- IMKB
% - Altın
6490.01
%-0.03 - Dolar
47.5871
%0.02 - Euro
54.9357
%-0.14
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:47 - ÜVEY BABA İLE DEDE TUTUKLANDI
- 20:26 - 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 19:38 - ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDA 2 ŞÜPHELİ SERBEST BIRAKILDI
- 18:48 - ALANYA’DA MİKROPLASTİK KİRLİLİĞİNE KARŞI MÜCADELENİN STARTI VERİLDİ
- 18:38 - MERSİN ERDEMLİ ‘DE 3,4 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM
- 18:03 - PASAJDA ÖLÜ BULUNAN EYÜP CAN DAVASI SÜRÜYOR
- 17:47 - YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
- 17:21 - EŞYALARI GÖTÜREN EŞE TAZMİNAT CEZASI
- 17:09 - SICAK VE NEM BUNALTTI
- 16:58 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN YAYLALARA KÜTÜPHANE DESTEĞİ
- 16:47 - DANIŞTAY'DAN KIRCAMİ KARARI
- 16:38 - MERSİN’DE PATLAYAN DOMATES KONSERVESİ 9 AYLIK BEBEĞİ YAKTI
- 16:38 - TÜRKİYE MUHTARLAR KONFEDERASYONU’NDAN BAŞKAN BAŞDEĞİRMEN’E ‘YILIN EN BAŞARILI BELEDİYE BAŞKANI’ ÖDÜLÜ
- 16:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA YANGIN VE KURTARMA TATBİKATI
- 16:22 - KIYILARDA MİKROPLASTİK ALARMI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


BİR ÖMÜR, BİR KARDEŞ, BİR KİTAP
Bazen bir insanı tanımak ve onu anlamak için yazdığı bir yazı, bir mektup, bir yorum yahut bir kitap yeterli olur. Bazen de olmaz. Olmaz, çünkü yetmez. Savaş ve Barış gibi kült bir eser Tosltoy’u anlamamıza yeter mi? Hayır, asla. Tolstoy’u belki evden kaçıp tren istasyonlarında sabahladığı o “inanılmaz” eyleminde tanıyabiliriz, ama o büyük romanında değil. Çünkü o romanda Tolstoy, önünde sonunda sadece bir “anlatıcıdır”. Ama Tren garında büzüşmüş bir şekilde yatan o sakallı ve zayıf ihtiyar, belki de “asıl Tolstoy’dur” ve asıl tanımak istediğimiz büyük romancı belki de orada kıvrılıp yatan adamdır.
Şu anda elimde “fırından taze çıkmış” bir kitap tutuyorum. Müellifi Osman Özarslan benim tam otuz yıllık dostum, kardeşim. Yani aslında bu yazı bir kitabın tanıtımı değil, yani aslında bundan ibaret değil. Kitabı bahane ederek bir kardeşi anlama ve anlatma çabası diyebilirim sadece. Yani korkarım ki bu yazı edebi bir metin olmayacak, olamayacak ya da olmamaya çalışacak.
Aynı köyde, aynı sokakta, aynı dağda, aynı ovada doğmuş çocuklar, ister istemez birbirlerine benzerler. Davranışları, tavırları, insan ilişkileri, mizah anlayışları, korkuları, endişeleri, sevinçleri benzerdir ve ortaktır. Osman ve ben aynı dağın eteklerinde, Batı Toroslar’ın en batısında bir ovada doğmuşuz. Ama onunla kardeşliğimiz 1994’ün sonbahar aylarında, Antalya’da başladı. Fakülteyi yeni bitirmiştim, yarı kaçak pozisyondaydım, takip ediliyordum, ne yapacağımı, nereden başlayacağımı hiç bilmiyordum, çaresizdim. Ve bizim oralarda doğan her çaresiz çocuğun yaptığı şeyi ben de yaptım; bir gün elime geçen bir valize kıyafetlerimi ve kitaplarımı doldurup 1994’ün Eylül ayında Antalya’ya hicret ettim. Yatacak yerim yoktu, nereye gideceğimi bilmiyordum, param yoktu, aynı köyde doğduğum devrimci bir ağabeyin evine sığındım. Ama benim yüzümden onun da başının belaya girmesinden korkuyordum, fazla barınmak istemedim, kısa bir süre sonra ayrıldım oradan. Bir zaman Eski Otogar’ın bekleme salonlarında “konakladım”.
Ve işte Osman Özarslan kardeşimle o günlerde yollarımız kesişti. Benden yedi-sekiz yaş küçüktü, ama zehir gibi zeki, özgüveni yüksek, saygılı, kendisini iyi ifade edebilen genç bir delikanlı vardı karşımda. Onun sayesinde gecekondularda yaşayan yoksul çocukları tanıdım, onlarla dostluk kurdum. Osman kardeşim 1996 ya da 97 senesinde siyasi görüşleri nedeniyle tutuklandı ve birçok davadan yargılandı. Eğer tutuklanmış olmasaydı, muhtemelen kardeşliğimiz hiç kesintiye uğramayacaktı.
Ama öylesine inatçı bir çocuktu ki, mahpus damlarında da boş durmadı, yarım kalan eğitimini dışardan tamamladı ve sonrasında Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümünü kazandı. Devamında da sosyoloji alanında yüksek lisans ve doktora çalışmaları. 2016’da yayımlanan “Hovarda Alemi - Taşrada Eğlence ve Erkeklik” adlı çalışması, alanında yapılmış en iyi saha araştırması olarak değerlendirildi ve büyük ilgi gördü. Osman Özarslan kardeşim halen Ankara’da özel bir üniversitede öğretim üyesi ve akademik çalışmalarına burada devam ediyor.
Hafriyat, Osman Özarslan’ın en son yayımlanan kitabı. Evet, yine “taşradan” sesleniyor yazar bu eserinde de. Ama bu bir tez çalışması değil, tam bir roman. Zaman, zemin, kurgu, karakterler, olaylar, hem çok tanıdık geliyor okurken, hem de çok uzaklardan sesleniyor okuyucuya. Çok akıcı bir dil ve üslup kitabın her sayfasına hakim. Okunması çok kolay, sürükleyici ve bir hayli heyecan verici edebi bir metin var karşımızda. Onlarca senelik bir süreci bir çırpıda aşıp bu günlere geliyorsunuz. Yani aslında bu bir tarihsel yolculuk. Belki de kader tarafından sadece ve uzun seneler boyunca “definecilik” yapmaya mahkum edilmiş bir ailenin dramı da diyebiliriz. Tercih edilen dil ve üslup da anlatılan zamanla uyumlu. Ve doğal olarak okuyucu da, romanda geçen kavramların, terimlerin, kelimelerin arasında uzun, keyifli ve son derece heyecan verici bir yolculuğa çıkıyor. Hayatın, coğrafyanın, tarihin yahut kaderin yıllar evvel biçtiği bir rolü çaresizce ve hiç sorgulamadan oynamaya çalışan bir ailenin dramı gibi görünüyor kabaca bakıldığında. Ama sadece bir aile değil, bir coğrafyanın da kaderidir esasen portresi çizilen.
Ve “taşra”. Osman Özarslan’ı doğuran, besleyen, büyüten, yeşerten, güçlendiren bu efsunlu kültür. Ve Osman kardeşim, pek çok entelektüelin hep aşağıladığı ve hakir gördüğü bu yaşam biçiminin sıra dışılığının öylesine farkında k, o gizemli, efsunlu, esrarengiz ve tutucu kültür coğrafyasını sabırla anlamaya ve dinlemeye çalışıyor. Taşraya hakaret etmiyor, onu yargılamıyor, sorgulamıyor ve asla lanetlemiyor. Onu tanımaya ve hakkını vermeye çabalıyor.
Hayır, “taşra edebiyatı” falan inşâ etmeye çalıştığı yok, “taşra” güzellemesi de yaptığı söylenemez. O, sadece, taşra ortamını ve taşra yaşamını modern bir hikaye diliyle bu günün ve gelecek zamanların çocuklarına anlatmaya gayret ediyor. Ve işin hakikatini söyleyelim, bunu “Hovarda Alemi” nam eserinde ziyadesiyle kanıtlamıştı, Hafriyat adlı eserinde daha da yükseğe taşımış görünüyor.
GAZÂLÎ’DEN AYDINLATMAYA: NEDENSELLİKMUHARREM YELLİCE
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
YOĞUN BAKIMDAYKEN EŞİ TERK ETTİ
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






