- IMKB
% - Altın
6281.78
%1.55 - Dolar
46.8006
%0.03 - Euro
53.6037
%-0.06
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 16:08 - BAŞKAN SEÇER: "MERSİN’DE 7 YILDIR KÜLTÜR VE SANAT ALANINDA TAKDİRE ŞAYAN ÇALIŞMALAR OLDU"
- 15:58 - İÇKİ İÇMESİNE MÜSAADE ETMEYEN KURUYEMİŞÇİNİN DÜKKANINA TÜFEKLE ATEŞ AÇTI
- 15:53 - OSMANİYE’DE MİNİBÜSLE ÇARPIŞAN MOTOSİKLETLİ YARALANDI
- 15:38 - OSMANİYE’DE ÖZEL BİREYLER KARNE SEVİNCİNİ ŞENLİKLE YAŞADI
- 15:33 - ANTALYA OTOBÜS TERMİNALİ’NDE KEREVİT OPERASYONU: 90 KİLOGRAM ELE GEÇİRİLDİ
- 15:33 - HALK SÜT PROJESİ 6 YAŞINDA
- 15:33 - ANTALYA’DA "SEYAHATSEVER" HEYECANI BAŞLIYOR
- 15:29 - BAŞKAN KOCAGÖZ, SÖZÜ VATANDAŞA BIRAKTI
- 15:28 - MERSİN’DE MÜSTEHCEN İÇERİK PAYLAŞAN 140 HESABA İŞLEM YAPILDI
- 15:23 - TEHDİTLE PARA İSTEYEN 3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 15:13 - MERSİN’DE İKİZ KARDEŞLER İLE İKİ KUZENİN ÖLDÜĞÜ KAZANIN SANIĞI HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
- 15:09 - ELE GEÇİRİLEN 90 KİLOGRAM KEREVİT İMHA EDİLDİ
- 14:58 - ANTALYA’DA NEM YÜZDE 86’LARA ULAŞTI, KENTİN ÜZERİ NEM BULUTLARI İLE KAPLANDI
- 14:58 - ASAT YAPI MALZEMELERİ LABORATUVARI AKREDİTASYON KAPSAMINI GENİŞLETTİ
- 14:53 - ISPARTA’DA YAZ AKŞAMLARI ÇOCUK SİNEMASI İLE RENKLENİYOR
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


HEP İLE HİÇ ARASINDA BİR ŞİİR
Gazanfer Eryüksel’in Hep ve Hiç adlı şiir kitabında yer alan “Suret suret içinde” şiiri, ilk bakışta tabiat unsurlarıyla kurulmuş sade bir şiir gibi görünür. Ancak şiirin derinine inildiğinde acı, renk, ölüm, suret ve sevgi kavramları etrafında varlıkla yokluk arasında ince bir düşünce örgüsünün kurulduğu görülür.
Şiir şu mısralarla başlar:
Acının rengini arıyordu
Harfler
Yeşil bir nehrin
Salınımında
Burada dikkat çekici olan, “acı”nın doğrudan anlatılmaması, onun “renginin” aranmasıdır. Acı soyut bir duygudur; fakat şair onu görünür kılmak ister. Bu arayışı yapan da insan değil, “harfler”dir. Yani şiirin kendisi, kelimeler ve yazı, acının görünmeyen yüzünü görünür hale getirmeye çalışır.
Mehmet Kaplan hocam'ın şiir tahlillerinde üzerinde durduğu gibi, şiirde ilk hareket noktası çoğu zaman bir duygu hâlidir. Bu şiirde de ana duygu acıyı anlamlandırma çabasıdır.
“Yeşil bir nehrin salınımı” ifadesi şiire hem hareket hem de huzur veriyor.Yeşil renk, tabiatı, canlılığı ve devamlılığı çağrıştırıyor. Nehir ise akışı, zamanı ve hayatı temsil ediyor. Fakat bu yeşil akışın içinde aranan şey acının rengidir.
Böylece şiirin daha başında hayat ile acı yan yana getirilmiş. İkinci bölümde renk belirginleşir:
Gelincik biliyordu rengini
Şüphesiz
O kelebek ömürlü
Kırmızıyı
Gelincik, Türk şiirinde çoğu zaman kırılganlığı, kısa ömürlü güzelliği ve kan rengini çağrıştırır. Burada ;
“kelebek ömürlü kırmızı” ifadesi önemlidir. Kırmızı hem hayatın, aşkın, canlılığın rengidir; hem de acının, kanın ve faniliğin rengidir. Gelinciğin ömrü kısa, rengi parlaktır.
Bu karşıtlık şiirin temel yapısını besliyor, güzellik geçicidir; fakat geçici olan şey bazen en derin izi bırakır.
Bu noktada şiirin “hiçlik” kavramına yaklaştığını söyleyebiliriz; fakat bu hiçlik, Schopenhauer’deki kötümser irade felsefesi yahut Nietzsche’deki Tanrı’nın ölümü sonrası doğan değer boşluğu anlamında değildir. Eryüksel’in şiirindeki “hiç”, daha çok halk irfanına ve tasavvufî sezgiye yaklaşan bir hiçtir. Varlık geçicidir; suretler değişir; fakat sevgi ve can fikri bir devamlılık duygusu taşır. Üçüncü bölümde su ve suret ilişkisi öne çıkar:
Salkımsöğüttü eğilen
Irmağa
Hem gök, denizdi hem
Baktıkça suretine
Salkımsöğüt, eğilişiyle hüzünlü bir ağaçtır. Irmağa eğilen söğüt, kendi suretine bakar. Fakat suda görülen yalnızca söğüdün yansıması değildir; orada gök de vardır, deniz de vardır. Böylece bir tek suretin içinde birçok suret görünür. Burada suya bakışta, Nergis çiçeğine dönüşen mitolojik iz yoktur. Şiirin başlığı da burada anlam kazanır:
“Suret suret içinde.”
Bu söyleyiş, varlığı tek katlı değil, çok katlı görür. Görünen şey yalnızca kendisi değildir; başka varlıkların izini de taşır. Irmakta söğüt vardır, gök vardır, deniz vardır. İnsan da böyledir: bedenden ibaret değildir insan; hatıraların, acıların, sevgilerin, ölümlerin ve umutların toplamıdır.
Şiirin son bölümünde Yunus Emre’ye yapılan gönderme, metnin anahtarını verir:
“Ölürse ten ölür” der ya
Yunus, “canlar ölesi değil”
Suret, suret içindeydi hep
Işığı sevginin
Bu bölüm şiiri yalnız tabiat şiiri olmaktan çıkarır, tasavvufî ve metafizik bir zemine taşır. Şiir ana gövdeden kopar.
Yunus Emre’nin; “ten ölür, can ölmez” düşüncesi, şiirdeki “suret” kavramını derinleştirir.
Suret, görünen şekildir; ten, beden, dış görünüş, geçici varlık alanıdır. Fakat bu suretin içinde başka bir ışık vardır: sevginin ışığı.
Burada Türk mitolojisindeki; Bayülgen–Ehriman, iyilik–kötülük, varlık–yokluk, ışık–karanlık gibi eski mitolojik karşıtlıkları hatırlatan bir yapı da sezilir.
Şiirde “acı” ile başlayan yolculuk, “sevgi” ile tamamlanır. Acının rengi aranırken ulaşılan yer, sevginin ışığıdır.
Bu bakımdan şiir, kötülüğü yahut yokluğu mutlaklaştırmaz; onu sevgiyle aşmaya çalışır.
Son mısra şiirin bütününü toplar:
Hep ve hiç işte
Bu mısra, kitabın adıyla da doğrudan ilişkilidir. “Hep” varlığı, devamı, bütünü, sevgiyi ve canı temsil eder.
“Hiç” ise faniliği, bedeni, geçiciliği, suretin yok oluşunu düşündürür. Fakat şiirde “hep” ile “hiç” birbirini yok eden iki zıtlık değildir. Aksine, biri diğerinin içinde görünür. Tıpkı ırmaktaki suretler gibi, “hiç”in içinde “hep”, “hep”in içinde “hiç” vardır.
Şiirin dili sade, fakat çağrışım alanı geniştir. Harf, nehir, gelincik, kelebek, salkımsöğüt, ırmak, gök, deniz, suret ve ışık kelimeleri şiirin imge dünyasını kurar. Bu kelimeler arasında yumuşak bir geçiş vardır.
Şiirde yüksek sesli bir felsefe yoktur; daha çok sezgiye dayalı, içten gelen bir varlık duyuşu vardır.
Seçtiğim bu şiir; Gazanfer Eryüksel’in “Suret suret içinde” şiiri, “hiç” kavramını kuru bir felsefî terim olarak değil, hayatın geçiciliği içinde duyulan derin bir sezgi olarak işler.
Şair, acının rengini ararken sevginin ışığına ulaşır. Bu yönüyle şiir, halk söyleyişine, Yunus Emre irfanına ve tabiat merkezli Türk şiir duyarlığına yaklaşır. Karacaoğlan duyuşu da sezilir.
“Hep ve hiç” arasındaki gerilim, şiirde bir karamsarlığa değil, daha çok insanı sevgiye ve iç aydınlığa götüren bir düşünceye dönüşür.

DİKKAT EKONOMİMİZİ DİKKATLİ KULLANALIMRAZİYE GÖK AKTAŞ
HEP İLE HİÇ ARASINDA BİR ŞİİRMUHARREM YELLİCE
KANT’IN TERAZİSİ, HUME’UN DAMAĞIGÖZDE SARI
ÜÇ ÇEYREK ÖMÜRDE SON DÜZLÜKYALÇIN DUMAN
KONFOR ALANI TUZAĞIMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
DİKİZ AYNASI, HAYAT, GEÇMİŞ VE GELECEKHASAN YAKUP CANGÜVEN
MUSTAFA ERGÜN ANTALYASPOR'A NE VERDİ?VEDAT GÜRHAN
YENİ PARTİ: İMKÂNLAR VE RİSKLEREŞREF URAL
TÜRKLÜK ÜZERİNENURİ SEZEN
TÜRK TURİZMİ 3 YILDIZ GERÇEĞİYLE YENİDEN TANIŞMALINİZAMETTİN ŞEN
IŞIĞINI BULAN OYUNCUGAZANFER ERYÜKSEL
RADON GAZI VE YAŞAM ALANLARIMIZDAKİ RİSKLERAHMET İLBARS
MEZUNİYETLERDEKİ GÖSTERİŞ YARIŞI VE GÖRÜNMEYEN TEHLİKELERDİLEK DEMİRKAN
ENSEMDE GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN NEFESBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
TONGUÇ’U ANARKENYAVUZ ALİ SAKARYA
KADİR İNANIR'IN ARDINDANTARIK ÇELENK
ANTALYA TURİZMİ BÜYÜYOR; AMA AYNI ANDA TÜKENİYORCEM ARÜV
KADIN VE GÖÇ: BAVULA SIĞMAYAN HAYATLARGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
SÖYLENECEK SÖZÜM VAR: YÖNETMELİKLERİN GÖLGESİNDE HUKUKIŞIK YARGIN
"ŞİİR KİTABI BASMIYORUZ"YUNUS YAŞAR
GÖZYAŞI VAR, UMUT DA VARSÜLEYMAN EKİN
5N 1K KURALINI UNUTAN GAZETECİLER!ALİ İHSAN DİLMEN
TÜRK-ALMAN TURİZMİNDE STRATEJİK BULUŞMAHÜSEYİN BARANER
MUHTARLIKLAR MESELESİAHMET GEDİKAĞAOĞLU
YEŞİL GEÇİŞ İÇİN ORTAK AKIL ÇALIŞTAYI
ATB, HAZİRAN AYI HAL ENDEKSİ'Nİ AÇIKLADI
HALK EKMEK 4 YILDA 30 MİLYON EKMEK ÜRETTİ
SAĞLIĞINA KAVUŞTU, ÇAY HASRETİ SON BULDU
MPS HASTASI EZGİ, BOZUK TOPRAK YOL NEDENİYLE EVE HAPSOLDU
DALIŞTA KUM KÖPEK BALIĞIYLA KARŞILAŞTI
TAHTA ARABALARLA ZORLU YARIŞ
ANTALYASPOR'UN YENİ TEKNİK DİREKTÖRÜ BÜLENT KORKMAZ OLDU
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






