- IMKB
% - Altın
7107.07
%-0.02 - Dolar
44.1652
%0.02 - Euro
50.6523
%0.28
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 01:38 - BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN, ÇOCUKLARLA İFTARDA BULUŞTU
- 00:43 - SİLAHLI KAVGADA EVİNİN ÖNÜNDE DURAN GENÇ KADIN BAŞINDAN VURULARAK HAYATINI KAYBETTİ
- 00:33 - AFŞİN-GÖKSUN KARAYOLUNDA KAZA: 2 YARALI
- 00:18 - ADANA’DA İŞ YERİNDE SİLAHLI KAVGA: 2 YARALI
- 23:33 - OSMANİYE’DE KADİR GECESİ’NDE CAMİLER DOLDU TAŞTI
- 23:33 - DEPREMİN ARDINDAN YENİDEN İNŞA EDİLEN HABİBİ NECCAR CAMİİ, KADİR GECESİ’NDE VATANDAŞLARIN AKININA UĞRADI
- 23:28 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGINA MÜDAHALE EDEN İTFAİYE ERİ DARBEDİLDİ
- 23:18 - HAFIZLIK EĞİTİMİ ÖĞRENCİLERİNDEN FİLİSTİN’E BAĞIŞ
- 21:58 - ALKÜ AİLESİ GELENEKSEL BAYRAMLAŞMADA BULUŞTU
- 20:36 - TOUR OF ANTALYA ÖDÜL TÖRENİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
- 20:13 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NE YÖNELİK DAVANDA TUTUKSUZ SANIKLARIN SAVUNMALARI ALINDI
- 19:27 - RÜŞVET VE YOLSUZLUK DAVASINDA ZUHAL BÖCEK VE İLKER ARSLAN İFADE VERDİ
- 19:13 - ADANA’DA SİVİL TOPLUM VE EĞİTİM CAMİASI İFTARDA BULUŞTU
- 18:53 - BURDUR’DA PİDE SALONUNDA DOĞALGAZ PATLAMASI: 1 YARALI
- 18:38 - CAM PİRAMİT’TE KARADENİZ VE BURDUR RÜZGARI ESTİ

EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


TÜRKİYE; ORTADOĞU’NUN GEÇ KALAN MİSAFİRİ
Osmanlı Devleti’nin ve süreç içerisinde imparatorluğun, kuruluşundan itibaren her şeyiyle bir “Rumeli-Balkan devleti” olduğunu ilk okuduğumda şaşkınlık geçirmiştim ve bu teoriye pek de iştirak etmekten yana değildim. Her ne kadar tezin sahibi Halil İnalcık gibi bir “dev” olsa da, bir türlü onaylamak içimden gelmiyordu. Yani nasıl olabilirdi ki? Şer’i hükümlere göre bir hukuk nizamı olan, padişahları sarıklı, saray erkanı tamamen Müslüman, ordusu Müslüman, idarecisi Müslüman, ama kendisi Balkan! Olacak şey mi Allah aşkına?!
Ama gerçek her zaman “gerçektir”, benim kıt aklımın bunu kabullenmemiş olması gerçeği değiştirmez; evet, Osmanlı kuruluşundan yıkıldığı günlere kadar hep gerçek anlamda bir Balkan devleti olarak ömür sürdü. Devleti yöneten kadrolar çok uzun yüzyıllar Rumeli-Balkan şehirlerinde doğmuş olan çocuklar tarafından oluşturuldu. Osmanlı devlet erkanı, ilmiye ve seyfiye sınıfı Anadolu diye bir coğrafyadan haberdar olduklarında takvim yaprakları 19. yüzyılın son çeyreğini gösteriyordu. Osmanlı aydını Anadolu’yu, Halep’i, Diyarbekir’i bilmezdi. Başkent İstanbul hariç imparatorluğun en güzel binaları, en iyi yolları, en büyük tarım alanları, en yoğun ticari faaliyeti, en kaliteli okulları hep balkan şehirlerinde idi. Özetle; Osmanlı Türkiyesi hiçbir zaman Ortadoğulu bir ülke olmadı.
Amma ve lakin, tarih döndü dolaştı ve bizi 20. yüzyılın başlarında Anadolu denilen uçsuz bucaksız bu coğrafyaya sıkıştırdı. Buralarda kendilerine kim oldukları sorulduğunda “Müslüman” veya “islam” diyen insanlar yaşıyordu. Türk kelimesinden bile habersizdiler. Rumeli şehirlerinde doğmuş, orada iyi eğitim almış, yabancı dil bilen, dünyadaki siyasi gelişmeleri gün be gün takip eden Türk aydınları, Balkan Savaşı’nda Rumeli şehirlerini kaybettikten sonra, mecburen Anadolu şehirleriyle, köyleri ve kasabaları ile tanıştılar. Doğdukları o güzelim Rumeli şehirlerini terk etmek zorunda kaldıkları yetmiyormuş gibi, bir de Anadolu’nun cahilliğiyle, geri kalmışlığıyla yüzleşmek zorunda kaldılar. Ve bu onlar için ikinci bir travma idi.
Gerek 1. Dünya Savaşında ve gerekse milli mücadelede savaşı yöneten, mücadeleyi örgütleyen, önderlik eden kadroların da kahir ekseriyeti Rumeli’de doğan çocuklardı. Başta Enver Paşa, Talat Paşa, Mustafa Kemal Paşa olmak üzere neredeyse tamamı… Sadece askeri kadrolar da değil, milli mücadelenin sivil kanadı da Rumeli’de doğan çocuklardan müteşekkildi. Ve günün sonunda, milli mücadele kazanıldı ve Cumhuriyet’i kurmak da bu çocuklara nasip oldu. Dünya siyasetini, Avrupa siyasetini yakından izleyen bu kadroların, o günün dünyasında laik-demokratik parlamentoya dayalı bir cumhuriyet rejimi dışında başka bir model elbette akıllarına gelemezdi, onlar da yeni cumhuriyeti bu temeller üzerine inşa etme yolunu seçtiler.
Ancak, bu yeni cumhuriyeti bekleyen büyük bir mesele vardı; bizzat Anadolu’da yaşayan Türkler! Kendilerini sadece “islam” olarak bilen, Türk kelimesine çok yabancı, okuma yazma bilmeyen, çağın geldiği aşamalardan habersiz, kendi halinde yaşayan milyonlarca köylü. İslami tarikatların ve din adamlarının çok etkili olduğu bir toplumsal ortamdan söz ediyoruz burada, hakikat bu. Ve bir başka “hakikat” daha var ki, cumhuriyeti kuran bu adamlar halife padişah efendimizi kovmuşlardı! Halife demek din demekti! Bu durumda bu adamların asıl amacı Anadolu’dan İslamın kökünü kazımaktı! Zaten bunlar İngiliz gavurunun adamlarıydı. Hepsi dinsizdi. Mustafa Kemal zaten Selanik’te doğmuş bir Yunan tohumu idi!
Yeni Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden bu yana ve bu günler de dahil, yukarıda kabaca özetlemeye çalıştığım bu anlayışla mücadele etti. Anadolu’da Cumhuriyetle birlikte binlerce okul açıldı, nesiller okullarda okudu, yüksek tahsil gördü, ama muhafazakar Anadolu şehirlerinde doğan çocuklar, sanki genlerine kazınmış gibi, Cumhuriyeti kuran kadro ve fikriyat ile bir türlü barışamadı! Kuşkusuz bu “barışamama” hali tek taraflı değildi, Cumhuriyeti kuran ve uzun süre yöneten kadroların Anadolu köylüsüne karşı takındığı nobran tavırlar, “düşmana karşı biz savaştık, siz cepheden kaçtınız, isyan ettiniz, cumhuriyeti biz size rağmen kurduk” edasıyla gösterilen berbat yaklaşım, Anadolu köylüsünü yabancı görme eğilimi ve başka etkenler... Neticede yüz yıl sonra geldik buralara.
Peki yüz yıl sonra nereye geldik? Ortadoğu’ya. Yüz yıl önce modern dünya değerlerini esas alarak yola çıkmış olan Cumhuriyet, günün sonunda modern dünyadan koptu ve Ortadoğu coğrafyasına, Ortadoğu kültürüne razı oldu. Ya da razı edildi. Ortadoğu bir coğrafyanın adı değil, aynı zamanda bir kültürel tanımlama, bir yaşam biçimidir. Bu kültürde birey yoktur, insan yoktur, insan hakkı yoktur, toplum yoktur. Sadece cemaatler vardır; dini cemaatler, etnik cemaatler. Bu kültürde din siyasetin ve iktidarın emrindedir ve kalabalık kitleler din eliyle ıslah edilirler. Ortadoğu kültüründe devlet kutsaldır, çünkü din onun emrindedir. Dolayısıyla din ve devlet kutsaldır, kutsal bir koalisyon halindedirler. Bu sistemde insanların bir değeri yoktur, düşünen insan şeytanın yoldaşıdır buralarda, yeni fikirler lanetlidir. Kutsal devlete eleştiri yapılamaz, soru sorulamaz, itiraz edilemez. Devlete yapılan itiraz, dine yapılmış sayılır. Eğer isyan edilecek olursa bile, dini motifler ve kavramlar bayraklaştırılarak bu isyan örgütlenebilir, aksi takdirde değil devlet, sizi bizzat kalabalıklar boğar!
Bazı Ortadoğu halklarının ve devletlerinin bu “Ortadoğululuk” kavramını eleştirel bir süzgeçten geçirmeye başladığı, bu cendereden çıkmaya çabaladığı bir dönemde, biz, geç kalmış bir misafir gibi telaş içinde bu ortama giriyoruz. Sanki bir güç bizi buraya itiyor. Belki tanrı, belki kader, belki tarih, belki de coğrafya, bilemiyorum. Bir Ortadoğu ülkesi olarak başımıza neler gelecek, neler yaşayacağız, düşünmek bile istemiyorum.
Bizden sonraki nesiller bu günleri okurken yüzlerinde nasıl bir ifade olacak, bizim için neler söyleyecekler, bunu gerçekten görmek isterdim.
DAVUL BİLE DENGİ DENGİNE!..VEDAT GÜRHAN
'BOMBALARIN KARBONU'CEM ARÜV
TAZİYEMİZ VARPROF DR RAMAZAN DEMİR
YEMEK SİTELERİNE YENİ DÜZENLEMEAV İBRAHİM GÜLLÜ
VATAN MİLLET SEVGİSİNE DAİRALİ İHSAN DİLMEN
AYIPLI HİZMET VE TÜKETİCİNİN HAKLARIAV CÜNEYT KARASU
ULVİYE KÜCCÜK İLE EDEBİYAT VE YAŞAM YOLCULUĞUNU KONUŞTUKGAZANFER ERYÜKSEL
YÜREĞİN HAFIZASIBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
FATMANUR ÇELİKLERE NE ZAMAN DUYARLI OLURUZ?TARIK ÇELENK
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIMIŞIK YARGIN
SON SAHURLARŞENER METE
SANA BİR MEKTUP YAZDIMYUNUS YAŞAR
MEKANIN CENNET OLSUN / İLBER ORTAYLI'NIN ANISINA...MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR TATLI UYKU SONRASI HÜZÜNŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ, DİNİ PROPAGANDA MI?MUHARREM YELLİCE
BİR RESSAM POTRESİ: CEMALETTİN TİMURHALİL ERDEM
DOĞRUYU BİLİP YANLIŞI SEÇMEKNİNA ŞAHİN
GÖNÜLLÜ SADELİKAHMET İLBARS
KADIN OLMANIN SESSİZ HİKAYESİGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
ANTALYASPOR YAYIN GELİR PAYI ARTAR MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA EDEBİYATÇILARHAKAN ERCAN
SAYIN MANSUR YAVAŞ’A AÇIK MEKTUPHASAN YAKUP CANGÜVEN
MOBİLİTE ÇAĞINDA KİTLE TURİZMİNİZAMETTİN ŞEN
DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜOYA BOYSAN
'AŞK İKSİRİ' YENİDEN SAHNEDE
LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR VE AİLELERİ İFTARDA BULUŞTU
KOLON KANSERİNDE YAŞ SINIRI GİDEREK DÜŞÜYOR
KEMER, DÜNYA SUP ŞAMPİYONASI TAKVİMİNE GİRDİ
CAN SUYU PROJESİ İLE 10 TON SU ÜCRETSİZ
KILIÇ: "EMEKLİYE BAYRAMDA EN AZ BİR MAAŞ İKRAMİYE VERİLMELİ"
'GRİ BOŞANMA' YÜZDE 56 ARTTI
ERCAN YAVAŞ: "KADINLAR OLMASAYDI, DÜNYA KARANLIK OLURDU"
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





