- IMKB
% - Altın
6404.74
%0 - Dolar
44.2608
%0 - Euro
51.2622
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:09 - TEKİN'DEN BAYRAM MESAJI
- 19:48 - MERSİN-ANTALYA KARAYOLUNDA HEYELAN: YOL TRAFİĞE KAPANDI, 1 YARALI
- 19:48 - CİNAYETLE BİTEN AİLE İÇİ KAVGAYLA İLGİLİ POLİS KARDEŞ TUTUKLANDI
- 18:18 - TRENDYOL 1. LİG: SERİKSPOR: 2 - SAKARYASPOR: 0
- 17:43 - BERDAN IRMAĞI’NDA ALARM, SU SEVİYESİ KÖPRÜYE DAYANDI
- 17:42 - TARTIŞTIĞI MÜŞTERİYİ ÖLDÜRDÜ
- 17:14 - ANNE VE 5 ÇOCUĞU SURİYE'DE TOPRAĞA VERİLECEK
- 16:33 - EN YAŞLI KAPLUMBAĞAYA ARKADAŞ ARANIYOR
- 16:28 - AKSEKİ-MANAVGAT KARAYOLUNDA HAFİF TİCARİ ARAÇ ŞARAMPOLE DEVRİLDİ: 1’İ AĞIR 6 YARALI
- 16:28 - MARKET TARTIŞMASINDA CİNAYETE KURBAN GİDEN 19 YAŞINDAKİ GENCİN CENAZESİ MORGDAN ALINDI
- 16:28 - AKDENİZ’E AKAN SEL SULARI KIZKALESİ ÇEVRESİNİ KAHVERENGİYE BÜRÜDÜ
- 16:26 - TRAMVAY TEHDİDİNE TEL ÖRGÜLÜ ÖNLEM
- 15:58 - KOZAN’DA TEMİZLİK İŞÇİLERİNDEN ANLAMLI BAYRAMLAŞMA
- 15:43 - ADANA’DA ATLARA EZİYET İDDİASI: 2 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
- 15:43 - ANTALYA’DA ANNE VE 5 ÇOCUĞUNUN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN YANGINDA ACI DETAY: "YARIN BAYRAM, ERKEN YATALIM"

HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR


KİMSE ZAMANA, BAHARA VE BAYRAMLARA KIZMASIN
Ramazan Bayramının; eskilerin ifadesiyle “şeker” ya da “şükür” bayramının son günündeyiz.
Sosyal medya paylaşımlarında, eskiye özlem duyan insanların sitemkâr sözleriyle sıkça karşılaşıyorum. “Nerede o eski bayramlar? Eskiden bayramlar bir başkaydı.” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Peki, eskimek nedir?
Eskiyen bayramlar mı, yoksa?
Eskime(k); maddi ve ölçülebilir biçimde zamanın zamanla eşyayı aşındırması mıdır, bir şeyin hâlâ varlığını sürdürmesine rağmen zamanla işlevini yitirmesi midir; yoksa bir değerin, geleneğin, bir ananenin ya da bir kavramın insan zihnindeki karşılığını kaybetmesi, insanın algılama ve anlamla bağ kurma kapasitesinin zayıflaması mıdır?
Bir şey gerçekten eskir mi, yoksa biz mi ondan uzaklaşıyor; onu zihnimizin ve kalbimizin dışına itiyoruz?
Bu soruların cevabı, bizi kaçınılmaz olarak “Bayramlar eskir mi?” sorusuna yani eskiye duyulan özlemi dile getiren o derin sorgulamaya götürür.
Bayram(lar); önce bireyin, sonra da toplumun kendi özüne, milli ve manevi değerlerine dönmesi; hatırlamanın ve hatırlatmanın yeniden hatırlanması; paylaşmanın ve dayanışmanın ete kemiğe bürünmesidir.
Bu yönüyle bayramlar, zamana anlam kazandıran birer hakikattir. O hâlde hakikat eskimeyeceğine göre bayramlar da eskimez. Eskime, bayramın değil; insanın iç dünyasında başlar. Bir bayram sabahı kapısı çalınmayan bir büyüğün hüznünde; kısa, yasak savmak için çekilmiş bir mesajla geçiştirilmiş yüzeysel tebriklerde, ziyaretin yerini alan o soğuk mesafelerdedir. Sorun bayramın kendisinde değil, onu yaşama biçimimizdedir.
Okuyanlar hatırlarlar; Erol Güngör, “Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik” adlı eserinde, insanın “geçmişi” çoğu zaman olduğu gibi değil, hatırlamak istediği biçimde kurguladığını vurgular. Güngör’e göre geçmişe duyulan özlem ve sık sık geçmişe dönük düşünceler, insanın hem bugünden kaynaklanan sıkıntılarını hem de gelecek için taşıdığı kaygıları yansıtır.
Merhum Erol Güngör aynı adlı eserinde sözlerine şöyle devam eder: “Geçmiş, şu andan geriye doğru insanın ilk yaratılışına kadar geçen zaman değildir. Tarih kitaplarında yazılı olan şeyler de değildir. Her insanın hasret duyarken sözünü ettiği geçmiş bu büyük zamanın bir parçasıdır. O insanın zihninde var olan sübjektif geçmiştir.
……
Geçmişe hasretle bakmanın asıl sebebi, insanların kaçıp sığınacak bir yer aramak değil, fakat daha iyi bir dünya kurmak istemeleridir.”
İşte, sosyal medyada sıkça dile getirilen “Nerede o eski bayramlar?” sitemi de bu duygunun bir yansımasıdır.
Geçmişe duyduğu özlem, çoğu zaman hakikatin kendisinden ziyade, insanın iç dünyasında geçirdiği dönüşümün bir yansımasıdır. Bu nedenle insan, dünü özlerken aslında geçmişin kendisini değil; o günlere ait duygularını, heyecanını, içtenliğini ve samimiyetini arar. Bu özlem, bugünün tatminsizliğinden doğan bir kaçış ya da sığınma ihtiyacı değil; bilakis daha iyi bir dünya kurma arzusunun derin bir tezahürüdür. Dünün bayramlarını daha sıcak, daha samimi, daha hakiki bulmasının sebebi, yalnızca o günlerin farklılığı değil; bugünün yetersizliklerini ve yarının belirsizliklerini içinde taşıdığı ruh hâlidir. Bu yüzden “eski bayramlar” dediği şey, çoğu zaman kaybolan bayramlar değil; yitirilen duygulardır.
1988 yılında başladığı müzik kariyerini 2021'deki ölümüne kadar devam ettiren Karadenizli şarkıcı İbo’nun seslendirdiği, “Benim balonlarım vardı, onları kimler aldı. Mutlu bayramlar vardı, kim bilir nerde kaldı.” şarkısını hatırlar mısınız?
Aslında o balonlar, kaybolan bir oyuncağı veya bir eşyayı değil; zamanla insanın ellerinden kayıp giden duygularını, değişen hikâyesini, çocukluğunu ve içinde eksilen o saf sevinçlerini anlatır.
Evet… Bayramları bayram yapan; takvim yaprakları değil, koparıp attığımız her bir takvim yaprağının içine sığdırdığımız, sesine aşina olduğumuz, varlıklarıyla içimizi ısıtan, aynı sofrada, aynı çorbaya kaşık salladığımız, aynı duada buluştuğumuz, annemiz, babamız, kardeşlerimiz, eşimiz ve torunlarımızdır.
Çevremizi saran kalabalık, o tanıdık insanlardır.
Akşamları pişen yemeğin kokusundan canı çekmiştir diye bir kap yolladığımız ve o kabı boş göndermeyen komşularımızdır.
Ziyaretimize gelen her misafire içten bir sevinç duymaktır.
Aynı kahkahayı paylaştığımız dostlarımızdır.
Çalan her telefonun ziliyle heyecanla baktığımız ekranında kalbimizden ve aklımızdan geçirdiğimiz sevdiklerimizdir.
***
Şimdi de etrafımızın seyrelmesinden, kalabalıkların dağılmasından, seslerin kesilmesinden ve sık sık çalan telefon zillerinin susmasından şikâyet ediyoruz.
Sonra da insan, “Eskiden nasıl da güzeldi, nasıl da heyecan vericiydi!” diye önemli bir hakikati gözlerden kaçırarak anlamsız bir şekilde bayramları suçluyor. Oysa bayramlar eskimedi, zaman da eskimedi. Eskiyen; büyüyen insanın kendisi, değişen duyguları oldu.
İnsan büyüdükçe duyguları da büyüdü.
İnsan büyüdükçe, arzu ve istekleri de büyüdü.
İnsan büyüdükçe, çevresi, iletişim kurduğu, etkileşim de bulunduğu insanların sayısı da büyüdü.
İnsan büyüdükçe yoruldu. Yorulan insan artık hatırlamak yerine hatırlanmayı umuyor, adım atmak yerine hep karşıdan bir işaret bekliyor. Samimiyet, zaman içerisinde kendiliğinden gelişen bir duygu olmaktan çıkıp, “uygun bir zamana bırakılan” bir davranışa dönüşüyor.
İnsan büyüdükçe, insan yaş aldıkça artan sorumluluklar, riskler, kırgınlıklar ve beklentiler; hırs, arzu ve ihtiraslar; o saf ve içten duyguların yerini alıyor. İnsan, çocukken kendiliğinden yaşadığı o coşkuyu, büyüdükçe yeniden üretmek, “duygu dünyasını güncellemek” zorunda olduğunu fark edemiyor. Güncelleyemediği her duyguyu da “nerede o eski …” diyerek zamana, mevsime ve bayrama yüklüyor.
İnsan büyüdükçe, birbirini daha az arıyor, daha az soruyor, daha az ziyaret ediyor ve daha az önemsiyorsa bunu bayramlara yüklemenin, bunun için zamanı suçlamanın ve mevsimlere kızmanın bir manası var mı?
Zaman aynı zaman…
Bayram aynı bayram...
Mevsimler aynı mevsim…
Değişen; Ay’a göre hesaplanan “Hicri” takvimin, Güneş yılına göre hesaplanan Miladi takvimden onbir gün daha kısa olması.
Değişen; bekleyen, erteleyen, içine kapanan, giderek yalnızlaşan, hırsını, öfkesini, arzu ve isteklerini aklının ve imanının önüne geçiren insanın kendisi.
Belki de asıl sormamız gereken, “Bayramlar neden eskidi?’ değil; ‘Biz bayramlara ne kadar sadık kaldık, değişen zamana ne kadar direndik?” sorusudur.”
Birini aramak için doğru bir anı beklemek, bir ziyareti müsaitlik şartına bağlamak, samimiyeti planlara hapsetmek…
Oysa bir zamanlar bayramları anlamlı kılan şey, tam da bu hesapsızlık, bu doğallık, bu tabilik, bu çat kapı gelişler değil miydi?
Bayram, hatırlamakla başlar. Ve insan, özlem duyduğu o bayramı yeniden diriltmek istiyorsa, önce kendi içindeki o eski samimiyeti diriltmek zorundadır.
Bayramlar eskimedi…
Zaman da eskimedi…
Ve hatta mevsimler de değişmedi…
İnsanın kendisi değişti. Kendi içindeki bayramı da, zamanı da, baharı da ihmal etti.
Peki, şimdi var mısınız?
Telefonu elinize alıp, o ihmal ettiğiniz dostlarınızı şaşırtmaya, günü ve saati geçmeden bayramlarını kutlamaya…
Yoksunuz değil mi?
Kalp kalbe karşı derler.
Ama şunu bilin, görün, anlayın ve artık farkına varın ki;
Siz de var olmayan insanların, siz de onların aklın da ve kalbin de yoksunuz…
Siz de var olan insanların, siz de onların aklın da ve kalbin de varsınız…

KİMSE ZAMANA, BAHARA VE BAYRAMLARA KIZMASINHASAN YAKUP CANGÜVEN
NEVRUZ: ORTAK BİR KURULUŞ HAFIZASIMUHARREM YELLİCE
AYAKKABILARIN ANLATACAKLARI VARBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
BİREY VERİ DEĞİL, AMAÇTIRIŞIK YARGIN
ANTALYA'NIN GÖRÜNMEYEN SORUNU: KENT ESTETİĞİ VE GÖRSEL KİRLİLİKCEM ARÜV
DUBAİ ÇIKOLATASINA NE OLDU?NİZAMETTİN ŞEN
NE MUTLU ŞİİR YAZANA, NE MUTLU ŞİİR SEVENEYUNUS YAŞAR
YÜKSEK ÖĞRETİMAHMET GEDİKAĞAOĞLU
BAYRAM VE EKSİLENLERMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
DÜNYA ŞİİR GÜNÜ BİLDİRİSİGAZANFER ERYÜKSEL
1 PUAN İYİ OLDUKAHRAMAN KÖKTÜRK
ADALET MÜLKÜN DEĞİL, TOPLUM DÜZENİNİN TEMELİDİR-1PROF DR SAMİ SELÇUK
ÂLİM ÇOKTU; BİLİM NEDEN YOKTU?TARIK ÇELENK
YOK FARKLARI!..VEDAT GÜRHAN
RESİMDE KONUNURİ SEZEN
AŞK YAKAR, SEVGİ ISITIRAHMET İLBARS
MODERN İNSANIN VİCDAN EŞİĞİNİNA ŞAHİN
ÇANAKKALE GÜNLÜĞÜŞENER METE
TÜKETİCİ HUKUKU KAPSAMINDA UYGULANAN İDARİ PARA CEZALARIAV CÜNEYT KARASU
GELDİLER, GÖRDÜLER, TATTILAR, GERİSİN GERİ GİTTİLERAV İBRAHİM GÜLLÜ
TAZİYEMİZ VARPROF DR RAMAZAN DEMİR
VATAN MİLLET SEVGİSİNE DAİRALİ İHSAN DİLMEN
BİR TATLI UYKU SONRASI HÜZÜNŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
BİR RESSAM POTRESİ: CEMALETTİN TİMURHALİL ERDEM
TATİLE GELDİĞİ ANTALYA'DA KANSER OLDUĞUNU ÖĞRENDİ
ANTALYA'DA KONUT PROJESİ MAĞDURİYETİ
BAYRAM ÖNCESİ MEZARLARA 'GÖRÜNTÜLÜ ZİYARET'
ANTEP FISTIKLI BAKLAVADA 'BEZELYE' HİLESİ
PROBİYOTİK ZENGİNİ BESLENME BEYNE İYİ GELİYOR
'AŞK İKSİRİ' YENİDEN SAHNEDE
LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİ İFTARDA BULUŞTU
KOLON KANSERİNDE YAŞ SINIRI GİDEREK DÜŞÜYOR

Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





