Bugün 11 Şubat 2026 Çarşamba
  • Antalya15 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7119.16
    %0.79
  • Dolar
    43.6385
    %0.03
  • Euro
    51.8015
    %-0.24

HALİL ERDEM / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HALİL ERDEM / KONUK YAZAR

SEVGİ MATEMATİK GİBİ ÖĞRENİLEBİLİR

11 Şubat 2026 Çarşamba 15:30

İnsan doğayı aşmış, ama doğanın bir parçası olarak içgüdüsel davranmaktan kurtulamıyor. Sevgi: farkında olma, bilme, anlama mantığında temellenen insani bir ahenktir. İnsan, ayrılığın, yalnızlığın, ölümün, ayrıca doğal ve toplumsal güçlerin karşısındaki çaresizliğinden ve yalnızlığından kurtulma çabasıdır sevmek.Sevgi içsel bir enerjidir. Bu enerji eğer içinizde varsa, ister bir hayvan ister karşı cinsten biri olsun ilgi duyarsanız sevgi bilinç edinir. Ruhun bir çeşit uyanış yaşar.

İnsanın en derin gereksinimi, ayrılığın üstesinden gelme, yalnızlığından kurtulma gereksinimidir. Bu amaca ulaşma konusundaki başarısızlık panik, intihar ya da içine kapanmaktır, diyor pedagoglar.

“Bir hayvanı sevmek bile ruhunun yarsını uykudan uyandırır.” İnsanı sevmek de diğer yarısını uyandırırsa ruhu uyanık, farkındalığı olan bir yaşam süreriz, sevmekle mutluluğun en derin iz bırakanına sahip oluruz.

Bizim geleneksel aile eğitiminde sevgi pek dile getirilmez. Bir anne, baba çocuğunu büyüklerinin yanında sevemez. Bir komşu komşunun çocuğunun başını okşayamaz, zira bunu annesiyle ilgilendiği anlamını çıkarırlar.
Bir yaşlı ölen eşine gözyaşı dökerken, “üzülme” diyenlere, “öldüğüne üzülmüyorum, bir kere sevdiğimi söyleyemedim, ona üzülüyorum,” demiş.

Turgut Uyar da, “Gizlenen gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevginin zerre kıymeti değeri yok gözümde. Bu duvar da beni çok seviyor olabilir, bilemem.” diyor. Yani sevgiyi dile getirmeyi beceremiyoruz; çocuklarımıza, öğrencilerimize sevgi diliyle iletişim kurmamız gerekiyor. Bu karşımızdaki kişiye her zaman sevdiğimizi söylemek de değildir, zira o “seviyorum “sözcüğü etkisini, sihrini kaybeder. Ses tonuyla, güzel bir bakışla, gülerek konuşma, yerinde ve zamanında dokunma, bedensel dilde sevgiyi kullanma sevgiyi öğretecek iletişim becerileridir.

Diğer taraftan koşullu sevgilerin, insan ilişkilerini önemli ölçüde belirlediği bir toplumsal yapı içindeyiz. Birlikte olacağı insanın kariyerine, ekonomik, yapısına, eğitimine bakılarak seçilir. Bireyi gelişmiş toplumlarda bir doktor bir inşaat işçisiyle birlikte yaşayabilir; hatta kişinin mesleğini, kazancını sormak ayıptır. Eğer, şu kızla ya da erkekle evlenirsen, bu mesleği yaparsan, benimle yaşarsan gibi koşullu dayatılan davranışlar sevgiden değil ben merkezli patlamış egodan kaynaklıdır.

Yani toplum olarak sevgiyi öğrenmeden, dile getirmeden, yaşamadan ölüp gidiyoruz. Ne istediğini bilmeyen erkekler “seviyorum, diyor, reddedilirse öldürüyor; reddedilmeyi kabullenemiyoruz. Biz sahiplenmeyi sevmek sanıyoruz. Başkalarının kararına saygı duymuyoruz. Sevdiğine verilmeyince kaçan kendi kızlarını dahi ailesi öldürebiliyor. Daha doğrusu birey olarak kendi sınırlarını bilmeyen insanlar topluluğunda yaşıyoruz.

Zorla kaçırılan kızı, kaçıranla evlendirerek namusu temize çıkarmak, erkeğe de kaçırdığı kızla evlenme koşuluyla ceza verilmemekte. Maalesef bu tür davaları aileler kendi içinde bu şekilde sonuçlandırdığı gibi mahkemelerde de bu tür anlayışlara rastlanmakta ve böylece zorbalık ödüllendirilmektedir.
.
Görünen odur ki kadın anaerkil dönemden bu yana uğruna ölünse de şiirler de yazılsa ezilen ve sömürülen kadın olmuştur.

İnsanlar sevmenin basit olduğunu ama sevilecek kişiyi bulmanın ve sevilmenin zor olduğunu düşünürler. Oysa davranış bilimcilere göre, sevgiyi öğrenmek matematik, resim, müzik, mühendislik öğrenme yoluyla aynıdır.

Olgunlaşmış bir sevgi kişinin kendi bütünlüğünü, bireyselliğini koruma koşuluyla birleşmedir. Sevgi insanın içindeki aktif güçtür. İnsanları ayıran duvarları yıkar, onu başkalarıyla birleştiren bir güçtür. Buna karşılık kendisi olmasını, kendi bütünlüğünü korumasına olanak sağlar.

Sevgi pasif bir duygu değil, aktif bir etkinliktir. Bir şeye kapılmak değil, içinde olmaktır. En genel şekliyle sevginin aktif özelliği, sevginin temelde almak değil vermek olduğunu söyleyerek, tanımlayabiliriz.

Üretken kişilik için vermek, tamamen gücün en yüksek ifadesidir. Bu yükselen canlılık ve güç yaşantısı onu tamamen sevince boğar; ancak en önemli verme alanı maddi şeyler değil, özellikle insanca olan şeylerde yatmaktadır. İnsan bir başkasına ne verir? Kendinden verir, sahip olduğu en değerli şeyinden, hayatından verir. Bu hayatını feda etmesi anlamına gelmiyor, ama içinde canlı olan şeyden verdiği anlamına gelir; o neşesinden, ilgisinden, anlayışından, bilgisinden, mizahından, hüznünden verir ve bütün bunlar; onun içinde canlı olan şeyin ifadesidir. Böylece karsındaki insanı zenginleştirir. Verme öğesinin dışında sevginin aktif olmasıdır. Her türlü sevgide ortak öğeler, özen gösterme, sorumluluk, saygı ve bilgidir.

Sevgi bakım gerektirir; annenin çocuğuna yönelik sevgisinde, bebeğin bakımıyla ilgilenmiyorsa, onu beslemeyi, yıkamayı, ona fiziksel rahatlığı sağlamıyorsa; sevgiden söz edilmesi samimi değildir. Hayvanlara ve çiçeklere yönelik sevgi de aynıdır. Sevgi sevdiğimiz şeyin yaşamına ve gelişimine yönelik aktif ilgidir. Sevgideki sorumluluk öğesi de dışarıdan görev dayatması değil, tamamen gönüllülüğü ifade eder. Sevgide diğer bir öğe, saygıdır. Eğer saygı olmaz ise sorumluluk kolayca tahakküm ve sahiplenmeciliğe dönüşebilir.

Sevginin insan üzerindeki etkin olan kimyasını anlatan örnek bir deneyi anlatayım: Yetimhanede çocukların yüzlerinde yaralar çıkar, ilaçlara tedavi cevap vermez. Bir davranış bilimci çocukları iki gruba ayırır. Grubun birine bakım için bir hemşire verir, ilacı keser, diğer gruba hemşire verilmez ve ilaç tedavisine devam edilir. Sonuç az da olsa şefkat gösterilen gruptaki çocuklar iyileşmiştir. Diğer grupta hiçbir iyileşmenin görülmemesidir. (Bu deneyi anlatan bir eğitimciydi, kitap ve yazarı 30 yıl öncesinde okudum, anımsayamadım ve ulaşamadığım için özür diliyorum.)

Bol sevgili günler.

Yararlandığım Kaynakçalar:
Kitle ve İktidar Elias Canetti
Sevme Sanatı Erich Fromm
Davranış bilimleri ders notları

Bu yazı toplam 206 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim