşıyor.

whatsapp-image-2026-11-08-at-15-39-54.jpeg

Dünyanın en büyük adası Grönland’ı tanımak, elbette ki buzullarını veya coğrafyasını tanımak değildir. Bu büyük adanın asıl hikâyesi, binlerce yıldır burada yaşayan İnuit Moğol Türk halkının tarihinde, kültüründe ve kimlik mücadelesinde gizli. Sömürgeciliğin ve ardından gelen asimilasyon politikalarının izlerini taşıyan bu topraklarda İnuit Moğol Türk halkı, ana dillerini, kimliklerini ve kültürlerini korumaya, geleceklerini ise kendi iradeleriyle belirlemeye çalışıyor.

Nuuk'ta geçirdiğim günlerin sonunda Grönland'a bakışım değişti. Artık burayı yalnızca buzulları, yüksek dağları, uzun gece ve gündüzleri, kutup ışıklarıyla tanınan büyük bir ada olarak görmüyorum. Burası, binlerce yıldır Asya kökenli halklara yurt olmuş bir coğrafya. Danimarka'nın sömürge geçmişinin ve asimilasyon politikalarının izlerini hâlâ taşıyor. Bugün ise İnuit Moğol Türk halkı dilini, dinini, kültürünü ve kimliğini koruma mücadelesini sürdürüyor. Grönland'ın geleceğinde bağımsızlık düşüncesi de giderek daha fazla önem kazanıyor. Anladım ki Grönland yalnızca bir ada değil; geçmişi, kimliği ve geleceğe dair umutları olan bir vatandır.

Dünyanın büyük güçleri Grönland'ın stratejik konumunu, doğal kaynaklarını, minerallerini ve jeopolitik önemini tartışadursun; adanın gerçek hikâyesini anlamak için önce burada yaşayan insanları tanımak gerekiyor. Çünkü Grönland'ın geleceği konuşulurken, İnuit Moğol Türk halkının geçmişi, kimliği ve iradesi hiçbir zaman göz ardı edilmemeli.

Bu yazı toplam 146 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim