- IMKB
% - Altın
6490.24
%-0.03 - Dolar
47.4707
%0.08 - Euro
54.9428
%0.1
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:58 - ANTALYA’DA FUHUŞA ARACILIK OPERASYONUNDA 7 TUTUKLAMA
- 23:58 - HAYATINI KAYBETTİĞİ GAZETELERİNİ ALMAYINCA ANLAŞILDI
- 23:28 - ESKİ BELEDİYE BAŞKANININ YEĞENİ MOTOSİKLET KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ
- 22:23 - KAHRAMANMARAŞ’TA 6 GÜNDÜR KAYIP YAŞLI ADAMIN BERKE BARAJI’NDA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
- 21:38 - FİLİSTİN KONVOYU ADANA’DA DESTEK MİTİNGİYLE KARŞILANDI
- 21:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA FABRİKA YANGINI
- 19:13 - PİKAP İLE MOTOSİKLET ÇARPIŞTI, MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ YARALANDI
- 18:31 - YENİ PARTİ'NİN ANTALYA KADROSU AÇIKLANDI
- 18:15 - ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
- 18:08 - KEMER BELEDİYESİ AĞUSTOS AYI MECLİS TOPLANTISINDA ARAÇ FİLOSUNUN GÜÇLENDİRİLMESİNE YÖNELİK KARARLAR ALINDI
- 18:03 - SEFERLERİ DURDURULAN NOSTALJİ TRAMVAYINA YANICI MADDE ATILDI: O ANLAR KAMERADA
- 17:33 - FIVB PLAJ VOLEYBOLU ANTRENÖRLÜK KURSU ALANYA’DA BAŞLADI
- 17:23 - ALTIN PORTAKAL’DA ULUSAL UZUN METRAJ JÜRİ BAŞKANLIĞI GÖREVİNİ DERVİŞ ZAİM YAPACAK
- 16:53 - JANDARMADAN YAYLACILARA DOLANDIRICILIK UYARISI
- 16:13 - HAVA SICAKLIĞININ 34 DERECE ÖLÇÜLDÜĞÜ ANTALYA’DA DENİZ SUYU SICAKLIĞI 30 DERECEYİ GÖRDÜ
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR


DENİZ TUTAR DA KARA TUTMAZ MI?
I
Anlam, tek başına sözcükler midir, yoksa onlar arasındaki ilişkilerde mi saklıdır? Bu sorudaki anlam tümcede ve/veya dizede saklıdır, diye yanıt verebiliriz. Çünkü anlamı oluşturan, tümcedeki akli/hissi devinimdir. Bir diğer deyişle tümcede/dizedeki ruhtur o metni yaşama bağlayan. Bu boyut o metnin zamanı aşabilmesinin de yordamıdır. Metne o ruhu üfleyen ise yazar/şairdeki bilinçtir. Hegel, “Yalnızca hakiki olan bütündür” der. Hegel’e göre yaşam bir oluşum aracıdır.
Algı, şeyleri kendi devinimi içinde biriktirdikleriyle kavrar. Tohum, nasıl ağacı, çiçeği, meyveyi içinde saklarsa meyve de tohumu ve çiçekle geleceği içinde saklar. Kendi içindeki varlıktan, kendi ve gelecek için varlığa dönüşüm. Beni biz kılan dönüşüm…
II
Şeyleri karşıtlarıyla birlikte okumak.
III
İnsanlık tarihinde dil ve yazı uluslaşma sürecinin belirleyicisi olduğu denli düşünceyi yaratan başat güçtür. Dil-tarih, dil-düşünme, dil-kültür ilişkisi…
Dilini oluşturan ve yazıyla buluşturan bir toplum kendi edebiyatını ve düşünce iklimini de yapılandıracaktır.
Aydınlanma geleneğinin izini süren, ‘insan onuru’ ve ‘Cumhuriyet’ sevdalısı, felsefeci Bedia Akarsu (1921-2016) “Dil bir ulusun duygu ve düşünce tarzı, tarihi ve toplum hayatını ile birlikte yürüdüğünden ulus varlığının bir damgası ve o ulusun ayrılmaz bir parçasıdır. Aynı zamanda o ulusun sosyal yapısının ve ruhunun bir aynasıdır” der.
Bu bağlamda insanı, hiçbir zaman bir parçası olduğu toplumdan soyutlayarak değil onu kendi kültürel yapısı ve çağı içinde irdelemek gerekir. Çünkü insan fizik-kimya laboratuvarında deney yapılan bir element değildir.
Kanla, irfanla ve devrimle kurulan Cumhuriyet, aydınlanma projeleriyle kendi köklerinden kopartılmış olan toplumu yeniden kendi diliyle, tarihiyle buluşturma hamlesidir.
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Çorum Şubesi’nin yöneticiliğini yaparken senede en az iki kez fidan dikerdik. İşte bu konuda bilgi eksiğimizi AGM Başmühendisi Necati Özdemir ağabeyim giderirdi. Bülbülyuvası kavramını da ondan öğrenmiştim.
Necati abi, tüplü fidanları dikerken komando bıçağı gibi bir bıçakla 2-3 santim kesmeniz lazım. Tüplü fidanlarda bülbül yuvası olur, dikilen fidan iki yıl içinde kurur demişti. Ben de o ne der gibi yüzüne bakınca anlatmıştı. Naylon torbaya/tüpe konan fidan kök salmaya devam eder. Tüpteki toprak bitince de torbadaki naylona dokunan kök onu yabancılar ve gerisin geri tüpteki toprağına döner. İşte bu tersine büyüyen köklere biz “bülbülyuvası” deriz, demişti. Eğer tersine dönen kökler kesilmezse sonuç malum, fidan kuruyor.
Altını kırmızı kalemle çizerek söylemek isterim ki kanla, irfanla, devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyeti toplumun yüzyıllardır tersine büyüyen köklerini keserek, ondaki bülbülyuvasını kesip atmıştır. Yeniden toprağıyla buluşan Türkiye kısa zamanda gelişip gövermiştir. Bu hamlenin kurumsal karşılıkları Türk Tarih ve Türk Dil Kurumları olacaktır. Edebiyatımızda ve düşünce dünyamızda yaşanan sıçramalı gelişme işte bu devrimci hamlelerin sonucudur.
Gerek Bedia Akarsu gerekse Macit Gökberk yaptıkları çalışmalarla Türkçenin yeniden kendi kökleriyle buluşarak felsefe yapılacağını gösterdiler herkese.
“Âlem-i mahlukat, ananeviye, esbab-ı adiye mezhebi, fıkdan-ı marifet-i hissiye, ilm-i hilaf-ı cedel, ilminan-ı nefs, kesret-i ilah, kevniyat, kübra, külli kaziye, lâicabiye, zaruret” vb. kavramlarla Türkçe düşünce üretmenin ve oluşan metinlerin halkın düşünce ikliminde karşılık görmesi olası değildi çünkü. Bedia Akarsu Türkçe sözcüklerle Felsefe Terimleri Sözlüğü hazırlayıp bıraktı bize.
Şunları söylüyordu Bedia Akarsu, “Günümüzde felsefe sorunları Türk dili içinde rahatlıkla ele alınıp geliştirilebiliyor. Birtakım sorunların Türkçe dile getirilemeyeceğini öne sürenler bunu kendi dil yetilerinin yetersizliğinde ya da düşünme tembelliklerinde arasınlar.”
IV
“Deneme yazmak” der Montaigne, “sizin hem durumunuzu hem de hayata karşı duruşunuzu anlatır.”
V
Yaşamak hem bir uğraş hem de sanattır. “Ben kitabımı biçimlendirdiğim kadar, kitabım da beni biçimlendirir” demesi Montaigne’in ol sebeptendir.
“Deniz tuttu” deriz. Uzak deniz seferlerini yaşam biçimine dönüştürenler için de “kara tutması” diye bir kavram olduğunu denizci bir arkadaşımla sohbet ederken öğrendim. Yaklaşım altı aylık deniz seferinden dönen arkadaş evde bir gece yatabildim, dedi, ertesi akşam gidip limandaki gemide yattım.
Bu yazdıklarımdaki “kara tutması” ifadesi o gece zihnimde oluşmamıştı. Yukarıdaki denemeyi yazarken çıkıp geldi o gecenin konuşmaları ve “kara tutması” ifadesi.
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
GAZALİ, DECARTES VE MALEBRANCHE’TA NEDENSELLİK SORUNUMUHARREM YELLİCE
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
OTLUK YANGININDA 100 DÖNÜM ZARAR GÖRDÜ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






