Bugün 21 Haziran 2026 Pazar
  • Antalya33 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6204.71
    %0
  • Dolar
    46.4089
    %0
  • Euro
    53.2515
    %0

BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR

YELKOVANIN UCUNDA MI ASILI ZAMANSIZ ZAMAN

21 Haziran 2026 Pazar 15:48

 

      ‘’Mutlak zaman yok ancak her bireyin nerede olduğuna ve nasıl hareket ettiğine bağlı olarak kendi kişisel zaman ölçüsü var.'' diyen Hawking’in peşine takılıyorum sık sık ve geriye çeviriyorum zamanın okunu. Biliyorsunuz ya da o yaşlara gelmemişseniz bilmiyorsunuzdur; yaşlandıkça insan anılarına dönmeyi özlüyor. Zamanın başlangıcı benim için dedem; panama şapkalı, jilet gibi ütülü takım elbisesiyle, sinek kaydı traşını olmuş hep bir yerlere acelesi olan o adam. İki ritüeli var dedemin dikkatle ve özenerek yaptığı; biri sinek kaydı traşı, Şarlo bıyığının rötuşu diğeri de evin baş köşesindeki duvar saatinin kurulması. Salonun güneş gören cephesine bakan duvarda asılı, saat. Pirinçten sarkacına her öğle güneşi vurduğunda gözlerimizi çalan, ahşap, zarif, el emeği göz nuru bir kasa içinde roma rakamlarının yer aldığı kurmalı saat dedemin kıymetlisi, arkadaşı, yaşam pusulası. Her saat başı ve yarım saatte bir vurarak zamanı bildiren gongun sesi hepimizi yaptığımız işten alıkoyup zamanın aktığını anımsatsa da o zamanların toplumu bugünün hızlanmış toplumlarına benzemiyor.  Herkes bir rahatlık ve sükunet içinde hayatına devam ediyor. Dedem dakik, dedem ananemin deyimiyle acul, randevularına çok önceden gidiyor. Onun için vakit değerli, kurmalı duvar saati de. Her on beş günde bir saati kurmak için sandalyeye çıktığında düşmesin diye sandalyeyi yere sabitlemek gayretiyle arkasına geçip, sırt kısmının iki kenarından  sandalyeyi sıkıca kavrayıp ritüeli izliyorum: kadranın önündeki kapının yanında duran mandala basıp kapıyı açışını, kurma anahtarını kadrandaki deliğe sokup saat yönünde zili sarmasını, hareket yayını ittirmesini, sarkacı yana alıp yavaşça bırakmasını, dakika ibresini çevirerek zamanı ayarlamasını saklamayı, belleğim görev bilmiş. Dedem bu dünyadan göç ettiğinde gongun her çalışında hayali beliriyor kurmalı saatin yanında. Gözlerini zamana dikmiş. Ah zaman! Akıp giden zaman, parmak uçlarımızdan kayıp giden tutamadığımız zaman, tüm yaşam deneyimlerimizin yapı taşı zaman! Sen nesin? Bir zihin kurgusu musun yoksa? Hep düşünüyorum ama sorularımın yanıtsız kaldığı ufuksuz bir yoldayım. Mutlak mısın yoksa göreceli mi? Akıyor musun, değişiyor musun yoksa hep sabit mi kalıyorsun? Geçmiş, gelecek var mı yada şimdiki zaman? Peki bir an ne kadar sürer?

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - 

      Kozmolojide zaman, sürekli ve tekdüze, ölçülebilir bir boyut olarak tanımlanırken Newton, zamanın mutlak, gerçek ve matematiksel olduğunu iddia etti. O, zamanın dünyadan bağımsız olarak var olduğunu ve hiçbir şey değişmese bile tüm varlıklar için eşit şekilde geçtiğini düşünüyordu.  Boş bir odadaki saatin, hiçbir şey olmamasına rağmen işlemeye devam etmesi Newton’u destekliyordu. Albert Einstein ise Isaac Newton ile zaman konusunda çelişti. Onun ileri sürdüğü görelilik kuramında zaman, mutlak değildi; gözlemciye göre değişiyordu, hızı, cismin hızına ve yerçekimi alanının şiddetine bağlıydı. ‘’İki saat, farklı fiziksel koşullara maruz kaldıklarında farklı zamanlar gösterebilir mi?’’ sorusunu dile getirip ikizlerden birinin yüksek hızda bir uzay gemisinde seyahat ederken daha az yaşlandığı deneyini örnek olarak veriyordu. Henri Bergson kronolojik zaman ve süre arasında ayrım yapıp birincisini mekanik ve nicel, ikincisini ise yaşanmış ve nitel olarak tanımladı. Hiç dişçide bir saat beklemek, arkadaşlarla bir saat oynamakla aynı olabilir miydi?

     Immanuel Kant zamanı dışardaki dünyanın fiziksel bir nesnesi veya hareketi değil insan zihninin dünyayı deneyimlemek için kullandığı doğuştan gelen bir algı formu olduğunu ileri sürdü. Onun için zaman temel bir içsel duygu koordinatıydı. Fenomenoloji ve varoluşçuğun temsilcisi Heidegger ise  saatin tik taklarının fiziksel bir akış değil insan varoluşunun temeli olduğu savıyla ortaya çıktı. ‘’Varlık ve Zaman’’ adlı eserinde zamanın dışsal bir nesne olmayıp dünyada var olan, kendi varlığını sorgulayan ve anlamlandıran somut,  dünyasal bir koşul olduğunu iddia etti. Zaman, dışsal bir nesne değil, varoluşsal bir koşuldu ve insanlar zamansal varlıklardı. Heidegger geçmişi, şimdiyi, geleceği düz bir çizgi yerine varoluşsal bir döngü olarak ele aldı. Döngüsel zaman antik kültürlerde de sonsuz bir geri dönüşün ifadesiydi.

     Hız toplumunda yaşayan biz, bir şeyler için zamanımız kalmadığından yakınıyoruz hep. Zaman yetersizliği duygusu, üzüntü, kaygı, pişmanlık ve senkronizasyon bozukluğuna neden oluyor. Bir bildirim gelmese telefonunu  her beş dakikada bir kontrol eden bir dünyada üç yüz nüfuslu bir ada, zamanı ortadan kaldırma fikriyle tüm dikkatleri üstüne topluyor. Neredeyse hiç kimsenin saatin kaç olduğunu bilmekle ilgilenmediği bir toplum. Sommaroy, Norveç Denizi'nde, Tromso’nun  altmış kilometre batısında yer alan bir kasaba. Bu sakin balıkçı kasabasında, 18 Mayıs ile 26 Temmuz arasında güneş ufuk çizgisine hiç değmiyor; iki ayı aşkın bir süre geceyi yaşıyor oradakiler. 2019 yılının sonbaharında bir grup kasabalarını "zamansız" ilan etmeye karar veriyor. Amaç, herkesin saatin belirlediği zamana göre değil, canı istediği zamana göre bir şeyler yapması. Bu fikrin savunuculardan Kjell Ove Hveding, Norveç radyo istasyonu NRK’ya ve öneriyi resmileştirmek üzere Norveç yetkililerine bir dilekçe sunacaklarını duyuruyor. Hveding, "Saatin kaç olduğunu bilmek istemiyoruz; birlikte eğlenmek, anın, doğanın ve topluluğumuzun sunduklarının tadını çıkarmak istiyoruz," diyor. Adaya giden köprüde, bir ipte saatleri asılı, zamanı ortadan kaldırdıklarını temsil etmesi için de yere kırık duvar saatleri yerleştirilmiş. Bu girişimi bin beş yüzden fazla medya kuruluşu  haber yapıyor. Ancak gazeteci Shayla Love, Sommaray’ı ziyaret ettiğinde girişimin hiçbir zaman resmî olarak başlatılmadığını öğreniyor. Zamansız Adanın saatlere vedası haberi sosyal medya aracığıyla milyonlarca kişiye ulaşıyor. Bu etkinlik sonrası adanın sakinleri saate o kadar da odaklanmıyorlar. Bu yüzden, "Saat 11:00 de buluşalım" demek yerine, “Eve uğra, evdeysem buluşuruz" demeyi tercih ediyorlar. Başka yerlerde insanlar yataklarındayken onlar geceyarısı güneşinin altında kanolarıyla gezmeye, çocukları da balık tutmaya devam ediyor.

      Teknik bir olguya dönüşmüş modern zaman, saatler, takvimler ve programlarla  günü homojen birimlere ayırıyor. Kapitalizmin bir metaya dönüştürdüğü bir zamanda çocukluk yazlarımın sonsuzmuş gibi geldiği zamanlar geliyor gözümün önüne. Okul yıllarımın bir ömürmüş gibi geçtiği zamanları hatırlıyorum. Öyle uzun, öyle uzun geliyor ki bana. O yıllar insanın her şeyi yeni öğrendiği, hiç yaşanmamışı yaşanmışa döndürdüğü ve bütün bu bilgileri işlemek ve kaydetmek için beyninin harıl harıl çalıştığı yıllar. Beyin daha çok çalıştığında algılanan zaman da genişliyor. Yetişkinlikte çoğu gün birbirinin aynı, bir tekrardan ibaret. Alışılagelmişi hisseden beyin daha az çalışıyor; daha az enerjiye ihtiyacı var. Bellekte saklanacak yeni bir bilginin olmayışı zamanı uçuruyor. Günler, haftalar, aylar birbirine karışıyor. Bir yelkovanın ucuna asılı kalmam zamanı durduramaz biliyorum ama aynı anda tekdüzeyi, sıradanı arkada bırakarak zamanın geçişini yavaşlatabileceğimi aynı anda belleğimin de yeşerebileceğinin farkındayım. O zaman gelsin bir şiir, dünyanın başka bir yerinden…

Zamansız Zaman

Zamana ihtiyacım var, o zamana
başkalarının çok fazla zamanı olduğu 
ya da artık ne yapacaklarını bilmedikleri için
terk ettikleri
zamana
beyaza
kırmızıya
yeşile
hatta koyu kahverengiye
rengi umrumda değil
samimi zamana
bir kapı gibi
açıp kapatamadığım 
zamana

bir ağacı, bir sokak lambasını  seyretmek
bıçak kenarında yürüyüp tefekkürle dinlenmek
bugün kış, ne kadar güzel diye düşünmek için
biraz ölmek 
ve yeniden doğmak için
ve farkına varmak 
ve kendimi sarıp sarmalamak için 
zamana
hayatta birkaç saatliğine eğlenmek 
ve neden üzgün olduğumu anlamak 
ve eski iskeletime alışmak için 
gerekli samimi zamana

bir horozun ötüşünde 
saklanmak 
ve bir kişnemede 
yeniden ortaya çıkmak için
ve günü yaşamak 
geceyi yaşamak için 
kısıtlamasız ve saati olmayan
zamana

yani, içtenlikle ifade etmek gerekirse
demek istediğim, ihtiyaç var
şöyle diyelim, özlediğim
zamansız zamana

Mario Benedetti

Şiir Çevirisi: Bahar Uysal Hamaloglu

whatsapp-image-2026-06-21-at-11-34-48.jpeg

Karikatür: Saul Steinberg

Bu yazı toplam 115 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim