Bugün 18 Haziran 2026 Perşembe
  • Antalya29 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6353.55
    %0.16
  • Dolar
    46.4405
    %0.02
  • Euro
    53.2181
    %-0.78

AHMET İLBARS / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AHMET İLBARS / KONUK YAZAR

BİSİKLETE ÖVGÜ

18 Haziran 2026 Perşembe 13:12

Geçtiğimiz günlerde, Fransız sinemasının o büyüleyici geçmişine doğru nostaljik ve bir o kadar da derin bir yolculuğa çıkaran bir video kaydını izledim. "Bu video sinemaya bir saygı duruşu" dedirten türden, insanı ilk saniyeden itibaren yakalayan eşsiz bir görsel şölendi. Mireille Darc ve Pierre Richard’dan Romy Schneider ve Alain Delon’a, Simone Signoret ve Yves Montand’dan Catherine Deneuve ve Philippe Noiret’ye kadar sinema tarihinin en ikonik ikilileri, 60’ların ve 70’lerin o kendine has sıcak atmosferinde, kırsal yollarda yan yana bisiklet sürüyorlardı. Videodan dışarıya taşan o derin sadelik, telaşsız tevazu, yüzlerdeki samimi tebessümler; beni modern dünyanın yapay karmaşasından alıp unuttuğumuz o duru, saf insani değerlere doğru bir yolculuğa çıkardı.

Bu büyüleyici manzara zihnimdeki düşünce kırıntılarını birer birer tetikledi. İlk olarak edebiyatımızın ve felsefe dünyamızın en kıymetli isimlerinden biri olan Nermi Uygur’un Yaşama Felsefesi isimli deneme kitabında geçen o ufuk açıcı "Bisiklet" yazısını yeniden okudum. Hemen ardından, bir dostumun titizlikle dilimize kazandırdığı şair Pablo Neruda’nın "Bisiklete Övgü" şiirinin dizeleri düştü aklıma. Derken, zihnimdeki düşünceler birbirine eklemlenerek daha da genişledi: İskandinav ülkelerinin başbakanlarının ya da bakanlarının sabahları işlerine hiçbir koruma olmadan, sade birer vatandaş gibi bisikletle gidiş gelişleri canlandı gözümde. Hollanda sokaklarında gördüğüm; genç, yaşlı, çocuk, takım elbiseli yöneticiler ya da mavi yakalı işçiler demeden herkesin ortak bir ritimle, pedallara basışındaki o toplumsal eşitliği hatırladım.

Bisiklet, yalnızca ulaşımı sağlayan basit, mekanik bir araç ya da sadece boş zamanlarda yapılan bir spor enstrümanı değildir. Bisiklet; demokrasinin, bireysel özgürlüğün, toplumsal eşitliğin, yatay toplum idealinin ve günümüz dünyasının geleceğini kurtaracak en kritik kavramlarından biri olan sürdürülebilirliğin somutlaşmış bir halidir.

Pedal çevirmek, dikey hırsların esiri olmuş modern dünyaya karşı sessiz ama son derece kararlı, yatay bir başkaldırıdır. Modern kentlerin gökyüzünü yırtan gökdelenleri, gücü, hiyerarşiyi ve sınıfsal üstünlük iddialarını simgelerken; bisiklet, insanı toprağa, doğaya ve en önemlisi kendi özüne yakın tutar. "Yatay toplum" modelinin en adil ve en berrak tezahürüdür bisiklet yolları. Bir ülkenin başbakanı ile o ülkenin fabrikasındaki bir işçiyi aynı şeritte, aynı f iziksel çabayı harcatarak yan yana getiren, aralarındaki tüm yapay unvanları silip atan başka kaç enstrüman vardır bu hayatta? İşte tam da bu yüzden bisiklet, saf ve katıksız bir demokrasi aracıdır. Sınıfsal ayrımları, lüks tüketimin insanoğluna dayattığı sahte statü duvarlarını bir çırpıda yıkar geçer. Sizi altınızdaki motorun beygir gücü değil, kendi emeğiniz, kendi gücünüz ve iradeniz taşır. Bu yönüyle bisiklet, bir özgürlük ve eşitlik çağrısıdır.

Bugün tüm küreyi kuşatan çevresel, sosyal ve yönetişimsel  riskler karşısında da insanlığın elindeki sessiz bir başkaldırıdır bisiklet. Karbon ayak izi bırakmayan, gürültü kirliliği üretmeyen, doğayla kavga etmek ya da onu tüketmek yerine onun akışına uyum sağlayan bu sadelik, sürdürülebilir bir geleceğin de teminatıdır. Nermi Uygur’un o felsefi derinlikle işaret ettiği gibi, bisiklete binmek insanı kendi varlığıyla, çevresiyle, şehirle ve zamanın kendisiyle barıştırır. Neruda’nın şiirinde yankılanan o "coşku" ise mekanikleşen, dijitalleşen ve yabancılaşan dünyaya karşı insanın kendi yaşam ritmini yeniden kendi ellerine almasının muhteşem bir ifadesidir.

Fransız sinemasının o güzel ve unutulmaz insanlarının kırsal yollarda, rüzgârı yüzlerinde özgürce hissederek sürdükleri bisikletler, aslında bugün bizlere kaybettiğimiz o iç huzuru hissettiriyor. Hayatı dikey bir tırmanış, bitmek bilmez bir güç yarışı olarak gören günümüz insanına; sadeliğin, tevazunun ve yatay bir düzlemde yan yana, sevgiyle, dostça akıp gitmenin asıl zenginlik olduğunu hatırlatıyor.  

Bu yazı toplam 173 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim