Bugün 28 Mart 2026 Cumartesi
  • Antalya12 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6495.18
    %2.16
  • Dolar
    44.3489
    %0
  • Euro
    51.3612
    %-0.34

OYA BOYSAN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
OYA BOYSAN / KONUK YAZAR

HUZUREVİNDE BAYRAM...

28 Mart 2026 Cumartesi 21:01

Bayramlar ne güzeldir. Günler öncesinden içimize bir heyecan düşer. Evlerde telaş başlar; mutfaktan gelen kokular, özenle yapılan temizlik, hazırlanan ikramlar… Bayram, hayatın yorgunluğuna verilmiş sıcacık bir moladır.

Ama bir de huzurevlerinde bayram vardır…
Hiç düşündünüz mü?
Bir zamanlar bir evin neşesi olan, bayram sabahlarını çocuklarıyla şenlendiren o insanlar… Şimdi bayramı sessizlikle karşılar.

Huzurevinde yaşlılar Bayramdan önce özenle hazırlanırlar. Saçları taranır, en temiz kıyafetleri giydirilir. Her şey hazırdır aslında…
Eksik olan tek şey: beklenenlerdir.

Bayram sabahı kahvaltı salonu sessizdir. Gözler kapıya kayar ara ara. Ama çoğu zaman o kapı açılmaz. Açılmadıkça da içlerindeki umut biraz daha sessizleşir.

Kimisi geçmişe gider…
Çocuklarının küçük hallerine, kalabalık sofralara, kahkahalara…
Ama o anıları anlatmaya bile güç bulamaz çoğu.

Biz onların yanına gider, sohbet etmeye çalışırdık. Ama insan bazen şunu anlıyor:
Bazı yalnızlıklar konuşarak geçmez.
Nazım Hikmet’in dediği gibi “Yaşlılara sevgi göstermek, insanlığın en kalıcı bayramıdır.”
Huzurevinin yanındaki ilkokul işte bu yüzden bir umuttu.
Bayramın ikinci günü okul yönetimiyle çocukları getirmek için sözleşmiştik.
İlk gün yine sessizlik hâkimdi. Bekleyiş vardı… Ve o bekleyişin çoğu zaman karşılıksız kalacağını bilmenin ağır hüznü.

Yunus amca…
Yedi yıldır oradaydı. Aslında çocukları torunları vardı ziyaretine gelmezlerdi ama huzurevini arayıp durumunu sorarlardı.Alzheimer onu hayattan yavaş yavaş koparmıştı. Konuşmaz, kimseyle göz göze gelmezdi. Sanki dünyadan çekilmiş gibiydi.

Sonra o an geldi…
Çocuklar bahçeye koşarak girdiler. Gülüşleriyle, sesleriyle, hayatlarıyla… Huzurevinin duvarlarına çarpıp yankılandılar.
Bir anda her şey değişti.
Yaşlıların yüzüne yıllardır unutulmuş bir ifade geri geldi: gülümseme.

Tam o sırada Yunus amca ayağa kalktı.
Herkes dondu kaldı.

Koşarak Yılmaz’a gitti. Küçük, neşeli, hayat dolu o çocuğa…
Ve yıllardır çıkmayan sesi bir anda yankılandı:

“Torunum gelmiş… Torunum!”

O an zaman durdu.

Yunus amca Yılmaz’a sarıldı. Ama bu bir sarılma değildi sadece…
Bu, yılların özlemiydi.
Bu, gelmeyen bayramların, açılmayan kapıların, beklenip de kavuşulamayanların sarılmasıydı.

Yılmaz önce şaşırdı…
Sonra o da sarıldı. Çünkü çocuklar sevgiyi anlamak için açıklamaya ihtiyaç duymaz.

O gün Yunus amca sadece konuşmadı…
O gün yeniden hissetti.
Belki de yeniden “yaşadı”.

Ve biz şunu anladık:
İnsan bazen gerçeğe değil… çok kısa bir an için bile olsa unutulmadığını hissetmeye ihtiyaç duyar

Yılmaz o gün onun torunu değildi belki…
Ama Yunus amca için o, beklenen herkesin yerine gelmişti.

Ve bazen…
Bir bayram, tek bir sarılmayla tamam olur.(gerçek bir hayat hikayesidir)
Hoşça kalın dostça kalın…

Bu yazı toplam 374 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim