Bugün 05 Şubat 2023 Pazar
  • Antalya9 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    1128.278
    %0.00
  • Dolar
    18.8012
    %0.00
  • Euro
    20.2949
    %0.00

Ömer Yetgin / BUGÜNLÜK

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ömer Yetgin / BUGÜNLÜK

Değerleri kaybederken…

12 Kasım 2019 Salı 00:12

 

            Birçok şey için zamanımızı boş yere harcarken, kendimize ne kadar az zaman ayırmaya başladık? Bunun farkına hiç varıyor muyuz acaba?

            Cep telefonuna dalıp saatlerce gereksiz biçimde oyalanırken, yanı başımızda ilgi isteyen, belki de samimi bir sohbet isteyen yakınlarımıza, arkadaşlarımıza birkaç dakikayı artık çok görmeye başladık!..

            Aslında hiç olmadığı kadar bencil ve vurdumduymaz olduk!

            Bize gerçek değeri veren dostlarımıza bile bir selamı esirger olduk ve sanal ortamda teselli arar hale geldik.

            Sitede yıllardır birlikte oturduğumuz üst komşumuzun bile varlığından ‘’habersiz’’ hale geldik!..

            Şöyle bir düşünüyorum da; zaman zaman kendimizle çeliştiğimiz anlar oluyor. Teknoloji ve bilişim çağı sanırım tüm dengelerimizi alt üst etti.

            Benliğimizi yerle bir etti!

            Soğuk, kasıntılı, duyarsız, önyargılı ve asabi olduk…

            Göründüğünden “farklı” görünmeye çalışan insanlar sardı sanki etrafımızı. Bir yerlerde bir şeyler eksik, fazlasıyla “gösteriş” eğilimi var!

            Bir konu hakkında görüş veya düşüncelerini dile getirirken “samimi” olmayan insanların yaklaşımları gerçekten üzüyor beni.

            Kaçamak ifadeler, içten olmayan, inandırıcı olmayan söylemler…

            Bu tutarsızlık yaşam felsefesine de yansıyor.

            En çok ihtiyaç duyduğumuz insani olguların başında gelen hoşgörü ve anlayış kültürüne sıkı sıkıya sarılmamız gerekirken anlamsız biçimde kendini farklı noktalarda ve mevkilerde gösterme çabası; kolaycılıktan başka bir şey değil!

     Ve olduğundan farklı görünmeye çalışanlara değinmek istiyorum.

            Hani; ne olduğu gibi görünemeyen, ne de göründüğü gibi olamayan insanlar!

            Eleştiriyi de, övgüyü de sanki onlar biliyor…

            Sanırsınız ki her şey hakkında, her konu hakkında bilgileri var.

            Oysa; o kadar boş ve kişiliksiz karakterler ki!

            Anlamak mümkün değil…

            Anlamamak için uğraşmak veya o pencereden bakmak en güzeli…

            Kendisiyle barışık olmayan insanların, etrafı ile barışık olmasını bekleyemezsiniz.

            Sürekli agresif, sürekli eleştiren ve bencil insanlara ayrı bir parantez açmak gerekiyor.

            Ve tahammülsüzlük…

            Tahammülsüzlüğü önyargı ile birleştirdiğimizde geçimsiz ve sevimsiz kişiler çoğalıyor.

            Şurası bir gerçek ki; tahammülsüzlüğü bir yaşam biçimi olarak seçen ve o doğrultuda hareket eden, önyargılı, mesafeli, bencil ve hoşgörüden uzak figürler yaşantımıza ne katabilir?

            Eleştiriyi bir yaşam biçimi olarak algılayan ve eleştiri oklarını yaşamı boyunca kendinden uzak tutan insanların “inandırıcılığı” sorgulanmalı artık.

                        Özeleştiriyi hep hedef saptırma olarak algılayan ve “büyük dağları ben yarattım” edasındaki bir yaşam biçiminin kime ne faydası olabilir?

            Olmuyor da…

            Kibirli, gösterişten hoşlanan, olduğundan farklı görünmeye çalışan, algı saptamasıyla mekanik mesafeler kurarak kendini soyutlamaya çalışan, işi düştüğünde selam veren, işi olmadığında farklı ve anlamsız bir kişilik sorunu yaşayan insanların inandırıcılığını neyle sorgulayacağız?

            Sanırım teknolojik gelişmeler de değişimler değer yargılarımızı da alt üst etti…

           

 

Bu yazı toplam 569 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim