- IMKB
% - Altın
6821.54
%0.49 - Dolar
48.4656
%0 - Euro
56.401
%0.04
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:48 - KAHRAMANMARAŞ’TA BIÇAKLI KAVGA: 2 YARALI
- 22:58 - ALEVLER EVLERE ULAŞTI: MAHALLELİ YANGINLA SAVAŞTI
- 22:03 - KÖPEĞİ TRAKTÖRE BAĞLAYARAK SÜRÜKLEDİ
- 21:58 - AK PARTİ MERSİN İL BAŞKANI ALDEMİR: "DEVLETİMİZ TÜM İMKANLARIYLA SAHADA"
- 21:53 - ALANYASPOR, GÖZTEPE MAÇI HAZIRLIKLARINA BAŞLADI
- 21:23 - AKSU BELEDİYE BAŞKANI YILDIRIM: "YÖN DEĞİŞTİREN RÜZGAR ÇALIŞMALARI GÜÇLEŞTİRİYOR"
- 21:03 - KUMLUCA’DAKİ ORMAN YANGININDA 10 EV ZARAR GÖRDÜ, KARADAN MÜDAHALE DEVAM EDİYOR
- 20:56 - ANAHTAR PARTİ ANTALYA'DA İKİ ÖNEMLİ ATAMA
- 20:03 - ANTALYA VALİSİ ŞAHİN: "AKSU YANGINI DEVAM EDİYOR, KUMLUCA YANGINININ ENERJİSİ DÜŞÜRÜLDÜ"
- 19:18 - KOZAN’DAKİ YANGIN İMAMOĞLU İLÇESİNE İLERLEDİ
- 19:14 - DERE'DEN İMALATÇI ESNAFA 31 EKİM ÇAĞRISI
- 18:34 - BİR MAHALLEYE TAHLİYE KARARI
- 18:23 - MERSİN’DE ORMAN YANGININA 230 PERSONEL, 2 UÇAK VE 5 HELİKOPTERLE MÜDAHALE
- 18:03 - ANTALYA’DA ALEVLERLE MÜCADELE SÜRÜYOR: ANTALYA-ISPARTA YOLU TRAFİĞE KAPATILDI
- 17:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA GÖĞSÜNDEN ÇIKARDIĞI TABANCAYLA 2 KADINI YARALADI
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


HEP İLE HİÇ ARASINDA BİR ŞİİR
Gazanfer Eryüksel’in Hep ve Hiç adlı şiir kitabında yer alan “Suret suret içinde” şiiri, ilk bakışta tabiat unsurlarıyla kurulmuş sade bir şiir gibi görünür. Ancak şiirin derinine inildiğinde acı, renk, ölüm, suret ve sevgi kavramları etrafında varlıkla yokluk arasında ince bir düşünce örgüsünün kurulduğu görülür.
Şiir şu mısralarla başlar:
Acının rengini arıyordu
Harfler
Yeşil bir nehrin
Salınımında
Burada dikkat çekici olan, “acı”nın doğrudan anlatılmaması, onun “renginin” aranmasıdır. Acı soyut bir duygudur; fakat şair onu görünür kılmak ister. Bu arayışı yapan da insan değil, “harfler”dir. Yani şiirin kendisi, kelimeler ve yazı, acının görünmeyen yüzünü görünür hale getirmeye çalışır.
Mehmet Kaplan hocam'ın şiir tahlillerinde üzerinde durduğu gibi, şiirde ilk hareket noktası çoğu zaman bir duygu hâlidir. Bu şiirde de ana duygu acıyı anlamlandırma çabasıdır.
“Yeşil bir nehrin salınımı” ifadesi şiire hem hareket hem de huzur veriyor.Yeşil renk, tabiatı, canlılığı ve devamlılığı çağrıştırıyor. Nehir ise akışı, zamanı ve hayatı temsil ediyor. Fakat bu yeşil akışın içinde aranan şey acının rengidir.
Böylece şiirin daha başında hayat ile acı yan yana getirilmiş. İkinci bölümde renk belirginleşir:
Gelincik biliyordu rengini
Şüphesiz
O kelebek ömürlü
Kırmızıyı
Gelincik, Türk şiirinde çoğu zaman kırılganlığı, kısa ömürlü güzelliği ve kan rengini çağrıştırır. Burada ;
“kelebek ömürlü kırmızı” ifadesi önemlidir. Kırmızı hem hayatın, aşkın, canlılığın rengidir; hem de acının, kanın ve faniliğin rengidir. Gelinciğin ömrü kısa, rengi parlaktır.
Bu karşıtlık şiirin temel yapısını besliyor, güzellik geçicidir; fakat geçici olan şey bazen en derin izi bırakır.
Bu noktada şiirin “hiçlik” kavramına yaklaştığını söyleyebiliriz; fakat bu hiçlik, Schopenhauer’deki kötümser irade felsefesi yahut Nietzsche’deki Tanrı’nın ölümü sonrası doğan değer boşluğu anlamında değildir. Eryüksel’in şiirindeki “hiç”, daha çok halk irfanına ve tasavvufî sezgiye yaklaşan bir hiçtir. Varlık geçicidir; suretler değişir; fakat sevgi ve can fikri bir devamlılık duygusu taşır. Üçüncü bölümde su ve suret ilişkisi öne çıkar:
Salkımsöğüttü eğilen
Irmağa
Hem gök, denizdi hem
Baktıkça suretine
Salkımsöğüt, eğilişiyle hüzünlü bir ağaçtır. Irmağa eğilen söğüt, kendi suretine bakar. Fakat suda görülen yalnızca söğüdün yansıması değildir; orada gök de vardır, deniz de vardır. Böylece bir tek suretin içinde birçok suret görünür. Burada suya bakışta, Nergis çiçeğine dönüşen mitolojik iz yoktur. Şiirin başlığı da burada anlam kazanır:
“Suret suret içinde.”
Bu söyleyiş, varlığı tek katlı değil, çok katlı görür. Görünen şey yalnızca kendisi değildir; başka varlıkların izini de taşır. Irmakta söğüt vardır, gök vardır, deniz vardır. İnsan da böyledir: bedenden ibaret değildir insan; hatıraların, acıların, sevgilerin, ölümlerin ve umutların toplamıdır.
Şiirin son bölümünde Yunus Emre’ye yapılan gönderme, metnin anahtarını verir:
“Ölürse ten ölür” der ya
Yunus, “canlar ölesi değil”
Suret, suret içindeydi hep
Işığı sevginin
Bu bölüm şiiri yalnız tabiat şiiri olmaktan çıkarır, tasavvufî ve metafizik bir zemine taşır. Şiir ana gövdeden kopar.
Yunus Emre’nin; “ten ölür, can ölmez” düşüncesi, şiirdeki “suret” kavramını derinleştirir.
Suret, görünen şekildir; ten, beden, dış görünüş, geçici varlık alanıdır. Fakat bu suretin içinde başka bir ışık vardır: sevginin ışığı.
Burada Türk mitolojisindeki; Bayülgen–Ehriman, iyilik–kötülük, varlık–yokluk, ışık–karanlık gibi eski mitolojik karşıtlıkları hatırlatan bir yapı da sezilir.
Şiirde “acı” ile başlayan yolculuk, “sevgi” ile tamamlanır. Acının rengi aranırken ulaşılan yer, sevginin ışığıdır.
Bu bakımdan şiir, kötülüğü yahut yokluğu mutlaklaştırmaz; onu sevgiyle aşmaya çalışır.
Son mısra şiirin bütününü toplar:
Hep ve hiç işte
Bu mısra, kitabın adıyla da doğrudan ilişkilidir. “Hep” varlığı, devamı, bütünü, sevgiyi ve canı temsil eder.
“Hiç” ise faniliği, bedeni, geçiciliği, suretin yok oluşunu düşündürür. Fakat şiirde “hep” ile “hiç” birbirini yok eden iki zıtlık değildir. Aksine, biri diğerinin içinde görünür. Tıpkı ırmaktaki suretler gibi, “hiç”in içinde “hep”, “hep”in içinde “hiç” vardır.
Şiirin dili sade, fakat çağrışım alanı geniştir. Harf, nehir, gelincik, kelebek, salkımsöğüt, ırmak, gök, deniz, suret ve ışık kelimeleri şiirin imge dünyasını kurar. Bu kelimeler arasında yumuşak bir geçiş vardır.
Şiirde yüksek sesli bir felsefe yoktur; daha çok sezgiye dayalı, içten gelen bir varlık duyuşu vardır.
Seçtiğim bu şiir; Gazanfer Eryüksel’in “Suret suret içinde” şiiri, “hiç” kavramını kuru bir felsefî terim olarak değil, hayatın geçiciliği içinde duyulan derin bir sezgi olarak işler.
Şair, acının rengini ararken sevginin ışığına ulaşır. Bu yönüyle şiir, halk söyleyişine, Yunus Emre irfanına ve tabiat merkezli Türk şiir duyarlığına yaklaşır. Karacaoğlan duyuşu da sezilir.
“Hep ve hiç” arasındaki gerilim, şiirde bir karamsarlığa değil, daha çok insanı sevgiye ve iç aydınlığa götüren bir düşünceye dönüşür.

YANGINDAN SONRA DEĞİL, YANGINDAN ÖNCE!MEHMET YENİKAYNAK
ANTALYASPOR'DA ÇİRKİN OYUNLAR…..TURGAY ALP
CELALETTİN ARİF DEMİREL’İN TANIKLIĞI İLE KEMAL TAHİRAHMET İLBARS
DELİ KADİR'İN İNANILMAZ LEZZETLİ BURDUR ŞİŞLERİBİHTER GÖRDÜ
OLMAYACAKSA MEVLÜT İLE OLMASINKAHRAMAN KÖKTÜRK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER/ADLON'UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİNİZAMETTİN ŞEN
KÖYDE SANATIN İZİGÖZDE SARI
KURTULUŞ SAVAŞI VE YERLİ RUMLARŞENER METE
YENİ PARTİ’Yİ DOĞURAN SÜREÇEŞREF URAL
KOLEKTİF BİR NARSİZM; MİLLİYETÇİLİĞİN AHLAK EŞİĞİTARIK ÇELENK
ÖMÜR, TÜRKÇE'NİN MAKRO KOZMOZUNDA TEK BİR NEFESTEN BAŞKA NE Kİ?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
RADİ FİŞ İLE NÂZIM HİKMETYUNUS YAŞAR
YOLCULUKOYA ÖZGÜR
ELİNE İNCİR SÜTÜ BULAŞSINRAZİYE GÖK AKTAŞ
30 AĞUSTOS 1922 VE SONUÇLARI-3PROF DR RAMAZAN DEMİR
"SUÇ YOKKEN SUÇLU ARAYANLAR, SUÇ VARKEN SUÇLU BULAMIYORLAR"MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE KADINIŞIK YARGIN
KANT’TAN ATATÜRK’E AKLIN ÖZGÜRLEŞMESİMUHARREM YELLİCE
BU DURUM ANTALYASPOR'A FIRSATVEDAT GÜRHAN
HACİVAT LİGHT YEŞİL!..GAZANFER ERYÜKSEL
BİZİ YORAN GERÇEK Mİ, BEKLENTİLERİMİZ Mİ?NİNA ŞAHİN
BEN 12 EYLÜL’Ü SEÇTİM. PEKİ, YA SEN?HASAN YAKUP CANGÜVEN
KİMBİLİR BELKİ DE…OYA BOYSAN
MENÜDEKİ FİYAT OYUNLARINA DİKKAT!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYASPOR'DA BÜLENT KORKMAZ DÖNEMİ SONA ERDİ
HERLİNGS DÜNYA MOTOKROS ŞAMPİYONU
KOCAGÖZ, ZABITA TEŞKİLATI'NIN KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ KUTLADI
5 YILDIZLI OTEL KONFORLU YURT
100. YIL CADDESİ'NDE YENİLEME ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
DOKUMA ETAP 2 İÇİN ORTAK AKIL VURGUSU
ALTINPORTAKAL'DA ULUSAL BAŞVURULAR SONA ERDİ
TANZANYALI 'ARAP OSMAN'IN BAŞPEHLİVANLIK HAYALİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






