Bugün 29 Ekim 2026 Perşembe
  • Antalya14 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6441.67
    %-1.21
  • Dolar
    49.8363
    %-0.04
  • Euro
    55.7508
    %0.28

TUGAY TOYDEMİR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TUGAY TOYDEMİR / KONUK YAZAR

PATRONUN GİDERİ VAR, İŞÇİNİN YAŞAM GİDERİ YOK MU?

29 Ekim 2026 Perşembe 19:08

 

Bordro Mahkûmlarının Vergi Adaleti Arayışı

Türkiye’de vergi sisteminin öyle incelikli, öyle zekice kurgulanmış bir adalet anlayışı var ki anlamak için ne mali müşavir olmaya ne de vergi hukuku okumaya gerek var. Kör gözüm parmağına! Kimin sırtından vergi toplandığı, kimin harcamalarının gider kabul edildiği gün gibi ortada.

Bir tarafta ticari faaliyetleri için yaptığı harcamaları gider gösterip vergilendirilecek kazancından düşebilen şirketler, diğer tarafta maaşı daha hesabına yatmadan vergisi kesilen milyonlarca çalışan.

Şirketin kirası, elektriği, suyu, telefonu, ticari faaliyetinde kullandığı yatın veya aracın yakıtı, hatta iş seyahatindeki konaklama ve yemek masrafları gider kabul ediliyor.

Peki, çalışanın ev kirası, faturaları, çocuğunun okul taksidi, ailesinin sağlık harcamaları?

Onlar gider değil, vatandaşın özel hayatı!

Anlaşılan vergi sistemimizde şirketlerin yaşaması ekonomik zorunluluk, insanların yaşaması ise kişisel tercih!

Anayasa Mali Güç Diyor, Bordro Vergini Öde Diyor!

Anayasa’nın 73. maddesi gayet açık: “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.”

Güzel de mali güç dediğimiz şey yalnızca maaş bordrosunda yazan rakam mıdır?

Aynı ücreti alan iki çalışan düşünün. Biri kirada oturuyor, üç çocuk okutuyor, ailesinin geçimini sağlıyor. Diğerinin kendi evi var, bakmakla yükümlü olduğu kimse yok.

Gelirleri aynı. Peki, vergi ödeme güçleri de aynı mı?

Mevcut sistem, ücretlinin bu farklılıklarını büyük ölçüde görmezden geliyor. Eğitim ve sağlık harcamaları için yıllık beyanname verenlere tanınan sınırlı indirimler dışında, çalışanların temel yaşam giderlerini kapsayan genel bir mekanizma bulunmuyor.

Üstelik çalışan maaşından gelir vergisini ödedikten sonra markette, akaryakıtta, elektrik ve doğalgaz faturalarında dolaylı vergilerle yeniden karşılaşıyor.

Bordrolu çalışan, maliyenin en güvenilir tahsilat memuru. Üstelik bu görevinden dolayı kendisine bir kuruş fazla maaş ödenmiyor!

Sonra da kendisine tasarruf tavsiye ediliyor.

Ne yapsın vatandaş? Çocuğu okuldan alıp muhasebe kursuna mı yazdırsın? Belki büyüyünce babasına gider yazmanın inceliklerini öğretir!

Mesele Vergi Değil, Verginin Adaleti!

Şirketlerin ticari giderlerini kazançlarından düşmesi doğal. Aynı devletin, ücretli çalışanın zorunlu yaşam maliyetlerini de vergilendirme politikasında dikkate alması gerekiyor.

Çözüm açık:

• Belgelenmiş konut kirası, elektrik, su ve ısınma giderleri için gelir düzeyine bağlı vergi avantajı getirilmeli.
• Eğitim ve sağlık harcamaları daha geniş kapsamlı gelir vergisi indirimine konu olmalı.
• İşe ulaşım maliyetleri için standart bir vergi avantajı sağlanmalı.
• Düşük ve orta gelirli çalışanların aile yükümlülükleri dikkate alınarak vergi kredisi veya iade sistemi oluşturulmalı.

Bu düzenlemeler, vatandaşın yaptığı harcamalar için fiş ve fatura talep etmesini teşvik ederek kayıt dışı ekonomiyle mücadeleye de katkı sağlayabilir.

Şirketin Bilançosu Var, Vatandaşın Hayatı Var!

Devletin vergi toplaması elbette gerekli. Ancak kamu maliyesinin sürdürülebilirliği kadar vatandaşın yaşamının sürdürülebilirliği de önemlidir.

Bir şirketin ayakta kalmak için yaptığı harcamaları dikkate alıp, bir insanın ayakta kalmak için yaptığı harcamaları görmezden gelen vergi anlayışında tartışılması gereken yalnızca verginin miktarı değil, adaletin kendisidir.

Çünkü mesele kimin ne kadar vergi ödediği değil, kimin ne kadar fedakârlığa mecbur bırakıldığıdır.

Vergi, vatandaşın kazancından alınır. Yaşama hakkından değil!

Bu yazı toplam 97 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim