- IMKB
% - Altın
6222.11
%0 - Dolar
49.9261
%0 - Euro
55.7152
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:48 - ANTAKYA’DA HIRSIZLIKTAN ARANAN HÜKÜMLÜ TUTUKLANDI
- 00:48 - İSKENDERUN’DA OTOMOBİL TAKLA ATTI: 3 YARALI
- 00:48 - KIRIKHAN’DA ÇOK AMAÇLI SALONDA CUMHURİYET BAYRAMI KUTLANDI
- 00:43 - DEFNE’DE YERLEŞİM YERİNDE GÖRÜLEN YILAN DOĞAYA BIRAKILDI
- 00:43 - HATAY’DA HIRSIZLIKTAN ARANAN HÜKÜMLÜ TUTUKLANDI
- 00:42 - KAYBOLAN ALMAN TURİSTİN CANSIZ BEDENİ BULUNDU
- 00:38 - DEFNE’DE KAYALIKLARDAN DÜŞEN VATANDAŞ YARALANDI
- 00:38 - İSKENDERUN’DA TERS DÖNEN OTOMOBİLİN SÜRÜCÜSÜ YARALANDI
- 00:18 - OTOMOBİLİN ÇARPTIĞI YAŞLI ADAMDAN ACI HABER
- 00:16 - ÖZDEMİR: "CUMHURİYET BİZİM ORTAK DEĞERİMİZ, ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ VE GELECEĞİMİZDİR"
- 23:03 - MAZBATAYI VE GÖREVİ DEVRALAN BAHAR: ŞİMDİ ÇALIŞMA ZAMANI
- 22:48 - BÜYÜKŞEHİR'DEN COP31 MESAİSİ
- 22:36 - ALTIN PORTAKAL'DA DOPDOLU PROGRAM
- 22:28 - TEKEL BAYİSİNE SİLAHLI SALDIRI: 2 YARALI
- 22:24 - BAŞKAN UYSAL: YÖRÜKLER MEMLEKETİN YAPI TAŞIDIR
IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR


ANTALYA’NIN YILDIZI NASIL PARLAYACAK?
Ekonomik büyümeden nitelikli kalkınmaya: Yirmi yıllık vizyonun ardından
Bir kentin geleceğini yalnızca nüfusuyla, yükselen binalarıyla, turist sayısıyla veya ekonomik büyüklüğüyle ölçebilir miyiz?
Elbette hayır.
Kentlerin gerçek zenginliği, ekonomik göstergelerinin ötesinde, insanlarına sundukları yaşam kalitesinde, ürettikleri değerde, fırsat eşitliğinde ve gelecek kuşaklara bırakabildikleri mirasta saklıdır.
Yıllar önce Antalya’nın geleceğini düşünürken bu nedenle yalnızca fiziki gelişmeye değil, sosyo-kültürel ve ekonomik olgulara, yaşamsal ve insani boyutlara da dokunmaya çalışmıştım.
Dokundum, algıladım, değerlendirdim.
Ve bir kez daha anladım ki kentlerin geleceği, o kentin dokusunu oluşturan insanların vizyonlarıyla parlayabilir.
Türkiye’nin buna bugün her zamankinden fazla ihtiyacı var.
2000’li yılların başlarında Antalya’nın kurumları Antalya için nasıl bir gelecek öngörmüşlerdi?
Antalya iş dünyasının etkin STK si ANSİAD, aynı zamanlarda ATSO Antalya ticaret ve sanayi odası Antalya 2023 – Gelecek Vizyonu çalışmalarıyla kentimizin geleceğine ilişkin kapsamlı bir tartışma başlatmıştı.
Gelecek tahminlerinde ekonomik gelişmeye ilişkin değerlendirmelerinde önemli bir yaklaşım öne çıkıyordu: Antalya’nın turizme dayalı ekonomik yapısı çeşitlenmeli; tarım, sanayi, ticaret ve diğer sektörler daha güçlü bir gelişme göstermeliydi.
O günün vizyonunda turizmin ekonomideki ağırlığının dengelenmesi, imalat sanayisinin geliştirilmesi, ileri teknolojiye dayalı tarımın yaygınlaştırılması ve Antalya’nın Burdur ile Isparta’yı da kapsayan bir bölgesel ekonomi anlayışıyla değerlendirilmesi hedefleniyordu.
Turizmde sezonun uzatılması, destinasyon yönetimi, gastronomi, sağlık turizmi ve kongre turizminin geliştirilmesi de bu yaklaşımın parçalarıydı.
Bunlar yalnızca sektörlere ilişkin hedefler değildi. Antalya’nın ekonomik gelişimini daha dengeli, daha nitelikli ve daha sürdürülebilir hale getirme arayışının göstergeleriydi.
Aradan yirmi yıl geçti.
Bugün geriye dönüp baktığımızda sorumuz şu olmalı:
Antalya ekonomik olarak büyürken, nasıl bir ekonomik yapı oluşturdu ve bundan sonra nasıl bir yapı oluşturmalı?
Turizm güçlü. Peki, ekonomi yeterince çeşitli mi?
Antalya’nın turizmdeki gücü tartışılmaz. Ancak ekonomik başarının yalnızca ziyaretçi sayısıyla değerlendirilmesi yeterli değil.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’nin turizm geliri 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 6,8 artarak yaklaşık 65,2 milyar dolara ulaştı. Bu, turizmin ülke ekonomisindeki önemini ortaya koyan güçlü bir gösterge.
Ancak gelirdeki artışın yanı sıra şu soruları da sormalıyız:
Turizmden elde edilen değer ne ölçüde yerel ekonomide kalıyor?
Yerel üreticiler, küçük işletmeler ve bölgedeki girişimciler turizm zincirinden ne ölçüde pay alabiliyor?
Turizm çalışanları için yıl boyunca sürdürülebilir istihdam oluşturulabiliyor mu?
Turizm gelirini artırırken su, enerji ve doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltabiliyor muyuz?
Antalya’nın geleceği açısından mesele, turizmin büyümesini engellemek değil; turizmden daha fazla yerel değer üreten, doğal kaynakları gözeten ve ekonomik faydayı daha geniş kesimlere ulaştıran bir yapı kurmak.
Kısacası, daha fazla turist kadar daha yüksek katma değer, daha nitelikli istihdam ve daha güçlü yerel ekonomi de önemli.
Tarım: Üretmekten teknolojiyle değer yaratmaya
Antalya’nın ekonomik geleceğinde tarımın yeri özel bir önem taşıyor.
Antalya, yalnızca Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri değil; aynı zamanda yaş meyve-sebze üretimi, örtü altı yetiştiricilik ve süs bitkileri açısından da güçlü bir üretim merkezi.
2024 yılında Antalya’nın toplam ihracatı yaklaşık 2,16 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bunun yaklaşık 1,20 milyar dolarlık bölümünü tarımsal ihracat oluşturdu. Başka bir ifadeyle tarım, kentin mal ihracatının yüzde 56’sını sağladı.
Bu veri bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Antalya’nın ekonomik gücü yalnızca turizmden ibaret değil.
Ancak tarımın geleceğini yalnızca üretim miktarıyla değerlendiremeyiz.
İklim değişikliği, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, üretim maliyetleri, enerji fiyatları, lojistik, ürün kayıpları ve dış pazarlardaki rekabet, tarım sektörünün önündeki temel meseleler arasında.
Çözüm, üretim gücünü teknolojiyle birleştirmekten geçiyor.
Akıllı sulama sistemleri, sensörler, veri analitiği, yapay zekâ destekli üretim planlaması, otomasyon ve izlenebilirlik uygulamaları tarımsal verimliliği artırabilir.
Ancak asıl fırsat, ham ürünü üretip satmanın ötesine geçmekte.
İşlenmiş gıda, soğuk zincir teknolojileri, ambalajlama, tarım makineleri, biyoteknoloji, tohum geliştirme ve tarımsal dijital çözümler gibi alanlarda oluşturulacak katma değer, Antalya’nın ekonomik çeşitliliğine katkı sağlayabilir.
Bunun için üniversiteler, üreticiler, girişimciler, sanayiciler ve yatırımcılar arasında daha güçlü bir iş birliğine ihtiyaç var.
Antalya tarımda yalnızca üretim merkezi olmakla yetinmemeli; tarım teknolojilerinin geliştirildiği, uygulandığı ve ihraç edildiği bir merkez olma hedefini de değerlendirmeli.
Sanayi ve teknoloji: Antalya’nın yeni büyüme alanı
2000 lerin başında hazırlanan vizyonda imalat sanayisinin geliştirilmesi ve istihdamın farklı sektörlere yayılması önemli bir yer tutuyordu.
Bugün bu hedefi yeni bir çerçevede ele almak gerekiyor.
Sanayi artık yalnızca fabrikalardan ve üretim hatlarından ibaret değil. Dijitalleşme, yapay zekâ, otomasyon, enerji verimliliği, tasarım ve veri yönetimi üretimin niteliğini değiştiriyor.
Antalya’nın ekonomik çeşitliliğini artırabilmesi için mevcut üretim gücünü teknolojiyle buluşturması gerekiyor.
Tarım teknolojileri, gıda işleme, medikal teknolojiler, turizm teknolojileri, yenilenebilir enerji çözümleri, yazılım, yaratıcı endüstriler ve akıllı üretim sistemleri bu açıdan değerlendirilebilecek alanlar.
Burada önemli olan, her sektörde aynı anda büyük yatırımlar yapmaya çalışmak değil. Antalya’nın mevcut yetkinliklerini, üniversitelerinin araştırma kapasitesini, girişimcilik potansiyelini ve bölgesel ihtiyaçlarını dikkate alarak doğru alanlara odaklanmak.
Teknoloji geliştiren girişimlerin doğması kadar, bu girişimlerin büyüyebilmesi, yatırım bulabilmesi ve uluslararası pazarlara açılabilmesi de önemli.
Çünkü yenilikçi fikirlerin ekonomik değere dönüşmesi, yalnızca girişimcilerin çabasına bırakılamaz. Finansmana erişim, mentorluk, nitelikli insan kaynağı, araştırma altyapısı ve iş dünyasıyla kurulan ilişkiler de bu sürecin parçalarıdır.
Antalya’nın ekonomik vizyonu, bu ekosistemi güçlendirmeyi hedeflemeli.
Girişimcilik: Geleceğin ekonomisini kim kuracak?
Bir kentin geleceği, yalnızca mevcut işletmelerinin başarısıyla değil, yeni iş fikirlerinin doğmasına ve büyümesine ne kadar imkân tanıdığıyla da şekillenir.
Gençlerin bir fikri hayata geçirebildiği, kadınların girişimcilik ve teknoloji alanlarında eşit fırsatlara erişebildiği, deneyimli iş insanlarının bilgi ve birikimlerini yeni kuşaklarla paylaşabildiği bir ekosistem, ekonomik kalkınmanın önemli dayanaklarından biridir.
Antalya’da üniversiteler, teknoloji geliştirme bölgeleri, teknoparklar, girişimcilik programları, yatırımcı ağları ve iş dünyası kuruluşları arasında kurulacak güçlü bağlantılar yeni fırsatlar yaratabilir.
Burada girişimciliği yalnızca şirket kurmak olarak görmemeliyiz.
Bir tarım işletmesinin dijital dönüşümü, bir turizm şirketinin kaynak verimliliğini artırması, bir üreticinin yeni bir teknoloji geliştirmesi veya bir sosyal girişimin yerel bir soruna çözüm bulması da girişimci düşüncenin sonuçlarıdır.
Üstelik her girişim büyük bir yatırım alarak büyümek zorunda değildir. Bazı girişimler yerel istihdam yaratır, bazıları teknoloji geliştirir, bazıları toplumsal fayda üretir.
Önemli olan, fikirlerin denenebildiği, deneyimden öğrenilebildiği ve insanların potansiyellerini gerçekleştirebildiği bir ortam yaratmaktır.
Antalya’nın geleceği, yalnızca bugünün yatırımcılarına değil, yarının girişimcilerine de ne kadar alan açabildiğine bağlı.
Batı Akdeniz: Üç ilin toplamından daha fazlası
2006 yılındaki vizyon çalışmasının önemli yönlerinden biri de Antalya, Burdur ve Isparta ekonomilerini birlikte değerlendirmesiydi.
Bu yaklaşım bugün de değerini koruyor.
Çünkü ekonomik sınırlar ile idari sınırlar her zaman örtüşmez. Bir ilin üretim gücü, başka bir ilin lojistik imkânlarıyla; üniversitelerinin araştırma kapasitesi, bölgedeki işletmelerin ihtiyaçlarıyla; turizm potansiyeli ise tarım ve kültür değerleriyle birleşebilir.
Antalya’nın turizm ve tarım gücü, Isparta’nın tarımsal ve sanayi birikimi, Burdur’un üretim potansiyeli ortak projelerle desteklenebilir.
Bunun için bölgesel kalkınmayı yalnızca illerin ayrı ayrı büyümesi olarak değil, birbirini tamamlayan ekonomik yetkinliklerin geliştirilmesi olarak düşünmeliyiz.
Ortak lojistik çözümler, tedarik zincirleri, üniversite-sanayi iş birlikleri, tarım teknolojileri, kültür rotaları ve sürdürülebilir turizm programları bölgesel ekonomik bütünleşmeye katkı sağlayabilir.
Böyle bir yaklaşım, ekonomik fırsatların yalnızca belirli merkezlerde yoğunlaşmasını önlemeye de yardımcı olabilir.
Yeni ekonomi, insanı merkeze almalı
Ekonomik büyüme önemlidir. Ancak büyümenin toplumsal karşılığını da sorgulamalıyız.
Türkiye İstatistik Kurumunun 2024 işgücü verilerine göre istihdamın yüzde 57,9’u hizmetlerde, yüzde 20,7’si sanayide, yüzde 14,8’i tarımda ve yüzde 6,6’sı inşaat sektöründe yer aldı. Aynı yıl kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,8 olarak tahmin edildi.
Bu göstergeler, ekonomik dönüşümün yalnızca sektörler arasında değil, insan kaynağı ve fırsatlara erişim bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Yeni ekonominin ihtiyaç duyduğu beceriler değişiyor. Dijital okuryazarlık, veri kullanımı, eleştirel düşünme, yaratıcılık, iletişim ve problem çözme becerileri daha önemli hale geliyor.
Ancak teknolojiye erişim ile teknolojiden yararlanabilmek aynı şey değil.
Gençlerin, kadınların ve farklı toplumsal kesimlerin yeni beceriler kazanabilmesi; girişimcilik, eğitim ve istihdam fırsatlarına erişebilmesi gerekiyor.
Antalya’nın ekonomik geleceği için mesleki eğitim ile işletmelerin ihtiyaçları arasında güçlü bir bağ kurulmalı. Üniversiteler yalnızca mezun veren kurumlar değil, kentin sorunlarına çözüm geliştiren ve yenilikçi üretimi destekleyen merkezler olarak da değerlendirilmelidir.
Ekonomik büyümenin insani boyutu burada ortaya çıkıyor.
İnsanların yalnızca iş sahibi olması değil, yeteneklerini geliştirebilmesi, emeğinin karşılığını alabilmesi ve yaşam kalitesini yükseltebilmesi de kalkınmanın parçasıdır.
İklim ekonomisi: Yeni bir rekabet gücü
Antalya’nın ekonomik geleceğini COP31 ve iklim değişikliği bağlamından ayrı düşünemeyiz.
İklim değişikliği tarımı, turizmi, enerji maliyetlerini, su kaynaklarını ve altyapı yatırımlarını etkiliyor. Dolayısıyla iklim politikaları artık yalnızca çevresel sorumluluk değil, ekonomik rekabet meselesi de.
Enerji verimliliği sağlayan işletmeler, su tüketimini azaltan üretim sistemleri, döngüsel ekonomi uygulamaları ve düşük karbonlu teknolojiler, doğru planlandığında işletmelerin verimliliğini artırabilir.
Antalya’nın turizm ve tarım sektörleri bu dönüşüm için önemli uygulama alanları sunuyor.
Ancak iklim dostu dönüşümün maliyetleri ve fırsatları farklı işletmeleri farklı biçimlerde etkileyebilir. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin teknolojiye, finansmana ve teknik bilgiye erişiminin desteklenmesi gerekiyor.
COP31 kapsamında geliştirilecek iş birliklerinin, Antalya’nın ekonomik dönüşümüne katkı sağlaması için bu konuya özel önem verilmeli.
İklim gündemi, ekonomik gelişmenin dışında duran ayrı bir dosya olarak değil, kentin gelecek stratejisinin temel bileşenlerinden biri olarak ele alınmalı.
Antalya’nın yıldızı nasıl parlayacak?
2000 li yılların başında Antalya’nın 2023 vizyonunu tartışırken gelişmenin nicelikten çok niteliğe yönelmesi gerektiğini düşünüyorduk.
Bugün bu yaklaşımı yeni ekonomik gerçeklerle yeniden değerlendirmeliyiz.
Turizmde daha yüksek katma değer yaratmak…
Tarımda teknoloji ve verimliliği geliştirmek…
Sanayide yenilikçi üretimi desteklemek…
Girişimcilerin büyümesini kolaylaştırmak…
Batı Akdeniz’in ekonomik potansiyelini birlikte değerlendirmek…
İklim değişikliğine karşı dirençli bir kent ve ekonomi oluşturmak…
Bütün bunları yaparken insanı, eğitimi, kültürü ve yaşam kalitesini merkeze almak.
Bunlar birbirinden bağımsız hedefler değil. Birbirini tamamlayan bir ekonomik vizyonun parçaları.
Kamuoyu ile paylaşılarak ortaya konulan gelecek vizyonu, Antalya’nın ekonomik gelişimini daha dengeli ve nitelikli hale getirme arayışının bir örneğiydi.
Bugün COP31 için üniversiteleri, sivil toplum kuruluşlarını, kamu kurumlarını ve Valiliği bir araya getiren platformun çalışmaları da farklı kesimlerin ortak bir gelecek için buluşabilmesinin önemini hatırlatıyor.
Asıl mesele, vizyon belgeleri hazırlamakla yetinmemek; hedefleri somutlaştırmak, sorumlulukları paylaşmak ve ilerlemeyi izlemektir.
ANSİAD, dönemin Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Ünsal’ın liderliğinde hazırlanan Antalya 2023 Vizyonu ile kentin geleceğine ilişkin önemli bir perspektif ortaya koymuştu. Aradan geçen yılların ardından, ANSİAD Çevre ve İklim Değişikliği Masası, Masa Başkanı Çevre Mühendisi Cem Arüv’ün öncülüğünde COP31 Antalya Sivil Platformu’nu erken bir aşamada hayata geçirdi.
Bu iki çalışma arasındaki asıl değer, geçmişte ortaya konan vizyonun, değişen koşulların ihtiyaçlarına yanıt veren yeni bir eylemle buluşmasında yatıyor. Çünkü vizyon belgeleri, ancak hedefleriyle uyumlu eylemlere, ortak sorumluluklara ve süreklilik taşıyan iş birliklerine dönüştüğünde anlam kazanır. COP31 Antalya Sivil Platformu da sivil toplumun kentin geleceğine ilişkin düşünce üretmenin ötesine geçerek çözüm süreçlerinde sorumluluk üstlenebileceğini gösteren bir model oluşturma potansiyeli taşıyor.
Antalya’nın geleceği için daha çok konuşmaya değil, doğru konuları birlikte düşünmeye ve uygulanabilir çözümler üretmeye ihtiyacımız var.
Başlangıç noktamız ise belli:
Antalya’nın yıldızı yalnızca büyüyerek değil; üreterek, yenilik geliştirerek, insanına fırsat sunarak ve doğal değerlerini koruyarak parlayabilir.
Çünkü bir kentin gerçek zenginliği, yalnızca ekonomisinin büyüklüğünde değil; insanlarının potansiyelini ne ölçüde hayata geçirebildiğinde ve gelecek kuşaklara nasıl bir yaşam bıraktığında saklıdır.
Antalya geleceğin örnek kentini yaratma misyonunu üstlenmeli.
Bu, yalnızca ekonomik bir hedef değil; kentte yaşayan herkesin ortak geleceğine ilişkin bir sorumluluktur.
ANTALYA’NIN YILDIZI NASIL PARLAYACAK?IŞIK YARGIN
BENDE HER YER GRİ, SİZ DE NASIL?DERYA DALMAZ
BİZDE İÇTEN PAZARLIK OLMAZ!..VEDAT GÜRHAN
BİR VEKALET ANISIHASAN YAKUP CANGÜVEN
PATRONUN GİDERİ VAR, İŞÇİNİN YAŞAM GİDERİ YOK MU?TUGAY TOYDEMİR
İNDİRİM DEĞİL, FİYAT OYUNU! TÜKETİCİYİ ALDATMAYIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
BİR ÇOCUĞUN SESSİZLİĞİPINAR TEYİN
DOĞA AFFETMEZGAZANFER ERYÜKSEL
İKLİM KRİZİNİN GERÇEK BEDELİ: PARAYLA GERİ GETİREMEYECEĞİMİZ BİR DÜNYACEM ARÜV
GELECEĞİ AYDINLATAN VİZYON: MUSTAFA KEMAL ATATÜRKAHMET DİKİCİ
AZ GELİŞMİŞLİK ASLA BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜRAHMET İLBARS
CUMHURİYET, BİR MİLLETİN GELECEĞE VERDİĞİ SÖZDÜRMELTEM YUVARLAK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER: 11NİZAMETTİN ŞEN
FÂRÂBÎ’DE AKIL, DİN VE ERDEMLİ DEVLETİN SINIRLARIMUHARREM YELLİCE
BUGÜN TÜRKİYE CUMHURİYETİ MECLİSİNDE NELER OLUYOR?BİHTER GÖRDÜ
CUMHURİYETİN ADI VAR, PEKİ YA NİTELİKLERİ?MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
KİMİN ORMANI?HASAN EKİN KURUCUK
SESTEN SESSİZLİĞE, SESSİZLİKTEN SESE SALINAN SARKAÇTABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
BAYRAM GELİRKENNURİ SEZEN
ADALET, YAŞAM VE VİCDAN ÇIĞLIĞIGAMZE AFERİN DEMİRBAĞ
KANADA BAŞBAKANI HAZIR GELMİŞKEN…HÜSEYİN KARABULUT
ŞÜPHE İNANCIN DÜŞMANI MI?TARIK ÇELENK
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 2YUNUS YAŞAR
SOKAKLAR KONUŞUYORGÖZDE SARI
ALTIN PORTAKAL'DA DOPDOLU PROGRAM
BÜYÜKŞEHİR'DE CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMASI
ERCAN ÖZBEK: “NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞI, SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMANIN TEMELİDİR”
ENERJİ SEKTÖRÜNE YATIRIM ÇAĞRISI: TÜRKİYE KENDİ ENERJİSİNİ ÜRETMELİ
2026 YILI 4. İl KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
8. CUMHURİYET KUPASI TENİS TURNUVASI TAMAMLANDI
ALTIN PORTAKAL’DA ULUSAL JÜRİDE GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ
ALTIN PORTAKAL KORTEJİNDE YILDIZLAR GEÇİDİ YAŞANACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim








