- IMKB
% - Altın
6821.54
%0.49 - Dolar
48.4656
%0 - Euro
56.401
%0.04
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:48 - KAHRAMANMARAŞ’TA BIÇAKLI KAVGA: 2 YARALI
- 22:58 - ALEVLER EVLERE ULAŞTI: MAHALLELİ YANGINLA SAVAŞTI
- 22:03 - KÖPEĞİ TRAKTÖRE BAĞLAYARAK SÜRÜKLEDİ
- 21:58 - AK PARTİ MERSİN İL BAŞKANI ALDEMİR: "DEVLETİMİZ TÜM İMKANLARIYLA SAHADA"
- 21:53 - ALANYASPOR, GÖZTEPE MAÇI HAZIRLIKLARINA BAŞLADI
- 21:23 - AKSU BELEDİYE BAŞKANI YILDIRIM: "YÖN DEĞİŞTİREN RÜZGAR ÇALIŞMALARI GÜÇLEŞTİRİYOR"
- 21:03 - KUMLUCA’DAKİ ORMAN YANGININDA 10 EV ZARAR GÖRDÜ, KARADAN MÜDAHALE DEVAM EDİYOR
- 20:56 - ANAHTAR PARTİ ANTALYA'DA İKİ ÖNEMLİ ATAMA
- 20:03 - ANTALYA VALİSİ ŞAHİN: "AKSU YANGINI DEVAM EDİYOR, KUMLUCA YANGINININ ENERJİSİ DÜŞÜRÜLDÜ"
- 19:18 - KOZAN’DAKİ YANGIN İMAMOĞLU İLÇESİNE İLERLEDİ
- 19:14 - DERE'DEN İMALATÇI ESNAFA 31 EKİM ÇAĞRISI
- 18:34 - BİR MAHALLEYE TAHLİYE KARARI
- 18:23 - MERSİN’DE ORMAN YANGININA 230 PERSONEL, 2 UÇAK VE 5 HELİKOPTERLE MÜDAHALE
- 18:03 - ANTALYA’DA ALEVLERLE MÜCADELE SÜRÜYOR: ANTALYA-ISPARTA YOLU TRAFİĞE KAPATILDI
- 17:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA GÖĞSÜNDEN ÇIKARDIĞI TABANCAYLA 2 KADINI YARALADI
MUHARREM YELLİCE / KONUK YAZAR


GÖKTE BULUT VAR DEDİM, “BANA ÖRDEK DEDİN” DİYE ŞİKÂYET EDİLDİM
Semih Yalçın’a Açık Mektup
Türkiye’de son yıllarda en çok yorulan kelimelerden biri “ahlâk”tır. Çünkü ahlâk, yalnızca kürsülerde söylenen nutukların süsü değildir. Ahlâk; kamu hayatında, siyaset dilinde, devlet malına bakışta, yetki kullanma biçiminde ve milletin emanetine gösterilen hassasiyette kendisini belli eder.
Yunus Emre Vakfı ve Enstitüsü etrafında basına yansıyan yolsuzluk iddiaları üzerine yapılan bir sosyal medya paylaşımının altına ben de sıradan bir vatandaş olarak genel anlamda şu mealde bir yorum yazdım:
“Türkiye’de hırsızlık çoğaldı.”
Ne bir kişinin adını andım, ne bir şahsı hedef gösterdim, ne bir sosyal medya hesabını etiketledim. Sadece toplumda yaygınlaşan yolsuzluk, hırsızlık ve kamu ahlâkı zafiyeti karşısında duyduğum rahatsızlığı ifade ettim.
Fakat bu yorum üzerine Sayın Edip Semih Yalçın, avukatı aracılığıyla beni savcılığa şikâyet etti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu yaptığı inceleme sonunda, yorumun müştekiye doğrudan yöneldiğine dair yeterli delil bulunmadığı kanaatine vararak hakkımda kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Savcılık kararında da belirtildiği üzere yorumda müştekinin adı geçmemekte, kendisine ait sosyal medya hesabı etiketlenmemekte, sözün doğrudan belirli bir kişiye yöneldiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılamamaktadır.
Aslında mesele burada hukuki olmaktan çok ahlakî ve siyasî bir mahiyet kazanıyor.
Bir insan “Türkiye’de hırsızlık çoğaldı” dediğinde, eğer birileri bundan şahsi bir rahatsızlık duyuyorsa, önce dönüp şu soruyu kendisine sormalıdır:
Bu söz beni neden rahatsız etti?
Bu hâl bana halk arasında anlatılan o meşhur nükteli konuşmayı hatırlatıyor:
İki arkadaş sohbet ederken biri gökyüzüne bakıp, “Gökte bulut var, yağmur yağacak,” der.
Öteki birden öfkelenir: “Utanmaz! Sen bana nasıl ördek dersin?” diye çıkışır.
Adam şaşırır: “Ben sana ördek demedim. Sadece gökte bulut var, yağmur yağacak dedim.”
Öteki ısrar eder: “Evet, öyle dedin. Yağmur yağacak, sel olacak, dere taşacak, göl meydana gelecek. Gölde de ördek yüzecek. Demek ki sen bana ördek dedin!”
İşte bazen sözün kendisinden çok, söze yüklenen zorlama anlam meseleyi büyütür. Benim yorumum üzerine gösterilen tepki de bana biraz bu örneği hatırlattı. Ortada genel bir yolsuzluk eleştirisi vardır. Bu eleştirinin muhatabı adı geçen bir şahıs değil, Türkiye’de yıllardır büyüyen kamu ahlâkı krizidir.
Semih Bey, ülkücü hareketle büyüyen MHP’nin önemli şahsiyetlerinden biridir. Benim hayatımın önemli bir bölümü ülkücü fikir hareketinin içinde geçti. 1969’da Genç Ülkücüler Antalya Şubesi başkanlığından başlayarak, Ülkü-Bir şube başkanlıkları dâhil olmak üzere ömrümün hatırı sayılır bir kısmını bu fikrî mücadeleye verdim. Bu hareketin sokaklarında, ocaklarında, derneklerinde, konferanslarında, kitaplarında, kavgasında ve çilesinde bulundum.
Bu yüzden ülkücü camiada siyasal mevki sahibi olmuş kişilerin adlarının yolsuzluk iddiaları etrafında anılması, sıradan bir haber gibi geçiştirilecek bir mesele değildir. Bu durum, en başta ülkücü vicdanı yaralar.
Çünkü ülkücülük yalnızca slogan değildir. Ülkücülük; devlet malını yetim hakkı bilmek, milletin parasına el uzatan kim olursa olsun karşısında durmak, makam, mevki, parti, akrabalık, yakınlık hesabı yapmadan doğruyu söyleyebilmektir.
Bu dava uğruna beş bin şehit verilmiştir. Arkadaşım Yusuf İmamoğlu bir haziran sıcağında İstanbul Üniversitesi Türkoloji koridorlarında şehit edildiğinde cebinde 35 kuruş vardı. Bu kavga maddi bir kavga değildi; vatana adanmışlıktı. Bir siyasi ve fikrî hareketin temsil makamında bulunanların, yolsuzluk iddiaları karşısında en önde ve en yüksek sesle hesap soran yerde durmaları beklenir. Millet de bunu bekler. Ülkücü taban da bunu bekler. Millî vicdan da bunu bekler.
Fakat ne yazık ki zaman zaman bunun yerine, yolsuzluk iddialarını sorgulayanlara karşı alınganlık gösterildiğini, eleştirinin şahsîleştirildiğini, genel ahlâkî itirazların kişisel hakaret gibi algılandığını görüyoruz.
Benim vicdanımı yaralayan da budur.
Sayın Semih Yalçın 1958 doğumludur. Kendisi üç yaşındayken 27 Mayıs 1960 darbesini gören ben, o günlerde on beş yaşında bir çocuktum. Türkiye’nin yaklaşık yetmiş yıllık siyasi çalkantılarını, darbelerini, sokak kavgalarını, fikir mücadelelerini, koalisyonlarını, sağ-sol çatışmalarını, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, milliyetçi hareketin acılarını ve Cumhuriyet’in inişli çıkışlı seyrini yaşayarak gördüm.
Ben hayatım boyunca siyasi olayları Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in değerleri üzerinden değerlendirdim. Öğretmenlik ve idarecilik hayatımda da temel ölçütüm Cumhuriyet ahlâkı, kamu görevi bilinci ve millet malına saygı oldu.
Bugün de aynı yerde duruyorum.
Yunus Emre adını taşıyan bir kurum, yalnızca bir vakıf veya enstitü değildir. Yunus Emre, Türk milletinin en temiz irfan kaynaklarından biridir. Onun adıyla kurulan bir yapının yolsuzluk iddialarıyla anılması, sadece hukukî bir sorun değil, aynı zamanda kültürel ve ahlâkî bir sarsıntıdır.
Yunus Emre’nin adının geçtiği yerde kamu malı konuşuluyorsa, orada herkesten önce ahlâk konuşulmalıdır. Yunus’un diliyle söylersek, insanın önce kendisine bakması gerekir. “Benim Yunus’um” diyenlerin, Yunus’un adını taşıyan kurumlarda ortaya çıkan iddialara karşı daha titiz, daha şeffaf ve daha hesap verici olması beklenir.
Benim “Türkiye’de hırsızlık çoğaldı” sözüm, işte bu ahlâkî sızının ifadesidir.
Bu söz, bir şahsa yöneltilmiş hakaret değil; ülkenin genel gidişatına dair bir vatandaş feryadıdır. Eğer bu ülkede yolsuzluk, usulsüzlük, kamu kaynaklarının hoyratça kullanılması, akraba ve yakın çevre ilişkileri üzerinden makamların dağıtılması gibi iddialar sıradanlaşmışsa, buna itiraz etmek her vatandaşın hakkıdır.
Hele ki kendisini Türk milliyetçisi, ülkücü, Cumhuriyetçi ve devlet ahlâkına bağlı gören bir insan için bu itiraz bir hak olmaktan da öte bir görevdir.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı, yolsuzluk iddialarını dile getiren insanları susturmak değil; o iddiaların üzerine cesaretle gitmektir. Devlet ciddiyeti bunu gerektirir. Siyaset ahlâkı bunu gerektirir. Ülkücü gelenek bunu gerektirir. Cumhuriyet vicdanı bunu gerektirir.
Ben bu yaşımda kimseyle kişisel kavga peşinde değilim. Fakat milletin malına, devletin itibarına, Yunus Emre gibi büyük bir ismin mânevî ağırlığına ve ülkücü hareketin şehitlerle yoğrulmuş ahlakî mirasına sahip çıkmayı da bir vatandaşlık görevi sayarım.
Savcılığın verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararı, hukuken meseleyi bir noktaya bağlamıştır. Fakat bu olayın bana düşündürdüğü asıl soru hâlâ ortadadır:
Türkiye’de yolsuzluk eleştirisi yapan bir vatandaş neden hemen şikâyet tehdidiyle karşılaşır?
Bir ülkede “hırsızlık çoğaldı” demek suç sayılmaya çalışılıyorsa, asıl üzerinde düşünülmesi gereken şey o söz değil, o sözü doğuran toplumsal şartlardır.
Benim söylediğim budur.
Gökte bulut varsa, “bulut var” demek suç değildir. Yağmur ihtimalinden göl, gölden ördek, ördekten şahsi hakaret çıkaran anlayış ise ancak zorlama yorumun ve aşırı alınganlığın konusu olabilir.
Türkiye’nin ihtiyacı bu alınganlık değil; temiz siyaset, temiz kamu yönetimi ve hesap verebilir bir devlet ahlâkıdır.
YANGINDAN SONRA DEĞİL, YANGINDAN ÖNCE!MEHMET YENİKAYNAK
ANTALYASPOR'DA ÇİRKİN OYUNLAR…..TURGAY ALP
CELALETTİN ARİF DEMİREL’İN TANIKLIĞI İLE KEMAL TAHİRAHMET İLBARS
DELİ KADİR'İN İNANILMAZ LEZZETLİ BURDUR ŞİŞLERİBİHTER GÖRDÜ
OLMAYACAKSA MEVLÜT İLE OLMASINKAHRAMAN KÖKTÜRK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER/ADLON'UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİNİZAMETTİN ŞEN
KÖYDE SANATIN İZİGÖZDE SARI
KURTULUŞ SAVAŞI VE YERLİ RUMLARŞENER METE
YENİ PARTİ’Yİ DOĞURAN SÜREÇEŞREF URAL
KOLEKTİF BİR NARSİZM; MİLLİYETÇİLİĞİN AHLAK EŞİĞİTARIK ÇELENK
ÖMÜR, TÜRKÇE'NİN MAKRO KOZMOZUNDA TEK BİR NEFESTEN BAŞKA NE Kİ?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
RADİ FİŞ İLE NÂZIM HİKMETYUNUS YAŞAR
YOLCULUKOYA ÖZGÜR
ELİNE İNCİR SÜTÜ BULAŞSINRAZİYE GÖK AKTAŞ
30 AĞUSTOS 1922 VE SONUÇLARI-3PROF DR RAMAZAN DEMİR
"SUÇ YOKKEN SUÇLU ARAYANLAR, SUÇ VARKEN SUÇLU BULAMIYORLAR"MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE KADINIŞIK YARGIN
KANT’TAN ATATÜRK’E AKLIN ÖZGÜRLEŞMESİMUHARREM YELLİCE
BU DURUM ANTALYASPOR'A FIRSATVEDAT GÜRHAN
HACİVAT LİGHT YEŞİL!..GAZANFER ERYÜKSEL
BİZİ YORAN GERÇEK Mİ, BEKLENTİLERİMİZ Mİ?NİNA ŞAHİN
BEN 12 EYLÜL’Ü SEÇTİM. PEKİ, YA SEN?HASAN YAKUP CANGÜVEN
KİMBİLİR BELKİ DE…OYA BOYSAN
MENÜDEKİ FİYAT OYUNLARINA DİKKAT!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYASPOR'DA BÜLENT KORKMAZ DÖNEMİ SONA ERDİ
HERLİNGS DÜNYA MOTOKROS ŞAMPİYONU
KOCAGÖZ, ZABITA TEŞKİLATI'NIN KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ KUTLADI
5 YILDIZLI OTEL KONFORLU YURT
100. YIL CADDESİ'NDE YENİLEME ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
DOKUMA ETAP 2 İÇİN ORTAK AKIL VURGUSU
ALTINPORTAKAL'DA ULUSAL BAŞVURULAR SONA ERDİ
TANZANYALI 'ARAP OSMAN'IN BAŞPEHLİVANLIK HAYALİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






