- IMKB
% - Altın
6775.55
%0.62 - Dolar
47.7184
%0.07 - Euro
55.1068
%-0.02
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:45 - BATI AKDENİZ İHRACATI, ARTIŞTA TÜRKİYE LİDERİ
- 00:37 - KAYBOLAN 2 KIZ KARDEŞTEN BİRİ BULUNDU, DİĞERİ ARANIYOR
- 00:33 - OSMANİYE’DE TRAKTÖR DEREYE YUVARLANDI: 2 ÖLÜ
- 00:04 - 5 ARACIN KARIŞTIĞI KAZA: 6 YARALI
- 23:47 - AK PARTİ'DE 25'İNCİ YIL COŞKUSU
- 22:23 - HATAY’DAKİ ORMAN YANGINI KONTROL ALTINA ALINDI
- 21:47 - KEPEZ'DE 'BEYAZ SAYFA'
- 21:33 - OKKALI: "ŞEHİTLERİMİZİN EMANETİ DEVLETİN HAFIZASIDIR"
- 21:08 - İKİ KUZENİN HAYATINI KAYBETTİĞİ KAVGADA 1 TUTUKLAMA
- 21:08 - MERSİN’DE UYUŞTURUCU TACİRİ 4 ŞÜPHELİ YAKALANIP TUTUKLANDI
- 19:43 - ALTSO BAŞKANI ERDEM: ‘’EİDS DÜZENLEMESİYLE EMLAK İLANLARININ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞIMININ ÖNÜ AÇILDI’’
- 18:38 - HATAY’DA ORMAN YANGININA HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE SÜRÜYOR
- 18:22 - MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE AĞIR YAPTIRIMLAR YOLDA
- 18:18 - DOMUZTEPE’DE MÖ 9000 YIL ÖNCESİNE IŞIK TUTAN KALINTILAR GÜN YÜZÜNE ÇIKARILIYOR
- 18:03 - BURDUR’DA KAYIP İKİ KIZ KARDEŞTEN BİRİ BULUNDU, DİĞERİ ARANIYOR
GÖZDE SARI / KONUK YAZAR


VAPORETTODAN SIZAN ARKAİK SESLER: BİR BİENAL BOZGUNU
Venedik. Suya batmakta olan bir mücevher kutusu. Her iki yılda bir, devasa bir antika dükkânına dönüşen Giardini'nin o yorgun patikalarında yürürken, insanın genzini yakan o tuzlu nemli hava sadece denizin değil, bir devrin de çürüme kokusunu taşıyor sanki. Modernite dediğimiz o hırslı projenin, 19. yüzyıldan kalma o tozlu "ulus-devlet" raflarını hala sanatla cilalayıp önümüze sürmesi... Bu, bir tür diplomatik nekrofili değil de nedir?
Ulus pavyonları! Yan yana dizilmiş kurgusal kimlikler. Bir yanda rasyonalizmin soğuk kalesi Almanya, diğer yanda estetiğin mirasıyla sarhoş İtalya ve aralarda, o parıltılı sofraya sonradan dahil edilmiş "Küresel Güney"in egzotik servis tabakları. Edward Said'in o meşhur Oryantalizm analizini bir kenara bırakalım; bugün mesele Batı'nın Doğu'yu nasıl gördüğü değil, Doğu'nun Batı'nın beklentilerine uygun bir "mağduriyet estetiği" üretmekteki o ürkütücü ustalığı. Sanat, artık bir ifade biçimi değil, bir pasaport kontrol noktası.
Bir Sınır İhlali Olarak Fırça Darbesi
Bu yılki 61. Bienal, daha kapılarını açmadan içine ölüm işledi. Küratör Koyo Kouoh (Bienal tarihinin kürsüsüne oturan ilk Afrikalı kadın) belirlediği temayı ilan etmeden, Mayıs 2025'te beklenmedik biçimde hayatını kaybetti. Ardında hem bir vizyon hem de o vizyonun taşıyıcısız kalan ağırlığı kaldı. Bienal, Kouoh'nun kurduğu ekiple devam etmeye karar verdi; sergi adı ise onun son nefesiyle şekillendirdiği gibi: In Minor Keys (Minör Tonlarda). Almanya pavyonunun sanatçılarından Henrike Naumann da Şubat ayında ansızın hayatını kaybetti. İki ölüm, iki posthumous sergi, iki "devam kararı." Bienal bu yıl kendini ne kadar da iyi biliyor! Devam etmek, kurum için her zaman en doğal reflekstir; tıpkı kesilen bir tırnağın uzamaya devam etmesi gibi hissiz ve mekanik.
Bienal, aslında devasa bir palimpsest; tıpkı eski bir defter sayfasının hırsla silinip üzerine yeni cümleler kurulması, ama kalemin kağıtta bıraktığı o hayaletvari oyukların alttan alta kendini hatırlatması gibi bir birikim alanı. Bir önceki dönemin siyasi günahlarının üzerine çekilen ince, yarı şeffaf bir astar boya bu. Savaşlar sahneye taşınıyor; Ukrayna, Gazze, siyasi baskılar...Türkiye pavyonunun önüne geldiğinizde ise içerideki steril sanat diliyle dışarıdaki sokak gürültüsü arasındaki uçurumu hissetmemek için kör olmak gerekir! (Eğer bu yıl bir Türkiye pavyonu varsa, çünkü bu satırlar yazılırken henüz açıklanmış değil. Belirsizlik de bir yanıt sayılır!)
Sanatçı, o daracık koridorda sıkışmış bir cambaz gibi; bir yandan dünyayla bağ kurmaya çalışıyor, diğer yandan sırtındaki o ağır, görünmez milli kimlik küfesini dengelemeye uğraşıyor. Homi Bhabha'nın bahsettiği o "Üçüncü Alan" (melezliğin ve sınırların silindiği o muazzam boşluk) Venedik'te genellikle bir gümrük memurunun kaşesiyle mühürleniyor.
Belki de yanılıyorumdur. Belki de bu "pavyonlaşma" hali, sanatın dünyadaki son gerçek sığınağıdır; çünkü her şeyin dijitalleştiği bir çağda, bir mekana, bir toprağa ait olma yanılsamasına bile ihtiyacımız var. (Gerçi bu düşünce, bayatlamış bir ekmeğin yumuşatılma çabası gibi geliyor şu an kulağıma. Kelime seçimi çok naif kaldı. "Çaba" değil, "teslimiyet" demeliydim.)
Ritmin Kırıldığı Yer: Safra Suyu ve Altın Varak
Metin burada bir an durmalı. Çünkü Bienal dediğimiz o parıltılı makine, sadece küratoryal metinlerle dönmüyor. Sanat dünyasının da kendi atıkları var; her akşam düzenlenen o pahalı kokteyller, küratörlerin birbirinin kulağına fısıldadığı o steril dedikodular ve "radikal" görünüp aslında statükonun en sadık bekçisi olan o dev galeriler.
Giorgio Agamben'in İstisna Hali kavramını sanata uyarlarsak; Bienal, hukukun ve etiğin askıya alındığı, sanatın sadece kendi kendini kutsadığı bir "istisna mekanı" haline geldi. Koyo Kouoh, bu makineye hem içeriden hem de dışarıdan bakan biriydi. Ölümünden sonra Dakar'da toplanan ekibi, onun vizyonunu "duygusal, görsel, duyusal ve öznel" bir sanat anlayışı üzerine kurmaya söz verdi. Ne ironik! En kişisel manifesto, en anonim kurumsal kararla sürdürülüyor. Bir pavyonun içindeki video enstalasyonunda "açlık" temasını izlerken, elinizdeki şampanya kadehinin o kristal tınısı... İşte o ses, çağdaş sanatın tam da o çatlak, akordu bozuk ama ısrarla çalınan minör akorudur.
Kapanışın Sessizliği
Ulus-devlet modelinin bu arkaik ısrarı, aslında küresel bir yorgunluğun işareti. Kendimizi tanımlayacak yeni bir kelime bulamadığımız için, hala o eski haritaların kenarlarına tutunuyoruz. Pusulasız bir yürüyüş bu. Koordinatlarımız belli ama vardığımız yer hep aynı tozlu sergi salonu.
Venedik'ten ayrılırken, vaporettodan geriye baktığınızda o pavyonların siluetleri yavaş yavaş pusun içinde kaybolur. Bu yıl biraz daha fazı kayboluyor... iki küratör, iki sanatçı, bir sürü sessiz pavyon... Geriye kalan ne sanatın devrimci gücüdür, ne de o büyük küratoryal iddialar. Sadece suyun o bitmek bilmeyen staccato ritmi kalıyor; boş bir sokakta yankılanan sert topuk sesleri gibi kesik, parça parça ve nefes nefese kalan o hırçın tıkırtı.
Bienal duvarlarına çizdiğimiz resimler, fırtına öncesi sessizlikte havaya fırlatılan bir avuç tozdan ibaret. Kouoh'nun seçtiği o başlık kulağımda çınlıyor; minör tonlarda! Belki de hepsi buydu zaten. Büyük iddiasız, gürültüsüz, kısık sesle devam etmek. Ne acıklı bir iyimserlik.
ANLAMAK ÖZGÜRLÜKTÜRAHMET İLBARS
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-1NİZAMETTİN ŞEN
DENİZE DÜŞEN MİLLET YILANA SARILIREŞREF URAL
KİRLİ ELLERİNİZİ ÇOCUKLARDAN ÇEKİN!GÖZDE DOLAYMAN
ANTALYASPOR-KEÇİÖRENGÜCÜ MAÇ SONUKAHRAMAN KÖKTÜRK
ULUSAL UMKE GÖNÜLLÜLERİ İYİ Kİ VARSINIZBİHTER GÖRDÜ
ÇOCUĞUNUZUN GELECEĞİNİ PLANLARKENPINAR TEYİN
EĞİRDİR’DE KOMANDOLARŞENER METE
MEMLEKLETİMDEN İNSAN MANZARALARIIŞIK YARGIN
NAMAZINI DEĞİL, İNSANLIĞINI GÖRÜNMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR NEŞE KAREL GÜZELLEMESİYUNUS YAŞAR
NEYZEN TEVFİK-2GAZANFER ERYÜKSEL
KAHVERENGİNURİ SEZEN
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
EBER GÖLÜ'NDE SU SEVİYESİNDE AZALMA GÖZLENDİ
SAHİL GÜVENLİK GRUP KOMUTANINA VEDA YEMEĞİ
ANTALYALI SANATÇI ÖZÜM ÖZMEN, FOÇA'YI SALLADI
YANGINDA MAHSUR KALAN AİLE KURTARILDI
DMD'Lİ KEREM'İN UMUT ÇAĞRISI
KOCAGÖZ: "ORMANLARI KORUMAK, ORTAK SORUMLULUĞUMUZ"
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





