- IMKB
% - Altın
6506.52
%0.13 - Dolar
49.8306
%0.03 - Euro
55.4461
%-0.13
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:56 - KONYAALTI GASTRONOMİ FESTİVALİ BAŞLIYOR
- 00:32 - KEPEZ'DE HORTUMUN İZLERİ SİLİNİYOR
- 00:03 - HATAY’DA SAĞANAK YAĞIŞ YOLLARI VE CADDELERİ GÖLE ÇEVİRDİ
- 23:57 - CORENDON ALANYASPOR-12 BİNGÖLSPOR: 4-1
- 23:38 - JOAO PEREİRA: "KAZANMAK BİZİM İÇİN ZORUNLULUKTU"
- 23:33 - MUHAMMET EMİN GÜL: "MAÇI HAKEDEN TARAF ALANYASPOR’DU"
- 23:17 - ERCAN ÖZBEK: “NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI, SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN TEMELİDİR”
- 22:43 - ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI: CORENDON ALANYASPOR: 4 - 12 BİNGÖLSPOR: 1
- 21:53 - ADANA’DA OTOMOBİL DİREĞE ÇARPTI: 1 ÖLÜ
- 21:13 - ZİRAAT TÜRKİYE KUPASI: İNEGÖL KAFKASSPOR: 1 - KAHRAMANMARAŞ İSTİKLALSPOR: 4
- 20:48 - BAŞKAN ÖZÇELİK: "ÖNÜMÜZDEKİ 50 YILI DÜŞÜNEREK HAREKET EDİYORUZ"
- 18:53 - KAHRAMANMARAŞ’TA 2 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ SİLAHLI KAVGA DAVASINDA KARAR ÇIKTI
- 18:43 - MERSİN’DE NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK VE YASADIŞI BAHİS OPERASYONU: 6 GÖZALTI
- 18:23 - ALTSO’DA YENİ DÖNEMİN İLK MECLİS TOPLANTISI YAPILDI
- 18:23 - ANTALYA’DA SAHTE BAŞSAVCI VEKİLİ VE 2 SUÇ ORTAĞI TUTUKLANDI
HASAN EKİN KURUCUK / KONUK YAZAR


KİMİN ORMANI?
Yaklaşık beş yıldır, hemen her sabah köpeğimle birlikte Antalya'nın Döşemealtı ilçesindeki Düzlerçamı Ormanı'na, Güver Uçurumu çevresine yürüyüşe giderim. Aracımı da her zamanki gibi ormanın giriş kapısının dışında bırakırım.
Yaklaşık iki senedir ormanda inşaat çalışmaları sürüyor. Bir keresinde valiye de denk geldik; etrafında koşuşturan kravatlı adamlar, arkasında bir araba, ormanı teftiş ediyordu.
Birkaç gün önce, yeni dikilen güvenlik kulübesinden çıkan bir görevli aracımı içerideki otoparka almamı istemişti. Almayacağımı söyleyince sebebini sormuştu. Ben de oradaki otoparkı gayrimeşru bulduğumu söyledim. Kısa bir konuşmanın ardından yürüyüşüme devam ettim. Çıkarken de kendisine selam vererek ayrıldım.
Bu sabah aynı şey tekrarlandı. Yalnız bu defa karşıma başka, oldukça genç bir güvenlik görevlisi çıktı. Aracımı içeri almamı istedi, istemediğimi söyleyince o da aynı soruyu sordu:
"Sebep?"
İkinci kez aynı soruyla karşılaşınca sinirlendim. Beş senedir aracımı bıraktığım yerde park yasağı olmadığı gibi, ormanın girişindeki güvenlik görevlisinin beni içerideki otoparka park etmeye zorlama yetkisi de yok. Buna rağmen benden bir şey yapmam isteniyor ve reddettiğimde nedenini açıklamam bekleniyor. Hele ki bu soru üniformalı bir görevli tarafından sorulduğunda, sanki arkasında bir yetki varmış gibi algılanabiliyor.
"Sana ne?", diye cevap verdim.
Genç biraz içerleyerek:
“Siz bilirsiniz.” deyip geri çekildi.
Muhtemelen zar zor iş bulmuş, kendisine söyleneni yapmaya çalışan bir gence böyle çıkışmış olmak içime sinmedi.
Son iki yıldır Güver Uçurumu çevresinde, Antalya Valiliği tarafından mesire alanı düzenlemeleri yapılıyor.
Güvenlik kulübesi, tuvaletler, kamelyalar, kafeterya, mangal alanları ve ormanın girişinde geniş bir beton otopark bunlardan bazıları.
Oysa aynı bölgede yıllardır kullanılmayan, yıkık dökük hâlde bırakılmış eski yapılar da var. Yeni ve eski yapıların çevresinde inşaat molozları, atıklar ve türlü türlü pislik birikmiş durumda.
İnsan, eskilerin bakımı bile doğru dürüst yapılmazken neden sürekli yenilerinin inşa edildiğini merak ediyor.
Nitekim hafta sonunun ardından çıktığım sabah yürüyüşünde, inşaatlar başladığında öngördüğüm manzarayla karşılaştım.
Mangal alanlarının çevresinde önceki günden kalma ağır bir et kokusu vardı. Yerlere saçılmış kemikler, domatesler, biberler, peynirler, plastik bardaklar, şişeler, poşetler, hatta kullanılmış bebek bezleri... Yiyecek artıklarının çevresinde dolaşan sokak köpekleri de cabası.
Dere kenarına indiğimizde de manzara değişmedi. İnsanların oturup vakit geçirdiği yerlerde bıraktıkları çöpler, içecek kutuları, kırık bira şişeleri ve torbalarla karşılaştık.
Beş yıldır düzenli olarak geldiğim, yollarını, ağaçlarını, hayvanlarını tanıdığım bu ormanın gözümün önünde değişmesi beni üzüyor. Elbette herkesin yararlanma hakkı var. Ama bir ormandan yararlanmakla onu "tüketmek" arasında da fark var.
Yürüyüşümüz bitince köpeğimi arabaya yerleştirip sabah terslediğim genç görevlinin yanına döndüm:
- Bak abicim, ben seni terslemek istemedim. Beni gayet düzgün karşıladın, o yüzden sana bir açıklama yapayım.
- Buyrun Abi.
- Eviniz var mı?
- Var Abi.
- Muhtemelen ailen ile yaşıyorsun?
- Evet?
Genç soruları anlamlandıramadı.
- Diyelim ki evinizin bulunduğu yere biri beton döktü. Bütün evinizi betona gömdü. Sokakta kaldınız. Sonra da üzerine otopark yaptı. Ne yaparsın?
- Yapamaz Abi, kanun var.
- E, yaptı işte. Kanun nizam tanımadı, hukuk da işlemiyor... Sen de gittin mahkemeye verdin. Ama dava sürerken adam o otoparka araba sokmaya çalışıyor. Millet kullansın da yaptığı iş normal görünsün diye.
- Hatta üzerine bir de güvenlik görevlisi tutmuş, kullanmak istemeyenlere de neden kullanmadıklarını soruyor.
Bir uygulamanın hukuka uygunluğu tartışılırken insanları o uygulamaya katılmaya yönlendirmek, zamanla yapılan işi olağanlaştırır. Dün itiraz edilen şey, bugün herkes kullanıyor diye "normalleşir". Memleketçe pek de yabancısı olmadığımız bir yöntem bu.
- Abi ben ondan değil... Buranın kuralı var. Hafta sonları yoğunluk oluyor, araçların park edilmesi konusunda sıkıntı çıkınca bize böyle talimat geldi.
- Bana kurallardan bahsetme şimdi, kanun kural gözetilse bu beton burada olmazdı!
- Hafta sonları yaşanan yoğunluğu biliyorum. Ama bir ormanda park yeri ihtiyacı doğdu diye ormanın bir bölümünü betonla kaplamak çözüm olamaz. Üstelik içeride otopark yapılmış olması, dışarıda park yasağı bulunmayan bir yere aracımı bırakmama engel değil.
- Tamam Abi bir şey demedik...
- Bak senin pozisyonunu anlıyorum, emir kulusun... Ama ben senin üniformanla değil, şahsınla konuşuyorum şimdi. Sen bu ormana önceden geldin mi hiç?
- Abi ben buralıyım zaten...
- Bu orman da benim. Beş yıldır geliyorum. Burada yaşayan hayvanları görüyorum, başkalarının bıraktığı çöpleri topluyorum, hatta biriken çöpleri kendi imkânlarımla temizlettiğim de oldu.
- Üstelik benim olduğu kadar senin de, onun da ormanı. Buralı olduğun için değil, bu memleketin insanı olduğun için. Üstelik sen buralıymışsın, senin sorumluluğun benden de fazla.
Konuşmamızın sonunda elini sıktım, beni dinlediği için teşekkür ettim. Gönlünü aldım.
Bu otoparkla ilgili itirazımın somut bir nedeni de var.
Antalya Hürses gazetesinin 23 Ağustos 2026 tarihli haberine göre Güver Uçurumu çevresine yaklaşık 360 metreküp beton dökülmüş. Haberde, Milli Parklar Müdürlüğü yetkililerinden edinilen bilgilere dayanılarak, gerekli plan ve onaylar alınmadan başlatıldığı belirtilen çalışmanın durdurulduğu ve tutanak tutulduğu aktarılıyor.
Antalya Valiliği ise 24 Ağustos'ta yaptığı açıklamada alanın Milli Parklar Genel Müdürlüğünden devralındığını, mevcut altyapının yenileneceğini ve güvenlik önlemlerinin artırılacağını bildirdi. Ayrıca alanın özel işletmelere devredilmeyeceğini ve ücretsiz olarak halkın kullanımına sunulacağını açıkladı.
Bunlar elbette dikkate alınması gereken açıklamalar. Ancak Valiliğin kamu yararı amacıyla bir düzenleme yaptığını belirtmesi, beton uygulamasının izin ve onay süreçleri hakkında basında gündeme gelen soruların ayrıca yanıtlanması ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Orada görevli bir Milli Parklar çalışanı da konuyla ilgili mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktığını söyledi. Böyle bir kararın varlığını ve kapsamını belge üzerinden doğrulayabilmiş değilim. Dolayısıyla bugün otoparkın hukuki statüsüne ilişkin kesin bir hüküm vermek doğru olmaz. Ancak basına yansıyan müdahale iddiaları, uygulamanın hangi izinlerle başlatıldığının ve sonrasında nasıl bir süreç izlendiğinin açıklığa kavuşturulmasını gerektiriyor.
Böyle bir ortamda, güvenlik görevlilerinin araçları ısrarla beton otoparka yönlendirmesini yalnızca bir park düzenlemesi olarak görmekte zorlanıyorum. İki ayrı görevlinin aynı talepte bulunup reddedilince aynı soruyu sorması, bunun kişisel bir tercih olmaktan ziyade bir uygulamanın parçası olduğunu düşündürüyor. Nitekim genç görevli de bu yönde talimat aldıklarını söyledi.
Bu talimatın amacı gerçekten hafta sonu yoğunluğunu düzenlemek olabilir. Ancak gerekçesi ne olursa olsun, hukuki durumu hakkında soru işaretleri bulunan bir otoparkın sürekli kullanıma yönlendirilmesinin zamanla bu uygulamayı olağanlaştırabileceğini düşünüyorum.
Dahası, bütün izinler alınmış olsa bile, hukuken bir şey yapmaya yetkili olmak, yapılan her şeyin doğru olduğu anlamına gelmiyor.
Madem bu orman hepimizin, burada ne yapılacağına karar verilirken bize neden sorulmuyor? Ormanın bir bölümünün betonla kaplanmasını, kafeterya ve mangal alanları yapılmasını gerçekten istiyor muyuz? Bunların doğal yaşama vereceği zararlar nasıl değerlendirildi? Başka seçenekler düşünüldü mü?
Bir kamu kurumunun aldığı karar, insanların güvenliğini sağlamayı, mevcut tesisleri iyileştirmeyi veya alanı herkesin kullanımına açmayı amaçlasa bile, ormanın doğal yapısına etkileri değerlendirilmeden ve olası zararları önleyecek tedbirler alınmadan kamu yararına olduğu söylenemez.
Üstelik ortak doğal alanlarımızla ilgili kararların, biz olup biteni fark ettiğimizde iş işten geçmiş olacak şekilde alınması ne kadar doğru?
Bu kararlar alınırken değerlendirilmesi gereken bir başka şey de insanımızın ormanları nasıl kullandığı.
Ülkemizde piknik yapılan alanların bir hafta sonundan sonra ne hâle geldiğini görmek için fazla uzağa gitmeye gerek yok. Çöplerini toplamadan giden, yiyecek artıklarını yere döken, mangal yaptığı yeri olduğu gibi bırakan pek çok insan var. Elbette duyarlı insanlar da var ama sorunun yaygınlığını da görmezden gelemeyiz.
Böyle bir kullanım alışkanlığı varken, yeterli denetim ve temizlik sağlanmadan ormanlarda mangal alanları oluşturmanın sonuçlarını öngörmek zor olmasa gerek.
Antalya'nın Sarısu bölgesinde yıllardır benzer bir manzarayla karşılaşıyorum. Ormanlık alanın içinden sahile yürürken ağır mangal kokuları, kemikler, yiyecek artıkları ve çöpler görüyorum. Bunlar sokak köpeklerini de bölgeye çekiyor. Üstelik çürüyen yiyecek artıkları hayvanların sağlığını da tehdit ediyor.
Zaman zaman sürüler hâlinde dolaşan bu köpeklerin saldırgan davranışlarıyla karşılaştığım, kendi köpeğimle sahile ulaşabilmek için önlem almak zorunda kaldığım çok oldu.
Doğada vakit geçirmeye gidiyoruz ama başkalarının geride bıraktıkları yüzünden rahatça yürüyemiyoruz.
Güver Uçurumu'nda gördüklerim de bana Sarısu'nun yıllar içinde geldiği noktayı hatırlatıyor. Aynı yanlışları burada da tekrarlamak zorunda mıyız?
Bir başka deneyimimi de Göynük Kanyonu'nda yaşadım. Köpeğimle doğada yürüyüş yapmak için gittiğimde, köpeğim eğitimli ve kayış altında olmasına rağmen insanlara saldırabileceği gerekçesiyle içeri alınmayacağım söylendi. Oysa aynı alanda restoranlar bulunuyor, insanlar yemek yiyebiliyor.
Doğal alanlarda güvenlik ve yaban hayatının korunması için elbette bazı sınırlamalar olabilir. Fakat doğada köpeğimle yürümeme izin verilmeyen bir yerde ticari faaliyetlerin sürdürülmesi bana yine aynı soruyu sorduruyor: Biz bu alanları ne için koruyoruz?
İnsanların doğayla ilişki kurabilmesi için mi? Yoksa doğayı da tüketmek uğruna her şeyi talan eden bir toplumun alışkanlıklarına göre şekillendirmek için mi?
Güver Uçurumu'nun özel işletmelere devredilmeyeceği açıklanmış olması da tek başına içimi rahatlatmıyor. Bir ormana zarar vermek için onu illa özel bir şirkete teslim etmek gerekmiyor. Kamu eliyle yapılan uygulamaların da yeterince özen gösterilmediğinde doğayı nasıl tahrip edebileceğini biliyoruz.
Üstelik bugün bir otopark, birkaç kamelya ve kafeteryayla başlayan düzenlemelerin gelecekte nereye varacağını kim garanti edebilir?
Her yaz orman yangınlarında hepimizin içi yanıyor. Alevlerin arasında kalan ağaçlara, kaçışan hayvanlara, simsiyah olmuş yamaçlara bakıp üzülüyoruz. Peki aynı ormanlara beton döküldüğünde, dereleri çöple dolduğunda, hayvanların yaşam alanları yavaş yavaş değiştirildiğinde neden aynı duyarlılığı göstermiyoruz?
Orman yangınlarına karşı gösterdiğimiz hassasiyetin, ormanların günlük hayat içinde uğradığı tahribata karşı da gösterilmesi gerekmiyor mu?
Bir de doğayı ilke gereği değil, günün modasına ya da bağlı olduğu güruhun tutumuna göre savunan sözde duyarlılar var.
Burada sorumluluk yalnızca yöneticilerin değil. Gittiği yerde çöpünü bırakan vatandaşın da, buna göz yuman yönetimin de, kendisine verilen talimatın neye hizmet ettiğini hiç düşünmeyen çalışanın da sorumluluğu var. Elbette bu sorumlulukların ağırlığı ve kapsamı aynı değil. Ama hiçbirimiz yaptıklarımızın sonuçlarından bütünüyle bağımsız değiliz.
Sabah karşılaştığım genç görevli muhtemelen yalnızca işini yapmaya çalışıyordu. Ben de ona kızgınlığımı sürdürmek yerine neden itiraz ettiğimi anlatmak istedim. Çünkü mesele o genç değil. Mesele, hepimize ait bir ormanın nasıl değiştirildiği ve bu değişiklikler karşısında kendimizi ne kadar sorumlu hissettiğimiz.
“Buranın kuralları var.” demişti.
Elbette kurallar olacak. Ama kural koyma yetkisine sahip olmak, her uygulamayı haklı kılmıyor. Üstelik bir kuralın varlığı, onu sorgulama hakkımızı ortadan kaldırmıyor.
Asıl mesele, o kuralların neyi koruduğu.
Ormanı mı, yoksa ormanda yapılanları mı?
Burası hepimizin ormanıysa, yalnızca kapısından girip dolaşmaya değil, geleceği hakkında söz söylemeye de hakkımız da olmalı. Çünkü dün ormanlara dün ormanlara yapılanların sonuçlarını, bugün hep birlikte yaşıyoruz. Bugün yapılanların sonuçlarını da, yarın yine hep birlikte yaşayacağız.
FÂRÂBÎ’DE AKIL, DİN VE ERDEMLİ DEVLETİN SINIRLARIMUHARREM YELLİCE
BUGÜN TÜRKİYE CUMHURİYETİ MECLİSİNDE NELER OLUYOR?BİHTER GÖRDÜ
CUMHURİYETİN ADI VAR, PEKİ YA NİTELİKLERİ?MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
KİMİN ORMANI?HASAN EKİN KURUCUK
ABİDİN DİNO’NUN ÇORUM-MECİTÖZÜ SÜRGÜNÜAHMET İLBARS
KÖY BOŞALDI, ŞEHİR SIKIŞTIAHMET DİKİCİ
MEVLÜT BEY BÖYLE İSTEDİ!..VEDAT GÜRHAN
SESTEN SESSİZLİĞE, SESSİZLİKTEN SESE SALINAN SARKAÇTABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
BAYRAM GELİRKENNURİ SEZEN
ADALET, YAŞAM VE VİCDAN ÇIĞLIĞIGAMZE AFERİN DEMİRBAĞ
KANADA BAŞBAKANI HAZIR GELMİŞKEN…HÜSEYİN KARABULUT
ŞÜPHE İNANCIN DÜŞMANI MI?TARIK ÇELENK
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 2YUNUS YAŞAR
HERKES, DEĞER VERDİĞİNE MÜSAİTTİRMELTEM YUVARLAK
BULUTLARA DOKUNAN KADINIŞIK YARGIN
DOĞAL SERMAYE BÜTÇESİCEM ARÜV
SOKAKLAR KONUŞUYORGÖZDE SARI
MAVİ SESRAZİYE GÖK AKTAŞ
BAŞARIYA KOŞANLARALYA ŞAHİN
23 EKİM… VAN’IN YARASI, HEPİMİZİN YÜREĞİNDE!OYA BOYSAN
ANTALYA'NIN GURURU, TÜRKİYE'NİN SANAYİ GÜCÜ: YÖRÜKOĞLUSÜLEYMAN EKİN
İSTANBUL’DA BALIK KÜLTÜRÜTALİP BAYRAM
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI-7GAZANFER ERYÜKSEL
AKDENİZ’DE JEOPOLİTİK ŞOK: MAVİ VATAN’DA TARİHİ TESCİL!İZZET ÜNLÜ
ERCAN ÖZBEK: “NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI, SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN TEMELİDİR”
ENERJİ SEKTÖRÜNE YATIRIM ÇAĞRISI: TÜRKİYE KENDİ ENERJİSİNİ ÜRETMELİ
2026 YILI 4. İl KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
8. CUMHURİYET KUPASI TENİS TURNUVASI TAMAMLANDI
ALTIN PORTAKAL’DA ULUSAL JÜRİDE GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ
ALTIN PORTAKAL KORTEJİNDE YILDIZLAR GEÇİDİ YAŞANACAK
ALTIN PORTAKAL'IN UNUTULMAZLARI
'1915' DAMGALI ASKERİ SEDYEYİ TARİHE EMANET ETTİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim







