- IMKB
% - Altın
6865.09
%0 - Dolar
48.7547
%0 - Euro
55.9994
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 13:08 - HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
- 12:18 - BELEDİYENİN FOTO KAPANINA SALDIRI
- 12:13 - 2 BİN YILLIK ATMOSFERDE SANAT VE MANZARA BULUŞTU
- 11:43 - ESKİDEN ÇUL DOKUMA VE KIL ÇADIRDA KULLANILAN KOYUN KILLARI ARTIK ÇÖPE GİDİYOR
- 11:41 - GÖÇ YOLUNDA ÇOK SAYIDA TEHDİT
- 11:23 - MURATPAŞA, ALZAYMIR FARKINDALIĞI İÇİN YAŞLI EVLERİNDE BULUŞTU
- 11:23 - 33. ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA VE BALE FESTİVALİ’NDE CARMİNA BURANA SEYİRCİYLE BULUŞTU
- 11:18 - ADANA’DA GENÇ ŞAHIS BOŞ ARAZİDE ÖLÜ BULUNDU
- 11:03 - ANTALYA’DA PANELVAN KONTROLDEN ÇIKTI: 1 YARALI
- 11:03 - YANGINDA KÜLE DÖNEN KARGILAR 3 HAFTADA YENİDEN FİLİZLENDİ
- 10:58 - İHA’YA ’YILIN EN İYİ SPOR HABERİ’ ÖDÜLÜ
- 10:48 - VALİDEN KUM HIRSIZLIĞINA KARŞI BOĞAZ SAHİLİ’NE KAMERALI TAKİP TALİMATI
- 10:38 - AYNI CADDEDE BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE 2 AYRI KAZA
- 10:28 - KAHRAMANMARAŞ’TA KADINLARIN İMECE USULÜ YUFKA EKMEK MESAİSİ
- 10:23 - MERSİNLİ MUHTARLAR SABAH SPORUNDA BULUŞTU
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


68 DEĞİL, YETMİŞSEKİZLİLER
Hepimiz 68 kuşağını biliriz. 68 kuşağı denilince aklıma Deniz Gezmiş, Mahir Çayan; bugünlere ulaşabilen Murat Belge, Cengiz Çandar, Doğu Perinçek, Murat Karayalçın, Hasan Cemal ve hatta Öcalan gibi isimler gelir. Türk Sağından ise 68 kuşağı olarak İlhan Kesici, Cezmi Bayram, Muhsin Yazıcıoğlu, Yavuz Arslan Argun ve Müsavat Dervişoğlu gibi isimleri saymak mümkündür.
Denilebilir ki 68 kuşağı, sol özellikli, otoriteye karşı eleştirel bir duruş ve özgürlük hareketiydi; “Peki sağ cenahtan neden isimler sayıyorsun?” sorusu sorulabilir. Öncelikle, dünyada 60–70’li yıllar arasında sisteme toplu itiraz geliştiren gençleri sadece sağ veya sol diye ayırmak doğru olmayabilir. Soğuk Savaş sonrası hızlı değişimi ve ideolojik kamplaşmayı Türkiye üzerinden okurken, sağ kesimi 68 kuşağının dışında tutmak o yılların eksik anlaşılmasına yol açar.
Batı’da 68 daha çok kültürel bir devrimken, Türkiye’de hızla ideolojik çatışmaya dönüştü. Sağcı gençlik kendisini yalnızca “karşı fikir” olarak değil, çoğu zaman devletin gayri resmî savunma hattı olarak konumlandırdı. Bu durum kuşak içi tartışmayı derinleştirmek yerine keskin bir kutuplaşmaya dönüştürdü. Sonuçta her iki taraf da “hakikat arayışından” çok “varlık mücadelesi” psikolojisine sürüklendi.
İlginç olan şuydu: Her iki taraf da aslında aynı enerjiyi paylaşıyordu—idealizm, fedakârlık, büyük anlatılara inanma ve hayatı siyaset üzerinden anlamlandırma. Ancak bu enerji iki ayrı istikamete aktı. Bu yüzden Türkiye’de 68’i anlamak için yalnızca sol hareketlere bakmak yeterli değildir; sağ gençliği de dâhil etmeden bu tablo kurulamaz.
Biz 2006’da Ekopolitik’i kurarken yukarıda zikrettiğim isimlerden bir kısmını bir araya getirebildik. Hatta zamanında kavgada ayağını sakatlamış iki 68’liyi insani bir yakınlık içinde buluşturma imkânı da doğdu. Merhum Yazıcıoğlu, hapishanede işkence gören devrimci gençlerle dayanışmasını bana gözleri dolarak anlatmıştı. Bizden önce Özal “dört eğilim” diyerek benzer bir sentezi başarmıştı. AK Parti kurulurken de bu iletişimin izlerini görmek mümkündü. 68 solunun arayışları hiç durmadı; büyük bir kısmı liberal bir tavır ve düşünceye yöneldi ve ülkenin fikir hayatına önemli katkılar sundu.
Bu yazının amacı 68 kuşağını anlatmak değil. Bu giriş, kendilerini belki de vezin uysun diye “78’liler” olarak tanımlayan bir kuşağın anlatımına bir girizgâhtır. Bizim yerli ve millî 78’liler grubunun küresel ölçekte doğrudan bir karşılığı yoktur; ülkemiz bu konuda nevi şahsına münhasırdır. 68’liler nasıl 60–70’li yılların gençlik enerjisini taşıyan 1945–55 doğumlularsa, 78’lileri de 1955–65 ve biraz üstü doğumlu, 80–90’lı yılların gençleri olarak tanımlayabiliriz.
Burada, dünya ölçeğindeki toplumsal ve siyasal gelişmelerin etkisiyle Jön Türkler, İttihatçılar, 68’liler ve 78’liler arasında bir “rüzgâr ilişkisi” kurmak mümkündür. 78’liler; İran İslam Devrimi, Sovyetler’in dağılması ve özellikle Bosna Savaşı’nın şok etkisiyle düşünsel ve eylemsel arayışlara yönelen, 68 sağ kuşağının mentorluk ettiği farklı bir jenerasyonu ifade eder.
Bu kuşağın ayırt edici özelliği, grup veya cemaat kimliği ötesinde, ideolojik geleneklerini—metotsuz da olsa—bireysel olarak sorgulayabilmeleriydi. Herhangi bir cemaatin zihinsel bağlayıcılığının ötesine geçerek evrensele açılabiliyorlardı. Ağabeylerine
göre daha iyi okullarda okumuş, bir kısmı yabancı dil öğrenmiş; dış ticaret, iletişim ve entelektüel üretim alanlarında kendilerini geliştirebilmişlerdi.
Bu kuşağı hâlâ hatırlamak mümkündür: Üsküdar ve Fatih’teki kıraathanelerde, sigara dumanları arasında, sabaha kadar süren nitelikli ve bitmeyen polemiklerle kendilerini var ederlerdi.
İslam devleti fikrinin gerçekleşmeyeceğini fark ettiklerinde ise ciddi bir zihinsel sarsıntı yaşadılar; bu durum onları farklı savrulmalara sürükledi. Ağabeyleri gibi “öteki”ne yabancı değillerdi; aksine ötekilerle diyaloğa açık, onları teorik düzlemde ikna etmeye çalışan bir çizgiye yöneldiler. Bir kısmı metafizik karşıtı oldu ve yönünü tayin etmekte zorlandı; bir kısmı Ekberî ve Melâmî meşreplere kaydı. Kapalı zihin yapısını aşmaya çalışsalar da tortular devam ediyordu. Bu nedenle zihinleri zaman zaman karışıktı; “shortcut” denilen düşünce kısayollarına başvurur, derin devlet ve Yahudi etkisi gibi komplocu anlatılara da meyil gösterirlerdi—ve buna inanırlardı.
Ben de asker kökenli olmam dolayısıyla bu çevrelerle ilişkilerimde sıkça “derin devlet” yaftasıyla karşılaştım; ancak bunu hiç önemsemedim. Özgüvenleri yüksekti. Hiç unutmam, 28 Şubat sürecinde bu kuşaktan iki arkadaş, popüler yeni emekli üst düzey bir komutanla organize ettiğim yemekte, “Dindar kızların okuması ve türban takması aslında tam bir seküler dönüşümdür; bunu neden anlayamıyorsunuz?” diye sormuşlardı. Bu çıkış oldukça çarpıcıydı.
Siyasette genellikle mazlumun, kaybedenin—başka bir ifadeyle düşenin—yanında dururlardı. Bu yüzden olsa gerek, yükselişe geçenlerle mesafeli bir ilişki kurarlardı. İdealist yapıları nedeniyle para-siyaset ilişkisinin kurnaz taşralı pragmatizmini beceremez, bu nedenle kolayca sistem dışına itilirlerdi.
Belki de bu yüzden aralarından güçlü siyasetçiler çıkmadı. Turgut Özal, Aydın Menderes ve hatta Numan Kurtulmuş üzerinden “ideal devlet” hayallerini yaşadılar. Erdoğan ile başlangıçta kurdukları ilişki güvene ve yapıcılığa dayanıyordu; ancak siyasi deneyimsizlikleri ve Erdoğan çevresindeki pragmatizm bu ilişkiyi zamanla sona erdirdi.
Buna rağmen bu kuşaktan dürüst, başarılı ve nitelikli beyaz yakalılar, iş insanları, bürokratlar ve analistler çıktığını açıkça görmek mümkündür. Hatta AK Parti içinde doğrudan siyaset yapmasalar da parti tabanını taşıyan bürokrat ve iş insanı çevresinin önemli ölçüde 78 ağırlıklı olduğu söylenebilir.
Çocukluğumdan, 70’li yılların başından bu yana ülke içi ve dışı siyaseti takip ederim. Bu kuşak kendine ancak özel sivil alanlarda yer açabildi. 78’liler, bence birey olmayı başarabilmiş, derdi ve ideali olan; ancak küstürülmüş ve ıskalanmış son kuşaktı. Sermaye ve siyaset tarafından yeterince desteklenebilseydi, bu jenerasyon mahalleyi ve Türk Sağını dönüştürebilecek bir birikim ve derinliğe sahipti.
İronik bir dürtüyle insanın içinden, 78’lilerin kaybı ya da ıskalanması için “milletin ve tarihin başı sağ olsun” diyesi geliyor…
Medyascope'tan alıntılanmıştır.
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
BÜYÜK AMBALAJI ALDIM, DAHA UCUZA GELDİ!” DİYE DÜŞÜNMEYİN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
NİYETİNİZ BATSIN!..VEDAT GÜRHAN
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLER-5NİZAMETTİN ŞEN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ANADİLİ DIŞINDA ESER VEREN TÜRK YAZARLARGAZANFER ERYÜKSEL
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞUDUR 9 EYLÜLPROF DR RAMAZAN DEMİR
İNTERNET ALIŞVERİŞİNDE KARGO SORUNLARI: SORUMLU KİM?AV CÜNEYT KARASU
ÇİFTÇİYİ KAYBEDERSEK, MUTFAĞIMIZI KAYBEDERİZTALİP BAYRAM
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
İMPARATOR ATTİLA KILICIYLA SAHNEYE ÇIKACAK
ANTALYA HAVALİMANI'NDA AĞUSTOSTA 5,8 MİLYON YOLCU TRAFİĞİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





