Bugün 17 Ağustos 2026 Pazartesi
  • Antalya25 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6802.04
    %0.97
  • Dolar
    47.8924
    %-0.02
  • Euro
    55.4861
    %0.01

SERDAR YILMAZ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
SERDAR YILMAZ / KONUK YAZAR

MANCACILAR

17 Ağustos 2026 Pazartesi 22:27

Osmanlı İmparatorluğu'nda kedileri beslemek için vergiden muaf tutulan kişiler

Osmanlı toplumunda temizlik ve hijyene büyük önem veriliyordu. Özellikle cami, çarşı gibi umumi yerlerde farelerin çoğalması ciddi bir sorun teşkil ediyordu.

Bu nedenle bazı bölgelerde kedileri besleyerek çevrenin temiz kalmasına katkıda bulunan kişiler devlet tarafından ödüllendiriliyordu. Bu ödül vergi muafiyetinden ibaretti.

Kısacası, Osmanlı'da sokak kedilerini beslemek yalnızca hayvanlara duyulan bir sevgi eylemi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak görülüyordu.

Mancacı: Osmanlı İmparatorluğu'nda Sahipsiz Hayvanların Koruyucuları

İstanbul'un Ruhunda Yaşayan Kentsel Şefkat Geleneği

Osmanlı İmparatorluğu'nun kalbinde, Arnavut kaldırımlı sokakları, camilerinin minareleri, tüccarların ve vatandaşların gelip geçtiği yerler arasında, bugün bile Türkiye'ye gelen ziyaretçileri büyüleyen bir gelenek gelişmiştir: Sokak hayvanlarının bakımı ve beslenmesi. Bu sorumluluk şansa bırakılmadı; Bu iş için özel bir adam vardı: Mancacı.

Mancacılar kimdi?

Mancacılar, sokak kedilerini, köpeklerini ve kuşlarını beslemekle görevli kişilerdi. Çalışmaları toplumun kendisi tarafından destekleniyordu: Vatandaşlar onlara para veriyordu veya hayvanları beslemek için doğrudan onlardan yiyecek satın alıyordu ya da sadece mancací'nin bunu onlar adına yapmasına güveniyordu.

Hayvansal gıdaları ifade etmek için kullanılan manca terimi, İtalyancada "yemek" anlamına gelen mangiare kelimesinden türemiştir. Bu dil ödünçlemesi, kelimelerin fikirler ve gelenekler kadar yayıldığı İmparatorluğun çok kültürlü zenginliğini yansıtıyor.

Manevi ve Sosyal Anlamı Olan Bir Eser

Mancacılar basit satıcılar veya bakıcılar değildi. Onun eserinin önemli bir manevi yükü vardı. Aç bir hayvanı doyurmak, özellikle İslam'ın kutsal günü olan Cuma günlerinde, bir hayır işi (hayr) sayılırdı. Camilerin önünde kedi ve köpeklere güvercinlere yem verir gibi yiyecek veren mancacılara rastlamak olağandı.

Fransız tarihçi ve yazar Catherine Pinguet, İstanbul'un Köpekleri adlı kitabında bu geleneğe dikkat çekerek, Osmanlı toplumunun hayvanları kentsel ve manevi yapının ayrılmaz bir parçası olarak nasıl gördüğünü analiz ediyor. Sadece hayvanların acı çekmesini önlemek değil, aynı zamanda tüm canlıların refahını günlük yaşama entegre etmek söz konusuydu.

Batılı gezginleri büyüleyen bir kültür

Osmanlı İmparatorluğu'nu, özellikle İstanbul'u ziyaret eden pek çok yabancı, hayvanlara yönelik muamele karşısında şaşkınlığa düşüyordu. 19. yüzyılda Avrupalı gezginler, Türklerin sokak köpeklerine karşı şefkatini, bu köpeklere çoğunlukla sadece onlar için ahşap evler yaptırdıklarını hayranlıkla anlatan yazılar yazmışlardır.

Sokaklarda "İşkembe, kelle, ayak, paça, mançaaa!" diye bağıran bir mancacıya rastlamak pek de sıra dışı değildi. Mancacıların sattığı malların arasında kasap artıkları, işkembe, kelle, ayak gibi ürünler de vardı. Bunlar atılmak yerine hayvanlara yem olarak veriliyordu.

Osmanlı Yüzyıllarından Modern İstanbul'a

Mancacı figürü 20. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü. 1970'li yıllarda İstanbul sokaklarında, özellikle eski mahallelerde ve cami çevrelerinde bunlara rastlamak mümkündü. Kentin hızla büyümesi ve kırsaldan göçün artmasıyla bu gelenek zayıfladı. Milyonlarca yeni insanın gelişi, otomobilin yükselişi ve kültürel değişimler kentsel yapıyı ve sokak hayvanlarıyla olan ilişkisini değiştirdi.

Ancak Türkiye'nin ruhunda hâlâ hayvan sevgisi var. Osmanlı'nın mancacılarından kalma, içinde temiz su bulunan kaplar, kedilere mama konmuş kaplar, günün bir kısmını sokak hayvanlarına bakmaya ayıran insanlar görmek artık olağan bir durum.

İnsanlık Dersi

Mancacı'nın öyküsü, geçmişten gelen güzel bir anekdot olmanın ötesinde, güçlü bir medeniyet dersidir. Hayvan haklarının dünyanın birçok yerinde göz ardı edildiği bir dönemde, Osmanlı İmparatorluğu'nda toplumsal ve ahlaki bir özen ve saygı anlayışı gelişmiştir. Bu hikaye bizi, bir toplumun seviyesinin çoğu zaman en savunmasız olanlara nasıl davrandığıyla ölçüldüğünü hatırlayarak, diğer hayvanlara yeni gözlerle bakmaya davet ediyor.

Bu yazı toplam 177 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim