Bugün 16 Nisan 2026 Perşembe
  • Antalya18 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6811.86
    %0
  • Dolar
    44.5989
    %0
  • Euro
    52.3513
    %0

BİHTER GÖRDÜ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BİHTER GÖRDÜ / KONUK YAZAR

TÜRK AİLE MAFYA YAPISINA HOŞ GELDİNİZ

16 Nisan 2026 Perşembe 18:18

Bir öğretmen çocuğu olarak hayatımın büyük bir çoğunluğu eğitim camiası içinde geçti. Çocukluğumda annemi öğrencileriyle paylaşamazdım. İşte bu nedenle “ben asla öğretmen olmayacağım” diyordum.

Eee sen misin bunu diyen hemen hayat ağlarını ördü. Üniversiteden mezun oldum. Tam da o süreçte 17 Ağustos Depremini yaşadık. İş bulmak ne mümkün, içler acısı bir dönemden geçiyoruz. Yaşadığımız deprem travmasıyla baş etmenin tek yolu çalışmak. Bir işin ucundan tutmak.  

Bir kitapçıda işe başladım. Gayet de güzel gidiyordu. Kitapların arasında olduğum için benden mutlusu yoktu. Kitap almaya gelenin pek de olmadığı bir kitapçıda deliler gibi kitap okuyor, deprem korkumu böyle yeniyordum.

Derken bu sefer de Bolu Depremi’ni yaşadık. O günler daha herkesin elinde cep telefonunun olmadığı güzel günlerdi. Hoş cep telefonunuz olsa ne çıkar. Neyse efendim uzatmayayım.

Depreme işyerinde yakalandım ve sevgili patronum deprem sonrası eve gitmeme izin vermedi. Serde gençlik var, büyüğümüzdür dedik dinledik. Mesainin bitişini bekledik.  

Lakin eve gittiğimde annemi ağlarken buldum. Bana ilk sözü işi bırakıyorsun oldu. Telefonla ulaşamayınca korkmuştu, ona kıyamadım ve işi bıraktım. O günlerde meşhur fısıltı gazetesi sürekli konuşuyordu. Çadırda oturdukça daralıyordum.

Ben de mahallemizdeki okula arkadaşlarımı ziyarete gittim. Öğretmen açığı varmış. Bir sürü sertifikamın olduğunu bilen öğretmen dostlarım, gel de çocuklar boş kalmasın, öğretmenlik kutsal meslektir diyip kanıma girdiler.

O gün için başka çaremin olmadığını bildiğim için, asla öğretmenlik yapmak istemiyorum diyen ben, ücretli öğretmen olarak göreve başladım. Ancak müdürümle konuştum, yeni mezunum kendi alanımla ilgili iş arıyorum. Bulursam hemen öğretmenliği bırakırım, kabul ederseniz başlayayım.

Tamam deyince pek bir üzülmüştüm. Bambaşka bir eğitim almış bir insan olarak, nasıl öğretmenlik yapabilirdim bilmiyordum. Ancak her zamanki gibi çok şanslıydım. Harika bir okulda, harika bir yönetim ve harika bir kadro ile çalışmaya başladım.

Ve çok sevdim öğretmenliği ve tabi ki çocuklarımı.

Aslında görünür de öğretmenliği ben yapıyordum, ama çocuklardan çok şey öğreniyordum. Her şeyden önemlisi bu mesleği yaparken, annemi daha iyi anlamaya başlamıştım. Öğrencilerinden annemi kıskanan ben, kendi öğrencilerimi o kadar çok sevmiştim ki kimselerle paylaşamıyordum.

99 yılında başladığım öğretmenlik hayatıma, 2012 yılına kadar devam ettim. Çok da severek yaptım. Çünkü öğretmenlikten arta kalan zamanlarımda gazetede çalışabiliyordum.

Kuruçeşme’de, Derince’de, Gültepe’de ve son olarak da Hızır Reis İlköğretim Okulu’nda çalıştım. Jübilemi de orada yaptım. Çünkü bu mesleğin yapılır yanı kalmamıştı.

O günlerden nasıl bugünlere geldik. Bir öğretmen olarak başımdan geçen bir olayla anlatayım da görün. Bilgisayar öğretmenliği yapıyordum sevgili okur. Merkez okulu olan Hızır Reis’te daha önce görmediğim değişik bir öğrenci profili vardı. Ultra şımarık.  

Dersimi anlatıp, sonra öğrencilerimi uygulama yapmaları için serbest bırakıyordum. Ekranımdan onları izliyor ve kitabımı okuyordum. Bir kız öğrencimin alıştırma yapacağı yerde oyun oynadığını gördüm.

Gözlerimle uyardım olmadı. Birkaç kez sözlü uyardım dinlemedi. Sonunda sinirlendim tabii ki, azarladım. O sırada zil çaldı ve öğlen arasına girdik. Öğretmenler odasına geçtim. Yemeğimi yedim derken, bir baktım müdür bey beni çağırıyor.

Odasına gittim ki müdürün yanında iki kişi hop oturup hop kalkıyor. Siz benim çocuğuma ne hakla kızarsınız, döverim sizi diye velim üzerime yürüdü, yanındaki karısı engel oldu, müdürüm izliyordu.

Bilin bakalım bizim velinin eşinin mesleği neydi: “Rehber Öğretmen”. Kimse çocuğa sen ne yaptın da öğretmenin sana kızdı demedi bile… Olay öylece kapandı.

Şimdi lütfen bana kimse okullarda neden şiddet olduğunu söylemesin de herkes dönüp bir kendisine baksın. Hayır eğitim sistemi değil Türk aile yapısı çöktü. Durum bu hale gelene kadar o veliler neredeydi acaba?

İşte bugün yaşadıklarımız biz öğretmenlerin yaşadığı veli şiddetinden olmasın mı? Ne dersiniz? Herkes önce çuvaldızı kendisine batırsın bence.

O gün öğretmenine haksızca saldıran velilerin yerini bugün çocukları aldılar. Hani diyorsunuz ya önceki gün Urfa, dün Kahramanmaraş. Bugün sıra kimde? Neden Çocuklarımızı koruyamıyoruz? 

Okul basan öğrenciler 9 kişiyi öldürdü, 40 kişiyi de yaraladı. Nasıl rakamlar hoşunuza gitti mi? Yaptığınızı beğendiniz mi?

Susma sustukça sıra sana gelecek lafını boşuna söylememiş bir bilenler sevgili okur. Amerika’da çokça gördüğümüz bu örnekleri ülkemize de getirmeyi başardınız, tebrikler.

Emeği geçenleri kutluyorum. Artık sizin de çocuklarınız babalarının silahlarıyla okul basıyor. Nasıl mutlu musunuz?

Ha biz şaşırdık mı şaşırmadık. Çünkü mafya liderlerini hapishanede ziyaret eden mi dersiniz, yoksa onları himayelerine alan siyasiler mi dersiniz ülkemizde sınır tanımıyorlar. Ne olmasını bekliyoruz ki?

Peki ya yıllardır çocuklarımızı yetiştirmesine izin verdiğiniz aptal kutularına ne demeli. Televizyonlara şöyle bir bakın, hemen hemen istisnasız her dizide iyi ve kötü mafya karakterlerini severek izlediğinizi göreceksiniz. Silahların ve şiddetin normalleştirildiği ülkemizde daha kim bilir ne acılara şahit olacağız?

Şimdi siz hastane basıp doktor öldürürken, okul basıp öğretmen döverken iyiydi de, çocuklarınız öğretmen öldürürken mi kötü, deve kuşu gibi kafanızı kuma gömmeyin. Bıçağın kemiğe dayanmasına kadar ya sustunuz ya da iki protesto edip sosyal medyada paylaştınız mı olay kapandı dimi? Öyle değil işte sıra sizde.

Hani okullar, korkunun değil; güvenin ve umudun yeriydi? Hani okullarımızda hem öğretmenlerimizin hem de öğrencilerimizin güvende olmasını istiyorsunuz ya, niçin kimse üzerine düşeni yapmıyor?

Güzelim aile yapısına sahip çıkmayan ülke, geleceğini kaybeder. Haberiniz olsun.

Bu yazı toplam 196 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim