Bugün 13 Ekim 2026 Salı
  • Antalya22 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6638.57
    %0.4
  • Dolar
    49.3614
    %0.09
  • Euro
    55.2637
    %0.33

ALYA ŞAHİN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ALYA ŞAHİN / KONUK YAZAR

BAŞARIYA GİDEN YOL

13 Ekim 2026 Salı 12:56

Başarıya Giden Yolun Adı: İlknur Tunç / RÖPORTAJ: ALYA ŞAHİN

“Kaliteli üretimin sırrı, toprağı tanımak ve yaptığınız işe yüreğinizi koymaktır.”

Tekstil sektöründe yıllara dayanan üretim deneyimini zeytinyağına taşıyan girişimci İlknur Tunç, kaliteye, emeğe ve sürdürülebilir başarıya odaklanan iş anlayışıyla dikkat çekiyor. Genç yaşta başladığı iş hayatında kendi şirketini kuran Tunç, bugün Queensland Zeytinyağları markasıyla doğanın bereketini nitelikli üretim anlayışıyla buluşturuyor. Onun hikâyesi, yalnızca yeni bir sektöre adım atmanın değil; öğrenmenin, sabretmenin, risk almanın ve hayallerini somut başarılara dönüştürmenin de hikâyesi.

Bazı başarı hikâyeleri büyük bir sermayeyle, hazır bir planla ya da kusursuz koşullarla başlamaz. Bazen bir merak, bazen bir ihtiyaç, bazen de insanın kendi hayatına ve üretime dair daha iyisini arama arzusu yeni bir yolun kapısını aralar. İlknur Tunç’un girişimcilik yolculuğu da böyle bir arayışla şekilleniyor.

İstanbul’da doğan, tekstil sektöründe kumaş üreticisi olarak iş hayatına atılan ve 19 yaşında kendi şirketini kuran Tunç, bugün iki ayrı sektörde edindiği deneyimi bir araya getiriyor. Pandemi döneminde sağlıklı gıdaya duyduğu ilgiyle başlayan zeytinyağı yolculuğu, zamanla güçlü bir marka vizyonuna dönüşüyor. Tunç için başarı, yalnızca bir ürün ortaya koymak değil; o ürünün arkasında durabilmek, her aşamasını öğrenmek ve kaliteden ödün vermeden geleceğe taşımak anlamına geliyor.

“Bir işi kurmak kadar, onun sorumluluğunu taşımak da önemlidir”

İlknur Hanım, sizi tekstil sektöründeki üretim deneyiminizden Queensland Zeytinyağları markasına uzanan yolculuğunuzla tanıyoruz. Öncelikle bu yolculuğun nasıl başladığını anlatır mısınız?

İş hayatına çok genç yaşta başladım. Asıl mesleğim tekstil; kumaş üretimi yapıyorum. Henüz 19 yaşındayken kendi şirketimi kurdum. Bugün geriye baktığımda, yıllar içinde edindiğim tecrübenin bana yalnızca ticareti değil, üretimin sorumluluğunu da öğrettiğini görüyorum.

Zeytinyağı sektörüne girişim ise pandemi döneminde başladı. O süreçte sağlıklı gıdaya ulaşmanın ve tükettiğimiz ürünün niteliğini bilmenin ne kadar önemli olduğunu daha yakından hissettim. Kendi tüketimimiz için daha kaliteli bir zeytinyağı ararken bu alana ilgim arttı.

Bir arkadaşımla konuştum. Birlikte üretim yapmayı düşündük ama sıradan bir ürün ortaya koymak istemiyordum. Daha nitelikli, üretim sürecine özen gösterilen bir zeytinyağı üretmek istiyordum. İlk başta bu sektörün inceliklerini bilmiyorduk. Fakat öğrenmeye, araştırmaya ve sahada deneyim kazanmaya açıktık.

Bir sektörde deneyim sahibi olmakla, tamamen farklı bir alanda sıfırdan yol almak arasında önemli bir fark var. Bu süreçte sizi en çok ne zorladı?

Her şeyden önce toprağı tanımıyordum, zeytin ağacını tanımıyordum, çiftçiliğin günlük işleyişini bilmiyordum. İstanbul'daki ticari hayatımda alıştığım çalışma düzenini başka bir sektörde de uygulayabileceğimi düşünmüştüm. Ancak tarımın kendine özgü bir ritmi var. Doğayı takvime göre hareket etmeye zorlayamazsınız.

Bu nedenle İznik'ten Ayvalık'a uzanan bir araştırma ve öğrenme sürecine girdik. Gittiğim yerlerde çiftçilerle konuştum, bahçelere girdim, üretimi yerinde gözlemledim. İnternetten araştırdım, sorular sordum, bilmediğim konuları öğrenmeye çalıştım.

Zeytin hasadının nasıl yapıldığından sıkımın inceliklerine, ambalajlamadan etiket mevzuatına kadar her ayrıntıyı öğrenmem gerekiyordu. Çünkü bir ürünün kalitesi yalnızca üretildiği anda belirlenmiyor. Hasattan şişelemeye kadar uzanan bütün süreçler birbirini etkiliyor.

Bugün tekstilde de zeytinyağında da her şeyi bildiğimi söylemiyorum. Her yıl yeni bir şey öğreniyorsunuz. Doğa değişiyor, koşullar değişiyor, üretim yöntemleri gelişiyor. Bence iyi bir girişimcinin en önemli özelliklerinden biri, öğrenmeyi hiçbir zaman bırakmamasıdır.

“Kalite uğruna daha az üretmeyi göze aldık”

Queensland Zeytinyağları markasını kurarken nasıl bir kalite anlayışını benimsediniz?

Bizim için temel mesele, herkesin yaptığına benzer bir ürün ortaya koymak değildi. Kaliteli bir zeytinyağı üretmek istiyorduk ve bunun için üretimin her aşamasına dikkat etmemiz gerektiğini biliyorduk.

İlk üretimimizde yaklaşık 15 ton zeytinden 1 ton 300 kilogram civarında yağ elde ettik. O dönemde daha yüksek sıcaklıklarda sıkım yapan işletmeler bulunurken biz 25 derece civarında bir sıkım istedik. Sonraki süreçte ürünlerimizde 18 derece sıkım uygulamasına yöneldik.

Daha düşük sıcaklıklarda sıkım, elde edilen yağ miktarını azaltabiliyor. Buna rağmen bizim için önemli olan, üretimde benimsediğimiz kalite hedefinden uzaklaşmamaktı. Daha fazla ürün elde etmek her zaman daha doğru üretim yaptığınız anlamına gelmez. Üretimin niteliğini korumak için bazen daha azıyla yetinmeyi de göze almanız gerekir.

İlk yıl çevremizden destek gördük. Fakat benim için asıl önemli olan, ertesi yıl insanların kendiliğinden bizi arayıp aynı üründen istemesiydi. Bu, doğru bir yolda ilerlediğimize dair güçlü bir işaretti.

Üretim kadar ambalajlama, dolum ve etiketleme aşamalarına da önem veriyorum. Her ayrıntının doğru olması, ürünün güvenilirliğinin bir parçası. Bir markanın itibarı, yalnızca anlattıklarıyla değil, ortaya koyduğu ürünün arkasında ne kadar durabildiğiyle oluşur.

“Marka, emek verdikçe büyüyen bir değer”

Queensland isminin ardında nasıl bir düşünce var? Markanızı oluştururken nasıl bir vizyonla hareket ettiniz?

Marka ismi, o dönemde birlikte yola çıktığımız arkadaşımın önerisiydi. İsmi belirlemek yaklaşık on ayımızı aldı. Benim özellikle istediğim şey, Türkiye sınırlarıyla sınırlı kalmayan, uluslararası alanda da karşılık bulabilecek, akılda kalıcı bir marka oluşturmaktı.

İsimde kraliçe kavramından ilham aldık. Ürünlerimizi Ayvalık'ta üretmemizle birlikte bu fikir markanın kimliğine dönüştü. Benim için önemli olan, ismin yalnızca kulağa hoş gelmesi değil, ürünün niteliği ve taşıdığı değerlerle de bütünleşmesiydi.

Markayı bir bebeği büyütmeye benzetiyorum. Onu sürekli beslemeniz, geliştirmeniz ve yeniliklerle güçlendirmeniz gerekiyor. Tasarımlar, ürünler, üretim süreçleri ve tüketiciyle kurduğunuz ilişki bu bütünün parçaları.

Queensland benim için yalnızca bir ticari girişim değil; uzun süredir kurduğum hayallerden biri. Üretim yapmak, kendi markamı oluşturmak ve zeytin bahçesine sahip olmak istiyordum. Bunları adım adım gerçekleştirdim. Şimdi hedefim, markayı daha geniş pazarlara taşımak.

“Zeytin, toprağın bize sunduğu kıymetli bir miras”

Sizce kaliteli bir zeytinyağının yolculuğu nerede başlar?

Kaliteli bir zeytinyağının yolculuğu toprakta başlar. Toprağı ne kadar iyi tanır ve ihtiyaçlarını ne kadar doğru anlarsanız, ağacın gelişimini ve meyvenin niteliğini o kadar iyi değerlendirebilirsiniz.

Her bölgenin toprak yapısı, mineral içeriği, yağış ve rüzgâr koşulları farklıdır. Bu farklılıklar zeytinin karakterine ve zeytinyağının aromasına yansır. Ayvalık'ta yetişen zeytinlerden elde edilen yağlarla Muğla'da üretilenlerin duyusal özellikleri aynı olmayabilir. Her bölgenin kendine özgü bir karakteri vardır.

Zeytin ağacını ve meyvesini çok kıymetli buluyorum. Hasadı, sanki ağaçtan elmas topluyormuşsunuz gibi düşünmek gerekir. Çünkü o meyvenin arkasında toprağın, iklimin, emeğin ve zamanın payı vardır.

Türkiye'nin zeytin ve zeytinyağı kültürü çok zengin. Zeytin, soframızın ötesinde kültürümüzün de bir parçası. Bu mirasın değerini bilmemiz, onu doğru üretim anlayışıyla geliştirmemiz ve gelecek kuşaklara aktarmamız gerekiyor.

Hasat ve sıkım sürecinde vazgeçmediğiniz ilkeler nelerdir?

Öncelikle zeytinin hasat sırasında zarar görmemesine dikkat ediyoruz. Meyvenin zedelenmesi ve uygun koşullarda bekletilmemesi, yağın kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle toplama, nakliye ve sıkım süreçlerini bir bütün olarak değerlendiriyoruz.

Bizim üretim anlayışımızda zeytinin mümkün olduğunca kısa sürede işlenmesi ve sıkım koşullarının kontrol altında tutulması önemli. Queensland ürünlerinde 18 derece sıkım uyguluyoruz.

Ancak kaliteyi yalnızca bir sıcaklık derecesine indirgememek gerekir. Hasat zamanı, meyvenin durumu, işleme koşulları, depolama ve ambalajlama birlikte değerlendirilmelidir. İyi bir ürün, birbirini tamamlayan pek çok doğru kararın sonucudur.

“Gösterişli şişeden önce, içindeki ürünü sorgulayın”

Tüketiciler kaliteli zeytinyağı seçerken nelere dikkat etmeli?

Öncelikle sosyal medyada sıkça karşılaşılan ev tipi testlere temkinli yaklaşmalarını öneririm. Zeytinyağını buzdolabına koymak ya da farklı maddelerle denemek, tek başına güvenilir bir kalite ölçümü değildir. Renk de tek başına kalite göstergesi sayılamaz.

Zeytinyağının kokusu ve tadı bize duyusal özellikleri hakkında fikir verebilir; ancak ürünün gerçek niteliğini yalnızca bunlarla kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Zeytinin çeşidi, yetiştiği bölge ve üretim koşulları da tat ve aromayı etkiler. Ürünün özelliklerini güvenilir biçimde değerlendirmek için uygun laboratuvar analizleri önem taşır.

Tüketicilerin yalnızca şişenin tasarımına, etiketine veya fiyatına bakarak karar vermesini doğru bulmuyorum. Çok gösterişli bir ambalajın içinde düşük nitelikli bir ürün de bulunabilir. Önemli olan, ambalajın arkasındaki üretim anlayışıdır.

Biz bu nedenle zeytinyağlarımızda koyu renkli şişeler kullanıyoruz. Ambalajın ürünü koruma işlevini, estetik kaygıların önünde tutuyoruz. Etiket tasarımını da markamızın kimliğini yansıtacak biçimde geliştiriyoruz.

Benim tüketiciye mesajım şu: Bir ürünün nasıl göründüğünden önce, nasıl üretildiğini sorgulayın. Üreticinin şeffaflığına, ürün bilgilerine ve güvenilir analizlere önem verin.

“Kadın girişimciliği, cesaretin bilgiyle birleşmesidir”

Bir kadın girişimci olarak iş hayatındaki deneyiminiz size neler öğretti?

Girişimcilik, yalnızca cesur olmak değildir. Cesaretin bilgiyle, kararlılıkla ve sorumlulukla birleşmesi gerekir. Bir hayalin peşinden gitmek önemlidir ama o hayali yaşatabilmek için sürekli çalışmanız, kendinizi geliştirmeniz ve gerektiğinde yeniden öğrenmeniz gerekir.

Kadınların iş hayatında kendi kararlarını alabilmesi, üretim yapabilmesi, istihdam oluşturabilmesi ve kendi markalarını geliştirebilmesi çok değerli. Bununla birlikte, başarıyı yalnızca cinsiyet üzerinden tanımlamak istemem. Kadınların yeteneklerini, birikimlerini ve liderliklerini ortaya koyabilecekleri fırsatlara sahip olması gerektiğine inanıyorum.

Benim yolculuğumda da çevremdeki insanların desteği, uzmanlardan öğrendiklerim ve birlikte çalıştığım kişilerin katkısı önemli bir yer tuttu. Bir girişimci kendi yolunu çizer ama bu yolun üzerinde bilgi paylaşımına, iş birliğine ve dayanışmaya her zaman ihtiyaç vardır.

Bu nedenle Lider İş Kadınları Derneği bünyesinde yer almaktan mutluyum. Girişimci kadınların bir araya gelmesi, deneyimlerini paylaşması ve birbirlerini görünür kılması çok kıymetli. Kadınların başarı hikâyelerinin anlatılması, başka kadınlara da yeni yollar açabilir.

“Hayal kurmak başlangıçtır; onu gerçekleştirmek emek ister”

Queensland Zeytinyağları için gelecek hedefleriniz nelerdir?

Markayı kurarken yalnızca Türkiye'de satış yapmayı hedeflemedim. Daha geniş bir vizyonla yola çıktım. Bugün üretimimizi geliştirmek, markamızı güçlendirmek ve ihracat hedefimizi gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Bu konuda görüşmelerimiz ve bağlantılarımız var.

Hayallerimin bir bölümünü gerçekleştirdim: Markamı kurdum, üretime başladım ve zeytin bahçesi hedefime ulaştım. Şimdi bu birikimi daha geniş pazarlara taşıma zamanı.

Bunu yaparken markamızın temel değerlerini korumak istiyorum. Büyümek elbette önemli ama büyürken üretim anlayışınızdan uzaklaşmamanız da bir o kadar önemli. Queensland'ın geleceğini kalite, güven ve süreklilik üzerine kurmayı hedefliyorum.

Zeytinyağı sektörüne girmek isteyen genç girişimcilere ne tavsiye edersiniz?

Öncelikle toprağı tanısınlar. Toprağın neye ihtiyacı olduğunu, zeytin ağacının nasıl geliştiğini ve üretimin hangi aşamalardan geçtiğini öğrensinler. Sektörü yalnızca dışarıdan göründüğü biçimiyle değerlendirmesinler; sahaya insinler, üreticilerle konuşsunlar, araştırma yapsınlar.

Sonrasında kendilerine ve kuracakları markaya güvensinler. Fakat bu güven, öğrenmeye kapalı olmak anlamına gelmesin. Bilgi edindikçe, deneyim kazandıkça ve hatalardan ders çıkardıkça yolları daha sağlam hâle gelecektir.

Bir işe başlamak kadar onu sürdürebilmek de önemlidir. Sabırlı olsunlar, kaliteyi önemsesinler ve kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli güveni riske atmasınlar.

“Güçlü kadınlar, güçlü yarınlar demektir”

İlknur Tunç'un hikâyesinde dikkat çeken en önemli unsur, farklı bir sektöre adım atma cesaretinden çok, o adımın ardından gelen öğrenme ve üretme kararlılığı. Tekstilde edindiği deneyimi zeytinyağı sektörüne taşıyan Tunç, bilmediği bir alanı araştırarak, sahada çalışarak ve uzmanlardan destek alarak kendi yolunu oluşturmuş.

Onun iş anlayışında marka, yalnızca bir isimden; kalite, yalnızca bir iddiadan; başarı ise yalnızca satış rakamlarından ibaret değil. Her biri, uzun soluklu bir emeğin ve tutarlı kararların sonucu.

Geleceğe ilişkin hedeflerini ihracatla genişletmek isteyen Tunç için Queensland Zeytinyağları, tamamlanmış bir projenin değil, gelişmeye devam eden bir hayalin adı. Bu hayalin merkezinde ise üretime duyulan saygı, toprağın değerini bilmek ve tüketiciye karşı sorumluluk taşıyan bir marka oluşturmak var.

Çünkü gerçek liderlik, yalnızca bir hedefe ulaşmak değil; o hedefe hangi değerlerle ulaştığınızı da bilmektir. İlknur Tunç'un girişimcilik yolculuğu, hayallerin kararlılıkla birleştiğinde somutlaşabileceğini ve başarının en sağlam temelinin öğrenmekten, üretmekten ve güven inşa etmekten geçtiğini hatırlatıyor.

Onun hikâyesi, toprağa verilen emeğin bir markaya; bir markaya verilen emeğin ise geleceğe uzanan bir vizyona dönüşebileceğinin hikâyesi.

Güçlü kadınlar, güçlü yarınlar kurar.

Bu yazı toplam 172 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim