Bugün 02 Temmuz 2022 Cumartesi
  • Antalya31 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    975.604
    %0.22
  • Dolar
    16.7259
    %0.26
  • Euro
    17.4609
    %0.09
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Tarımsal kriz yükseliyor”
25 Mayıs 2022 Çarşamba 18:05

“Tarımsal kriz yükseliyor”

Tarımdaki sıkıntılara dikkat çeken ATB Başkanı Ali Çandır, dünyada tarımsal krizin yükseldiği uyarısında bulundu.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Mayıs ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında dün gerçekleştirildi. Pandemi döneminden bu yanadır yaklaşık 2 yıldır online olarak yapılan toplantı uzun bir aranın ardından ilk defa yüz yüze gerçekleştirildi. Toplantıda üyeler, yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili bilgilendirilirken, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarımla ilgili önemli değerlendirmelerde ve uyarılarda bulundu. Sektörde yaşanan sıkıntılara dikkat çeken Başkan Çandır, “Geldiğimiz noktada artık sadece bizde değil tüm dünyada toplam bir tarımsal kriz yükselmeye başlamakta. Bu kriz sadece fiyat artışları şeklinde çıkmıyor karşımıza, girdilerden ürünlere tedarik edememe krizi şeklinde de çıkıyor. Sektörümüz uzun bir süredir güç kaybediyor ve dünyadaki gelişmeleri de dikkate aldığımızda gelecek bizler için daha büyük tehlikeler barındırıyor. Yapılması gerekenler bakımından sürekli gecikiyoruz. Üstelik yapılanlar bize öncesini aratıyor” dedi.

 

“TARIM STRATEJİK BİR SEKTÖR”

Göreve geldiklerinden bu yanadır her fırsatta tarımın stratejik bir sektör olduğuna dikkat çektiğini hatırlatan Çandır, şunları söyledi:

“Bazı kesimler bu tespitimize tepki mahiyetinde ifadelerde bulundular ama biz tespitimizden hiç vazgeçmedik. Sektörümüzü stratejik kabul etmenin doğal sonucu olarak nelerin yapılması gerektiğini her seferinde açıkladık. Örneğin; tanımlayamadığımızı ölçemeyiz, ölçemediğimizi planlayamayız, planlayamadığımızı da yönetemeyiz prensibinden hareketle mutlaka girdilerden ürünlere ve tüm prosesler için kapsamlı bir standartlar kümesi tanımlamalıyız. Bu standartlara uygun kapsayıcı ve geçerli bir tarım envanteri çıkarmalıyız diye önerilerde bulunduk. Kapsayıcı bir toplu stratejik planlama ancak bu adımlardan sonra yapılabilir ve uygulanabilir dedik.”

sam-1685.jpg

“GÜNAH KEÇİSİ İLAN EDİLDİK, ÖNERİLERİMİZİ DİLE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Salgın ortamında tarımın stratejik bir sektör olduğunu söyleyenleri dinledikçe umutlandıklarını dile getiren Çandır, “Geçen süre boyunca tarımda seferberlik ilan etmeliyiz dedik. Bu seferberlikte nelerin yapılması gerektiğine yönelik önerilerde bulunduk. Ortalama uygulamalarla yetinmek durumunda kaldık. Salgın sırasında ise tarımda olağanüstü hal ilan edilmesi ve acil eylemler gerekli dedik. İlan edilen enflasyonda en az etkiye sahip olmamıza hatta enflasyonu aşağıya çekme oranlarımıza rağmen günah keçisi ilan edildik. Tarımsal ürün fiyatlarındaki enflasyonun en az 2 katını tarımsal girdi fiyatlarında yaşıyoruz dedik. Ziraat Bankası finansmanıyla entegre bir girdi tedarik portalı (GİTAP) kurarsak girdi maliyetlerimizi ortalama yüzde 30 daha aşağıya indirmek mümkün dedik. Bu önerimizi dile getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

 

“TARIMSAL KRİZ YÜKSELİYOR, DÜNYA TEDİRGİN”

Gelinen noktada artık sadece Türkiye’de değil tüm dünyada toplam bir tarımsal krizin yükselmeye başladığını ifade eden Çandır, “Bu kriz sadece fiyat artışları şeklinde çıkmıyor karşımıza. Girdilerden ürünlere tedarik edememe krizi şeklinde de çıkıyor. The Economist Dergisi’nin bu ayki kapak konusu; dünyada 10 haftalık buğday stoku kaldığıydı. Bu rakam, son 15 yılın en düşük stok rakamıdır. Rusya-Ukrayna savaşından sonra en büyük ikinci üretici olan Hindistan’ın da bu ay ihracatı yasaklama kararı alması, dünyayı tedirgin etti” diye konuştu.

 

“TARIMSAL TEDARİKDE DIŞA BAĞIMLILIK ORANIMIZ CİDDİ”

“Buğday üretiminde nispeten iyi durumda olmamız rahatlatıcı ama mutlaka bugünlere dünden hazırlanmaya başlamalıydık” diyen Çandır, “Tarımda ürün yeterlilik oranlarımız ya bıçak sırtı düzeyinde ya da yetersiz durumda. Gübre ve yem başta olmak üzere tarımsal tedarikte ise ciddi bir dışa bağımlılık oranımız var. Hayati önemdeki gübre ve yem girdilerinin tedarik imkanları giderek zorlaşmakta. Buğdaydakine benzer ihracat kısıtlamaları bu girdiler için de yaşanmakta. Uzmanlar, arz yetersizliğinin etkili olması dolayısıyla bu tür kısıtlama kararlarının önümüzdeki dönemlerde de süreceğini belirtmekte. Dolayısıyla hazırlıklarımızı dünden yapmaya başlamalıydık” açıklamasında bulundu.

 

“ACİLEN İNOVASYON ATILIMINA GİRMEK ZORUNDAYIZ”

Özellikle bitki besleme ve koruma ürünlerine yönelik inovasyon atılımı içine acilen girmek zorunda olduğumuzu vurgulayan Çandır, “Tıpkı salgın sırasında geliştirdiğimiz aşı için giriştiğimiz atılım gibi davranmalıyız. Bu amaçla hızlı ve bilimsel çalışmalara özel destekler ve teşvikler vermeli, sonuç alıcı icraatlara girişmeliyiz. Bunun için bilim ve teknik insan kaynaklarımız, teknik yazılım ve donanım kapasitemiz mevcut. Bu kapasiteyi mutlaka sözünü ettiğim amaçla bir araya getirip hızlı sonuçlar üretebilmeliyiz. Böylece ülkemiz genelinde 70 milyar dolar olan tarımsal katma değerin geçen yıl 40 miyar dolara düşmesine ve kentimizde de 4 milyar dolarlık tarımsal katma değerin 2 milyar doların altına düşmesine razı olmayız” dedi.

 

“GİDİŞATI TERSİNE ÇEVİRMELİYİZ”

Dışa bağımlılık oranı düştükçe katma değer yaratma gücümüzün de yeniden artmaya başlayacağının altını çizen Çandır, “Yıllardır yeterli tortuyu bırakamayan tarımsal faaliyetlerimiz, katma değer yaratma gücünü ciddi bir biçimde kaybetmekteydi. Bu gidişat, sürdürülebilir olma özelliğine sahip değil. Bir an önce gidişatı tersine çevirmeye bakmalıyız. Çünkü bu güce ve birikime sahibiz, yeter ki birlikte hareket ederek ortak hedeflere odaklanalım” diye konuştu.

sam-1681.jpgsam-1681.jpg

“KAYITLI ÇİFTÇİ SAYIMIZ İLK KEZ 500 BİNİN ALTINA DÜŞTÜ”

Tarımsal potansiyel ve daha önceki başarılar dikkate alındığında karamsar olmamak gerektiğini belirten Çandır, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ancak iyimser olacağız diye de gerçeklere gözümüzü kapatamayız. 2010 yılından beri sektörümüzün reel kazancı düşmekte. Ortalama 17 liraya mal ettiğimiz ürünü 15 liraya satarak varlığımızı sürdüremeyiz. Böyle bir gidişatın sonu, tarımsal faaliyetlerden çekilmektir. Nitekim bir zamanlar 1.5 milyon olan kayıtlı çiftçi sayımız, ilk kez 500 binin altına düştü. Tarımsal alan kaybımız da yüzde 20’lere ulaştı. Tarımın orijinal üretim faktörü emekte ve temel faktörü toprakta yaşadığımız kayıplar, mutlaka yeniden kazanmamız gereken vazgeçilmez kaynaklarımızdır.”

 

“EMEK KAYBI YAŞIYORUZ”

Meslek komitelerinde emekte yaşanan kayıpların gündeme geldiğini bildiren Çandır, “Kentimizde turizm sezonunun hareketlenmesinin de etkisiyle tarımda çalışacak işçi bulamama sorunu oldu. Emekli olan ya da tarımdan kopan işçinin yerine arkadan gelen genç kuşak yok denecek kadar az. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak tarımda çalışanların ortalama yaşı 55’in üzerine çıktı. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önderliğinde ortak bir çalışma yapılması şart. Bu kaybı önleyebilmek için tarıma uygun bir sosyal güvenlik sistemi kurulmalı. Özel bir sistem kurulmadığı sürece bu kaybı yaşamamız kaçınılmaz” ifadelerini kullandı.

 

“İŞGÜCÜNÜ DAHA VERİMLİ HALE GETİRMELİYİZ”

İstihdamdaki kaybın açığını kapatmak için bir diğer çözüm yolunun da azalan işgücünü daha verimli bir hale getirmek olduğunu vurgulayan Çandır, “Tarımda mekanizasyonu, otomasyonu ve akıllı sistemleri emekle birlikte optimize etmek zorundayız. Böylece tarımdaki verimliliği artırmamız ve iç kaynak kullanımının da artmasıyla katma değer yaratma gücümüzü artırmamız mümkün olacak. Özellikle tarımdaki ekim, dikim, besleme, koruma ve hasat işlemlerini otomasyon destekli yapmamız, faaliyet ve girdi kullanım verimliliğimizi katlayarak artıracak. Bu verimlilik artırma çabasını; kentimizi yakından ilgilendiren meyve sebze üretimi, bakımı, hasadı ve yıkama, tasnifleme ve paketleme aşamalarında da göstermeliyiz” dedi.

 

“KAMU DESTEĞİ ŞART”

Tarımda verimlilik artırma ve katma değer yaratma faaliyetlerinin başarıya ulaşması için tüm dünyada olduğu gibi etkili ve gerçekçi kamu desteğinin şart olduğunu vurgulayan Çandır, “Bu destek sadece finansmanla sınırlı değildir. Kümelenmeyle sonuçlanacak örgütleme, koordine etme ve avantaj yaratma düzenlemelerini de kapsamalı. Kentimiz tarımı açısından hayati önem taşıyan bu kapsayıcı çalışmaların pilot tasarlayıcıları ve uygulayıcıları olmaya bizler hazırız” açıklamasında bulundu.

 

“ÇÖZÜMLER ÖNERİYORUZ”

Uzun süredir Antalya halleri işlem miktarları ve fiyat endeks değerlerini açıkladıklarına dikkat çeken Çandır, şunları dile getirdi:

“Her ayın 2’sinde bir bültenle ilan ettiğimiz bu veriler dolayısıyla hem akademik dünyadan hem de iş dünyasından olumlu tepkiler almaktayız. WEB sitemizde tüm aylara ait bültenler ve 2015 yılından itibaren hesapladığımız endeksler kamuoyuna sunulmakta. Böylece temel derdimizin sorun tespit etmek değil, çözümler önermek olduğunu bir kez daha örneklendirmek istiyorum. Çünkü bizler sorunları bire bir doğrudan yaşayan insanlarız. Sadece sorunları tespit edip orada bırakma lüksümüz yok.”

 

“HALLERDEKİ İŞLEM MİKTARLARI AZALIYOR”

2015 yılından bu aya kadar Antalya hallerindeki domates işlem miktarının yüzde 47 azaldığına, sebze işlem miktarındaki azalmanın eksi yüzde 38 olduğuna ve meyvedeki azalışın da yüzde 22 düzeyinde olduğuna dikkat çeken Çandır, sözlerine şöyle devam etti:

“Bizim sektörümüzde fiyat, esas olarak arz-talep dengesi ile oluşur. Eğer oluşan fiyatlar, maliyetlerimizden düşük olursa fiyatları artırma gücümüz yoktur. Bizler sanayici değiliz ki maliyetlerimize göre fiyat belirleyelim. Hallerdeki miktar derinliği azalışı, piyasa işleyişi etkinliğini olumsuz etkilemekte ve diğer etkilere karşı kırılganlığını artırmakta. 2015 yılında kentimizdeki domates üretiminin yaklaşık yarısı hallerde işlem görürken son yıllarda bu oran en fazla yüzde 15 olarak gerçekleşmekte. 2010 yılından önce ise sebze-meyve üretiminin tamamı hallerden geçmekteydi. Yani hallerdeki işlem derinliği, son derece ciddi yara almıştır. Bunun doğal sonucu olarak fiyat-miktar ilişkisinin hem yönü hem de oynaklığı değişmiştir.”

 

“HALLER; FİYATLARIN BELİRLENMESİNDE TAKİP EDİLEN DEĞİL, TAKİP EDEN KONUMA DÜŞTÜ”

Son 8 yıldaki en düşük ve en yüksek miktar ve fiyat değişimlerini de oranlarla anlatan Çandır, şunları söyledi:

“Rakamlardan açıkça görüldüğü gibi 8 yılın ortalamasında yaş meyve sebzede miktardaki değişimden daha düşük fiyat değişimi yaşanmıştır. Son bir yılda ise miktardaki değişimden çok daha yüksek fiyat değişimleri yaşanmıştır. Piyasa derinliğinin azalması, miktar-fiyat ilişkisinde sağlıklı ve beklenen dengenin oluşmasını zayıflatmıştır. Yani artık miktardaki bir birimlik azalma, fiyata iki birimlik artış olarak yansımakta. Halbuki son 8 yılın ortalamasında ise miktardaki bir birimlik azalma, fiyatta sadece 0.46 birimlik artışa neden olmuştur. Özetle haller; fiyatların belirlenmesinde takip edilen değil takip eden bir konuma düşmüş durumda. Bu durumu sizlerle paylaşmamın bir nedeni de hazırlanmakta olan yeni hal yasası ile ilgili olarak doğru yolu göstermek. Yapılacak düzenleme mutlaka piyasa işleyişini etkinleştirme üzerine odaklanmalı. Bunun için de derinlik artırılmalı, standartlar tanımlanıp uygulanmalı ve entegre bir kayıt sisteminin hayata geçirilmesi ilk yapılması gerekenler.”

 

“FİYATLAR DÜŞTÜĞÜNDE ÜRETİCİNİN DURUMU GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ”

Kış döneminde gündemden düşmeyen ve hatta kilogram fiyatı 20 liraya kadar yükselen salatalığın fiyatının bugünlerde 1-2 liraya kadar düştüğünü söyleyen Çandır, “Diğer sebzelerde de benzer düşüşleri gözlemliyoruz. Bunun temeli son günlerde mevsim etkisiyle arzda yaşanan artıştır. Yüksek fiyatların olduğu dönemlerde sıkça gündeme gelerek üretici ve ticaret erbabının fahiş kâr elde ettiği ifade edilirken fiyatların düştüğü dönemlerde üreticinin ve ticaret erbabının durumunu görmezden gelmemeliyiz” dedi.

 

HASYURT TARIM FUARI TEŞEKKÜRÜ

Konuşmasının sonunda ATB’nin faaliyetlerinden de bahseden Çandır, Borsa’nın desteğiyle Antalya Tarım Konseyi, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Finike Belediyesi, Kumluca Ticaret Borsası ile Ticaret ve Sanayi Odası’nın organizasyonunda 25. Hasyurt Tarım Fuarı’nın gerçekleştirildiğini hatırlattı. Buradaki temel hedefin Türkiye’nin ilk tarım fuarı olan ancak 7 yıldır atalete uğrayarak yapılamayan fuarı canlandırmak ve Antalya’nın batısında yer alan ilçelerin tarımsal üretimine ve ticaretine ivme kazandırmak olduğunu vurgulayan Çandır, organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara ve çalışanlara teşekkür etti. HABER: YUSUF KATRAĞ

Bu haber toplam 3277 defa okunmuştur
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim