- IMKB
% - Altın
6817.14
%0.07 - Dolar
48.8155
%0.02 - Euro
55.964
%0.02
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:00 - MÜZE İÇİN KARAYOLLARI ARAZİSİNE 'PLAN' TALEBİ
- 22:38 - ANTALYA’DA SAĞANAK TAŞKINLARA NEDEN OLDU
- 22:04 - HALI DOKUMA GELENEĞİNİ GELECEK NESİLLERE AKTARIYOR
- 21:43 - 'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
- 21:33 - GÜRCİSTAN UYRUKLU ADAM EVİNDE ÖLÜ BULUNDU
- 21:31 - MARKET ÇALIŞANININ BIÇAKLANMASI OLAYINDA 2 KARDEŞ TUTUKLANDI
- 21:25 - ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
- 21:03 - AYŞEGÜL YAŞAR CİNAYETİ SORUŞTURMASINDA KATİL ZANLISI VE AİLESİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
- 20:00 - ÖZ, TOPTANCI HALİ'NDE PROJELERİNİ ANLATTI
- 19:13 - TIRLA ÇARPIŞAN MOTOSİKLET ARDINDAN KAMYONETE ÇARPTI: 1 ÖLÜ, 1 YARALI
- 19:02 - BARO SEÇİMİNDE İKİNCİ ADAY
- 18:51 - CİNAYET ŞÜPHELİSİ: "YİNE OLSA YİNE YAPARIM"
- 18:44 - KUNDAKLAMA İDDİASIYLA GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 18:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 10 GÖZALTI
- 18:37 - KIYAFETLERİ, KİMLİĞİ VE KEMİK PARÇALARI BULUNDU
ŞENER METE / KONUK YAZAR


SON SAHURLAR
Ramazan bitiyor. İftarı, sahuru, teravihi derken günler geçip gitti. Oruçlar dizilirken bayram yaklaşıyor ama birkaç sahur daha yapılacak. Kimi Amerika’da iftar açarken aynı saatlerde Antalya’da sahura kalkacak
kimileri de…
Ramazan aslında, sahurla başlayıp sahurla biten bir zaman dilimi. Oruç tutan kişilerin imsak vaktinden önce, sabaha karşı yedikleri yemek olarak bilinen sahur, TDK sözlüğünde şöyle tanımlanmış: “Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek ve bu yemeğin yendiği vakit.”
Sahur sözünü, saaahur diye uzatarak söyleyenler var. Bilinmelidir ki sahur sözündeki a sesi uzatılınca anlamı sahur zamanı ve yemeği olmuyor, uykusuzluk ve uyuyamama denilmiş oluyor. Mâhur der gibi, sa:hur diye a sesini uzatarak söyleyenler var. Lüzumsuz yere sesleri uzatmak, Arapça bildiğiniz anlamına gelmiyor, üstelik bambaşka bir
anlam ifade ediyor.
Çocukluğumda biz, sahura kalkmazdık, er’e kalkardık. Er, aynı zamanda erken anlamına da gelir. Erken bir saate kalkmak demektir er’e kalkmak. “Er veya geç” sözünü hatırlarsak, erin aynı zamanda sahur olması, son derece doğrudur Türkçe açısından. Temcid yemeği diyenler de var ama temcid, sahurda minareden okunan duadır aslında.
Eskiden İstanbul’da sahurî diye bir kelime vardı. Sahurda davul çalana davulcu denilmez, sahuri: denirdi. Ramazan davulcusu olarak bilinen, ama aslında sahur davulcusu olan kişilerin, davul çalarak ve manilerle insanları uyandırması, sahura damgasını vuran etkinliklerdendir. Eskiden davulcusu olmayan köylerde, gaz tenekesine değnekle vurarak köy halkını uyandıran biri olurdu.
İnsan yaşlandıkça, geçmişteki taa çocukluğundaki Ramazan’ı ve öncelikle sahuru düşünüyor.
Sahur, derin uykudayken birdenbire uyanmak ve ilk anda sersemlemek demektir. Ayak seslerini, alçak sesle konuşmaları duyarsınız ya da kurulmuş saatin zil sesini... Ama ben, uykumda gümbede güm güm, gümbede güm güm çalan davulun sesini duyduğumu hatırlarım. 4-5 yaşlarımdayken duyduğum davul sesinden korktuğumu da hiç
unutmadım. Yorganı kafamın üstüne çekip, davulcuya görünmemek için yatakta gizlendiğimi de... Sonra yalnızca davul değil kapının önünde bağıran biri olduğunu da fark ettim. Helloş diyorlardı davulcuya. Biraz daha aklım başıma gelince söylenenlerin bir mâni olduğunu anladım:
Besmeleyle çıktım yola
Selam verdim sağa sola
İki gözüm benim ağam
Ramazan-ı şerif hayrola
Güm bede güm, güm bede güm güm...
Kapının önündeki davulcu benim ağam sözünü, evin sahibini biliyorsa ona da uyarlar, Muhsin ağam, Mevlüt ağam, Kadir ağam, İbraam ağam... derdi. Kapı açılmaz ya da sokağa bakan pencereden bahşiş atılmazsa;
Eski cami direk ister
Söylemeye yürek ister
Benim karnım toktur amma
Arkadaşım börek ister manisiyle derdini ortaya dökerdi.
Annem; ya yufkanın içine peynir, köfte gibi şeyler kor, ya da koşma veya börek varsa ağabeyime verip kapının önünde bekleyen davulcuya gönderirdi. Belki de babam o dakikalarda elinde gazeteye sarılmış sıcak pidelerle sahur yapmak için kapıya yaklaşmış olurdu ve davulcu da nasiplenirdi. Çünkü benim ilçemde fırınlar sahura kadar açık kalır ve evlerden gelen ya da sipariş verilen yiyecekleri pişirirdi.
O yıllarda evlerde ancak tandır olurdu, şimdiki gibi elektrikli fırın bilinmezdi. Zaten 1959 veya 1960’ta, elektrik bile yeni sayılırdı. Elektrik dışında 3 teknik araç vardı bizde: gazocağı, çalar saat ve radyo.
Annemin ne kadar çalışkan ve becerikli bir kadın olduğunu ancak gençliğimde fark edebildim. Çocukken her şeyin olağan akışında gittiğini zannederdik. Oysa öylesine olağan dışılık ve olağanüstülük yaşanmış ki... Küçücük gazocağının üzerinde, ninem varsa 7 kişiye ve bazen misafirlere yemekler pişirmek çay demlemek, kahve yapmak, yeri gelince çamaşır kazanını, bulaşık suyunu ısıtmak, küçük bir tepsiye hamur işi dizmişse onu pişirmek olağan dışılık değil midir?
Ramazan ayının sahuru da olağan dışılıklarla geçen zamanlardır. Her şeyden önce vakit gece yarısını çoktan geçmiştir. Annem mutlaka koşma dediğimiz, içinde ceviz, tahin, haşhaş bulunan ve üzerine susam ya da çörek otu serpilen kalınca hamuru tepsiye dizerdi. Tepse fırına gider, sahura doğru ağabeyim getirirdi. Bazen bunun çürütme denilen bir cinsi de yapılırdı. Sahurda yemek yerine kahvaltı türünü tercih etmemin sebebi, memleketimin en sevdiğim yiyeceklerinden olan peynirli pidedir.
Genellikle peynirli börek denilen pide, yağlı taze köy peyniri, maydanoz ve yumurta ile yapılır, eve gelince üzerine tereyağı sürülürdü. Ama en doğrusu yalnızca ilçemde yapılan tahinli katmer, sahur sofralarının göz bebeği idi. Her şeyden önce çok doyurucudur. Üç kez tahinle yoğrulan hamurdan yapılma bu pide türüne katmer deriz. Üzerine bolca tereyağı sürülerek fırına verilir. O tahin, pidenin üzerinde tereyağıyla evlenip açık kahverengi ve göz göz olmuş durumdayken keyiften kendinden geçmiş olarak yayılır, ikiye katlanıp soğumadan evlere gönderilir ve çay eşliğinde
hamuru tel tel olmuş vaziyette yenir. Hatta üzerine bal sürülürse tadına doyum olmaz.
Annem, çok güzel su böreği yapardı. 1 metre çapındaki siniye kaynar suya atıp atıp çektiği ve süzgeç üzerinde düzelttiği yufka gibi açılmış ıslak hamurları özenle dizer, üzerine genellikle peynir serper, yumurtayla üzerini örter, maydanozla süsler ve böylece iki üç kat olarak siniyi doldururdu. Ama onun süzgeç üzerine koyup soğuk su döktüğü pişmiş hamuru yemek, bana börekten daha lezzetli gelirdi. Lokum yemiş gibi olurdum. İşte o sini, iftardan sonra Ecir'in Osman'ın fırınına gider, başka müşterilerin getirdiği sinilerin sırasına girer ve genellikle gece 1-2 gibi sini, üzeri boydan boya gazete yapraklarıyla örtülü olarak eve dönerdi. Kızararak, sininin üzerini kahverengi ince bir çatı gibi kaplayan, siniye de yapışan çıtır çıtır, ahşap renkli kabuk kısmını yemek benim için ayrı bir keyifti. Ninem, yarın ahrette senin de yüzünü soyarlar, üstünden üstünden yeyip durma diye söylenirdi.
Bitmez dediğim Ramazan, başka böreklerle, çöreklerle biter giderdi.
Ramazan davulu, uyurken güm güm sesiyle uyandırmasa da evimizin çalar saatinin keskin zili herkesi ayağa kaldırmaya yetiyordu. Uzaklardan başka evlerden gecenin 3'ünde, 4'ünde derin bir sesle gelen saat zillerini duyduğumuz da olmuştur. Lakin Ramazan'da horozların ötüşünü duyduğumu hiç hatırlamıyorum. Belki Amerika’da ötüyordur.
Herkese güzel sahurlar ve mutlu bayramlar.
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-6NİZAMETTİN ŞEN
BANA GÖRE DEĞİL, HAYATA GÖREMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI: TEVFİK FİKRETGAZANFER ERYÜKSEL
BİLE BİLE GÖRMEZDEN GELMEKALİ İHSAN DİLMEN
DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR SİPARİŞ ETTİ, KUTUDAN MERMER ÇIKTI!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYA'NIN TELEFERİĞİ NEREDE?VEDAT GÜRHAN
BEN BİR KIZ ÇOCUĞUYUM!MERAL KILINÇ
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





