Bugün 19 Temmuz 2026 Pazar
  • Antalya33 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6092.24
    %0
  • Dolar
    47.135
    %0
  • Euro
    53.935
    %0

IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
IŞIK YARGIN / KONUK YAZAR

MEŞALE HÂLÂ YANIYOR

19 Temmuz 2026 Pazar 10:43

Dünya yine aynı duyguda buluşuyor. Bir tarafta Dünya Kupası'nın finaline doğru ilerleyen futbolun büyük sahnesi, diğer tarafta Filenin Sultanları'nın her sayısıyla milyonların nefesini tuttuğu Kadınlar Voleybol Milletler Ligi… Ekranlar değişiyor, formalar değişiyor, kurallar değişiyor. Ama değişmeyen bir şey var: İnsanlığın yüzyıllardır aynı hikâyeye yeniden inanması. Kazanmaya, kaybetmeye, birlikte sevinmeye ve yeniden umut etmeye…
Bu büyük spor şölenlerini izlerken fark ettim ki bizi büyüleyen yalnızca maçlar değil. Her turnuva, her açılış töreni, her meşale, insanlığın kendisi hakkında anlattığı yeni bir masal. İşte tam o anda yıllar öncesine, lise yıllarıma döndüm.
Önümüzde sınavlar, arkamızda çocukluk vardı. Hayat her birimizi farklı yönlere çağırıyordu. Yakın arkadaş grubumuzun içinde Nurgün vardı. Biz üniversiteyi konuşurken o pistleri konuşurdu; biz diplomayı düşünürken o madalyaları hayal ederdi. Ailesi endişeliydi. "Önce okul." diyorlardı. O ise akademik başarısıyla birlikte spordan da vazgeçmiyordu. Hayatında sporun hep olacağını biliyordu. Kararlılığı ve hedefinden hiç sapmayan disiplini sonunda karşılığını buldu. Ailesinin söylediği tek cümle ise hayatının yönünü değiştirdi: "Üniversiteyi kazan, seni Montreal Olimpiyatları'na götürelim."
O yaz hepimiz üniversiteyi kazandık. Ama en büyük ödül Nurgün'ündü. Olimpiyatlara gitti. Biz ise televizyonun karşısında onu görebilmenin umuduyla bekledik. Belki onu göremedik ama farkında olmadan çok daha büyük bir şeyi görmeye başladık. Olimpiyatların yalnızca spor olmadığını…
Yıllar geçti. Olimpiyatlar yapıldı, şehirler değişti, meşale elden ele dolaştı. Aslında yolculuk yapan yalnızca ateş değildi; insanlığın kendini anlatma biçimiydi. Sporcular kadar ülkelerin açılış törenleri de hafızalara kazındı. 2008'de Pekin, kusursuz senkronuyla disiplinin, gücün ve teknolojinin görkemini anlattı. Binlerce insan tek bir nefes gibi hareket ediyor, insan adeta dev bir mekanizmanın ritmine dönüşüyordu. Hayranlık uyandırıcıydı.
2012'de Londra ise bambaşka bir hikâye anlattı. Sanayi Devrimi'nin dumanı arasından Shakespeare geçti, bilim geçti, müzik geçti, çocuklar geçti, hayal gücü geçti. Teknoloji yine vardı ama bu kez insanın önünde değil, yanında yürüyordu. O gece anladım ki teknoloji gelişebilir, ekonomiler büyüyebilir, şehirler dönüşebilir. Asıl mesele, insanın büyüyüp büyümediğidir.
Ve sonra Paris… Sanki bir şehir kendi rüyasını anlattı. Stadyum duvarlarını kaldırdı, Seine Nehri'ni sahneye dönüştürdü, köprüleri dekor yaptı. Tarihi, sanatı, modayı, müziği ve dijital çağın görsel dilini aynı anlatının içine ustalıkla işledi. Yapay zekâ çağının eşiğinde teknoloji artık yalnızca gösterinin kahramanı değil, anlatının kendisiydi. O an düşündüm ki geleceği inşa eden yalnızca mühendislik değildir; hayal gücüdür.
Önümüzdeki olimpiyatlarda meşalenin en yeni yol arkadaşı kuşkusuz yapay zekâ olacak. Algoritmalar, dijital ikizler, artırılmış gerçeklik ve bugün adını bile koyamadığımız teknolojiler sahnede yerini alacak. Fakat bütün bu ihtişamın ortasında cevap bekleyen tek bir soru var: Teknoloji insanın hizmetinde mi olacak, yoksa insan kendi ürettiği teknolojinin figüranına mı dönüşecek?
Belki de olimpiyatların en büyük yarışı yüz metre finali değildir. En büyük yarış, insanın kendi vicdanıyla yaptığı yarıştır. Çünkü her açılış töreni aslında aynı soruyu sorar: "Biz nasıl bir dünya hayal ediyoruz?" Yapay zekâ çağında yalnızca sporcular değil, fikirler, teknolojiler ve medeniyet anlayışları da yarışacak. Ancak alkışlanan yine insan olacak; insanlık olacak.
Çünkü meşaleyi gelecekte belki yapay zekâ destekli sistemler yakacak. Ama o meşalenin taşıdığı anlam değişmeyecek. Antik Olympia'dan bugüne uzanan o ateş, hâlâ umudu, dayanışmayı ve barışı simgeliyor. Barışı teknoloji kurmaz; teknolojiyi hangi amaç için kullanacağına karar veren insan kurar.
İşte bu yüzden meşale hâlâ yanıyor. Ateşini teknoloji değil, insanın umut etme cesareti besliyor.

Bu yazı toplam 305 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim