- IMKB
% - Altın
6555.38
%0 - Dolar
50.1424
%0 - Euro
55.9074
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:03 - THOMAS REİS: "BUGÜN SAVAŞAN BİR TAKIM GÖRDÜM"
- 21:58 - JOAO PEREİRA: "MAĞLUBİYETE RAĞMEN TAKIMIMIN PERFORMANSINDAN MUTLUYUM"
- 21:42 - ALANYASPOR-TRABZONSPOR: 0-2
- 20:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (MAÇ SONUCU)
- 19:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (İLK YARI)
- 19:23 - TFF 2. LİG: ISPARTA 32 SPOR: 0 - ERBAASPOR: 1
- 18:18 - YÜREĞİR ZİRAAT ODASI BAŞKANI DOĞAN: "ÇİFTÇİ KAYIT DIŞI KAYITLARINA BAKILARAK YERİNDE TESPİTLER YAPILMALI"
- 18:08 - DALGALARIN ARASINDA KALAN KADINI SAHİL GÜVENLİK EKİPLERİ KURTARDI
- 17:33 - BÜYÜKŞEHİR’DEN FİKRİYE NİNENİN İNEKLERİNE TIRNAK BAKIMI
- 17:16 - KEPEZ'DE OTODRAG ŞAMPİYONASI SÜRÜYOR
- 17:08 - TARSUS’TA ÇATIDAN DÜŞEN 2 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ
- 17:08 - NAİME İSMİNİ TAŞIYAN BABAANNE VE TORUNU AYNI GÜN VEFAT ETTİ
- 16:52 - SOLAK KÖYÜ, COP31 YOLUNDA ÖRNEK OLUYOR
- 16:33 - BAKAN KURUM’DAN COP31 ZİYARETÇİLERİNE ÇAĞRI: "SOLAK KÖYÜNÜ GÖRMEDEN GİTMEYİN"
- 16:18 - TARSUS’TA FESTİVAL COŞKUSU SON GÜNDE DE DEVAM ETTİ
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


“BARIŞ SÜRECİ” ÜZERİNE TEZLER
Evvelâ kısa bir tarihi çerçeve üzerinden hafıza tazeleyelim ve ilk tezimizi yazalım; eğer 1914’te cihan harbi başlamasa, çok büyük ihtimalle Osmanlı Türkiyesi 1920’li yıllarını Kürtlerin ve Ermenilerin statü talepleri üzerine yoğun bir mücadele içinde geçirecekti. Bu kaçınılmazdı, çünkü işaretleri 1878 Berlin Antlaşmasında verilmişti. Rumeli toprakları milliyetçilik fırtınası altında savrulurken, Anadolu topraklarının bu sürecin dışında kalması beklenemezdi. Ama ve fakat, Cihan Harbi hem dünya sistemini hem de Anadolu’yu bambaşka bir noktaya savurdu. Savaş bittiğinde ve Sevr antlaşmasında hem Kürtlere hem de Ermenilere Anadolu’da ciddi bir pay bırakılıyordu aslında. Ancak, Sevr paylaşım planında emperyalistler çok büyük bir hata yaptılar ve Kürt şehirlerini Ermenistan haritası içine aldılar. Zaten 1915 olaylarının hesabının kendilerine de sorulacağından endişe duymaya başlayan Kürt şefleri, ister istemez dümeni Ankara’ya kırdılar, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte hareket etmek zorunda kaldılar.
Milli Mücadele bitti ve Lozan süreci başladı. Dönemin Kürt siyasi liderleri Lozan’da kendilerine de hukuki bir statü verileceğini umuyorlardı, ama bu olmadı. Lozan’da sadece “gayrı-müslim azınlıklar” ayrı bir şekilde kategorize edildi ve Kürtler dahil bütün Müslüman toplum kesimleri tek bir millet gibi adlandırıldı. Bu sonuç hiç kuşkusuz Kürt şefleri arasında büyük bir kırgınlık yarattı ve Ankara’nın kendilerine ihanet ettiğini düşünmelerine yol açtı. Yani aslında Şeyh Sait isyanından PKK isyanlarına kadar geçen bütün Kürt siyasi isyanlarının temeli Lozan’a dayanır.
Ankara bu süreçte şöyle düşünüyordu; Kürtlerle Türkleri aynı hedefte, Türk vatandağlığı bağlamında, tek bir ulus olarak yeniden inşa edebiliriz ve bu sorunu da böylece aşabiliriz! Ama çağın şartları, tarihin akışı, milliyetçilik akımının giderek güçlenmesi, iktidarların yaptıkları büyük hatalar, bölgesel ve uluslararası güçlerin de meseleye müdahil olmaları gibi başka pek çok sebepten dolayı, cumhuriyetin bu projesi tutmadı. 1960’lardan itibaren de hızla çözülmeye başladı ve bu günlere gelindi.
Şimdilerde yeni bir “barış sürecinden” söz ediliyor ve PKK 12 Mayıs itibariyle silahlara veda ettiğini ve kendisini fesh ettiğini açıkladı. Kuşkusuz herkes adına, Türkiye adına çok güzel bir gelişme. Ama süreç öylesine yukardan, öylesine gizli kapaklı, öylesine gizemli bir şekilde seyrediyor ki, kimse sevinemiyor, neredeyse herkes tedirgin. Süreci yöneten dar kadro istiyor ki kimse soru sormasın, kimse olumsuz bir fikir beyan etmesin, kimse endişe duymasın, pişirdiğimiz yemeği sessizce oturup yesin!
Ve bu sergilenen gizem nedeniyledir ki, bu süreçte örneğin Yörük-Türkmen toplum kesimlerinin endişeleri, kaygıları hiç önemsenmiyor. Bu kesimlerin endişelerini giderecek tek bir söz edilmiyor, örneğin Trabzon’daki, Isparta’daki, Kütahya’daki, Denizli’deki insanlar bu sürece nasıl bakıyorlar, baktıklarında ne görüyorlar, ne hissediyorlar, bunları ciddiye alan yok. Bu tutumu da tuhaf ve tehlikeli görüyorum.
Gerekçesi ne olursa olsun, PKK’nin eline silah almayacağı ve dahi kendisini feshetmiş olması tarihi bir olaydır ve çok önemlidir. Çünkü artık şimdi gerçekte kimin ne niyetle, hangi talep üzre siyaset yaptığını çok net görebileceğiz. Örneğin Kürt siyasi hareketinin Türkiye’nin demokratikleşmesi ve kendi kültürel/toplumsal haklarının bir parçası mı, yoksa ayrılıkçı/bağımsız bir Kürt ülkesi hayalinin neferi mi oldukları netleşecek. Aynı şekilde, devletin de bu meseleyi modern, eşitlikçi, demokratik ve hukuki bir zeminde algılayıp algılamadığı kolaylıkla görülebilecek. Çünkü silahlar susmuş olacak ve herkes niyetini ayan beyan göstermiş olacak. Ez-cümle; en kötü barış, savaştan iyidir! Hele bu savaş bir de “iç savaş” olarak cereyan ediyorsa, bu elbette katmerli bir iyilik halidir. Çünkü dünya tarihinin en kirli, en aşağılık savaş türü iç savaştır.
Kimselerin moralini bozmak istemem, ama şunları da söylemeden geçemeyeceğim; ben bu coğrafyada halkların lehine bir barış sürecinin tesis edileceğine asla inanmıyorum. Şimdi değil, uzun yıllardır böyle düşünüyorum. Öte yandan, PKK fesih bildirisinde öyle ifadeler var ki, benim bu tahminimi daha da güçlendiriyor. “Bize soykırım yapıldı” diyorlar meselâ. Yani geçmişe vurgu yapıyormuş gibi görünerek aslında geleceğe yatırım yapıyorlar. Bu çok tehlikeli. Aynı bildirgede Lozan’a ve 1924 Anayasasına reddiye göze çarpıyor ki, bu aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direğine huruç eylemek anlamına gelir. Toplumun kahir ekseriyetinin Cumhuriyetin kuruluş temellerine sıkı sıkıya bağlı olduğu düşünülecek olursa, bu cümleler de yangına körük olarak orada duruyor.
Devlet tarafı da meseleyi toplumdan, millet meclisinden habersiz bir şekilde yöneterek, belirsizliği ve insanların yüreğindeki endişeleri daha da besliyorlar, bu da işin başka bir tuhaflığı.
Kimin aklının arkasında ne var, kimin gizli ajandası daha güçlü, bunu zamanla göreceğiz. Ama her ne olursa olsun silahların susması anlamlıdır, doğrudur, hayırlıdır. Artık bundan sonra siyaset terminolojisi üzerinden konuşacağız. Diğer her şey bir yana, bu noktayı çok önemsiyorum. Umarım ülkemiz için hayırlı sonuçlara çıkacak bir yolculuğun başında duruyoruzdur.
57 YILLIK BİR ÖMRE SIĞAN BİR CUMHURİYET…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR KADININ HAYATINDA İŞ, AİLE VE KENDİSİSİBEL ARSLAN
CUMHURİYETİ İNGİLİZLER Mİ KURDU?EŞREF URAL
UTANÇOYA ÖZGÜR
YAN YATMIŞ SEKİZİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
COP 31/2 TARIM VE TURİZM: AYNI GELECEĞİN İKİ TEMELİIŞIK YARGIN
BAŞARIYA KOŞANLAR: FEYZA DAĞALYA ŞAHİN
İNUİT MOĞOL TÜRK YURDU GRÖNLAND'DA BİR GÜNHÜSEYİN KARABULUT
SEZON BİTTİ, KİRAYI DA ASKIYA ALABİLİR MİYİZ?TUGAY TOYDEMİR
VEYSEL EFENDİ KAHVECİSİGAZANFER ERYÜKSEL
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 4YUNUS YAŞAR
YENİDEN ÇORUM’A GELDİMMERAL KILINÇ
STOKTA YOKSA SATMA! TÜKETİCİNİN PARASINI KASANDA TUTAMAZSIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
FİBONACCİ’DEN DOĞAL DENGEYEAHMET İLBARS
SUSMAK TARAFSIZLIK MI?DERYA DALMAZ
ANTALYASPOR KAYBETMEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DİKKAT ÇAĞINDA DEĞERİNİ KAYBEDEN BİLGİMELTEM YUVARLAK
EKOLOJİK ADALET: ÇEVRE KRİZİNİN BEDELİNİ NEDEN EN AZ KİRLETENLER ÖDÜYORCEM ARÜV
EMLAK VE GAYRİMENKUL OFİSLERİ CAN ÇEKİŞİYORAHMET DİKİCİ
ÖLMEYE YATMAK ROMAN KAHRAMANI AYSEL, USTA ROMANCININ KENDİSİ MİYDİ?YALÇIN DUMAN
AZERBAYCAN-BAŞÖRTÜSÜ-OTORİTERLİK / BİR TUTUM OLARAK ÖZGÜRLÜKÇÜLÜKALİ İHSAN DİLMEN
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-12NİZAMETTİN ŞEN
ÖMÜR HANIM'IN SONBAHAR RİTÜELLERİBİHTER GÖRDÜ
BATI'DA MERAK, BİZDE MASLAHATTARIK ÇELENK
ANTALYA, AVUSTURYALILARIN SONBAHAR TERCİHİNDE İLK SIRADA
COP31'DE SIFIR ATIK SEFERBERLİĞİ
3. ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI FESTİVALİ BAŞLIYOR
SERALARI SEL VURMASINA RAĞMEN SEBZE FİYATLARI DÜŞTÜ
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ'NDE SANAT DOLU BEŞİNCİ GÜN
ÖZDEMİR, KADIN MUHTARLARA ANITKABİR GEZİSİ SÖZÜNÜ TUTTU
19 İLÇENİN PEYNİRLERİ ENVANTER ALTINA ALINIYOR
KIRMIZI HALIDA ŞIKLIK YARIŞI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





