- IMKB
% - Altın
6865.09
%0 - Dolar
48.7547
%0 - Euro
55.9994
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 13:08 - HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
- 12:18 - BELEDİYENİN FOTO KAPANINA SALDIRI
- 12:13 - 2 BİN YILLIK ATMOSFERDE SANAT VE MANZARA BULUŞTU
- 11:43 - ESKİDEN ÇUL DOKUMA VE KIL ÇADIRDA KULLANILAN KOYUN KILLARI ARTIK ÇÖPE GİDİYOR
- 11:41 - GÖÇ YOLUNDA ÇOK SAYIDA TEHDİT
- 11:23 - MURATPAŞA, ALZAYMIR FARKINDALIĞI İÇİN YAŞLI EVLERİNDE BULUŞTU
- 11:23 - 33. ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA VE BALE FESTİVALİ’NDE CARMİNA BURANA SEYİRCİYLE BULUŞTU
- 11:18 - ADANA’DA GENÇ ŞAHIS BOŞ ARAZİDE ÖLÜ BULUNDU
- 11:03 - ANTALYA’DA PANELVAN KONTROLDEN ÇIKTI: 1 YARALI
- 11:03 - YANGINDA KÜLE DÖNEN KARGILAR 3 HAFTADA YENİDEN FİLİZLENDİ
- 10:58 - İHA’YA ’YILIN EN İYİ SPOR HABERİ’ ÖDÜLÜ
- 10:48 - VALİDEN KUM HIRSIZLIĞINA KARŞI BOĞAZ SAHİLİ’NE KAMERALI TAKİP TALİMATI
- 10:38 - AYNI CADDEDE BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE 2 AYRI KAZA
- 10:28 - KAHRAMANMARAŞ’TA KADINLARIN İMECE USULÜ YUFKA EKMEK MESAİSİ
- 10:23 - MERSİNLİ MUHTARLAR SABAH SPORUNDA BULUŞTU
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


HANGİ TÜR KÖYLÜLÜK?
Yıllardır Kapıdağ-Tatlısu’ya gidip gelirim. Gerçekten Kapıdağ’ın suyu şekerli gibi tatlıdır. Ancak ne yazık ki bu suların aktığı Bandırma körfezini temaşa eden birçok hayrat çeşme adeta enerji içecekleri, bira şişeleri ve benzerlerinin açık çöp alanları gibidir. Perema- Karşıyaka’nın 50 yıl öncesini hatırlarım. Eski Rum taş evleri ve Kilise kalıntıları bağ ve zeytin kokularıyla temiz deniz ile ayrı bir bölgeye eşsiz egzotiklik katıyordu. Şimdi artık Karşıyaka zenginleşti. Milyon dolarlık gırgır motorları sahipleri köylerini niteliksiz apartman kuleleriyle donattılar. Bandırma körfezinde denize girmek cesaret istiyor.
Karşıyaka mübadilleri Kavala’nın Söğütçük köyünden gelmişlerdi. Eşim ile Söğütçük’e-Lumnia gidip geçmişlere bir fatiha okumaya karar vermiştik. Yaşlılardan işitenler o köy dağ köyü sadece hayvan bakarlarmış orada ne yapacaksınız demişlerdi. Lumnia’ya gittiğimizde Rumlar bizi Türkçe karşıladılar ikramlar ettiler. Ancak köy bir İsviçre köyü olmuştu. Çeşmelerinde de enerji veya bira içecek çöpleri yoktu. Taverna dedikleri nitelikli bir restoranda da yemek yiyip Kavala’ya dönmüştük.
Bu örnekleri hep Anadolu’nun önemli bir kısmının göçebe zihniyeti ile de karışmış köylülüğü ile Batı’nın kültürel ve tarımsal kalkınma dinamiği arka planındaki köylülük ile mukayese için yapmaktayım.
Bu köylülük kelimesi kullanımı yanlış anlaşılmaya ve incinmeye de çok yakın bir algıyı da üretmekte. Bu konuda bazı dostlardan ciddi sitemler alırken köylü arkadaşlarımdan da merak ve destek almaktayım. Aslında ben dahil 3-4 kuşak geriye gittiğimizde hepimiz köylüyüz. Köylülüğün ruh asaletine kimsenin itirazı olamaz. Zaten Osmanlı tam bir tarım toplumuydu. Burada tabi ki Yakup Kadri veya Kemal Tahir’in romanlarındaki yorgun ve göçebe karakterli Anadolu köylülüğü ile Alan Mac Farlane’nin bahsettiği İngiliz aristokrasisinin köylülüğünü ayırt etmek gerekiyor. (1) Bu bağlamda İngiltere ve Almanya’da sahil köyleri ve kasabalarını da çok gezme imkanım oldu. 500 yıllık tarihleri, estetikleri kültür ve turizmde iddialarıyla yaşamaktaydılar. Batı köyleri adeta orada Ortaçağ tarihini yaşatırken bizim sonradan zenginleşen köylerimiz ise modern gecekondu hüviyetinde.
Hasan Âli Yücel, İngiltere Mektupları’nda tam da bu farkı anlatır. Ona göre İngiltere’nin sırrı, “hürriyetin nizama dönüşebilmesidir.” Bu nizamı kuran şey ne para ne sanayi ne de yasadır; görgüdür. İngiliz köylüsü toprağını işlerken davranışına ölçü ve estetik katmıştır. Köylü sabrıyla aristokrat vakarını birleştirir. Bu görgü, sınıflar arasında aşağıdan yukarıya doğru işleyen bir merak akışıdır. Köylü aristokratı taklit eder ama ona öfke duymaz; onun ölçüsünü öğrenir, kendi emeğinde uygular. İngiltere’de görgü, sınıfsal farkı törpüleyen ortak bir dil haline gelmiştir. Bizdeyse tam tersi yaşandı. Köylü devleti kutsadı ama ondan öğrenmedi; devlet köylüyü yüceltti ama onu dinlemedi. Bu yüzden modernleşme süreci, toplumun ufkunu genişletmek yerine daralttı. Köylüleşmek, bir yaşam tarzına değil, bir düşünme biçimine dönüştü. Artık köylülük köyde değil, şehirde; mecliste, üniversitede, hatta sosyal medyada
yaşıyor.
Yücel’in İngiltere mektuplarında hayranlıkla anlattığı şey, bir ülkenin merakı kurumadan yaşayabilmesiydi. İngiliz köylüsü, aristokratın bahçesindeki düzenden öğrenir; üniversite hocası köyün istikrarını över. Birbirine bakan ama kıskanmayan bir toplumdur bu. Medeniyet, merakın korkuya dönüşmediği yerde yeşerir. Bu nedenle İngiltere köylüsünü medeniyetin halkası yapmıştır. Bizdeyse merak hep tehlikeli bulunmuştur. Yeni olan bozucu, farklı olan (1) yabancı, sorgulayan hain sayılmıştır. Bu korku, zihniyetin kendi içinde donmasına yol açmıştır. Zihinsel donma, tıpkı bedensel donma gibidir: hareket varmış gibi görünür ama hiçbir yere gidilmez. Bu yüzden Türkiye yüz yıldır hareket ediyor ama ilerleyemiyor.
Yazılarımda sıkça kullandığım “Mahalle” kavramından sonra “Açık ve Gizli Köylülük” kavramı aslında bu “kollektif zihinsel donma-işlevsizlik” halinin sosyolojik normlarda karşılığıdır. Kollektif zihinsel donma hali köylü-kasabalı bakışın dönüşmesindeki en büyük engellerdendir. Bu anlamda Levine’in “donma hâli” bireyin travmaya tepkisiyken, yazılarımda “gizli köylülük” tanımını bu donmanın toplumsal davranış kalıbına dönüşmüş hâli olarak da düşündüm. (2)
Kolektif travma, siyasette kimliklerin kapanına sıkışmak olarak da görülebilir. Köylü zihniyetinin “bize benzeyeni koru, ötekinden sakın” refleksi, aslında travmatik güvenlik ihtiyacının politik biçimidir. Böylece bireysel donukluk, kolektif dogmatizme dönüşür. Bunun bedeli ise duygusal esnekliğin ve ahlaki duyarlığın kaybıdır.
Yıllardır ülkemizdeki siyasal ve kültürel krizleri anlamaya çalışıyorum. Bu arayış beni hep 19. yüzyılın başına, reformların başladığı döneme götürür. Devlet ve toplum reformlarının kalıcı olamaması, bugünkü kutuplaşma ve zihinsel donukluk halinin köklerini oluşturuyor.
Son dönemde üzerinde durduğum en önemli kavram, açık ya da bastırılmış biçimleriyle bir türlü zihinsel, davranışsal ve görgüsel düzeyde dönüştürülemeyen “köylülüğümüz” veya “kasabalılığımız”dır.
Bizim köylülüğümüzün temel sorunu, göçebeliğin karıştığı dar bir ufukta sıkışıp kalmasıdır. Zihniyet dönüşememiş, merak kurumuş, vizyon oluşmamıştır. İnsanı yeni olana yönelten merak duygusu, yerini tanıdık olana sığınma refleksine bırakmıştır. Oysa görgü, merakın terbiyesidir; başkasını, ötekini, yabancıyı anlamaya çalışırken kazanılan inceliktir. Fakat biz merakı korkuyla, görgüyü zayıflıkla karıştırdık. Sonuçta gelişmek yerine içine kapanan, öğrenmek yerine hükmeden, değişmek yerine donan bir zihin ürettik. Bu tıkanmanın ardında beş asrı aşan otoriter, hiyerarşik toplumsal geleneğimizin de büyük payı vardır.
Bugün artık köylülük bir yer değil, bir tavırdır. Mesele köyde yaşamak değil; yeniye, ötekine, farklı olana nasıl baktığımızdır. Bir toplumun zihni meraksızsa, görgüsü şekilcidir; vizyonu yoksa, modernliği taklittir. Yücel’in İngiltere’de gördüğü gibi medeniyet, merakla beslenen görgünün ürünüdür. Bizdeyse görgü donmuştur, çünkü merak tükenmiştir.
Asıl soru şudur: Biz hangi tür köylülüğe sahibiz? Emeğini estetiğe dönüştürebilen, merakıyla ufkunu genişleten köylülük mü? Yoksa korkularını kutsayıp merakını öldüren, zihinsel donmayı yaşam biçimine dönüştüren köylülük mü?
(1) https://www.vbky.com.tr/kitap/ingiliz-bireyselciliginin-kokenleri
(2) https://www.indyturk.com/node/421436/türki̇yeden-sesler/donuk-toplum-ve-yaklaşan-seçimler
Medyascope'tan alıntılanmıştır.
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
BÜYÜK AMBALAJI ALDIM, DAHA UCUZA GELDİ!” DİYE DÜŞÜNMEYİN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
NİYETİNİZ BATSIN!..VEDAT GÜRHAN
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLER-5NİZAMETTİN ŞEN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ANADİLİ DIŞINDA ESER VEREN TÜRK YAZARLARGAZANFER ERYÜKSEL
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞUDUR 9 EYLÜLPROF DR RAMAZAN DEMİR
İNTERNET ALIŞVERİŞİNDE KARGO SORUNLARI: SORUMLU KİM?AV CÜNEYT KARASU
ÇİFTÇİYİ KAYBEDERSEK, MUTFAĞIMIZI KAYBEDERİZTALİP BAYRAM
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
İMPARATOR ATTİLA KILICIYLA SAHNEYE ÇIKACAK
ANTALYA HAVALİMANI'NDA AĞUSTOSTA 5,8 MİLYON YOLCU TRAFİĞİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





