Bugün 28 Ekim 2026 Çarşamba
  • Antalya13 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6480.96
    %-0.26
  • Dolar
    49.8314
    %0.02
  • Euro
    55.6132
    %0.12

TUGAY TOYDEMİR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TUGAY TOYDEMİR / KONUK YAZAR

İSTANBUL HAVALİMANI’NDA UÇAKLAR DEĞİL, FİYATLAR UÇUYOR!

28 Ekim 2026 Çarşamba 20:32

 

Hamburger mi alıyoruz, şirkete ortak mı oluyoruz?

İstanbul Havalimanı muazzam bir yatırım. Mimarisi, büyüklüğü, uçuş ağı ve uluslararası bağlantılarıyla Türkiye’nin gurur duyabileceği bir eser. Hakkını teslim edelim.

Ancak bu muhteşem havalimanında bir hamburger yemek için neredeyse kredi notunuzun uygun olması gerekiyor!

Basına yansıyan haberlerde bazı yiyecek-içecek menülerinin 2.995 liraya ulaştığı belirtiliyor. İnsan ister istemez merak ediyor: Hamburgerin yanında patates mi veriliyor, yoksa küçük bir arsanın tapusu mu?

Turizm sektöründe 35 yılı aşkın süredir çalışan biri olarak havalimanı işletmeciliğinin maliyetlerini gayet iyi biliyorum. Güvenlik, lojistik, personel, kira... Hepsi pahalı. Ama bir noktadan sonra insan köftenin gramajından çok, üzerine bindirilen maliyetleri merak ediyor.

Hele ki işin içinde 25 yıllık sözleşmeler varsa!

Bir hamburgerin 25 yıllık serüveni

Rekabet Kurulu’nun 19 Kasım 2020 tarihli, 20-51/701-310 sayılı kararına göre İGA, havalimanındaki yiyecek-içecek alanlarının işletme hakkını bir ihale sonucunda TUM Yönetim Kiralama ve İşletme Hizmetleri A.Ş.’ye vermiş.

Hem de 25 yıllığına!

Çeyrek asır. İnsan bu sürede çocuk büyütür, emekli olur. Biz hâlâ aynı hamburgerin kira sözleşmesini konuşuyor olabiliriz.

Peki bu ihaleye kaç şirket katıldı? Açık ihale miydi, davet usulü müydü? Hangi teklifler değerlendirildi? DHMİ ile İGA arasındaki ana sözleşme, bu tür uzun süreli işletme haklarına hangi şartlarla izin veriyor?

Bunları soruyoruz diye kimse alınmasın. Hukuka aykırı bir işlem olduğunu iddia etmiyoruz. Ancak kamuya ait bir altyapıda yürütülen böylesine büyük bir ticari faaliyetin koşullarını öğrenmek de herhâlde suç değil.

Dahası var.

Aynı Rekabet Kurulu kararında TUM’un İGA’ya karşı finansal yükümlülükler üstlendiği ve bunların bir bölümünü alt işletmecilere işletme bedeli olarak yansıttığı belirtiliyor.

Şimdi düşünelim: İGA, TUM, restoran işletmecisi... Herkesin ticari beklentisi var.

Peki bu zincirin sonunda hesabı kim ödüyor?

Hamburgerin içinde kaç gram et olduğunu biliyoruz da, kaç lira kira ve işletme yükü bulunduğunu bilmiyoruz!

İGA ve TUM, ticari sırları açıklamadan ortalama kira ve ciro payı yükünü kamuoyuyla paylaşamaz mı?

Yabancı turist bile şaşkın!

Türk vatandaşının yüksek fiyatlara şaşırma eşiği zaten epey yükseldi. Ama İstanbul Havalimanı zaman zaman bu eşiği de aşmayı başarıyor.

Üstelik şikâyet yalnızca bizden gelmiyor. Uluslararası seyahat platformlarında yabancı yolcular da fiyatları tartışıyor. İtalyan Corriere della Sera gazetesinin havalimanı fiyatları araştırması da konuyu uluslararası gündeme taşımıştı.

İGA açısından tehlike tam burada başlıyor.

İstanbul önemli bir küresel aktarma merkezi. Ancak Doha, Dubai, Abu Dabi gibi alternatifler de var. Benzer uçuş seçenekleri arasında karar veren yolcu için terminal deneyimi önemlidir.

Bugün pahalı bir sandviçten yakınan yolcu, yarın farklı bir aktarma noktası seçebilir.

Elimizde bunun yolcu sayısını düşürdüğünü kanıtlayan bir araştırma yok. Ama orta ve uzun vadede böyle bir riskin araştırılması gerekmez mi?

Bugün hamburgerden kazanılan para, yarın kaybedilen transit yolcunun gelirini karşılayabilecek mi?

İGA’nın uluslararası prestiji yalnızca aldığı ödüllerle değil, yolcuların yaşadığı deneyimle de şekilleniyor. Bu fiyat algısının Türkiye’nin turizm imajına kadar uzanabilecek sonuçlarını küçümsememek gerekir.

Kendi işyerinde parya olmak!

Bir de bu devasa havalimanının görünmeyen kahramanları var.

Temizlik görevlileri, güvenlik personeli, yer hizmetleri çalışanları, teknik ekipler, mağaza ve restoran personeli...

Bu insanlar terminale yılda iki defa tatile çıkarken uğramıyor. Her gün orada çalışıyorlar.

Peki hepsi uygun fiyatlı yemek imkânına sahip mi? Personel yemekhaneleri yeterli mi? Yemek yardımları ve indirimler bütün çalışanları kapsıyor mu?

Bilmiyoruz. İşte araştırılması gereken de bu.

Düşünün, sabahtan akşama kadar terminalin temizliğiyle uğraşan bir çalışan, öğle arasında karşısındaki restoranın fiyatına bakıp kendi maaşını hesaplamak zorunda kalıyorsa ortada sosyal bir sorun vardır.

İnsanın kendi işyerinde yemek yiyebilmek için müşteri değil, neredeyse VIP yolcu olması gerekiyorsa o işte bir gariplik vardır!

Amerikalı yapıyor, Singapurlu yapıyor...

Portland Havalimanı’nda street pricing denilen bir sistem var. Havalimanındaki işletmeler, şehirdeki şubeleriyle aynı fiyatları uyguluyor. Yönetim de bunu denetliyor.

Singapur Changi’de lüks restoranların yanında ekonomik yemek seçenekleri bulunuyor.

Demek ki mesele çözümsüz değil.

İsteyen pahalı restoranda yemek yesin. Ama aktarma bekleyen bir öğrencinin, emeklinin veya çocuklu ailenin de makul fiyatlı bir öğüne ulaşabilmesi gerekiyor.

Şimdi birileri çıkıp serbest piyasa diyecektir.

Elbette serbest piyasa!

Ama pasaport kontrolünden geçmiş, uçağını bekleyen yolcu pahalı bulduğu restoranı bırakıp ne yapacak? Arnavutköy’e gidip esnaf lokantası mı arayacak?

Rekabetin olmadığı yerde tüketicinin seçme özgürlüğünden söz etmek biraz fazla iyimserlik olmuyor mu?

Bir zahmet şu sorulara cevap verelim!

İGA ve TUM’dan kiralama koşulları ve fiyatlandırma politikaları hakkında şeffaf açıklama bekliyoruz.

DHMİ’den 25 yıllık işletme hakkının ana sözleşmeye uygunluğunun nasıl denetlendiğini öğrenmek istiyoruz.

Rekabet Kurumu’nun somut veriler üzerinden alt işletme sözleşmelerindeki rekabet koşullarını, Ticaret Bakanlığı’nın ise tüketiciye sunulan fiyatları ve seçenekleri ilgili mevzuat kapsamında değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çalışanların yemek imkânları da bağımsız biçimde araştırılmalı.

Yüksek fiyat tek başına hukuka aykırılık kanıtı değildir. Bizim istediğimiz suçlu aramak değil, fiyatların neden bu seviyelere ulaştığını anlamak ve çözüm üretmek.

Çünkü İstanbul Havalimanı hepimizin dünyaya açılan kapısı. Başarılı olmasını, büyümesini, daha fazla yolcu ağırlamasını istiyoruz.

Ama büyüklük yalnızca terminalin metrekaresiyle ölçülmez. İçindeki insanlara nasıl davranıldığıyla da ölçülür.

Dünyanın en büyük havalimanlarından birini yapmayı başardık da, içinde makul fiyatlı bir hamburger satmayı mı başaramıyoruz?

Yoksa sorun hamburgerde değil, o hamburgerden kaç kişinin para kazanmak zorunda olduğunda mı?

İşte bunu öğrenmek istiyoruz.

Zira havalimanında uçması gereken şey uçaklardır, tüketicinin aklı değil!

Bu yazı toplam 247 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim