- IMKB
% - Altın
6491.52
%-0.01 - Dolar
47.5851
%0.03 - Euro
54.9866
%-0.12
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


1923 DARBESİ (!) VE CUMHURİYETİN İMTİHANI
Eski Ak Parti milletvekillerinden bir şahsın yaptığı sosyal medya paylaşımı, sol çevrelerde büyük tepki ile karşılaştı. Eski milletvekili söz konusu paylaşımında “kanlı 1923 darbesi” ifadesini kullanıyor ve bu “kanlı darbe” ile hesaplaşmaktan söz ediyordu. Ve bekleneceği gibi, bu ifadeler bilhassa “sol” çevrelerden büyük tepki aldı. Belli ki bu eski mebus, Kadir Mısıroğlu ekolünden epey feyz almış ve ortaokul yıllarında öğrendiği bu ezber bilgiyi şimdilerde satmaya karar vermiş, güzel.
Peki ama, “Fesli Kadir” ekolüne tam zıt bir noktada duran ve üstelik isminin başında “prof” ünvanı bulunan Marksist “bilim adamı” Fikret Başkaya niçin “1923 darbesi” diyor? Peki ama, eski bir mebusa gösterilen tepkinin milyonda biri niçin Fikret Başkaya’ya gösterilmedi, gösterilmiyor?
Önce okurlarımıza Fikret Başkaya’yı kısaca tanıtalım: 1990’ların başlarında yayımlanan “Paradigmanın İflası” kitabı, deyim yerindeyse bütün sol mahallede “kasırga” gibi esti. Benim de dahil her solcunun başucu kitabıydı. Ve Fikret Başkaya, özetle, 1923’te kurulan “cumhuriyet-ulus devlet” paradigmasının çöktüğü tezini işliyordu ve daha da önemlisi, bu “çöküşten” ziyadesiyle memnun olduğunu belli etmekten keyif alıyordu. O yıllarda Başkaya’nın bu kitabını okumayana ya da okuyup da bazı fikirlerine iştirak etmeyene asla “solcu” denilmiyordu.
Ve dahası var, Fikret Başkaya halen de Türkiye sosyalist solunun geniş kesimleri tarafından makbul kabul ediliyor ve çok büyük saygı görüyor. O kadar öyle ki, dört yıl önce Artı TV kanalında yazar Erdoğan Aydın ve tarihçi Ayşe Hür ile yaptıkları bir programda, tıpkı eski AK Parti mebusu gibi, o da “1923 darbesi” ifadesini kullanıyor ve gerek program esnasında ve gerekse sonradan altına yazılan yorumlarda en küçük bir eleştiri cümlesi görmüyoruz. (Merak edenler açıp bakabilirler, Tarihin Peşinde Bölüm 2 – İttihat Terakki darbeci geleneğin parçası mı adlı youtuube yayını).
Şimdi tam da bu noktada derin bir nefes alalım ve çok kısa bir yakın tarih gezisine çıkalım. 1960’lı yılların başlarından itibaren, dünyadaki gelişmelere paralel olarak, Türkiye’de de güçlü bir sol rüzgar esmeye başlamıştı. Siyaset sahnesinde cumhuriyeti kurmakla her daim övünen CHP ve halka, esnafa, geniş köylü kesimlerine hitap eden Adalet Partisi baskın görünüyordu. Ama dünyanın ve Türkiye’nin içine girdiği bu yeni siyasi iklimde işçi sınıfından yana tavır koyan sosyalist bir parti olarak TİP sahneye çıktı ve ülke genelinde çok büyük ilgi görmeye başladı. TİP, esas itibariyle cumhuriyeti değerlerini sahiplenmekle birlikte, cumhuriyeti daha ileri, daha paylaşımcı, daha demokratik bir aşamaya taşıma iddiasını güdüyordu.
Amma ve lakin, 1969’den itibaren Türk solu, kendi içinde zamansız ve büyük bir “yol ayrımına” girdi. Bilhassa genç devrimci kadrolar hızla TİP’i eleştirmeye, karalamaya ve bu partiden uzaklaşmaya başladılar. Peki ne olmuştu da bu gençler henüz yolun başında olmasına karşın ciddi bir taban yakalayan TİP’ten kopmaya başlamışlardı? TİP işçi sınıfına mı ihanet etmişti? TİP ilan ettiği siyasi çizgiden mi sapmıştı? Hayır, bunların hiç birisi değildi. Gençler Küba devriminden ve 1968 Avrupa gençlik hareketlerinden çok etkilenmişlerdi ve bunların aynısını Türkiye’de de tatbik etme hevesine kapılmışlardı, hepsi bu kadar.
1970’lerin ikinci yarısına geldiğimizde, artık TİP son derece etkisiz bir parti konumuna düşmüş ve illegal devrimci örgütler sol siyaseti domine etmeye başlamışlardı. Ve işin daha da ilginç yanı, güçlü kadro yapısına sahip bazı sol örgütler, yine bu dönemde, “Kemalist cumhuriyeti” baş düşman olarak tanımlamaya başlamışlardı. Artık “aşılması gereken” değil, “yıkılması gereken” bir rejimdi Cumhuriyet. “insanlık tarihinin ilerlemesine ayak bağı olarak kurulmuştu bu TeCe” ve yıkılmadığı sürece Türk ve Kürt halklarına özgürlük mümkün olmayacaktı!!!!
12 Eylül’ün karanlık gölgesinin kalkmaya başladığı 80’lerin sonunda, bu kez kendisine sosyalist ve/veya sol-liberal diyen gruplar ve okur yazarlar öne çıkmaya başladılar. Televizyonlarda, gazetelerde, geniş okuru olan dergilerde sadece onlar konuşuyorlardı ve ağız birliği etmişçesine, Kemalist cumhuriyetin ne menem bir belâ olduğunu, bu ülkeye ne büyük zararlar verdiğini durmadan, yorulmadan anlatıyorlardı. Kabul etmek gerek ki, bu konuda çok başarılı oldular.
Ve işte yukarıda kısaca değinip geçtiğim Fikret Başkaya’nın “Paradigmanın İflası” eseri, tam da bu siyasi iklime, deyim yerindeyse bomba gibi düştü. O günlerde fakültelerde talebelik yapan on binlerce solcu genç, bu kitap sayesinde “uyandı”, “aydınlandı” ve “1923’te kurulan Cumhuriyetin bu ülke ve bu ülkede yaşayan halklar için ne büyük bir bela, bir felaket olduğunu” anladı, anladık! Çok şükür!
Sonra ne mi oldu, bir taraftan İslamcı yazarlar ve medya grupları, diğer yandan solcu, liberal ve Kürtçü yazarlar ve yayın organları tarafından bilinci ve duyguları iğdiş edilmiş olan Türkiye, bu şekilde 2000’li yılların kapısına getirilip bırakıldı. Ve 2000’li yıllarda neler olduğunu herhalde söylememe bile gerek yok, çünkü ne olduysa oldu, olanlar oldu, çanak çömlek patladı ve herkes muradına erdi, hepsi bu kadar.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






