- IMKB
% - Altın
6813.24
%0.37 - Dolar
48.4631
%0.01 - Euro
56.4122
%0.05
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:48 - KAHRAMANMARAŞ’TA BIÇAKLI KAVGA: 2 YARALI
- 22:58 - ALEVLER EVLERE ULAŞTI: MAHALLELİ YANGINLA SAVAŞTI
- 22:03 - KÖPEĞİ TRAKTÖRE BAĞLAYARAK SÜRÜKLEDİ
- 21:58 - AK PARTİ MERSİN İL BAŞKANI ALDEMİR: "DEVLETİMİZ TÜM İMKANLARIYLA SAHADA"
- 21:53 - ALANYASPOR, GÖZTEPE MAÇI HAZIRLIKLARINA BAŞLADI
- 21:23 - AKSU BELEDİYE BAŞKANI YILDIRIM: "YÖN DEĞİŞTİREN RÜZGAR ÇALIŞMALARI GÜÇLEŞTİRİYOR"
- 21:03 - KUMLUCA’DAKİ ORMAN YANGININDA 10 EV ZARAR GÖRDÜ, KARADAN MÜDAHALE DEVAM EDİYOR
- 20:56 - ANAHTAR PARTİ ANTALYA'DA İKİ ÖNEMLİ ATAMA
- 20:03 - ANTALYA VALİSİ ŞAHİN: "AKSU YANGINI DEVAM EDİYOR, KUMLUCA YANGINININ ENERJİSİ DÜŞÜRÜLDÜ"
- 19:18 - KOZAN’DAKİ YANGIN İMAMOĞLU İLÇESİNE İLERLEDİ
- 19:14 - DERE'DEN İMALATÇI ESNAFA 31 EKİM ÇAĞRISI
- 18:34 - BİR MAHALLEYE TAHLİYE KARARI
- 18:23 - MERSİN’DE ORMAN YANGININA 230 PERSONEL, 2 UÇAK VE 5 HELİKOPTERLE MÜDAHALE
- 18:03 - ANTALYA’DA ALEVLERLE MÜCADELE SÜRÜYOR: ANTALYA-ISPARTA YOLU TRAFİĞE KAPATILDI
- 17:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA GÖĞSÜNDEN ÇIKARDIĞI TABANCAYLA 2 KADINI YARALADI
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


SELÇUKLULARIN KURUMLARI, FETİHLE DEĞİL; FETİH SONRASI OLGUNLAŞTI.
Ali Yıldız’ın “Selçuklular yeni şehirler kurup imaret ve vakıflarla sosyal-kurumsal düzeni öncelikle inşa etti; Emevî ve Abbasîlerin yapamadığını bunlarla başardı” şeklindeki hükmü, kronolojiyi ters okumaktır. Anadolu’da gördüğümüz bedesten, kervansaray, pazar–panayır düzeni ve vakıf temelli hayır kurumları, fetihle eşzamanlı sebepler değil; fetihten sonra—özellikle 13. yüzyılda—yerleşen sonuçlardır. “Türkleşme ve İslâmlaşma fetihle bir anda oldu” gibi bir tarihî bakışa katılmadığım gibi, Oğuz Türkçesiyle gelen oymakların önemli bir kısmı medrese aracılığıyla dillerini unutarak kendi milletine yabancılaştı. Bu yabancılaşmaya tepki, 1239 başlayıp 1240 yılında biten Türkmen Babâî ve 1262’deki Ahievran’nın Kırşehir İsyanı’nda görülür: yabaları ve oraklarıyla yabancılaşan devlet gücüne başkaldıran Türk ruhudur bu isyanlar.
Selçuklu siyasal coğrafyası, sıfırdan şehir kurmaktan çok mevcut Bizans/Roma şehirlerini devralma ve dönüştürme üzerine kuruldu. İznik, Konya, Kayseri, Sivas gibi merkezlerin kadim kentsel iskeleti Selçuklu döneminde de sürdü; mimaride eski malzemenin yeniden kullanımıyla bu dönüşüm gerçekleşti. Bu tablo, fetihten hemen sonra “sıfırdan şehir ve sosyal düzen” kurulduğu iddiasını zayıflatır. Selçuklu’nun büyük şehirleri, Roma ve Bizans şehirlerinin devamıdır. Arif Nihat Asya’nın dizeleriyle söylemek gerekirse:
“Sangarius’u Sakarya yapan,
İkonyum’u Konya yapan dille konuşurdum.”
Türklerin kurduğu en büyük şehir, Uygurlar döneminde Karakorum’da kurulmuştur. Semerkant ve Buhara gibi büyük şehirleri ise M.S. 2. yüzyılda Sasani İmparatoru Erdeşir kurmuştur. Selçuklular mevcut merkezleri genişletip han-kervansaray zincirini yaygınlaştırdılar. Bu yaygınlaşma ancak askerî hâkimiyet ve mali kapasite sağlandıktan sonra mümkün olabildi; bu da doğaldır. I. Alâeddin Keykubad devrinde (1220’ler–30’lar) ağ adeta patlama gösterdi: Aksaray Sultan Hanı, Ağzıkara Han, Antalya yakınındaki Kırkgöz Han gibi yapılar, istikrarın ardından gelen bir kamusal yatırım dalgasının ürünüdür. Bu nedenle kervansaray ağı, fethin anahtarı değil; onun ardından doğan güvenlik ve sermaye birikiminin sonucudur. Sermaye birikimi ise İpek Yolu’nun güvenliği sayesinde sağlanmıştır: Turfan’dan yahut Çin’den çıkan kervan, Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçuklularının temin ettiği yol emniyetiyle Avrupa içlerine kadar ulaşabiliyordu. Arkadan gelen Moğol baskısı da bu ticaret yolunu ele geçirme hareketidir. Göktürk İmparatorluğu döneminde ipek yolunun kuzey hattına Göktürkler hakimdi.
L. N. Gumilev’in ifadesiyle Türklerin toplumsal kurumlarının karmaşık biçimleri—birlik ve bağlılık düzeni, rütbe hiyerarşisi, askerî disiplin ve diplomasi—tarihsel süreklilik gösterir. Bu süreklilik, Anadolu’da kurumların bir anda değil, güvenlik ve iskânın sağlanmasının ardından genişlemesini açıklar.
İmaret kavramı Selçukluda dağınık örneklerle bulunsa da “herkese açık sosyal mutfak” ve düzenli yardım modeliyle şebeke hâlinde işletilmesi esasen Osmanlı’nın 14.–15. yüzyıl tecrübesinde kurumsallaşır. Selçuklu vakfiyeleri elbette vardır; medrese, darüşşifa ve hanların bir kısmı vakıfla işler. Fakat bunları toplumu baştan sona kuşatan düzenli imaretler şeklinde düşünmek anakronizmdir. Nitekim Kayseri’deki Gevher Nesibe Darüşşifası (1205/1206) gibi erken ve parlak örnekler bile fetihten sonraki kurumsal olgunlaşma evresini işaret eder; ayrıca hedef kitleleri sınırlıdır: hastalar, talebeler, seyyahlar.
Jean-Paul Roux’nun belirttiği gibi Anadolu, Malazgirt sonrasında uzun süre “gaza diyarı” olarak algılandı; örgütlü devleti reddeden savaşçı göçebe unsurlar buraya sevk edildi. Bu çerçeve, fetih ânında geniş ve kapsayıcı bir şehirli sosyal yardım ağının neden beklenemeyeceğini de gösterir. Şah İsmail’in devlet kurmasından sonra Anadolu’ya Oğuz göçü durdu. 16. yüzyıl Türk asrıdır; bu asrın sözünü Türk hanları söyledi.
Bedesten, şehir içi kıymetli malların korunaklı ticaret mekânı olarak asıl kimliğini Osmanlı şehirleşmesinde (14.–15. yüzyıl) kazanır. Selçuklu şehirlerinde ticaret daha çok çarşı-arasta ekseninde yürür; “bedestenleşme” daha geçtir. Pazar-panayır geleneği eskiye uzansa da süreklilik kazanması, 12.–13. yüzyıllarda tesis edilen güvenlik ve altyapı istikrarına bağlıdır. Bu bakımdan “bedesten–imaret–vakıf düzeni”ni Selçuklu fethinin hemen ve başat araçları gibi göstermek, hem kavramsal hem tarihsel bakımdan isabetsizdir.
Kurumların yerli (Hristiyan) halk üzerindeki etkisi de kısa vadede sınırlı ve gecikmelidir veya hiç yok gibidir Bu nufusun çoğu Moğol baskısıyla Bizansa sığındı. 11.–13. yüzyıllarda Anadolu’nun önemli bir kısmı hâlâ Hristiyan nüfus barındırıyordu. İslâmlaşma ve Türkleşme, 11.–15. yüzyıllar arasında yayılma ve dönüşüm çizgisi izler. Medrese, darüşşifa, han, kervansaray gibi yapılar öncelikle Müslüman şehirli elit, talebe, seyyah ve tüccarı hedefler; kırsaldaki yerli Hristiyan çoğunluk üzerinde doğrudan ve hızlı bir dönüştürücü etki üretmez. Kurumsal mimarinin etkisi, güvenlik-yerleşim-ekonomi dengesinin oturmasıyla zaman içinde artar.
Son kertede doğru okuma bana göre şudur: Önce kılıç ve iskân; ardından, istikrar sağlandığında kurum ve iktisat başarıları gelişir. Selçuklu başarısı, fetihle eşzamanlı kurumsal bir mucizeye değil; fetihten sonra gelen düzen, güvenlik ve sermaye birikimine dayanır. Bu nedenle “Anadolu fethinin anahtarı, fetihle birlikte kurulan imaret ve vakıf-bedesten düzenidir” iddiası, tarihî seyir ve kurumsal işlevlerle bağdaşmaz.
Atatürk’ün hazırlattığı ve pedagog Jean (J.) Devy’nin incelediği müfredata göre düzenlenen Türk Tarihinin Ana Hatları kitabının müfredattan kaldırılmasından sonra, zorlama bir tarih anlayışı geliştirildi. Sanki Anadolu’yu Gumilev’in “Arap fütuhatçısı” dediği Ahmed Yesevî’nin dervişleri ordusuz, oksuz fethetmiş gibi! Ordusuz, oksuz fetih olur mu? Gönülle kim dil ve kültürünü değiştirmiş tarihte örneği var mı?
Anadolu’nun tapusu Oğuz Türklerinin atlarının nallarına nakşedilmiştir. Bu tapu Türk’ündür.
KAYNAKÇA
1- Claude Cahen, Osmanlı Öncesi Türkiye: Yaklaşık 1071–1330 Arası Maddî ve Manevî Kültür ile Tarihe Genel Bakış
2- L. N. Gumilev, Eski Türkler. Selenge.
3- Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi: Pasifik’ten Akdeniz’e İki Bin Yıl. Milliyet Yayını.1971.
YANGINDAN SONRA DEĞİL, YANGINDAN ÖNCE!MEHMET YENİKAYNAK
ANTALYASPOR'DA ÇİRKİN OYUNLAR…..TURGAY ALP
CELALETTİN ARİF DEMİREL’İN TANIKLIĞI İLE KEMAL TAHİRAHMET İLBARS
DELİ KADİR'İN İNANILMAZ LEZZETLİ BURDUR ŞİŞLERİBİHTER GÖRDÜ
OLMAYACAKSA MEVLÜT İLE OLMASINKAHRAMAN KÖKTÜRK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER/ADLON'UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİNİZAMETTİN ŞEN
KÖYDE SANATIN İZİGÖZDE SARI
KURTULUŞ SAVAŞI VE YERLİ RUMLARŞENER METE
YENİ PARTİ’Yİ DOĞURAN SÜREÇEŞREF URAL
KOLEKTİF BİR NARSİZM; MİLLİYETÇİLİĞİN AHLAK EŞİĞİTARIK ÇELENK
ÖMÜR, TÜRKÇE'NİN MAKRO KOZMOZUNDA TEK BİR NEFESTEN BAŞKA NE Kİ?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
RADİ FİŞ İLE NÂZIM HİKMETYUNUS YAŞAR
YOLCULUKOYA ÖZGÜR
ELİNE İNCİR SÜTÜ BULAŞSINRAZİYE GÖK AKTAŞ
30 AĞUSTOS 1922 VE SONUÇLARI-3PROF DR RAMAZAN DEMİR
"SUÇ YOKKEN SUÇLU ARAYANLAR, SUÇ VARKEN SUÇLU BULAMIYORLAR"MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE KADINIŞIK YARGIN
KANT’TAN ATATÜRK’E AKLIN ÖZGÜRLEŞMESİMUHARREM YELLİCE
BU DURUM ANTALYASPOR'A FIRSATVEDAT GÜRHAN
HACİVAT LİGHT YEŞİL!..GAZANFER ERYÜKSEL
BİZİ YORAN GERÇEK Mİ, BEKLENTİLERİMİZ Mİ?NİNA ŞAHİN
BEN 12 EYLÜL’Ü SEÇTİM. PEKİ, YA SEN?HASAN YAKUP CANGÜVEN
KİMBİLİR BELKİ DE…OYA BOYSAN
MENÜDEKİ FİYAT OYUNLARINA DİKKAT!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYASPOR'DA BÜLENT KORKMAZ DÖNEMİ SONA ERDİ
HERLİNGS DÜNYA MOTOKROS ŞAMPİYONU
KOCAGÖZ, ZABITA TEŞKİLATI'NIN KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ KUTLADI
5 YILDIZLI OTEL KONFORLU YURT
100. YIL CADDESİ'NDE YENİLEME ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
DOKUMA ETAP 2 İÇİN ORTAK AKIL VURGUSU
ALTINPORTAKAL'DA ULUSAL BAŞVURULAR SONA ERDİ
TANZANYALI 'ARAP OSMAN'IN BAŞPEHLİVANLIK HAYALİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






