Bugün 14 Haziran 2026 Pazar
  • Antalya30 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6276.29
    %0
  • Dolar
    46.2509
    %0
  • Euro
    53.5289
    %0

OYA ÖZGÜR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
OYA ÖZGÜR / KONUK YAZAR

NADİA COMANECİ HEP 10 TAM PUAN ALIYOR

14 Haziran 2026 Pazar 11:50

Yıl 1976, Nadia Comaneci hep on tam puan alıyor. Kapı pervazlarına bacaklarımı açarak tırmanıyor kafamı en tepeye değdirir değdirmez aşağı, ileri atlıyor, aynı Nadia gibi kolumu kaldırıp göğsümü gererek hayali seyircimi selamlıyorum. Annem Nadia’nın ülkesi Romanya’nın da komünist olduğunu söylüyor. Komünistler çok çalışırlarmış. Başlarındakiler onları çok çalıştırırmış. Madalyaları onlar topluyor. 
Çok çalışan komünistleri Bulgaristan’dan göç eden Türkler’den anneannem de dinlemiş. Oralarda çalıştığın gün beyaz, çalışmadığında kara ekmek verirlermiş. Ama verirlermiş, kimse aç değilmiş…
Bizimkiler komünistleri seviyor gibi görünse de küçük dayım üniversite okumayacağını, işçi emekçi olacağını söyleyince çok üzülüyorlar. Annem onu ikna etmeye çalışıyor. Dayım çok yakışıklı. Annem onun sevdiği kızı da beğenmiyor; kara kuru bir kız, anneanneme bu oğlan geleceğini mahvedecek diyor…
Almanya’dan yaşayıp yazları Türkiye’ye dönen komşularımız var. Yazları bizde olmayan mayolar, bikiniler, yürüyen, konuşan oyuncak bebekler, kocaman plastik  şişelerde şampuan, banyo köpüğü getirip satıyorlar. Henüz köpüğü kullanacak küvetimiz yok ama kooperatife girmiş bizimkiler, yakında olacak. Annemin bana ördüğü orlon mayodan sonra ilk kez garip sentetik parlak bir kumaştan hardal renkli bir bikinim oluyor. Şimdi sorarsan yeni doğan bebek kakası renginde; muhtemel indirimin sonundan alınmış ama her iki taraf için de iyi bir alışveriş.
Bazı hafta sonları caddeye bakan evimizin önünde yürüyüşler oluyor. Bir ellerini yumruk yapıp sallayan, amerikan bezinden kumaşa yazıp çizdiklerini iki tahta parçasına gerip yaptıkları pankartları taşıyan insanlar saatlerce  penceremizin önünden akıyor.  Kalabalık ve sloganlar yol boyunca bir sürü polis…Korkutan bir yanı  var. Diğer taraftan annemin okuldan bir arkadaşı da yürüyüş için uzaklardan gelmiş.  Bize gelip yemek yiyor, çay içiyor. Annemle konuşup gülüşüyorlar. Bakıyorum baya bi insan. Çok sıcak bir gün. Annem limonata yapıp arkadaşı ile yürüyüş yapanlara dağıtıyor. Anlayamıyorum ama artık daha az korkuyorum.
Her akşam haberlerde alışılmış bir şey gibi sokak ortasında, üniversitelerde, kahvehanelerde olan savaşlardan bahs ediyorlar. Evet bana göre savaş bu. Bir çok insan ölüyor. Korkunç, güvensiz, hüzün dolu bir dış dünya. Büyük şehirlerde olması ile teselli buluyorum. 
Sonra bizim ortaokul lise ortak binasında da çatışmalar oluyor. Okul o gün tatil oluyor. Evde kaldığımda Aziz Nesin’in  “Şimdiki Çocuklar Harika” kitabını okuyorum. Çook güzel biterken üzülüyorum…Ertesi sabah gittiğimizde sıraları ortak alana yığılmış buluyoruz. Dediklerine göre çatışma burada olmuş.
Ahbaplarımızdan, liseden iki kız kardeşin doğum gününe çağrılıyorum. Ama nedense iç odaya alınmıyor taşlıkta ağırlanıyorum. İç odanın kapısı açılıp kapandıkça dışarıya sigara dumanı ve Cem Karaca şarkıları sızıyor, kızlı erkekli dans ettiklerini görüyorum. Yıllar sonra anlıyorum ki ben anne babaya karşı kamuflajım. Büyük kız beni oyalarken madde mi düşünceyi düşünce mi maddeyi doğurur diye bir tartışma yapıyoruz. Ortada alışılmışın dışında bir şeyler döndüğünü hissedip onun savunduğunun tersini savunuyorum. Kız solcuymuş. Aslında ben de solcuları seviyorum ama nedense orada öyle, ters olmam gerekiyor. Tartışmaktan sıkılınca okuyup oyalanayım diye bana cep fotoromanlarından veriyor. Ben onları okumam ki! Ne zamandır soluksuz Aziz Nesin okuyorum. Her öyküsüyle neden solcu olunması gerektiğini anlamaya meylediyorum.
Birgün sabah karşı komşumuz erkenden sokak kapısını çalıyor. Gün daha ağarmamış. “ Kalkın, kalkın ihtilal oldu ekmek alın!” diyor. Pencereden bakıyorum caddede elinde silah olan iki asker yürüyor. Güvenli bir şey olsa gerek asker bizi korur… Annem bir sokak arkamızdaki fırına beni ekmek almaya gönderiyor. Fırının önünde uzun bir kuyruk var. Ekmeği sıcacık alıp ellerim yanarak eve taşıyorum. Askerler hala caddede. Ohhh…
Eve geldiğimde radyoda “Yine de şahlanıyor efem” diye bir türkü çalıyor. Annem “Hah şimdi görsünler faşizmi” diyor. 
Kafam iyice karışıyor…

Bu yazı toplam 176 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim