Bugün 28 Haziran 2026 Pazar
  • Antalya36 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6129.23
    %0
  • Dolar
    46.5914
    %0
  • Euro
    53.073
    %0

YAVUZ ALİ SAKARYA / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YAVUZ ALİ SAKARYA / KONUK YAZAR

TONGUÇ’U ANARKEN

28 Haziran 2026 Pazar 14:04
 
Geçen hafta içinde (24 Haziranda) Tonguç Baba’yı ölümünün 66. yıldönümünde özlem ve saygıyla andık. Yurdun pek çok yerinde anma programları yaparak Tonguç soluduk.
Tonguç: “Kanımızı ve iliklerimizi isteyerek köyün içine akıtmadıkça, kırk bin köyün kenarına münevver (aydın) insanın mezar taşı dikilmedikçe, bu köyün sırlarını anlayamayız. Köyü anlayabilmek, duyabilmek için onunla kucak kucağa, nefes nefese gelmek lazımdır. Onun içtiği suyu içmek, yediği bulguru yemek, yaktığı tezeğin ifade ettiği sırları sezebilmek ve yaptığı işleri yapabilmek gerekir. Bizim köyün ne olduğunu evvela büyük alimler, artistler değil, kahramanlar anlayacaklar, sonra alimlere ve sanatkârlara anlatacaklardır.”
Burada Tonguç’un “kahramanlar” olarak niteledikleri köyden çıkan, köyü tanıyan, köylünün sorunlarını bilen, her konuda çözümcül düşünen köylü aydınlar (Enstitü mezunu öğretmenler, sağlıkçılar, köye yarayışlı diğer meslek elemanları ve enstitülü öğretmenlerin yetiştirerek yurt sathına saldıkları öğrencileridir.) (Buna toplumcu duyarlılıları ön plana çıkan başka meslek mensubu aydınları da eklemek gerekir.)
Ölüm yıldönümünde Tonguç’u okumaya, anlamaya her zamankinden çok gereksinim duyuyoruz. Katıksız yurtsever Tonguç’un özgün ifadeleri ile:
“Köye dayanmayan hiçbir kuruluşun verimli, yararlı olmasına olanak yoktur. Köyden kuvvet almayan hiçbir iş normal bir şekilde geliştirilemez. Köylünün katılmayacağı hiçbir hareketin güzel ve kuvvetli olması mümkün değildir. Köylüsüz yeni bir uygarlık yaratılamaz, devam ettirilemez. Köylüyü bir değer olarak almayan, köye yönelik her girişim, şehir ve kasabadan dışarı çıkamaz. Köylüye güvenilmeden kurulan ve doğrudan doğruya köyün yararlanmasını hedef bilen bir kuruluştaki bütün insanlar, bulundukları yerlerde ilgi çekmeyen; anlamı bilinmeyen, gereksiz birer heykelden farksız kalmaya mahkumdurlar. “ Her fırsatta, her aşamada ne diyordu olaylara sürekli bütüncül ve çözümcül bakan Tonguç:
Köy güzelleşmedikçe bütün memleket güzelleştirilemez. Köy çiçeklendirilmedikçe kasaba ve şehirler çiçeklenemezler. Köylü gülmedikçe şehirli de gülemez. Köylü doymadıkça millet doyamaz. Köylü topraksız kalırsa şehirli halkın da büyük çoğunluğu evsiz ve yurtsuz kalır.
Köylü hastalıklı ise memleket de hastalıklı demektir… Köyde mezarlıklar büyürse kasabalarda da büyür. Köylü sağlıklı, gürbüz, neşeli bir hâle gelmedikçe şehirli de gelemez.
Köylü köleleşirse, millet de köle olur. Köylü sürünürse millet de sürünmeye mahkûmdur.
Köylü çıplak kalırsa şehirli de çıplak kalır. Köylü ekmeğine kepek katarsa kasabalı da bunu yapmaya mecbur olur. Köye dayanılmazsa dayanılacak temel bulunamaz. “Halkçılık” ve “Milliyetçilik” demek, manivelâ rolü görecek bu iki ana prensibe halka ve köylüye dayanarak bu telâkkileri tahakkuk ettirmek demektir…
Köy imar edilmeyince memleketin bayındırlaşması mümkün olamaz. Köylü topraksız, araçsız kalırsa sürünmeye mahkûmdur… Milletin fukara kalmasının hakikî sebebi budur. Köy varlıklı olmazsa millet zengin olamaz.
Köylü adalet şarabını içerek zevkini duymazsa, temeli sağlam bir hukuk örgütü kurulamaz. Ulusal yaşamın ve öz kültürümüzün kıymetler ile örtülü bir hukuk cihazı yaratılmazsa hukukî müeyyideler (yaptırımlar), istismar eden tabakanın elinde köylüyü soyma, ezme, yıpratma, çökertme vasıtası olmaya mahkûmdur.
Toprakla insan, vatandaşla iş, servetle vatandaş arasındaki münasebetler ahenkli bir şekilde kurulamayacak olursa, genel yaşamın akışına yol açan bütün kanallar tıkalı kalmaya mahkûmdur.
Köylü bilinçlenecek şekilde okutulmazsa, köylünün arasına yeni değerler yayılmazsa devrim kentin dışına çıkamaz ve kökleşemez.
Köylünün yaşam standardı yükselmedikçe memleketin yaşam düzeyi yükselemez. Devletçilik teori (kuram) olarak kalır.” (Canlandırılacak Köy, sayfa 21, 22, 23)
Tonguç’a göre, büyük çoğunluğu köylü olan toplumda köye ve köylüye dayanmayan hiçbir kuruluşun verimli ve yararlı olması olası değildir. Kent ve köy arasındaki organik bağı kopartan ya da köylüyü ikinci plana atan, umursamayan, görmezden gelen, üretime sırtını dönen her girişim, olumsuz sonuçlanmaya adaydır. Uygarlık yolunda ilerlemek isteniyorsa, üretici olan ve büyük çoğunluğu oluşturan köylü dışlanamaz. Üretici köylü, toplumun efendisi yapılmak, uygarlıktan payına düşeni almak zorundadır.
*
Peki soru şu: Köyleri boşaltarak, köy okullarını kapatarak, insanları okumaktan caydırarak, “taşımalı eğitim” tanımı ile eğitimi kolaylaştırıyormuş görünerek aslında zorlaştırarak, caydırırcı davranarak gelişmek, aydınlanma yolunda, uygarlık yolunda ilerlemek, bir yere varmak mümkün mü? Ne mümkün? Aldığı kararlarla her alanda sonuncu olmaya kararlı bir ülkede insanımıza, topluma yazık eden bir anlayışa mahkum muyuz? Köyleri bitirerek, üretimi yok ederek nereye varılmak istieniyor ki! Alınan kararlar kentleri köyleştirmek yerine, sorun üretmek yerine ne işe yarıyor ki?
Bu yazı toplam 136 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim