Bugün 09 Şubat 2026 Pazartesi
  • Antalya17 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7020.7
    %1.12
  • Dolar
    43.5944
    %0
  • Euro
    51.7645
    %0.34

NURİ SEZEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NURİ SEZEN / KONUK YAZAR

YENİ BİR FETRET DÖNEMİ Mİ?

09 Şubat 2026 Pazartesi 11:57

 

Cumhuriyet'in 100 yılını aşalı çok oldu. Türk Ulusu bağımsızlık, birlik beraberlik yolunda, ekonomik, sosyal, kültürel, yaşama sevinci açısından Cumhuriyet hedeflerinin çok uzağında. Sınır kapıları kapalı tutulmasa neredeyse içeride Türk, dışarıda yabancı kalmayacak. Türk milli varlığının korumasını, direnişini sürdürmesi gerekenlerin bile, Cumhuriyet karşıtlarının değirmenine su taşıdığı bu dönemde, Türk Milleti yeni bir 'Fetret Dönemi' ne girmiş gibi.

Fetret Dönemi, Yıldırım Bayezid ile Timur savaşından sonra yıkılmış, dağılmış Osmanlının Şehzadeler arası 12 yıl süren taht kavgalarının sürdüğü dağılma döneminin adı. Tarih kitaplarından böyle öğrenmiştik. Bu kelime karışıklık, ara dönem, otoritesizlik, geçiş dönemi, kesinti ve durgunluk anlamında kullanıldığı sözlüklerde ifade edilmekte.

Her felaketin ardından böyle dönemler yaşamış bir milletiz. Ulus bilincinin zayıfladığı, Türk düşmanlığının azgınlaştığı, maddi- manevi çöküşlerin yaşandığı böylesi dönemler çok olmuş. Orhun Anıtlarında o zamanın bilgesi Türk kağanları, Türk Milleti'ni uyarmış. “Düşmanın İpek kumaşlarına, tatlı sözlerine, güzel kızlarına kanma. Sonra gelinlik kızların cariye, bahadır erkeklerin köle olur. Ey Türk! Titre ve kendine gel” diyerek bu vasiyetleri taşa kazımış.

Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra kurulan beylikler böyle bir dağılmanın sonucu ortaya çıkmış. Bey Teke düşene kadar bu dağılma sürmüş. “Bugünden tez; divanda, dergahta bargahta Türkçeden başka dil kullanılmayacak.” diye okunan fermanlar bile kendi dillerini bırakma gafletine düşmüş bir milletin hallerini gösterir.

Kadim Türk varlığının geniş dünyaca coğrafyasına yayılmışlığı, Türk Birliği'nin sağlanamamasında önemli bir engel. Türk siyasi birliğinden korkanların çıkarları da en büyük engel.

Türk Birliği 'Turancılık' tatlı bir hayal, bir nazlı gelin gibi elde edilmesi şu an için mümkün görülmese de, Türk ülkelerinde, Türkçü bilincin yaygınlaşması, egemenliği mümkün.

Türkiye Cumhuriyeti bu bilinçle kuruldu. Bir ulus devlettir. Gayri Türk unsurların Osmanlı'ya karşı isyanları, ayrılma çabaları kötü sonuçlar doğurdu. Osmanlı'nın tek aptalı biz Türkler miydik ki bir vatanı bir devleti kalmasın. Mustafa Kemal'in önderliğinde Ulusal Kurtuluş Savaşı verildi. İşgal edilmiş Osmanlı topraklarından bir vatan parçası kurtarıldı. Sonra Türk Devleti Cumhuriyetimiz kuruldu. Türk milletini kalkındıracak, milletler ailesinin en üstlerine çıkaracak bir ülkü ile aklı ve bilimi rehber edilmiş bir ulus devlet kuruldu.

Vatanı kurtaran, devleti kuran, uğrunda canını feda etmiş bir nesil vardı.

Cumhuriyet'e hizmet eden idealist nesiller geldi geçti.

Şimdi; bedel ödemiş, esaretin, ezilmişliğin ne olduğunu bilen o nesiller ışık içinde.

Cumhuriyet hizmetlerinden yararlanan, Cumhuriyet sayesinde para, şöhret, itibar kazananlarımız var. Rahattan rahatsızlanıp nankörlük mü ediyoruz?

Son yıllarda bağımsızlığımızı, onurumuzun kaynağı: Türklüğe, Cumhuriyet'e, onun kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e karşı açık, gizli, sinsi her yerde utanmaz bir düşmanlık çabalarını görmemek mümkün değil. Bayrağımıza saygısızlık, Atatürk heykellerine saldırı, vatanı bölme planları, milli birliğimizi yok etmek çabaları, vatan hainlerine itibar payeleri verenler azdıkça azdı. Ya bu saldırılara karşı Türk Milleti'ni, Cumhuriyet'i, onun banisi Mustafa Kemal Atatürk'ü ilelebet savunma görevi yeterince yerine getirilebiliyor mu?

Bu çizgi, Atatürk çizgisidir, Türklük çizgisidir. Gerçeği konuşalım. Ulus devletten Cumhuriyet'ten yana olması gereken ulusçu- milliyetçi dünya görüşünü savunanları konuşalım. İktidar partilerini konuşmaya gerek yok. Cumhuriyet'i kuran partiyiz diyen siyasiler ne kadar Cumhuriyet'in temel ilkelerine bağlı ne kadar Atatürkçü; konuşalım.

Milliyetçiliği kimseyle paylaşmak istemeyen bir parti, bölücü örgütün kurucu başına “Kurucu Lider” payesi vermekle meşgul.

Kendini Bey gören her babayiğit bir parti kurmuş. Başkalarından farkı meçhul,  sessiz. Türk Devleti'ne Türk Milleti'ne, onun kurucusuna sahip çıkması gerekenler, darmadağınık. Siyasi arenada iktidar seçeneği olmayıp, halkı arzu etmediği siyasi seçeneklere  mahkum edişi, Türk Milleti adına hareket edememek en büyük noksanlık olarak görülmekte.

Yeni bir Fetret Dönemi diyebileceğimiz bu dönem sonlandırılmalı. Ya bir yiğit çıkıp birliği sağlamalı ya da, bu millet birilerini kendine getirmeli.

Türk Milleti olarak, bu maçın mağlubu olamayız.

“Adımız andımızdır. Yoluna can koyarız. Türk olmayı en büyük şeref ve şans sayarız."

Türk milletinin istikbali; başkalarının himayesiyle, hoşgörüsüyle, merhametiyle sağlanamaz.

Türk varlığına kasteden; düşmanlık, cehalet, gaflet, dalalet ,hıyanet yok edilmeli.

Yorgunluğun, mutsuzluğun, küskünlüğün getirdiği atalet ortadan kalkmalı,

Gelecek nesillere kötü miras bırakılamaz. Cumhuriyet yükselerek, millet gelişerek devam etmeli.

Atatürk'ün askeri kalmalıyız...

Bu yazı toplam 131 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim