- IMKB
% - Altın
6142.4
%0.09 - Dolar
46.8847
%0.04 - Euro
53.6691
%0.28
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 09:03 - CARETTA CARETTAYI YUVA YAPARKEN GÖREN GENÇLER, DUYARLILIK GÖSTERDİ ÖNLEM ALDI
- 08:58 - AYRILMAK İSTEDİĞİ İÇİN EVLATLARININ ÖNÜNDE ELİ BIÇAKLI KOCASI TARAFINDAN ÖLDÜRESİYE DÖVÜLDÜ
- 08:53 - ANTAKYA’DA KONTEYNER YANGINI
- 08:48 - İSKENDERUN’DA OTLUK ALAN YANGINI
- 01:15 - ÖZDEMİR: "KALEİÇİ, ANTALYA'NIN EN CANLI KAMUSAL ALANLARINDAN BİRİ OLMALI"
- 00:44 - KEÇE, EV VE İŞ YERİ DEKORASYONUNDA TREND OLDU
- 00:31 - PROFESÖRLERİ DOLANDIRAN İSMİN HIZLI YÜKSELİŞİ
- 00:15 - VALİ ŞAHİN: "KALEİÇİ, ÇOK ÖZEL BİR MÜCEVHERDİR"
- 23:44 - ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK PANELİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 23:33 - KOZAN’DA ANİDEN BASTIRAN SAĞANAK SÜRÜCÜLERE ZOR ANLAR YAŞATTI
- 23:33 - 'DEMİR ADAM' BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞUYOR
- 21:28 - HATAY’DA 2 BİNANIN ÇATISI ALEVLERE TESLİM OLDU
- 19:43 - NİŞANINA GÜNLER KALA TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ
- 19:43 - YOLDA OLUŞAN ÇÖKME NEDENİYLE BETON MİKSERİ DEVRİLDİ: 1 YARALI
- 19:08 - DÜNYANIN EN BÜYÜK TÜRK BAYRAĞI YENİDEN ESKİ GÖRKEMİNE KAVUŞTU
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR


ROMAN KAHRAMANI AYÇİÇEKLERİ
“Hayatınızı yaşamanın iki yolu vardır.
Biri sanki hiçbir şey mucize değilmiş gibi,
Diğeri de sanki her şey mucizeymiş gibi.”
Albert Einstein
Doğada, kâinatta elbet, her şey güzeldir. Yeter ki biz bakmasını bilelim. Bahar Uysal Hamaloğlu “Günebakanlar” (Sana seni bırakıyorum, Detay Yayıncılık, Temmuz 2025) adlı denemesinde günebakanları öyle bir betimler ki günebakan olsaydım keşke, dersiniz.
“Parlak, yeşil ve sarı yaprakları ile çalılar arasında gizlenmiş bile olsalar gözlerinizi buluverir ayçiçekleri. Bir yükselen bir alçalan su tepelerinin arasında birçok denizciyi kayalıklardan kolları arasına alan deniz fenerleri gibi sarı taç yapraklarının canlılığı, ışıltısı ve o kutsal güzelliğinden oluşan bir çekim kuvvetiyle insanın gözlerini alırlar. Dikkati dağılmış, kafası bulutlu ya da aklı bir karış havada olan gezginleri de sen sende olmasan da seni kendine bir bağlamayagörsün bir evren dolusu parıltılı yıldız sağanağına tutulmuş hisseder insan kendini. Göz alabildiğine uzanan ayçiçeği tarlalarında, gün uykusunda, göğsü hafifçe inip kalkıveren ayçiçekleri solmuş gibi görünür. Güzellik ve ihtişamdan utanıyormuşçasına yüzleri aşağı dönmüş, mahzun mahzun toprağa bakarlar. Onları besleyen, onlara güven veren, filizlenmeleri için onları hiçbir şeyden mahrum etmeyen, her an köklerine gerekenden fazla özen gösteren toprağa alçak gönüllülükle bakarlar. Tevazu olmadan büyüyemeyeceklerinin bilincindedirler zira.” Bir roman kahramanıdır adeta günebakanlar.
Günebakanlar, Galile’nin “Matematik Tanrı’nın evreni yazdığı dildir” sözünün sağlamasını ünlü matematikçi Fibonacci, bu ifadeden üç asır önce kendi adıyla anılan (Fibonacci dizisi) teziyle doğrulamıştır. Ayçiçeğinin tohuma dönüşen minik çiçekleri hem saat yönünde hem de aksi yönde çok sayıda spiral oluşturmaktadır.
Bilen bilir, yazının da bir canı vardır, ip çekişir sizinle. Gördüğünüz gibi kadraj şiire kaydı bile, hele yazı denemenin sularında dümen kırıyorsa. Günebakanlara roman kahramanı derken hiç de haksız olmadığını görüyorsunuz.
Saat yönünde dönüyordu vakit / Hem de tersine / Cem evindeydik / Dün, günle geleceğin
Bir bu konuda yine sözü Bahar Uysal Hamaloğlu’na bırakmalıyız.
“Ayçiçeklerindeki spiraller sayıldığında saat yönünde 55, saatin tersi yönde 89 tane olduğu görülür. Bu sayı ayçiçeklerinin çeşitlerine göre değişse de bu iki sayının birbirine bölünmesiyle elde edilen ‘altın oran’ hiç değişmez.”
Şiirin kendini nerede, nasıl, ne vakit söyletip de yazdıracağını bir tek o bilir. Bu durum ışık-düş hızıyla uçan kırlangıçları andırır. Fotoğraf makinesinin diliyle söylersek eğer, deklanşöre bastınız, bastınız. Uçar gider. Kırlangıç, o ince narin, çelimsiz ayaklarını yere pek sıkı basamadığından, yeryüzüne tutunamadığından ömrünün çoğunu uçarak gökyüzünde geçirir. Gelen şiiri kırlangıca benzetmemiz ol sebeptendir. Gecenin uykuyla ip çekiştiğiniz vaktinde şiir kendini fısıldar size. Yahu sırası mı şimdi, sabah kalkınca yazarın derseniz uyandığınızda zihninize bir boşlukla karşılaşırsınız.
Bu konuda şairler ressamlar denli şanslı değildirler. Resim tuvale süzülüp konmadan daha ressamın zihninde çizilmiştir bile. Esin (Saydam) ile Çorum’daki atölyesinde bir sohbetteyiz. Heyhat çeyrek asır öncesi… Kafamda çok resim birikti, diyor Esin, onları çizmem lâzım.
Dünyanın hangi coğrafyasında olursak olalım, ayçiçekleri / günebakanlar dediğimizde ilk çağrışan isim Van Gogh’tan başkası olmaz.
Van Gogh, Arles’ten kardeşi Teo’ya yazdığı mektupta ayçiçeklerini anlatır. “Çok sıkı çalışıyorum, bir Marsilyalının balık çorbası içerken gösterdiği hevesle resim yapıyorum; çok büyük ayçiçeklerinin yağlı boya resmini yaptığımı öğrendiğinde bu hevesime şaşırmazsın herhâlde. Üstünde çalıştığın üç tuval var elimde, birincisi, açık renk bir arka plan üstüne, yeşil bir vazoda üç çok kocaman çiçek, 15 numara bir tuval; ikincisi, biri tohuma kaçmış, taç yapraklarını dökmüş, diğeri tomurcuk hâlinde üç çiçek, arka plan koyu mavi, 25numara bir tuval; üçüncüsü, sarı bir vazoda bir düzine çiçek ve tomurcuk, 30 numara tuval. Sonuncusu açık sarı renk üzerinde açık renk, umarım en güzeli o olacak. Bu konuyu bu kadarla bırakmayacağım herhâlde. Artık Gauguin ile birlikte kendi atölyemizde oturmanın düşünüm kuruyorum ya, stüdyo için bir dekorasyon hazırlamak istiyorum. Hep, kocaman ayçiçekleriyle… Hani senin dükkânın bitişiğindeki lokantada çok güzel süs çiçekleri vardı ya, orada, pencerenin yanında duran ayçiçeği hep aklımda. Bu fikri gerçekleştirirsem on iki adet ayrı tablo olacak; hepsi birden, sarı ve mavi üstünde bir senfoni oluşturacaklar. Her sabah şafakla birlikte bunun üstüne çalışmaya başlıyorum çünkü çiçekler çok çabuk soluyor ve her tabloyu bioturuşta bitirmek gerek.”
Ayçiçeklerine günebakan da diyoruz. Yukarıda roman kahramanına benzettim onları. Ya güneşin buluta girdiği vakitler? İşte o zaman da birbirlerine dönerek biriktirdikleri ışığı paylaşmak için…
Yukarıda yapmaya çalıştığımız şair-ressam karşılaştırmasında ressamın üretim süreci şaire göre daha kolay gibi görünüyor demiştik değil mi? Ancak böyle bir genelleme ne sanatın ne de inanın doğasına uymaz. Kolay zordur çünkü. Çağrışım kuşları, şair denli ressam için de göç hâlindedir. Gel de hatırlama Einstein’ın görecelilik teorisini.
Salvador Dali’nin “Belleğin Azmi” tablosu desem durup düşünürsünüz ihtimal, ama “eriyen saatler” dersem hatırlarsınız hemen. Tablonun sağ tarafında güneşin şal misali sardığı Port Ligat kayalıkları, sol tarafında ise yerdeki bir masanın üstünde ve bir zeytin ağacının dalında eriyen saatleri görürüz. Bu resim, Dali dışarda yemek yerken aşırı sıcağa dayanamayıp erimeye başlayan camember peyniri ona verdiği esinle, çağrışım da diyebiliriz buna yapılmıştır. Baş ağrısı ve onu izleyen halüsinasyon sonrası yaptığı bu resim eriyen saatlerle zamanın ne denli görece bir kavram olduğunu söylemektedir. Kayalıklar gerçekliği simgelerken eriyen saatler zamanın değişken ve görece durumunu ifade etmektedir. Zaman sonsuzluğa denktir sonsuzluk ise hiçliğe.
Henry Van Dyke bir şiirinde şöyle dile getirir bunları
“Zaman / bekleyenler için çok yavaş / korkanlar için hızlı, / acı çekenler için çok uzun / sevinenler için çok kısadır; / ama seveler için / sonsuzluktur zaman”
Yazının da bir canı olduğunu söylemiştik değil mi? Şekilde görüldüğü gibi ayçiçekleri diye başladık, nerelerde görebildik deniz fenerini?
Gaston Bachelard 1930’larda zaman üzerine düşünürken şunları söyler, “Kalbimiz hayatı tüm ayrıntılarıyla sevecek kadar büyük olsaydı, her ânın hem veren hem de yağmalayan olduğunu görürdük.”
TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?OYA BOYSAN
YAZ TATİLİNDE VELİ OLMAKPINAR TEYİN
İŞ’TE MUTLULUK KİTABI ÜZERİNE ELEŞTİREL BİR YAZIHASAN YAKUP CANGÜVEN
NASILSIN YAPAY ZEKÂ?ŞENER METE
BAHAR FIRTINASI MI GELİYOR?..VEDAT GÜRHAN
ANTALYA LİMANI BÜYÜRKEN ANTALYA'NIN GELECEĞİNİ KAYBETMEYELİMCEM ARÜV
İSLAMDA KIBLE NİYE KUDÜS’TEN MEKKE’YE DÖNDÜ?MUHARREM YELLİCE
GÖRMEK Mİ, BİLMEK Mİ? İŞTE BÜTÜN MESELE BU!BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
HATAP UN FABRİKASI MÜZESİ’NDE ZAMAN YOLCULUĞUAHMET İLBARS
ROZETGAZANFER ERYÜKSEL
TÜRKİYE SOLU’NUN BAŞARISIZLIĞIEŞREF URAL
DENİZ GÖKTAŞ: KİMLİĞİN MİZAH EŞİĞİTARIK ÇELENK
CENGİZ GÜNDOĞDU’NUN ARDINDAN (1943 – 1 Temmuz 2026)YUNUS YAŞAR
HAYAT HİKAYELERİ VE İÇİMİZDEKİ ROTAIŞIK YARGIN
NEŞEMİZİ ÇALAMAYACAKLARNİZAMETTİN ŞEN
DİKKAT EKONOMİMİZİ DİKKATLİ KULLANALIMRAZİYE GÖK AKTAŞ
KANT’IN TERAZİSİ, HUME’UN DAMAĞIGÖZDE SARI
ÜÇ ÇEYREK ÖMÜRDE SON DÜZLÜKYALÇIN DUMAN
KONFOR ALANI TUZAĞIMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TÜRKLÜK ÜZERİNENURİ SEZEN
MEZUNİYETLERDEKİ GÖSTERİŞ YARIŞI VE GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERDİLEK DEMİRKAN
TONGUÇ’U ANARKENYAVUZ ALİ SAKARYA
KADIN VE GÖÇ: BAVULA SIĞMAYAN HAYATLARGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
GÖZYAŞI VAR, UMUT DA VARSÜLEYMAN EKİN
'DEMİR ADAM' BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞUYOR
YARIM ASIRLIK HİKAYE DEVLET ÖDÜLÜYLE TAÇLANDI
TARIM GÜNDEMİ'NDE TARIMIN GELECEĞİ KONUŞULDU
ÖNCE AVLADILAR SONRA TADINA BAKTILAR
80 YAŞINDA YARIM ASIRLIK YORGANCI
YEŞİL GEÇİŞ İÇİN ORTAK AKIL ÇALIŞTAYI
ATB, HAZİRAN AYI HAL ENDEKSİ'Nİ AÇIKLADI
HALK EKMEK 4 YILDA 30 MİLYON EKMEK ÜRETTİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






