- IMKB
% - Altın
7458.51
%-0.75 - Dolar
43.4058
%0 - Euro
51.8922
%0.43
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:42 - TRABZON'UN ZENGİN KÜLTÜRÜ ANTALYA İLE BULUŞTU
- 20:23 - KAHRAMANMARAŞ’TA BİN 422 ADET KAÇAK TELEFON ELE GEÇİRİLDİ
- 20:03 - KEMER BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ’NDEN LÖSEV’LE İŞ BİRLİĞİ
- 20:03 - GAZİPAŞA‘DA OTOMOBİL İLE MOTOSİKLET ÇARPIŞTI: 2 YARALI
- 19:51 - KARA: "MANAVGAT BELEDİYESİ'NE KUMPAS KURULDU"
- 19:37 - ANTALYA'DA KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA UYARISI
- 18:53 - ANTALYA’DA KAYBOLAN ÇOCUK, 600 KİLOMETRE UZAKTA ADANA’DA BULUNDU
- 18:38 - MANAVGAT BELEDİYESİNE YÖNELİK "RÜŞVET" DAVASINDA SANIKLAR DİNLENDİ
- 17:48 - DÖRTYOL’DA ÇATI YANGINI
- 17:28 - ANTALYA’DA KAYBOLAN 11 YAŞINDAKİ ÇOCUK ADANA’DA BULUNDU
- 16:48 - ALKÜ, ENDONEZYA’DAKİ ÜNİVERSİTELERLE BİRLİKTE PROJELER YAPACAK
- 15:53 - MERSİN’DE 0-6 YAŞ ÇOCUKLAR İÇİN ÜCRETSİZ GELİŞİM TARAMASI
- 15:48 - SİLAHLA KUYUMCUYU SOYAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 15:43 - KEPEZ’İN SÖMESTİR FESTİVALİ BAŞLADI
- 15:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA DOĞAL GAZ BORUSU PATLADI: 3 YARALI
HALİL ERDEM / KONUK YAZAR


YERELDEN EVRENSELE YÖRÜK MÜZİĞİ VE ARPANATOLİA -1
GİRİŞ
Coğrafi koşullara bağlı yaşam biçimi ve bu yaşam biçimine bağlı üretim tüketim ilişkilerinden kaynaklı üretilen insani kültürel unsurların varlığına dikkat çekerek; politik kararların bu yapıyı nasıl değiştirdiğini anlatmak elzemdir.
Değişen süreçte yöre sanatçılarının, aydınlarının çabasıyla var olan kültürel unsurları özellikle de müziği ortaya koymak ve geliştirmek bu sürecin en önemli çabasıdır. Bu süreçte kurulan Arpanatolia ile Yörük çalgılarının senfonilere dahil edip hatta soloya çekilen sipsi ve bağlamanın öyküsü bizi heyecanlandıran gelişmelerdir.
Arp ile sipsi opera müziğinde kendini ifade edebilecek noktaya ulaşması en güzel başarılardan biriydi ve bu yazıda kısada olda bu sürecin aşamaları anlatılır.
Bu sürece katkı koyan sanatçılar projeleriyle birlikte bu metinde anlatılmaya çalışılmıştır.
YÖRÜK MÜZİĞİ
Metni okuyan çoğu okur belki de Yörük müziği nedir? Böyle farklı bir tür mü var, diyecek. Elbette farklı bir tür değil. Her şeyden önce uluslar konuşmak, duygu ve düşüncelerini anlatmak için farklı dilleri kullansa da müzikte bu böyle değil; nota sayısı, adı ve ses ağırlığı bellidir ve bunu bütün dünya kullanır. Farklılık toplumların coğrafik özelliğinde, kendi müzik kültüründe, estetik anlayışında ve enstrümanlarındadır; ayrıca dilin anlam ve ses yapısı da müziğin rengine etki eden farklılık unsurlarıdır.
Her ulusun farklı bölgelerinde düzen ve yorumlarda çeşitlilik olabilir. İşte bunun gibi bütün Toroslarda, özellikle göçer Yörük topluluğunda coğrafyanın insanı şekillendirdiği gibi sanatını da şekillendirdiğini görüyoruz. Bunun nedeni yaşayış biçimi, daha doğrusu üretim tüketim biçiminden kaynaklanan etkiler söz konusudur. Bu noktayı daha bir somutlaştırırsak yerleşik toplumların enstrümanı üç ton ağırlığı bulan piyano iken, Yörükler göçerliklerine bağlı olarak sürekli hareket ve taşınma sorunlarından olsa gerek, divan sazını bile ekmek torbasına girebilecek bir şekle getirmişler, adını da Türkçede küçük anlamına gelen “cura” demişlerdir. Ve curada divan sazında bulunmayan
daha tiz bir ses elde edilmiş. Bu haliyle cura göçerlerin ekmek torbasında taşıyabildiği bir yol arkadaşı olmuştur. Peki, bu yol arkadaşı yalnız mı kalsın? Yine çobanın çorabında, kasketinin içinde, kulak arkasında taşıyabildiği kargıdan yapılmış sipsi vardır; işte bu çalgılar bir araya gelince yöreye, yani Yörüklere özgü müzikal bir armonik farklılıklar diyebileceğimiz müzikte farklı disiplinler oluşmuştur.
Sipsi benim için veremden kalkmış gelin sesi, acı çeken çocuk çığlığı, sevgilinin ciğerini delip gelen aşk namesi gibi duygulara karşılık gelen bir sestir. Zira aynı topraklarda iki bin yıldır mitoslarda yaşatılan Tanrı Pan, kovalarken korkudan su kenarlarındaki saza dönüşen peri kızı Syrınks’a derdini anlatmak için o kamışlardan, sazlardan bir düdük yapar ve peri kızına düdükle seslenir. O çaldığı kendi adını taşıyan Panflüt’tür. Tanrı Pan yüzyıllardır peri kızı için kamışla üflüyorsa, içten içe nasıl inin inim inliyorsa, aynı kamışlardan, sazdan yapılmış, aynı topraklarda sipsinin de kendini dillendiren insana dair söyleyeceği dertleri, duyguları vardır elbet; bu haliyle sipsi Teke yöresinde özellikle Dirmil’de yüzyıllardır insanın iç sesi olmuştur. Curanın iki telli ayarında sipsi eşlik eder, fakat üç telli ayarında elle şelpe tekniğiyle çalındığından, sipsi doğaçlama çıkan bütün arıza sesleri bastıracağından, cura bu ayardayken yanında sipsiyi istemez.
Keçinin boynuna takılan her demde çan ve onların armonik bileşeni curanın en otantik seslerinde karşılık bulmuştur. Bu örneklerde olduğu gibi coğrafyanın insanı ve sanatını şekillendirme etkisi açıkça görülür.
Çoban, güttüğü o kadim hayvan keçinin ipe, ağıla gelmeyen, bağımsızlığına düşkün karakterini de alır. Onun devinimleri, tekenin siygin dönemlerdeki kur hareketlerine “zortlama” denir; tekenin bu zortlama biçimini Yörük kendi oyun figürlerinde kullanmıştır. Teke Zortlama Zeybeği işte bu şekilde kendine özgü bir ritim yapısını oluşturmuştur.
Bir oyun havasına giriş genelde bir gurbetle açılır ve ardından hemen 9/8’lik ritmin başlaması yaşamın acı ve sevinç ikilisine karşılık gelmesinden kaynaklanır. İnsan kendi yaşamındaki duygu ve düşüncelerini sadece müzikle değil, müziğine eşlik eden oyunlardaki figürlerle de ifade etti. Bu figürler aynı müzikte olduğu gibi nedenselliklere bağlı
gelişmiştir: Sürünün oğlaklarla emişme buluşmasındaki coşku, tekenin zortlaması, kartalın avını avlaması, sürünün göç etmesiyle oluşan ayrılık, özlem hepsi oyun figürlerinde yer aldığı gibi, dokudukları kilimlerin desenlerine de aynı yaşamsal insanı unsurların yansıdığını görüyoruz.
Yukarda sözünü etmeye çalıştığım üretim ve tüketimden kaynaklı coğrafyaya özgü oluşan zenginliğin kültürel unsurlardan en başta geleni müziktir. “Bu kültürel unsur Karacaoğlan’dan beri mayalanmış kendi dil ve teline bürünmüş toplumsal bir mirasın mayasıdır.”(Başgöz İlhan 1986a-152) Sözünü ettiğim Yörük müziği farkı budur.
Bu müzik Yörük toplumunun kendi inanç sistemi içinde yer alan ritüellerle müzik kendi disiplinini oluşturacak yollar edinmiştir: Düğünlerde nevbet (nöbet) denilen bir disiplin ve inanç sistemlerine bağlı bir ritüelle düğünü güneş doğmadan başlatacak davul zurna icrası, düğüne gelen okucu (davetli) karşılama ritüeli, gelin alma ritüeli gibi bütün bu uygulamalar müziğin kendi olanaklarıyla Yörük müzik kültüründe kendi özgülüğünü yaratmıştır.
Yörük müzik ustaları örgün bir eğitimden değil, çırak usta yöntemiyle kendini yetiştirir. Bu yöntemle Teke yöresinde yetişmiş çok yetkin ustalar Yörük müzik kültürünü hem yeni nesillere taşımış hem de halk edebiyatında âşık tarzı türküler yapmışlardır. Bu isim listesi epey kabarık bu konuda hem benim Karacaoğlan Geleneğinde Dirmil Güzellemeleri hem Yusuf Erkan’ın Cumhuriyet Dönemi Halk Sanatçıları derlemesi hem de Ferhat Erdem’in Dirmil Yörük Müzik Kültürü adlı kitabında yeterli bilgilere ulaşılabilir. Ben burada çok yetkin, iz bırakan tek bir isimden Hüseyin Karakaya’dan (1907- 1973) söz edeceğim. Hüseyin Karakaya üç tellide bir virtüözdür. Yorumdaki özgünlük, armonik yapı ile henüz geçilememiş bir saz ustasıdır. Prof. Dr. Erol Parlak’ın Kültür Bakanlığı Yayınları’ndan çıkan Türkiye’de El ile Bağlama Çalma Geleneği ve Çalış Teknikleri adlı kitabında Hüseyin Karakaya için şunları yazar: "Burdur’a bağlı Dirmil el ile çalma geleneğinin hâlâ sürdürüldüğü ve çok sayıda ustanın yetiştiği bir yöredir. Bunların en önemlisi Dirmil Çörten Köyü’nden Hüseyin Karakaya’dır. Yöre müzik kültürünü çok iyi özümsemiş olan Karakaya, Dirmil Ekolünün en başarılı yorumcusu olup özellikle Boğaz Havalarında Ramazan Güngör dâhil bilinen tüm ustalardan daha yüksek bir icraya sahiptir. Ustası Çörtenli Gök Şakir’dir. Yalın ve özlü ifadelerle çok çeşitli düzenler kurarak çaldığı ezgiler Yörük Türkmen müziğinin eski köklerinden derin izler taşımaktadır. Çok sayıda çırak yetiştirmiş olan Hüseyin Karakaya yakın zamanda vefat etmiştir” der. (DEVAM EDECEK)


YERELDEN EVRENSELE YÖRÜK MÜZİĞİ VE ARPANATOLİA -1HALİL ERDEM
BİR KADIN MESELESİ DEĞİL, BİR TOPLUM MESELESİGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
AİDATLAR NEDEN YÜKSEK VE NASIL DÜŞÜRÜLÜR?AV İBRAHİM GÜLLÜ
SENİN AVM'N NERESİ?VEDAT GÜRHAN
TÜRKÇE’NİN SU YÜZÜNE ÇIKTIĞI ANEŞREF URAL
ERGENEKON- DEMİRCİ KAVEH KURTULUŞ MİTLERİNDE; DEMİR.MUHARREM YELLİCE
COP 31'İN ANTALYA'DA YAPILMASI: EXPO'NUN YENİDEN DOĞUŞUCEM ARÜV
SAMİ UĞURLU VE GALİBİYETKAHRAMAN KÖKTÜRK
NE OLUYOR BİZE?SÜLEYMAN EKİN
HAYAL GÜCÜ, YARATICILIK VE PAREİDOLİABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
GÖRSELE DAVETNURİ SEZEN
İSLAMCI YAPILARIN BESLENDİĞİ PSİKOLOJİK ZEMİNALİ İHSAN DİLMEN
ANTALYA: MEDENİYETLERİN ZİRVESİNDEN, RANTIN ÇUKURUNA!DİLEK DEMİRKAN
BİR ANONSLA DEĞİŞEN HAYAT…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YILDIZ SEÇEN YÖNETMEN HALDUN DORMEN (1)GAZANFER ERYÜKSEL
ORHAN TAYLAN VE “ZİNCİRE VURULMUŞ PROMETHEUS”YUNUS YAŞAR
DUYGUSAL KOPUŞTARIK ÇELENK
KARNELERDE ATATÜRK VE İSTİKLÂL MARŞI YOK!PROF DR RAMAZAN DEMİR
SUÇLU ÇOCUK YOKTUR, SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK VARDIR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
LERMANTOV’UN İZİNDE KAFKASLARYALÇIN DUMAN
BENDE SAKLI KALMASIN-5OYA BOYSAN
BAZI İNSANLARI UZAKTAN SEVERSİNİZ...ŞENER METE
BİR SELÂMŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
GELECEĞİN İKLİM POLİTİKALARI ANTALYA'DA ŞEKİLLENİYORPROF DR ORHAN ÖZÇATALBAŞ
ERİŞKİNLERDE BU 6 AŞIYA DİKKAT!
ÖZTÜRK: "ANTALYA'NIN KAYBEDECEK ZAMANI YOK"
2026'DA TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI NASIL ŞEKİLLENECEK?
DERELERDE BİRİKEN ATIKLAR TEMİZLENİYOR
İKİ YIL SONRA TAZE FASÜLYE MUTLULUĞU
JAK KÖPEĞİ 'OCAK' 8 YILDA 48 CAN KURTARDI
KUMLUCA'DA SAĞANAK ETKİLİ OLDU
TÜRKİYE-ALMANYA FİLM FESTİVALİ'NİN ONUR ÖDÜLÜ HALUK BİLGİNER'E
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





