Bugün 29 Ekim 2026 Perşembe
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6497.9
    %-0.35
  • Dolar
    49.8615
    %0.01
  • Euro
    55.4932
    %0.68

GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

DOĞA AFFETMEZ

29 Ekim 2026 Perşembe 01:49

Yağmur sonu toprak kokuyordu, serinlik ve sessizlik bitki dükkânı. İnsan kulağının işitemediği frekanslar içinde nasıl yürüyüp de gidiyorsak aynı şey kokular için de geçerliydi; burnumuzun algılayamadığı kokularla konuşuyordu bitkilerin dünyası.
Bize hâlâ gizemli gelen bu gezegende her frekansı işitemeden, her kokuyu duyamadan gelip göçüyorduk işte. Ya bakıp da göremediğimiz varsıllığı dünyanı? Dikkat buyurunuz lütfen, “dünyanın” dedim, dünyamızın değil. O bizim değildi ki bizler onda yaşayan bir canlı türüydük sadece. Hepsi bu. Gerisi hiç işte.
Örneğin ağaçlarla, dere ve ırmakların yaşam alanlarına tecavüz eden insana doğa kendi diliyle, beden diliyle hemen cevap veriyordu. Bu cevapları duymazdan gelen insan, doğal afet diyerek geçiştirmeye çalışırken olanların bir fotoğraf karesine sığdırmanın peşindeydi, ya da kısa bir video kaydının. Hâlbuki doğanın sessizliği bastırılmış bir bellektir. Susku, insan kulağının işitebildiği bir frekans olduğunda, çokluk iş işten geçmektedir. 
Kadrajı göğe kaydırırsak ipek saten mavi bir eldiven takan göğün bir fırtınayla, sağanak yağmuru saklaması. O yağmurun ise dere yatağın yapılmış evlerle dolu bir bölgede evlerin giriş katlarını basması. Yağmur kendi yolunu ezbere bilir çünkü. 
Ortaokuldan beri gazete okuru olduğumdan İstanbul’da ne zaman yoğun bir yağmur olsa Alibeyköy’ü sel bastığını okurdum. Bu haber hemen her yoğun yağmurda okunduğu için de aklımda kalıyordu ister istemez. Bir de Aksaray semtini Edirnekapı’ya bağlayan Vatan Caddesi vardı sel basan. Bu caddenin adı Bedrettin Dalan’ın Belediye Başkanlığı döneminde Adnan Menderes Bulvarı olarak değiştirilse de halkın da doğaya benzeyen belleği ona hep Vatan Caddesi dedi. Merak ettiğim şey Vatan Caddesi’nin hemen yanındaki bostanlardı bir de. Suyu nereden alırlardı acaba? 
Biz dönelim Alibeyköy’üne… Zamanın behrinde (gençler çok zamanın önce diye okusunlar Bir kelimenin daha izi kalır belki belleklerinde diye yazdım, malumatfuruşluk olsun diye değil.) bir dere varmış İstanbul’da Alibeyköy deresi ve Haliç’e dökülürmüş. Sen gel dere yatağına ev yap, yapılmasına göz yum. İstanbul’da son yaşanan sel de adı geçen yerler arasındaydı Alibeyköy’ün. 
Ya sel basan Vatan Caddesi Lykos Deresi'nin (Osmanlı ve günümüzdeki adıyla Bayrampaşa Deresi veya Yenibahçe Deresi) güzergâhı üzerindedir.  
Bu dere Tarihi Yarımada'nın sur içinden geçen tek akarsuyudur. 
Bayrampaşa ve Sulukule üzerinden sur içine girer, bugün Vatan Caddesi'nin uzandığı vadi boyunca akarak Aksaray üzerinden Yenikapı'da (Langa) Marmara Denizi've dökülürmüş. 
Bizans döneminde döküldüğü yerde ünlü Theodosius Limanı varmış, İstanbul'un fethi sırasında, surların altından geçtiği Sulukule bölgesi en zayıf halka olduğu için kuşatmanın en çetin çarpışmaları bu dere yatağında gerçekleşmiştir. 
1950'li yılların sonunda (Adnan Menderes'in imar hareketleri döneminde) üzeri kapatılmış, kurutulmuş ve yatağına Vatan Caddesi yapılmıştır. Daha sonra ise M1 metro hattı inşa edilmiş olup günümüzde tamamen yer altındaki kapalı kanallara alınmış durumdadır. 
Bütün bu durumlardan yağmurun haberdar olması ise tarih boyunca görülmemiştir. İşte size bir tarih gezintisi.
“Neredeyse 500 yıl geçti, yine aynı tehlike: Kanuni selde nasıl ölümden döndü?” 16 Ekim 2026 tarihli OdaTV haberi… (Sinem Hançerigüzel)
İstanbul'da sel bölgelerinin isimlerine dikkat ettiniz mi? Dere yatağı betonlaştırıldı, 'kurudu' denilerek yapılaştırılmış yani imara açılmıştır. Ancak su yine akmış, yolunu bulmuştur. Peki tarih ne diyor? Neredeyse 500 yıl önce, Kanuni Sultan Süleyman selde nasıl ölümden döndü? Çağlayan Kasrı neden 1 metre yükseltilmiştir?
İstanbul'da sağanak yağış, 1942 yılından bu yana en yoğun yağışını almış, 84 yılın en büyük yağışı yaşanırken, metrekareye 261 kilogram yağış düşmüştür.
Sel en çok Avrupa yakasında etkili olur. Kemerburgaz, Arnavutköy, Çatalca hattının, Haliç'e Küçükçekmece Gölü'ne döküldüğü ve doğal akış bölgeleri olduğu bilinmektedir. Diğer yandan Avrupa yakasındaki aşırı yapılaşma ve betonlaşmanın yüksek olması da sel felaketinde etkili olmuştur.
Dere kenarında yapılaşma sınırının 100 metreden 10 metreye çekilmesinden, "Kurudu" diye düşünülerek eski dere yataklarının yapılaşmaya açılmasına, derelerin "ıslah" edilerek betonarme yapılarla çevrelenmesinden derelerin oluşturduğu vadilerde yapılaşma izni verilmesine kadar pek çok etken bulunmaktadır.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SELDE NASIL ÖLÜMDEN DÖNDÜ
Bölgedeki derelerin neredeyse 500 yıl önce de taştığına dair kayıtlar vardır. 500 yıl sonra bile sellerin yaşanması ise düşündürücüdür. İRAP İstanbul İl Afet Risk Azaltma Planı, İstanbul'da en ölümcül sellerden birinin 1562'de yaşandığını aktarmaktadır. Eylül ayı sonu fırtına ile birlikte şiddetli bir yağmur yağmış, Halkalı Deresi'nden bir sel gelerek önüne kattığı insan ve hayvanların ölümüne yol açmıştır.
KANUNİ'Yİ SIRTINA ALIP ÜST KATA ÇIKARDI
19-20 Eylül 1563'de ise Kanuni Sultan Süleyman Florya'da avdayken bir borana yakalanır. Yeşilköy ve Bakırköy-Makriköy ile Halkalı Deresi civarında, İstanbul tarihinde ender görülen yağmurlardan biri yağmış, Halkalı Deresi taşmıştır. Kâğıthane ise derenin getirdiği ağaçlar ve çamur nedeniyle tamamen sular altında kalmıştır. Silivri, Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Haramidere'deki köprüler de hasar görmüştür.
Padişahın bulunduğu yerle birlikte Kâğıthane, Eyüp Sultan sel suları altında kalmıştır. Sel, Kanuni Sultan Süleyman ve beraberindekilerin sığındıkları İskender Çelebi Sarayı’nı temelinden yıkacak şiddete ulaşmıştır. Sultanı, beraberindeki ağalardan biri sırtına alıp üst kata çıkararak kurtarmıştır.
KAĞITHANE DERESİ: DERE YATAĞI DEĞİŞTİRİLDİ, ÜNİVERSİTE VE KONUT YAPILDI
Kâğıthane'de sağanak nedeniyle taşan derenin suları, tarihi Sadabad Camii ile çevresindeki yapıları basar. Kâğıthane, Sarıyer ve Eyüp Sultan'ı birbirine bağlayan Cendere Caddesinde su baskınları yaşanır. Fabrikaların bulunduğu bölgede iş yerlerinde vatandaşlar mahsur kalırlar.
Cendere Vadisi'nin bulunduğu bölgede Kâğıthane Deresi, ıslah edilerek beton kanala alınır. Derenin dibine lüks konut siteleri, oteller ve AVM'ler yapıldı. Suriçi'nin Sesleri isimli sosyal medya hesabı, Kâğıthane sınırında dere yatağının değiştirildiğine dikkat çekmektedir.
ESKİDEN BOSTANDI: ŞİMDİ VİYADÜKTEN BAKILIYOR
Dere yatağının değiştirilmesiyle yok olan son İstanbul bostanlarından biri de geçmiş karelerde yer alıyor. Şu an aynı alana ise ancak viyadükten bakılabiliyor. (Şükrü Aslan, Besime Şen, Hatice Kurtuluş'un hazırladığı "Sözlü Tarih Görüşmeleriyle Kağıthane" kitabından, 2011)
Eskiden bostan olan bu noktanın bir tarafına Atlas Üniversitesi, diğer tarafına Kordon İstanbul gibi yapıların yapıldığını belirtiyor.
VADİ İSTANBUL: CENDERE DERESİ'NİN DOĞAL YATAĞI
Vadi İstanbul AVM'nin otoparkını su bastığı, araçların su içinde yüzdüğü, yürüyen merdivenlerden aşağı şelale gibi suların aktığı görüntüler görenleri şaşırttı. Peki neden AVM'de bunlar yaşandı?
Kağıthane ve Ayazağa civarının betonlaşma için uygun bir yer olmadığı, dere yatağı ve yüksek eğimli yamaçlarla çevrili olduğu aktarılıyor. Yakın geçmişteki fotoğraflarda ise bölgede mandaların çamur banyosu yaptığı görülüyor.
Vadi İstanbul’un olduğu bölgenin ise, kuzey ormanlarının sınırı ve Cendere Deresi’nin doğal yatağı olduğu görüşü de paylaşılıyor.
"VADİ'DE İSTANBUL OLUR MU YA... SONRA İKLİM DEĞİŞTİ"
Evyap Holding’e ait 40 yıllık sabun ve kozmetik fabrikasının bulunduğu yerin, daha sonra Vadi İstanbul projesine dönüştürüldüğü aktarılırken, 2004 sonrası yapılan imar değişikliklerine dikkat çekiliyor.
Meteoroloji uzmanı Mikdat Kadıoğlu'nun konuya dair paylaşımı da dikkat çeker: "Vadi İstanbul! Vadi'de İstanbul olur mu yahu? Sonra iklim değişti, havalar çıldırdı… Şaka mı ne"
ÇAĞLAYAN KASRI NEDEN 1 METRE YÜKSELTİLDİ
Öte yandan Sultan Abdülaziz döneminde Sarkis Balyan’a inşaa ettirilen 3. Sadabad Sarayı (Çağlayan Kasrı), Kâğıthane Deresi kenarındaki Sadabad mevkiinde bulunmaktadır. Kışın taşan derenin suları altında kaldığından, bodrum katı dâhil 1 metre yükseltilmiştir.
AYAZAĞA'NIN ÇUKUR YAPISI: TARIM ARAZİSİ, DERE YATAKLARI
İstanbul Sarıyer'de tepeden gelen sel suları bir evin çatısını bastığı görüntüler insanı şaşkına çevirir. Ayazağa Deresi'nin taştığı ve bölgedeki inşaatın göle döndüğü görüntüler paylaşılmıştır.
Bir diğer şaşkına çeviren kare ise İTÜ Stadyumu'nun adeta olimpik havuza dönüştüğü görüntü olmuştur.
Ayazağa da sel basan bölgelerden biridir. Buranın, geçmişte ormanlık alan, tarım arazilerinin olduğu bir köy yeri olduğu, çok sayıda dere yatağı bulunduğu ve İstanbul'un önemli su kaynaklarından biri olduğunu belirtir kaynaklar.
Burası İstanbul Ayazağa ve İstanbul Kültür sayfasından alınan eski bir fotoğrafta Ayağaza bölgesinin, su birikimine yol açabilecek çukur yapıda olduğu görülmektedir.
İSTANBUL'UN KAYIP DERELERİ: BEŞİKTAŞ IHLAMURDERE... ESKİDEN KÖPRÜ VARDI
İstanbul'un Beşiktaş ilçesindeki Ihlamurdere Caddesi'ni sel sularının götürdüğü anlar endişeyle paylaşılmıştır.
Ancak geçmişte burada, Ihlamur Kasrı'nın önünde Ihlamur Dere Köprüsü bulunduğu ve günümüzde ise Ihlamurdere Caddesi'nin altında kalarak yok olmuştur. Dere ıslah edilerek yer altına alınmış, eski dere yatağı ise bugün yoğun bir şekilde kullanılan Ihlamurdere Caddesi'ne dönüşmüştür.
ÜMRANİYE NEVZAT DEMİR TESİSLERİ YOLUNDA SEL: "VADİNİN EN DÜŞÜK YERİNE YOL"
Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri yolunda selde kalan araçlar ve araçların üstünde çaresizce bekleyen insanların görüntüsü seyredenlerde panik yaratmıştır. 
Sosyal medyada konuya dair bir kişi, "Bu nasıl olur aklım almıyor. Nevzat Demir’in orası yokuş yukarı, dört gidiş 4 geliş otoban. Su nasıl sabit duruyor?" sorusunu sormuştur.
Yine başka bir sosyal medya kullanıcısından gelen yanıt dikkat çekicidir: "Derenin aktığı vadinin en düşük yerine düz diye yol yaparsan bir gün orası göl olur elbet."
OLİMPİYAT STADI YAKININDA, BELGRAD ORMANINDA SELDEN ŞELALE
İstanbul Başakşehir Olimpiyat stadı önünde sel, adeta şelaleye dönüşmüştür.
Bahçeşehir Başakkent gölet konutlarının altında, Çameli Durağını da su basmış, yağmur sularının Bahçeşehir Gölet Bölgesinde dere yatağına aktığı belirtilmiştir.
Alibeyköy Deresi yoğun sağanak yağış sonrası taşar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk konuya dair "Alibeyköy deresi Kâğıthane Deresi ile birleşerek Haliç'e döküldüğü biliniyor. Çamurlu su döküldüğü için Haliç'in kısa süre sonra taranması gereklidir. Aksi Haliç'te ciddi problemler tekrar başlar" uyarısı yapmıştır.
Belgrad ormanında da sel suları şelale gibi akarken, Kuzey Ormanları Savunması paylaşımında "Kolları kesilmiş orman, topladığı suyu, seli tutamaz. Beton çölüne çevrilmiş topraklar, suyu içine çekemez" denmiştir.
VATAN CADDESİ, BİZANS DÖNEMİNDE LYKOS AKARSUYUNUN YATAĞIYDI
Tarihçi Cem Akoğul ise İstanbul'daki Vatan Caddesi'nin Bizans döneminde, Lykos akarsuyunun yatağı olduğunu belirterek, "Bugün Vatan Caddesi’nin izlediği vadi, Bizans İstanbul’unun tek büyük doğal akarsuyu Lykos’un yatağıydı. Bayrampaşa’dan Yenikapı’ya uzanan dere, şehrin yağmur sularını Marmara’ya taşıyordu. Zamanla üzeri kapatıldı; İstanbul’un doğal coğrafyasının önemli bir parçası gözden kayboldu."
2009 FELAKETİ UNUTULDU: 31 ÖLÜM
İstanbul’da en son büyük sel felaketi, 9 Eylül 2009 tarihinde yaşanmıştır. Afet boyutundaki aşırı yağmurlar nedeniyle birçok dere taşmıştır. Başakşehir, Bağcılar ve Küçükçekmece’de etkili olan sağanak yağış nedeniyle, Ayamama, Tavukçu ve Hamam dereleri taşmış, Basın Ekspres Yolu ulaşıma kapanmıştır. Metrekareye 90 kilogram yağışın düştüğü sel felaketinde İkitelli, Halkalı, Çatalca ve Silivri’de 31 kişi hayatını kaybetmiştir.
DERE KENARINA YAPILAŞMA 100 METREDEN 10 METREYE DÜŞTÜ
2013 yılına kadar dere kıyılarındaki yapılaşma sınırının her iki cephesinde de İSKİ yetkisinde 100 metre, DSİ yetki alanlarında 35 metre olduğu belirtilmektedir. Hülya Dinç ve Fulin Bölen'in 2014'teki "İstanbul Derelerinin Fiziki Yapısı" makalesinde, bu sınırın 10 metreye çekildiği aktarılmaktadır.
Yine Hülya Dinç'in 2015'teki "İstanbul derelerinin fiziki değişimi ve arazi kullanım ilişkisi" makalesinde "1988 yılında koruma bandı kalkarak dere kıyıları imara açılmakta; 1990 yılında koruma bandı yeniden planlara ilave edilerek derenin her iki yakasında yapı yaklaşma sınırı 100 metre belirlenmiş olup bu yaklaşma mesafesi 02.01.2013 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır" deniliyor.
106 DERENİN DEĞİŞİMİ: YÜZDE 85'İ DOĞAL VASFINI KAYBETTİ
"İstanbul Derelerinin Fiziki Yapısı" makalesinde dikkat çeken bir diğer nokta ise şudur: "Boğaziçi, Marmara Denizine, Haliç ve göllere dökülen yan kollarıyla birlikte 106 adet ana derenin fiziki değişimi tespit edilmiştir. İstanbul derelerinin yaklaşık yüzde 85’i doğal vasfını işgaller, sanayi-evsel atık gibi nedenlerle kaybetmiş ya da kaybetmek üzeredir."
"KENTİN KUZEYE YAYILMASI DERELERİ TEHDİT EDER"
Bu bölgelerin geçmişte kullanım alanına dair şu bilgi yer almaktadır: "19. yy ortalarından 20. yy sonlarına kadar iç içe olan her dere, doğal yapısıyla; kentler için rekreasyon, mesire, su alma, su yolu ulaşımı, balıkçılık, bahçecilik gibi amaçlarla kullanılan; kentlinin bir araya geldiği, toplumsal gelişmenin sağlandığı çok yönlü kamusal alanlardır."
Makalede kentin genişlemesine dair "Kentin saçaklanarak kuzeye doğru yayılması, Karadeniz havzasına dökülen korunmuş dere ve havzalarının doğal yapısını tehdit edecektir" uyarısı yapılmıştır.
SADABAD CAMİİ'Nİ SU BASTI: OSMANLI ARŞİVLERİ ENDİŞESİ
Kâğıthane Deresi’nin taşmasıyla sular altına kalan Sadabad Camii’nin karşısında, Osmanlı arşiv belgelerinin de tutulduğu Devlet Arşivleri Başkanlığı binaları bulunmaktadır. Konuya dair pek çok sosyal medya paylaşımında, arşiv binalarının durumuna dair sorular sorulmaktadır.
Geçmişte Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası, bölgenin yüzyıllar boyunca su baskını tehlikesi nedeniyle imara açılmadığını ve arazinin aktif bir dere yatağı olduğunu belirterek, arşivlerin buraya taşınmasına karşı çıkmıştı.
İSTANBUL BİR DERELER ŞEHRİ
İstanbul'un adeta bir dere şehrini ortaya koyan pek çok veri vardır. İstanbul Beşiktaş'a bağlı Ortaköy semtindeki Ortaköy Deresi yatağının eski bir fotoğrafı da sosyal medyada gündem olmuştur. 1944 yılında kalan o karedeki yer şimdi, Ortaköy Dereboyu Caddesi...
İstanbul'un Dereleri ve nerede olduklarına dair de pek çok paylaşım yapılmıştır. Old Photos From Turkey ve SK isimli sosyal medya hesaplarının paylaştığı ve görselleştirdiği derelerin kimisinin hâlâ aktığı, kimisinin yer altına alındığı belirtilmektedir.
Uzun sözün kısası… Doğa affetmez… 
Meraklısı için ek: Katılımcı okur metni zenginleştirendir İşte şimdi her okur kentleşme ve doğa ilişkisi bağlamında yaşadığı yerde kentin doğasına rant uğruna neler yapıldığını hatırlarsa işbu yazı yüzük taşı misali yerini bulacaktır

Bu yazı toplam 152 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim