Bugün 13 Ocak 2026 Salı
  • Antalya7 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6121.517
    %0.00
  • Dolar
    43.0386
    %0.00
  • Euro
    50.336
    %0.00

MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR

KÜRTÇE DİL SÖYLEMİNDE FİLOLOJİ NE SÖYLER?

12 Ocak 2026 Pazartesi 22:56

 

Dil tartışmaları, özellikle Ortadoğu coğrafyasında çoğu zaman bilimsel zeminden koparak kimlik ve siyaset alanına taşınır. Oysa diller, milletlerin şeref belgeleri değil; uzun tarihsel süreçlerin ve kültürel temasların ürünüdür. Bu yazı, Kürtçe ve Farsçayı ideolojik iddialardan uzak, dil evrimi ve filoloji temelinde ele almayı amaçlamaktadır.

Farsça genellikle Batı merkezli sınıflandırmalarda “Hint-Avrupa dili” olarak tanımlanır. Kürtçede müstakil bir dil kabul edilerek bu sıflandırmaya tabi tutulur. Ancak bu tanım, Farsça’nın tarihsel gelişimini tek başına açıklamaya yetmediği gibi bir gerçeği de ifâde etmez. Farsça; Saka, Med ve Pers topluluklarının yaşadığı İran–Orta Asya havzasında, Asyatik bir kültür ortamında şekillenmiş bir merkez dildir. Yani Turani bir dildir. Genelde sondan eklemeli bir dildir. Bu yönüyle Farsça, yalnızca Avrupa merkezli bir dil ailesinin uzantısı değil, Saka–Med–Pers çizgisinde gelişmiş tarihsel bir sürekliliğin ürünüdür.[1]

Kürtçe ise Turanî diller grubuna mensup olmakla birlikte, tarih boyunca kurucu ya da merkez dil konumunda olmamıştır. Yapısal olarak Kürtçede ekler kelimenin sonuna gelir; çoğul ekleri -an, -ên gibi İranî eklerdir. Bu ekler Türkçede vardır. İsim tamlamalarında ezafe sistemi kullanılır. Son yıllarda sıkça dile getirilenin aksine, Kürtçede İngilizce veya Almanca’daki gibi bir artikel sistemi yoktur. Li, le, di gibi yapılar artikel değil; yer, yön ve hâl bildiren edatlardır. Bu özelliklerin tamamı Kürtçeye özgü değil, Farsça ve diğer İranî dillerle ortaktır.[2]

Kürtçe diye ortaya atılan dilin söz varlığı incelendiğinde de benzer bir tablo ortaya çıkar. Akademik çalışmalar, Kürtçedeki kelimelerin yaklaşık olarak %60–70’inin Farsça ve Orta İranî kökenli, %15–20’sinin Arapça, %8–12’sinin Türkçe alıntılardan oluştuğunu göstermektedir. Geriye kalan küçük bir bölüm ise yerel ve arkaik İranî kalıntılardır.[3] Bu durum, Kürtçe denilen dili değersiz kılmaz; ancak onu “bağımsız ana dil” konumuna da yerleştirmez.

Fiiller açısından tablo daha da nettir. Kürtçedeki temel fiil kökleri, büyük ölçüde Farsça ve Orta İranî fiil kökleriyle ortaktır. Fark, fiilin kökünde değil; çekim biçimi ve ses değişimindedir. Bu nedenle Kürtçede Farsça kökten tamamen bağımsız, sistemli bir fiil üretimi bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Yüklemi olamayan bir ana dil dünyada yoktur. Kürtçe denilen dil yüklemsiz bir dildir. Yani bağımsız Kürtçe bir fiil yoktur.

Dil temasının en çarpıcı örneklerinden biri Farsçadaki ketâb-hâ yapısıdır. Ketâb kelimesi Arapça kökenlidir; ancak çoğul Arapçanın kendi kurallarıyla değil, Farsçanın -hâ ekiyle yapılır. Bu örnek, Farsçanın kelime alırken gramerini koruyan bir merkez dil olduğunu açıkça gösterir. Aynı ilke Kürtçede de geçerlidir. Arapça veya Farsça kökenli kelimeler, Kürtçenin İranî veya Türk  dili çekim sistemiyle kullanılır. Yani Kürtçenin kendisine özgü bir cümle yapısı yoktur.

Bir dilin “ana dil” sayılabilmesi için kendisinden türeyen alt dillerin bulunması, tarih boyunca yazılı metin sürekliliği göstermesi ve merkezî bir kültür dili işlevi üstlenmiş olması gerekir. Kürtçe bu ölçütleri karşılamaz. Kürtçe, Farsça merkezli İranî dil havzası içinde, tarihsel temaslar ve bölgesel ağızlar yoluyla şekillenmiş türev nitelikli bir dil koludur.[4] Vladimir Minorsky Kürtçe diye bir dil olduğunu varsayar. Bu ifadesiyle kendi kendisiyle ters düşer. Şöyle düşünür.

Vladimir Minorsky, Kürtçeyi tamamen inkâr etmez, ancak onu tek merkezli, köklü ve tarihsel bir yazı dili olarak da görmez. Ona göre “Kürtçe”, İranî dil alanı içinde, Farsçaya yakın, birbirinden oldukça farklı söyleyişlerden  oluşan (Kurmançî, Soranî, Zazakî vb.) parçalı bir yapıdır. Minorsky, Kürtçenin geç yazıya geçtiğini, klasik edebiyat ve devlet dili geleneğinin zayıf olduğunu vurgular; bu nedenle Kürtçeyi tam teşekküllü, tarihsel bir büyük dil değil, daha çok etnografik bir lehçeler bütünü olarak değerlendirir. Hal böyle olduğu halde Kürtdoloji Enstitüleri Vladimir Minorsky, yi Kürdolojinin babası sayar. Bir dilin lehçe, şive ve ağızları olmalıdır. Kürtçede bunlar yoktur. Mesela;

 Türkçenin, iki temel lehçesi, saysız şive ve ağızı vardır. Ana diller böyledir.

Sonuç olarak dil, kimlik siyasetinin değil, tarihsel gerçekliğin konusudur. Kürtçeyi olduğundan büyük göstermek de yok saymak da aynı ölçüde yanlıştır. Bilimin söylediği şudur: Kürtçe, Turanî ve İranî dil dünyasının saygın bir parçasıdır; ancak tarihsel olarak ana dil ya da kaynak dil değildir. Filoloji, ancak bu gerçek kabul edildiğinde sağlıklı bir zemine oturur.

Dil tartışmaları çoğu zaman kimlik ve siyaset alanına savruluyor. Oysa filoloji, dillerin nasıl oluştuğunu, nasıl etkileştiğini ve hangi tarihsel havzada şekillendiğini söyler. Bu yazı, Kürtçe ve Farsçayı bilimsel ölçütlerle ele alarak “ana dil” iddialarını dil evrimi açısından sorguluyor.


Kaynaklar

  1. Gherardo Gnoli, İran Düşüncesi (Türkçe seçmeler ve atıflarla), İstanbul.
  2. Martin van Bruinessen, Kürtler, Devlet ve İktidar, çev. Banu Yalkut, İletişim Yay., İstanbul.
  3. Türkçe–Kürtçe Dil Etkileşimi Üzerine Akademik Çalışmalar, Uludağ Üniversitesi Açık Erişim Yayınları.
  4. Vladimir Minorsky – Thomas Bois, Kürt Milliyetçiliği, çev. Ali Aksu, Örgün Yay., İstanbul.
Bu yazı toplam 244 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim