- IMKB
% - Altın
6490.01
%-0.03 - Dolar
47.5871
%0.02 - Euro
54.9357
%-0.14
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


“BARIŞ SÜRECİ” ÜZERİNE TEZLER
Evvelâ kısa bir tarihi çerçeve üzerinden hafıza tazeleyelim ve ilk tezimizi yazalım; eğer 1914’te cihan harbi başlamasa, çok büyük ihtimalle Osmanlı Türkiyesi 1920’li yıllarını Kürtlerin ve Ermenilerin statü talepleri üzerine yoğun bir mücadele içinde geçirecekti. Bu kaçınılmazdı, çünkü işaretleri 1878 Berlin Antlaşmasında verilmişti. Rumeli toprakları milliyetçilik fırtınası altında savrulurken, Anadolu topraklarının bu sürecin dışında kalması beklenemezdi. Ama ve fakat, Cihan Harbi hem dünya sistemini hem de Anadolu’yu bambaşka bir noktaya savurdu. Savaş bittiğinde ve Sevr antlaşmasında hem Kürtlere hem de Ermenilere Anadolu’da ciddi bir pay bırakılıyordu aslında. Ancak, Sevr paylaşım planında emperyalistler çok büyük bir hata yaptılar ve Kürt şehirlerini Ermenistan haritası içine aldılar. Zaten 1915 olaylarının hesabının kendilerine de sorulacağından endişe duymaya başlayan Kürt şefleri, ister istemez dümeni Ankara’ya kırdılar, Mustafa Kemal Paşa ile birlikte hareket etmek zorunda kaldılar.
Milli Mücadele bitti ve Lozan süreci başladı. Dönemin Kürt siyasi liderleri Lozan’da kendilerine de hukuki bir statü verileceğini umuyorlardı, ama bu olmadı. Lozan’da sadece “gayrı-müslim azınlıklar” ayrı bir şekilde kategorize edildi ve Kürtler dahil bütün Müslüman toplum kesimleri tek bir millet gibi adlandırıldı. Bu sonuç hiç kuşkusuz Kürt şefleri arasında büyük bir kırgınlık yarattı ve Ankara’nın kendilerine ihanet ettiğini düşünmelerine yol açtı. Yani aslında Şeyh Sait isyanından PKK isyanlarına kadar geçen bütün Kürt siyasi isyanlarının temeli Lozan’a dayanır.
Ankara bu süreçte şöyle düşünüyordu; Kürtlerle Türkleri aynı hedefte, Türk vatandağlığı bağlamında, tek bir ulus olarak yeniden inşa edebiliriz ve bu sorunu da böylece aşabiliriz! Ama çağın şartları, tarihin akışı, milliyetçilik akımının giderek güçlenmesi, iktidarların yaptıkları büyük hatalar, bölgesel ve uluslararası güçlerin de meseleye müdahil olmaları gibi başka pek çok sebepten dolayı, cumhuriyetin bu projesi tutmadı. 1960’lardan itibaren de hızla çözülmeye başladı ve bu günlere gelindi.
Şimdilerde yeni bir “barış sürecinden” söz ediliyor ve PKK 12 Mayıs itibariyle silahlara veda ettiğini ve kendisini fesh ettiğini açıkladı. Kuşkusuz herkes adına, Türkiye adına çok güzel bir gelişme. Ama süreç öylesine yukardan, öylesine gizli kapaklı, öylesine gizemli bir şekilde seyrediyor ki, kimse sevinemiyor, neredeyse herkes tedirgin. Süreci yöneten dar kadro istiyor ki kimse soru sormasın, kimse olumsuz bir fikir beyan etmesin, kimse endişe duymasın, pişirdiğimiz yemeği sessizce oturup yesin!
Ve bu sergilenen gizem nedeniyledir ki, bu süreçte örneğin Yörük-Türkmen toplum kesimlerinin endişeleri, kaygıları hiç önemsenmiyor. Bu kesimlerin endişelerini giderecek tek bir söz edilmiyor, örneğin Trabzon’daki, Isparta’daki, Kütahya’daki, Denizli’deki insanlar bu sürece nasıl bakıyorlar, baktıklarında ne görüyorlar, ne hissediyorlar, bunları ciddiye alan yok. Bu tutumu da tuhaf ve tehlikeli görüyorum.
Gerekçesi ne olursa olsun, PKK’nin eline silah almayacağı ve dahi kendisini feshetmiş olması tarihi bir olaydır ve çok önemlidir. Çünkü artık şimdi gerçekte kimin ne niyetle, hangi talep üzre siyaset yaptığını çok net görebileceğiz. Örneğin Kürt siyasi hareketinin Türkiye’nin demokratikleşmesi ve kendi kültürel/toplumsal haklarının bir parçası mı, yoksa ayrılıkçı/bağımsız bir Kürt ülkesi hayalinin neferi mi oldukları netleşecek. Aynı şekilde, devletin de bu meseleyi modern, eşitlikçi, demokratik ve hukuki bir zeminde algılayıp algılamadığı kolaylıkla görülebilecek. Çünkü silahlar susmuş olacak ve herkes niyetini ayan beyan göstermiş olacak. Ez-cümle; en kötü barış, savaştan iyidir! Hele bu savaş bir de “iç savaş” olarak cereyan ediyorsa, bu elbette katmerli bir iyilik halidir. Çünkü dünya tarihinin en kirli, en aşağılık savaş türü iç savaştır.
Kimselerin moralini bozmak istemem, ama şunları da söylemeden geçemeyeceğim; ben bu coğrafyada halkların lehine bir barış sürecinin tesis edileceğine asla inanmıyorum. Şimdi değil, uzun yıllardır böyle düşünüyorum. Öte yandan, PKK fesih bildirisinde öyle ifadeler var ki, benim bu tahminimi daha da güçlendiriyor. “Bize soykırım yapıldı” diyorlar meselâ. Yani geçmişe vurgu yapıyormuş gibi görünerek aslında geleceğe yatırım yapıyorlar. Bu çok tehlikeli. Aynı bildirgede Lozan’a ve 1924 Anayasasına reddiye göze çarpıyor ki, bu aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direğine huruç eylemek anlamına gelir. Toplumun kahir ekseriyetinin Cumhuriyetin kuruluş temellerine sıkı sıkıya bağlı olduğu düşünülecek olursa, bu cümleler de yangına körük olarak orada duruyor.
Devlet tarafı da meseleyi toplumdan, millet meclisinden habersiz bir şekilde yöneterek, belirsizliği ve insanların yüreğindeki endişeleri daha da besliyorlar, bu da işin başka bir tuhaflığı.
Kimin aklının arkasında ne var, kimin gizli ajandası daha güçlü, bunu zamanla göreceğiz. Ama her ne olursa olsun silahların susması anlamlıdır, doğrudur, hayırlıdır. Artık bundan sonra siyaset terminolojisi üzerinden konuşacağız. Diğer her şey bir yana, bu noktayı çok önemsiyorum. Umarım ülkemiz için hayırlı sonuçlara çıkacak bir yolculuğun başında duruyoruzdur.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






