Bugün 02 Temmuz 2026 Perşembe
  • Antalya30 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6101.07
    %0.82
  • Dolar
    46.69
    %0.03
  • Euro
    53.3957
    %0.44

MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK / KONUK YAZAR

KONFOR ALANI TUZAĞI

02 Temmuz 2026 Perşembe 13:47

 

Geçtiğimiz günlerde Kristen Butler’ın “Comfort Zone” (Konfor Alanı) kitabı geçti elime. Kitabın satırlarında gezinirken ve psikolojideki bu "konfor tuzağı" üzerine biraz daha okuma yaparken, yazılan her şeyin aslında tam da içinde bulunduğumuz toplumu ve bizi anlattığını fark ettim. Gerçekleri algılamak çoğu zaman canımızı acıtıyor; ama yine de insan olduğumuzu hatırlatıyor ve en büyük değişimin önce kişide başladığını fısıldıyor bize. Çünkü insan, çoğu zaman mutlu olduğu yerde değil, alıştığı yerde kalıyor.
Psikolojinin “konfor alanı” dediği şey, sanıldığı gibi hep huzurlu bir yer değildir. Bazen kaygıyla örülmüş bir odadır. Penceresi açıktır ama dışarı çıkmaya cesaret edemeyiz. Çünkü bilinmeyen, bildiğimiz sıkıntıdan daha ürkütücü gelir.

Eski bir hikâye vardır.
Yavruyken kalın bir zincire bağlanan fil, ne kadar uğraşsa da kurtulamaz. Yıllar sonra gücü kat kat artar; o zinciri tek hamlede koparabilecek hâle gelir. Ama hiç denemez. Çünkü onu tutan artık zincir değil, zihnidir.
Bugün ülke olarak biz de tam olarak bu zihinsel eşikte değil miyiz?
Daha güzel bir yaşamı hayal ediyoruz; daha adil, daha huzurlu, daha umutlu bir geleceği… Ama değişimin yalnızca başkalarından başlamasını bekliyoruz. Oysa büyük dönüşümler, çoğu zaman küçük cesaretlerin toplamıdır.
İnsan, uzun süre sonucu değiştiremediğini düşündüğünde, değiştirebileceği durumlarda bile harekete geçmez. En tehlikeli nokta da budur. Artık zincir yoktur ama deneme cesareti de kalmamıştır.
Konfor alanı bazen sıcak bir koltuk değildir. Bazen yıllardır tekrarladığımız cümlelerdir:
“Bizden bir şey olmaz.”
“Bu ülkede hiçbir şey değişmez.”
“Boş ver.”
“Olsa şimdiye kadar olurdu.”
Belki de bunlar görünmeyen zincirlerimizdir. Değişim, önce ülkede değil, zihinde başlar:
Yeni bir fikir dinleyebilmekte…
Yanıldığını kabul edebilmekte…
Bir özür dileyebilmekte…
Bir teşekkür edebilmekte…
Ve yıllardır yürüdüğün yolu sorgulayabilmekte…
Çünkü bazen en büyük cesaret, yeni bir yola çıkmak değildir. Eski zincirin artık seni tutmadığını fark etmektir. Bunlar küçücük adımlar gibi görünür. Ama toplum dediğimiz şey de zaten milyonlarca küçük adımın yönüdür.
Belki de konfor alanı, rahat ettiğimiz yer değildir; vazgeçtiğimiz yerdir.
Ve bazen insanın özgürlüğü, yeni bir kapı açmakla değil, yıllardır kilitli sandığı kapının aslında hiç kilitli olmadığını fark etmesiyle başlar. 

Bu yazı toplam 161 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim