Bugün 26 Eylül 2026 Cumartesi
  • Antalya16 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6740
    %0
  • Dolar
    48.8475
    %0
  • Euro
    56.1129
    %0

YUNUS YAŞAR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YUNUS YAŞAR / KONUK YAZAR

KILBASANLI SAKIZCI KEMAL VE UÇAN BAYON

26 Eylül 2026 Cumartesi 08:19

26 Kasım 2020 tarihinde Mustafa Asım Tatlıoğlu adlı bir arkadaş, ‘face’ sayfasından “Bu sakızı kim hangi ihtiyaçtan icat etmiştir? La havle vela kuvvete” diye bir yazı paylaştı.Ben de bu merakını gidermek için üzerime vazife bildim ve dilimin döndüğünce anlatayım efendim dedim.

1950 yıllarının başı. Karaman’ın Kılbasan köyünde doğup büyüyen Kemal Pancar adlı bir vatandaş evlendikten sonra Karaman’a yerleşir. Bu vatandaş kendi imkân ve gayretleriyle keman, cümbüş ve bağlama çalmayı öğrenir. Ama bu karın doyurmaz. Sonra boyundan büyük işlere kalkışır ve mucit olmaya karar verir. Hasır ve kamıştan örme hasır sepetlere karşın; telden ve katlanabilir tel sepetler üretmeye başlar. Ürettiği bu tel sepetleri önce Karaman, sonra da Karaman’a yakın illerde satarak geçimini sağlamaya çalışır.

İyi bir gazete okurudur. Bir gün Akşam gazetesinde bir haber ilişir gözüne. Sakızın Suriye’de üretilen sakız ağacı macununun işlenmesinden meydana gelen “sakız mayası”ndan yapıldığını öğrenir. Araştırır, soruşturur sakız mayası Türkiye’de yoktur. Atlar Kilis’e gider. Kilis’ten Suriye’ye gidip gelmek o kadar da zor değildir. Birçok Türk vatandaşı kaçak da olsa Suriye’deki akrabalarına günübirlik gidip dönmektedir. Kemal Pancar da bir yolunu bulup Suriye’ye gider. Yeteri kadar sakız mayası ile sakız mumu alarak memleketine geri döner.

Katı olan sakız mayası ile sakız mumunu ayrı ayrı kaplarda eriterek yumuşatır. Sonra birbirine karıştırarak iyice yedirir. Tıpkı pişmaniye yapımında olduğu gibi sakız mayası ve sakız mumu karışımını sündüre katlaya, sündüre katlaya kıvamına getirir, Bunları belirli ölçülerde keserek soğumaya bırakır. Zaman içinde sakız mayasının içine gıda boyaları karıştırarak ürettiği renkli sakızları önce Karaman’da sonra da ülkeyi tek tek gezerek satmaya başlar.

Bir gün, Balkan kökenli ve İstanbul’da yaşayan bir iş adamı Karaman’a gelerek Kemal Pancar’la görüşür. Eline birkaç kuruş sıkıştırarak sakızın nasıl yapıldığını öğretmesini ister. Kemal Pancar bu işadamına birkaç gün içinde öğretir ve çeşitli deneylerden sonra işi kavrayan işadamı İstanbul’a döner.

Bu arada yakın akrabalarının dışında kimsenin tanımadığı sade bir vatandaş olan Kemal Pancar, “Sakızcı Kemal” olarak Karaman’da tanınmaya başlar.

İşadamı önce ilkel yöntemlerle sonra da fabrikasyon olarak seri halde ve ambalaj içinde “Yeşiltuna” ve “Ayşecik” adlarıyla piyasaya sürer.

Buna çok içerleyen Kemal Pancar, sakız yapma işinden vazgeçerek; balonların içine asit doldurmak suretiyle “uçan balon” üretimine başlar. Yine gurbet gurbet gezerek uçan balonları satıp geçimini sağlamaya çalışır. Artık memleketi Karaman’a dönme zamanı gelmiştir.

Dönmeden önce kendisine yardımcı olan Kardeşiyle birlikte İskenderun’da bir kaynakçıya uğrarlar. Delinen asit bidonunun kaynak yapılmasını isterler. Kaynakçı kaynağı yanaştırır yanaştırmaz bidon patlar. Kaynakçı olduğu yerde hayatını kaybeder. Kemal Pancar ve kardeşi ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılır. Birkaç gün sonra Kemal Pancar da 34 yaşında iken hayatını kaybeder. Kardeşi bir ay sonra iyileşir ve memleketi Karaman’a geri döner.

Hayatını kaybeden Kemal Pancar’ın üzerinden kimliğinin dışında herhangi bir bilgi çıkmaz. Belediye kimsesizler mezarlığına defneder.

Kemal Pancar'ın ölümünden sonra eşi Ayşe Pancar evinin geçimini sağlamak ve çocuklarının karnını doyura bilmek için bir müddet kocasından öğrendiği kadarıyla sakız yapmayı sürdürür.

Küçük yaşta yetim kalan çocukları ve mahallenin gençleri yapılan bu sakızları satarak kendilerine harçlık sağlarlar..

Tıpkı eşi gibi, Ayşe Pancar'ın da adı Karaman'da “sakızcı Ayşe” olarak kalır.. Kısacası efendim sakızın kim tarafından ve hangi amaçla üretildiğini sizlerle paylaşmış oldum.

NOT:
*Hikâyede adı geçen Kemal Pancar, benim öz babamdır. 1962 yılında 34 yaşında iken (hikayede anlatıtıldığı üzere) bir kaza sonucu hayatını kaybeder. Öldüğü zaman ben 12 yaşındaymışım. Eşi Ayşe Pancar ise benim anamdır.
Işıklar içinde uyusunlar.

Bu yazı toplam 98 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim