Bugün 28 Haziran 2026 Pazar
  • Antalya36 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6129.23
    %0
  • Dolar
    46.5914
    %0
  • Euro
    53.073
    %0

TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR

KADİR İNANIR'IN ARDINDAN

28 Haziran 2026 Pazar 13:53

2013’ten önce biri bana, 2026 yılında Kadir İnanır’ın ardından duygusal ve toplumsal içerikli bir yazı yazacağımı söyleseydi, bunu pek rasyonel bulmazdım.

2013 yılında Akil İnsanlar Heyeti’ne davet edildiğimde, sekreterliğini yürüttüğüm Akdeniz Grubu’nda iki sinema sanatçısı vardı: Kadir İnanır ve Lale Mansur. Kadir İnanır’ın çocukluğumdan ve ailemin hatıralarından gelen, üzerimde nostaljik ve karizmatik bir etkisi vardı. Buna rağmen, özellikle 1980 ve 1990’lı yılların Türk sineması ile magazin dünyasına ilişkin izlenimlerim kendisi hakkında bazı önyargıları bana taşıtıyordu.

whatsapp-image-2026-06-28-at-13-57-30.jpeg

Nisan ayında yapılan ilk Akil İnsanlar toplantısında Kadir Bey’le tanıştık. Yanıma geldi, telefon numaralarımızı kaydedelim dedi. Ardından da gülümseyerek “Biz bu grupta artık ölene kadar dost olacağız” diye ekledi. O mütevazılığı, ciddiyeti, meseleye gösterdiği yoğun konsantrasyon ve adanmışlığı, kafamdaki önyargıların ilk anda kırılmasına yetmişti.

Heyet çalışmalarımız boyunca ve sonraki yıllarda onu daha yakından tanıdıkça, aslında gerçekten “Tatar Ramazan” karakterini yaşadığını gördüm. Kadir İnanır, bulunduğu her ortamda Türk sinemasının unutulmaz karizmatik jönü olarak hak ettiği saygıyı beklerdi. Bu belki de onun en doğal hakkıydı. Ama biraz da zordu. Böylesine güçlü ama aynı zamanda yaratıcı bir narsisizm, ancak büyük sanatçılarda görülebilecek bir özellikti.

Ülkenin temel meselelerinden biri için inisiyatif alırken, kendisini seven insanların bir kısmından gelebilecek ağır eleştirileri ve hatta linç edilmeyi de göze almıştı. Toplantılarımızda dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile zaman zaman eleştirel ama mizah yüklü diyalogları olurdu. Kadir Bey bir kararını ya da tavrını eleştirdiğinde, Erdoğan da aynı üslupla karşılık verirdi. Bir defasında, Erdoğan “Ben önce insanım ama siyaset benim işim; bu yüzden siyasetçi gibi davranıyorum. Siz de oyuncu olarak rol yapmak zorunda değil misiniz Kadir Bey?” diyerek hem esprili hem de düşündürücü bir cevap vermişti.

Gezi olaylarından sonra Akil İnsanlar Heyeti fiilen sona erdi. Ancak Kadir İnanır, bu görevin ve sorumluluğun bitmediğine inanıyordu. Bu mesele onun için adeta Tatar Ramazan gibi hayatının ayrılmaz bir parçasına dönüşmüştü. Zamanla abi-kardeş olmuştuk. Hangi platformda olursa olsun, iktidardan ve muhalefetten bağımsız birkaç aydın bir araya geldiğimizde o da mutlaka orada olurdu. Çoğu zaman ortak yalnızlığımızı birlikte hissederdik.

Akil İnsanlar seyahatleri sırasında namaz kılmam dikkatini çekmişti. Beni bu konuda samimi bir muhatap kabul ederek din, inanç, kadın ve hayat üzerine eleştirel ama anlamaya çalışan sorular yöneltmeye başladı. Uçakta sohbet ederken her inişe geçtiğimizde konuşmayı keser, üç İhlas ve bir Fatiha’yı yarı sesli okur, ardından yüzüne mesh ederdi. Bu durum benim için oldukça ilgi çekiciydi. Daha sonra Faruk Turgut’tan öğrendiğime göre özellikle cuma günleri Yahya Efendi Dergâhı’na gider, bunu da mümkün olduğunca kimseye göstermemeye özen gösterirmiş.

“Bunları bize neden anlatıyorsun?” diyenler olabilir. Hatta içinden “Seni gidi dinci!” diye geçirenler de çıkacaktır. Ama Kadir İnanır artık bu ülkenin ortak hafızasında yerini almış bir isimdir. Böyle insanların hayatındaki küçük ayrıntılar bile, onların tarihe geçmesi gereken ayrıntılarıyla psikobiyografilerini anlamak açısından kıymetlidir.

Beni en çok etkileyen tarafı ise, yakından tanıdıkça gerçek anlamda ilkeli bir sosyal demokrat aydın olduğunu görmemdi. Din, tarih, siyaset ya da başka bir konuda makul ve tutarlı gerekçelerle konuştuğunuzda, yüzünün aydınlandığını, vicdanının ve sağduyusunun hemen devreye girdiğini görürdünüz. Abartısız söyleyebilirim ki gerçekten entelektüel bir insandı.

Birçok kişi gibi otoritenin hoşuna gidecek sözler söyleyerek konforunu korumayı tercih etmedi. Bedel ödedi. İş alamadığı dönemler oldu. Maddi ve manevi sıkıntılar yaşadı. Ama inandığı doğrulardan vazgeçmedi. İş alamadı, daraldı, şişmanlamadı, zayıfladı; hayat kısaydı, ardından kalıcı bir onur bıraktı.

Bana da her zaman değer verdi. Düşüncelerimi ve birikimimi çevresinde referans gösterdi. Faruk Turgut’la tanıştırdı; Kızıl Goncalar projesine dahil olmama vesile oldu. Son dönemlerinde kendisini ziyaret ettiğimizde, yaşadığı acılar ve çaresizlikler üzerine konuşur; zaman zaman hikmetten, tasavvuftan ve hayatın anlamından söz ederdik.

İçimden Kadir Abi’ye “Işıklar içinde uyusun” demek gelmiyor.

Ben ona şöyle veda etmek istiyorum:

Kadir Abi, sen bunu hak ettin. Nurlar içinde yat. Allah sana rahmet etsin. Bu konuda hiçbir endişe taşımıyorum.

 

Medyascope'tan alıntılanmıştır.

Bu yazı toplam 125 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim