Bilinir ki, fuarlar bir tanıtım satış organizasyonlarıdır. Ticari, ekonomik bir olay gibi görünse de üretimde yenilikte gelişmede önemli rolleri olduğu düşünülür. Hele resim fuarı gibi sanat fuarları sanat için sanatçı için toplum için pek çok yarar sağlar.
Halkın değişen estetik ihtiyaçlarına buralarda çözüm sunulur.
Yaratıcı düşüncedeki sanatçının uğraşısı aslında ticari olmanın çok ötesinde toplumsal bir hizmet, yüksek bir ideal, üstün bir zevktir.
Kültür hizmeti sayılan bu çabalar, aklı başında toplumlarda daima teşvik, destek, saygınlık görmüştür.
Ekonomik yönü olmayan çabaların zamanla dumura uğradığını bilsek de ekonomisi ağır kaçan sanatsal çabaların sanatı sanat dışına ittiği, sanata zarar verdiği de bir gerçektir. Böyle bir tehlikeyi son günlerdeki sanat festivallerinde de görmek üzücü.
Para peşin hizmet bilahare bile değil.
Katılımcı sanatçılar izleyici estetik seviyesinin üstünde tutulmalı. Fuarlarda sunumun iyi olması halka ulaşılabilmesi çok önemli. İzlenilebilir olmak demektir bu.
Bu tür hizmetler çok zaman devlet desteği bile gerektirir. Halka ait mekanlarda, halka yük bindiren sözleşme ve onayları tasvip etmek mümkün olur mu?
Sanattan anlamak ne kadar önemli ise anlamamak büyük kayıp.
Sanattaki başarının diğer başarıların hep paralelinde ya da önünde olduğu bütün dünyanın gözü önündedir.
Biz de görmeye başlar mıyız?
Kentlerimiz sahipsiz, insanlarımız sanatsız kalmamalı.
Mustafa Kemal, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nü 1935 yılında herhangi bir baskının zorlamanın sonucu kurmadı.
Memleket için hakiki mefkure O’nun çizgisi, O’nun hedefleridir.
Sanatla kalın, sağlıkla kalın.
Bu yazı toplam 160 defa okunmuştur.