- IMKB
% - Altın
6194.66
%-0.32 - Dolar
46.9755
%0.05 - Euro
53.6575
%-0.21
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 20:43 - KSÜ TIP FAKÜLTESİ HASTANESİ’NDE STERİLİZASYON İDDİASIYLA İLGİLİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI
- 20:08 - KOZAN’DA 15 TEMMUZ KAHRAMANLARI UNUTULMADI
- 19:03 - SİLİFKE BELEDİYESİNE YÖNELİK ’RÜŞVET’ SORUŞTURMASINDA TUTUKLU SAYISI 10’A YÜKSELDİ
- 18:43 - TARSUS GELECEK SPOR KULÜBÜ’NDE YAZ KURSLARI BAŞLADI
- 18:20 - BAŞPEHLİVAN TAŞ, COŞKUYLA KARŞILANDI
- 18:14 - ANAHTAR PARTİ MURATPAŞA'DA YENİ GÖREVLENDİRMELER
- 18:04 - SAADET PARTİSİ'NDEN İMO'YA ZİYARET
- 17:28 - KIRKPINAR BAŞPEHLİVANI ERKAN TAŞ’A ANTALYA’DA COŞKULU KARŞILAMA
- 17:08 - ANTALYA’DA DRİFT YAPAN SÜRÜCÜYE ADLİ VE İDARİ İŞLEM
- 16:23 - 15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ DUALARLA ANILDI
- 16:22 - ÖZDEMİR, GENÇLİK KAMPINI ZİYARET ETTİ
- 16:13 - ANAMUR’DA 15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ MEVLİT VE HATİMLERLE ANILDI
- 16:13 - NİŞANLI ÇİFTİN ÖLÜMÜYLE SONUÇLANAN KAZAYLA İLGİLİ DAVADA SÜRÜCÜNÜN SERBEST BIRAKILMASINA TEPKİ
- 16:08 - SULAR YÜKSELDİ, MAHSUR KALAN 4 KİŞİ KURTARILDI
- 16:03 - ALANYASPOR’UN YENİ SEZON KAMP PROGRAMI BELLİ OLDU
GÖZDE SARI / KONUK YAZAR


KANT’IN TERAZİSİ, HUME’UN DAMAĞI
Geçtiğimiz aylarda, Akdeniz’in o kendine has ılık bahar akşamlarından birinde, Antalya'da dostlarla bir araya geldiğimiz entelektüel bir masada söz dönüp dolaşıp sanatın o uçsuz bucaksız coğrafyasına, yaratım süreçlerinin gizemine geldi. İçimizden biri, Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği sarsıcı bir modern opera performansından bahsederken, bir diğeri bir galeride karşısında saatlerce durduğu soyut bir tablonun renk paletini övüyor, üçüncümüz ise yeni tamamlanan devasa bir bronz heykelin mekânla kurduğu diyalogdan büyülenmişliğini anlatıyordu. Derken, her estetik değerlendirmenin nihayetinde çarptığı o meşhur, o konforlu sığınakla yüzleştik; "Zevkler ve renkler tartışılmaz."
Peki bu söz gerçekten doğru mu, yoksa estetik tembelliğimizin, derinlemesine düşünmekten kaçışımızın zarif bir kılıfı mı? O akşam masada konuyu öylece kapatmadık; aksine bir heykelin kütlesel dengesinden, tuval üzerindeki fırça darbelerinin yarattığı ritme, bir edebi metnin iç sesinden orkestranın polifonik zenginliğine kadar sanatın tüm disiplinlerini içine alan derin bir söyleşiye daldık. Birimiz bir şairin dizesindeki imgeyi göklere çıkarırken, diğerimiz aynı imgeyi fazla zorlama buluyordu. Bir tablonun önünde birimizin ruhu erirken, diğerimiz onu sadece teknik bir egzersiz olarak görüyordu. Ancak hiçbirimiz kestirip atmıyor, sanatın bu farklı tezahürlerini büyük bir titizlikle anlamlandırmaya çalışıyorduk.
Şimdi durup felsefenin o berrak aynasından bu duruma bakalım; Eğer zevk dediğimiz şey tamamen kişisel, tamamen öznel bir "bana göre"cilikten ibaretse, neden sanatın farklı dalları üzerine konuşurken ortak bir hissiyatta buluşmak için bu kadar büyük bir tutkuyla diller döküyoruz? Bir insan dondurmalı külahta çikolata yerine vanilya tercih ettiğinde onunla sabaha kadar hasbihal etmiyoruz. "Senin damak tadın bozuk, derhal vanilyayı bırakmalısın" diye zihinsel bir mesai harcamıyoruz. Ama söz konusu bir heykelin formundaki asimetri, bir ressamın ışık-gölge kullanımı veya bir senfoninin tonal yapısı olduğunda neden adeta ortak bir hakikat arayışına giriyor, karşımızdakini bu estetik deneyime ortak etmek için çırpınıyoruz? Neden bir dostumuzun bizim dahi bulduğumuz bir başyapıta kayıtsız kalması bizde hafif bir entelektüel hayal kırıklığı yaratıyor?
İşte felsefe tarihinin en zarif çıkmazlarından biri tam olarak burada başlıyor. "Estetik Yargı" konusunu satır satır dolduran o devasa literatür, aslında sanatın tüm dallarında karşılaştığımız bu evrensel çelişkiden besleniyor. Büyük Alman düşünürü Immanuel Kant, bundan iki yüz küsur yıl önce Yargı Gücünün Eleştirisi adlı eserini kaleme alırken bu muazzam paradoksu çözmeye çalışmıştı. Kant’ın fark ettiği şey şuydu; estetik yargılar hem tamamen özneldir (çünkü kişinin aldığı içsel hazza dayanır) hem de mantıksal olarak nesnellik, yani herkesin katılımını iddia eder. Bir tuvale, bir mermer kütlesine ya da bir şiire "Bu güzeldir" dediğimizde, sadece kendi hoşnutluğumuzu ilan etmeyiz; gizliden gizliye dünyadaki herkesin bizimle aynı fikirde olması gerektiğini savunuruz. Kant buna "kavramsal olmayan bir evrensellik iddiası" der. Elimizde matematiksel bir formül yoktur ama ruhumuz o estetik bütünlüğü gördüğünde, diğer tüm insanların da bu evrensel koroya katılmasını, bu güzelliği duyumsamasını talep eder.
Diğer taraftan, İskoç Aydınlanmasının keskin zekası David Hume da bu konuya başka bir pencere açmıştı. Hume, "Beğeni Standardı" üzerine yazdığı denemelerde, ilk bakışta zevklerin tamamen öznel göründüğünü kabul etse de bizi sarsıcı bir gerçekle yüzleştirir. Her insanın beğenisi aynı ağırlıkta değildir. Nasıl ki iyi bir gurme, sıradan bir insanın asla fark edemeyeceği gizli aromaları dilinin ucuyla anında ayırt edebiliyorsa; resimde, heykelde veya edebiyatta da durum aynıdır. Bir heykelin yüzeyindeki mikro dokuları okuyabilmek, bir tablonun kompozisyonundaki gizli geometriden heyecan duyabilmek veya bir metnin satır aralarındaki felsefi derinliği yakalayabilmek için eğitilmiş bir göze, önyargılardan arınmış bir zihne ve yoğun bir kültürel birikime ihtiyaç vardır. Hume’a göre, sanattan anlayan seçkin eleştirmenlerin zaman testinden geçmiş ortak kararı, bize estetiğin nesnel standardını verir. Yani dostlar, her zevk aynı ağırlıkta değildir; bazı zevkler rafine bir kavrayışa daha açık ve daha derindir.
Bugün 2026 yılındayız; dijitalleşmenin zirvesinde, her şeyin saniyeler içinde tüketilip çöpe atıldığı bir hız çağında yaşıyoruz. Algoritmalar önümüze neyi beğeneceğimizi koyuyor, sosyal medya filtreleri görsel sanatlarda güzelliği tek tipleştiriyor, yapay zekanın ürettiği milyonlarca imaj zihnimizi kuşatıyor. Bu hız illüzyonu içinde estetik bir nesneyle bağ kurma, yani neyin kalıcı ve yüce, neyin yapay ve geçici olduğunu ayırt etme yeteneğimiz hiç olmadığı kadar tembelleşmiş durumda. Bir heykelin karşısında sessizce durup onun boşlukla kurduğu ilişkiyi hissetmek, bir ressamın fırçasındaki huzuru yada öfkeyi tuvalde aramak yerine, ekrana iki kez tıklatıp kalp bırakmayı seçiyoruz. Sanatın bizden talep ettiği o entelektüel sabırdan, o rafine emekten kaçınıyoruz.
Oysa estetik yargı, insan olmanın en soylu, bizi gündelik yaşamın mekanikliğinden ayıran en temel refleksidir. İster bir sergi salonunda bir resmin önünde olun, ister bir kütüphanenin sessizliğinde bir dizeyi soluyun, ister bir heykelin gölgesinde formun gücünü hissedin; o an deneyimlediğiniz şey sadece zamana yayılmış bir hoş vakit geçirme aracı değildir. O an, insanlığın ortak hafızasıyla ve dünyanın geri kalanıyla görünmez, metafizik bir bağ kurarsınız. "Bakın" dersiniz dünyaya, "burada hepimizi aşan, bizi gündelik çıkarlarımızın ötesine taşıyan ortak bir ruh var."
Bu yüzden, bir dahaki sefere birisi size "Zevkler ve renkler tartışılmaz" dediğinde, bunu bir son değil, aksine derin bir mütalaanın zarif başlangıcı olarak selamlayın. Çünkü zevkler, ortaklaşa kavranmayı ve incelikle paylaşılmayı bekler. Resmi, heykeli, edebiyatı, dünyayı, anlamı ve o büyük ortak ruhumuzu mütalaa etmek tam da buradan başlar. Sanatı disiplinler arası bir bütün olarak okumayı kestiğimiz gün, dünyayı algoritmaların soğuk ellerine ve estetik bir çölleşmeye teslim etmişiz demektir. Sanatın her dalından yükselen o ortak çığlık, aslında ruhumuzun uyanış çığlığıdır; onu duymaya, anlamaya ve üzerine uzun uzun tefekkür etmeye kesinlikle değer.
HER İNSANIN MUTLAK BİR SINIRI VARDIRHASAN YAKUP CANGÜVEN
CESUR BİR KEZ, KORKAK BİN KEZ ÖLÜR!GÖZDE DOLAYMAN
ANTALYA LİMANI'NIN GERÇEK RAKİBİ KİM?CEM ARÜV
DOĞRUSU NEDİR?ALİ İHSAN DİLMEN
TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?OYA BOYSAN
YAZ TATİLİNDE VELİ OLMAKPINAR TEYİN
NASILSIN YAPAY ZEKÂ?ŞENER METE
BAHAR FIRTINASI MI GELİYOR?..VEDAT GÜRHAN
İSLAMDA KIBLE NİYE KUDÜS’TEN MEKKE’YE DÖNDÜ?MUHARREM YELLİCE
GÖRMEK Mİ, BİLMEK Mİ? İŞTE BÜTÜN MESELE BU!BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
HATAP UN FABRİKASI MÜZESİ’NDE ZAMAN YOLCULUĞUAHMET İLBARS
ROZETGAZANFER ERYÜKSEL
TÜRKİYE SOLU’NUN BAŞARISIZLIĞIEŞREF URAL
DENİZ GÖKTAŞ: KİMLİĞİN MİZAH EŞİĞİTARIK ÇELENK
CENGİZ GÜNDOĞDU’NUN ARDINDAN (1943 – 1 Temmuz 2026)YUNUS YAŞAR
HAYAT HİKAYELERİ VE İÇİMİZDEKİ ROTAIŞIK YARGIN
NEŞEMİZİ ÇALAMAYACAKLARNİZAMETTİN ŞEN
DİKKAT EKONOMİMİZİ DİKKATLİ KULLANALIMRAZİYE GÖK AKTAŞ
KANT’IN TERAZİSİ, HUME’UN DAMAĞIGÖZDE SARI
ÜÇ ÇEYREK ÖMÜRDE SON DÜZLÜKYALÇIN DUMAN
KONFOR ALANI TUZAĞIMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
TÜRKLÜK ÜZERİNENURİ SEZEN
MEZUNİYETLERDEKİ GÖSTERİŞ YARIŞI VE GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERDİLEK DEMİRKAN
TONGUÇ’U ANARKENYAVUZ ALİ SAKARYA
YAZ İSHALLERİNDEN KORUNMANIN 10 ETKİLİ YOLU
YAPAY ZEKA DESTEKLİ ROBOT SAHNEYE ÇIKTI
'DEMİR ADAM' BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞUYOR
YARIM ASIRLIK HİKAYE DEVLET ÖDÜLÜYLE TAÇLANDI
TARIM GÜNDEMİ'NDE TARIMIN GELECEĞİ KONUŞULDU
ÖNCE AVLADILAR SONRA TADINA BAKTILAR
80 YAŞINDA YARIM ASIRLIK YORGANCI
YEŞİL GEÇİŞ İÇİN ORTAK AKIL ÇALIŞTAYI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






