

İSMAİL KÜÇÜK: “COP SÜREÇLERİ DOĞAYA DEĞİL, ULUSLARARASI ŞİRKETLERE HİZMET EDİYOR”
İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında düzenlenen COP zirvelerinin işlevini sorgulayan TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Küçük, bu organizasyonların halkların ve doğanın çıkarlarından çok uluslararası şirketlerin ekonomik çıkarlarına hizmet ettiğini savundu. Küçük, karbon emisyonlarının üretim ve tüketim alışkanlıkları değişmeden azaltılamayacağını belirterek, COP süreçlerinin doğanın finansallaştırılmasına yönelik bir mekanizmaya dönüştüğünü ifade etti.
“DOĞANIN FİNANSALLAŞTIRILMASI SÖZ KONUSU”
COP zirvelerinin gerekliliğinden ziyade neye hizmet ettiğinin sorgulanması gerektiğini vurgulayan İsmail Küçük, mevcut sistemin doğa ve çevre üzerinden yeni bir ekonomik alan oluşturduğunu söyledi.
Küçük, “COP süreçlerini dünyadaki ekonomik gelişmelerle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Burada doğanın finansallaştırılması, başka bir ifadeyle doğanın muhasebeleştirilmesi söz konusu. COP süreçleri halklara hizmet etmiyor. Uluslararası şirketlerin çıkarlarını düzenleyen bir mekanizma olarak işliyor” dedi.
“SERMAYE SÜREKLİ KENDİ BİRİKİMİNİ ARTIRMAYA ÇALIŞIYOR”
Dünyada teknoloji ve üretim gelişirken insanların ekonomik ve toplumsal açıdan daha kırılgan hale geldiğine dikkat çeken Küçük, kapitalist sistemin temel hedefinin sermaye birikimini sürekli artırmak olduğunu savundu.
Geçmişte insanların ev ve otomobil sahibi olmasının, eğitim hizmetlerine ulaşmasının daha kolay olduğunu belirten Küçük, bugün bu imkânların giderek zorlaştığını söyledi.
Küçük, “Kapitalist sistem sürekli kendi birikimini artırmaya çalışıyor. Bütün varlıkları ve kaynakları belirli merkezlerde topluyor. Oysa kaynaklar daha eşit dağıtılsa bugün yaşadığımız birçok sorun ortaya çıkmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.
“TÜRKİYE’DE ÜRETİM VAR AMA İNSANLAR ULAŞAMIYOR”
Tarım ve gıda alanındaki sorunların yalnızca üretim yetersizliğiyle açıklanamayacağını belirten Küçük, Türkiye’de meyve ve sebze üretiminin yetersiz olmadığını, asıl sorunun ürünlerin tüketiciye ulaştırılmasında yaşandığını ifade etti.
Antalya ve Adana gibi tarımsal üretim merkezlerinde yetiştirilen ürünlerin diğer illerdeki tüketicilere uygun fiyatlarla ulaştırılamamasının sistemsel bir sorun olduğunu dile getiren Küçük, hal yasasının yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Küçük, “Türkiye’de meyve ve sebze alanında üretim azlığı yok, fazlası var. Ancak bunu insanlara ulaştıramıyoruz. Burada bir sistem sorunu var. Antalya’daki, Adana’daki portakala ve mandalinaya diğer illerdeki insanlar uygun fiyatlarla ulaşamıyorsa bunun nedenlerini sorgulamak gerekiyor” diye konuştu.
“KARBON SİSTEMİ YENİ BİR TİCARİ MEKANİZMA OLUŞTURUYOR”
Karbon piyasaları ve emisyon düzenlemelerinin ekonomik boyutuna da dikkat çeken Küçük, COP süreçleriyle birlikte gelişmekte olan ülkelere sanayilerini yenilemeleri yönünde baskı yapıldığını savundu.
Bu süreçte gelişmiş ülkelerin teknoloji ve finansman sağlayan konumda bulunduğunu belirten Küçük, gelişmekte olan ülkelerin hem teknoloji satın almak hem de bu dönüşümü gerçekleştirmek için kredi kullanmak zorunda kaldığını ifade etti.
Küçük, “Size bir taraftan teknoloji satılıyor, diğer taraftan bu teknolojiyi alabilmeniz için para satılıyor. Krediyi yine gelişmiş ülkelerin bankaları veriyor. Bunun karşılığında yeni bir ekonomik ve ticari mekanizma oluşturuluyor. Karbon sistemi de bu mekanizmanın önemli parçalarından biri” dedi.
“EMİSYONLAR AZALMIYOR, TİCARİ DEĞERE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”
Karbon düzenlemelerinin gerçek anlamda emisyon azaltımı sağlayıp sağlamadığının sorgulanması gerektiğini belirten Küçük, kişi başına düşen üretim miktarları ve karbon emisyonlarındaki artışa dikkat çekti.
Karbonun ticari bir değere dönüştürülmesinin iklim krizinin çözümünden çok yeni bir kazanç alanı yarattığını savunan Küçük, uluslararası şirketlerin önceliğinin çevresel yıkımı önlemek değil, ekonomik kazançlarını artırmak olduğunu ileri sürdü.
Küçük, “Bir şirket için dünyanın ikliminin değişmesi, bazı bölgelerin yaşanmaz hale gelmesi ya da kutuplardaki buzulların erimesi öncelikli mesele olmayabilir. Onun derdi kendi kazancını artırmaktır. Bu nedenle COP süreçlerine yalnızca çevre ve iklim başlığı altında değil, ekonomik çıkarlar ve sermaye birikimi açısından da bakmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“DOĞA VE ÇEVRE TİCARİ MEKANİZMANIN PARÇASI HALİNE GETİRİLİYOR”
COP organizasyonlarının doğa ve çevre üzerinden yeni bir ticari mekanizma oluşturduğunu söyleyen Küçük, çevre sorunlarının çözümünde üretim ve tüketim ilişkilerinin, kaynak dağılımının ve ekonomik sistemin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Küçük, doğanın korunması adına düzenlenen uluslararası süreçlerin aynı zamanda doğanın ekonomik bir kazanç aracına dönüştürülmesine hizmet edebildiğini belirterek, gerçek bir iklim mücadelesinin yalnızca karbon piyasaları ve finansal düzenlemelerle yürütülemeyeceğine dikkat çekti.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





































