Bugün 04 Mayıs 2026 Pazartesi
  • Antalya10 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6700.9
    %-0.02
  • Dolar
    45.1767
    %-0.01
  • Euro
    52.9845
    %0.04

NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR

YİNE DE KENDİNE GİT/ŞERİF KUTLUDAĞ

04 Mayıs 2026 Pazartesi 02:14

 

​Git, git, git de yine de kendine git
En güvenli liman sensin unutma!
Unutursan bu âlemin gerçeğin
Irmaktaki bir yongasın unutma!

​Göz yaşları kalbe akar elbette
Bir kor olur yakar geçer elbette
Kıskananlar güler bakar elbette
Denizdeki bir dalgasın unutma!

​Her kül, kendi ateşini soğutur
Geceler de güneşini uyutur
Elbet gençlik Hakk’ın kula lütfûdur
Tespihteki bir halkasın unutma!

​Hayat denen aşk yolunda yolcusun
Vücuduna ömrünce hep kolcusun
Doğru yolda ne sağcı ne solcusun
Hak yolunda bir çılgasın unutma!

​Gutmuloğlu derki, gitme kendinden
Eksilmesin güzellikler evinden
Nasiplensin cümle âlem sevinden
Hak yolunda bir yolcusun unutma!

Şerif Kutludağ, Güneş Ektim Gönlume, Boy Yayınları, 2017 Denizli, Sayfa 94. 

Dışarıdaki gürültü o kadar arttı ki, günümüz insanı kendi iç sesini duyamadan hayatın içinden geçip gidiyor. Tam da bu savruluşun ortasında Şerif Kutludağ’ın “Yine de Kendine Git” başlıklı şiiri, yorgun bir neslin ruhuna  ilk adımların pusulası oluyor.  Bugün her yerde “daha hızlı ol, daha çok üret, daha çok görün” diyen bir kültür var. Oysa şair fısıldıyor: Dur. Nefes al. İçerideki o kadim odaya dön. 
Başlıktaki “yine de” vurgusu, mükemmel bir kurtuluş hikâyesi anlatmıyor. Tam tersine, insanın kaçınılmaz savrulmalarını, tekrar tekrar yoldan çıkışlarını biliyor ve her düşüşten sonra yeniden merkeze dönme ısrarını yürekten savunuyor. Modern psikoloji buna “farkındalık”, geleneğimiz “iç hesap” der. Şiir ise kısaca “kendine dönüş” der. Aslında hepsi aynı kapıya çıkar: Gürültünün içinde kaybolmadan önce, kendi sesini dinlemeyi hatırlamak.
“Git, git, git de yine de kendine git / En güvenli liman sensin, unutma!”
Şair, “git” fiilini üç kez yinelerken dışarıya kaçış değil, zihnin ve ruhun sürekli savruluşunu imler. Nereye, hangi şehre, hangi kalabalığa sığınırsan sığın; asıl varacağın yer kendi içindir. Peki ya bu hakikati unutup akıntıya kapılırsak? Şair hemen ardından “ırmaktaki bir yongasın” metaforuyla hatırlatır: Yönünü ve özünü yitiren insan, artık iradesiyle yürüyen bir yolcu değil, rüzgârın önünde sürüklenen bir nesnedir. 
Modern dünya acıyı gizlemeyi, hep güçlü görünmeyi dayatır. Oysa şair tam tersini söylüyor: “Göz yaşları kalbe akar elbette / Bir kor olur yakar geçer elbette.” İçe çekilen hüzün bizi tüketmez, aksine olgunlaştırır. Acı bir yıkım değil, bir büyüme sürecidir. Başkalarının ne dediğine takılıp kendinizi yalnız veya yetersiz hissetmeyin.
Şerif Kutludağ, “denizdeki bir dalgasın, unutma” dizesiyle insanın varoluşunu etkileyici bir metaforla ifade eder. Dalga kıyıya vurur, geri çekilir; fakat asla yok olmaz, hep aynı denizin bir parçası olarak varlığını sürdürür. İnsan da tıpkı bunun gibi, zaman zaman savrulsa, geri çekilse ya da kaybolmuş gibi hissetse bile, özünden ve ait olduğu bütünlükten kopmaz. Şair, bu benzetmeyle insanın kendi varlığını yeniden fark etmesine ve özüne yönelmesine güçlü bir anlam zemini sunar.
“Her kül, kendi ateşini soğutur / Geceler de güneşini uyutur.” Bu dizeler bize tek bir şeyi hatırlatıyor: Hiçbir acı sonsuza dek sürmez, hiçbir karanlık kalıcı değildir. Zaman geldiğinde her şey yerini bulur, yara da dinlenir. Şair, hayatın gelip geçiciliğini ve değerini “tespihteki bir halka” benzetmesiyle anlatıyor. Tıpkı tespihin her halkasının bir ip etrafında anlamlı bir bütün oluşturması gibi, biz de görünmez ama sağlam bir düzenin küçük, eksiksiz bir parçasıyız. Yalnız veya kopuk hissetmek yerine, bu bütünlüğe tutunmak asıl insan olma halidir.
Hayat, başkalarını sollamak için koşulacak bir parkur değil, sevgi ve anlamla yürünecek bir yoldur. Bedenimiz bu yolculukta bize geçici olarak verilen bir emanet; biz de ona iyi bakmak, onu yormadan taşımakla yükümlüyüz. Şair, “Doğru yolda ne sağcı ne solcusun / Hak yolunda bir çılgasın, unutma!” derken bizi her türlü etiketten arınmaya davet ediyor. Bugün siyasi kutuplaşmalar, “taraf seç” baskısı ve hazır ideolojik kalıplar insanları birbirinden ayırıyor. Oysa gerçek yol, kalabalıkların peşinden sürüklenmekle değil, vicdanın sesini dinleyerek yürümekle bulunur. Önemli olan hangi kampta durduğunuz değil; yürüdüğünüz yolun samimi, doğru ve insanca olmasıdır.
Şair, Gutmuloğlu mahlasıyla son sözünü şöyle özetliyor: “Gitme kendinden / Eksilmesin güzellikler evinden.” İnsan özünden uzaklaştığında iç dünyası boşalır. Kendine dönmek bir kaçış değil, gerçek evine ulaşmaktır. İç huzurunu ve sevgiyi bulan insan, bu sıcaklığı çevresine de yayar. Şerif Kutludağ’ın bu şiirinde verdiği mesaj aslında oldukça nettir: Dış dünyanın gürültüsü ne kadar artarsa artsın, insanın aradığı hakikat dışarıda değil, kendi içindedir. Ancak burada “kendine dönmek” ya da “olduğu gibi kalmak” ifadesi, çoğu zaman yanlış anlaşılabilecek bir derinliğe sahiptir. Bu, insanın kendini olduğu hâliyle bırakması, değişmemesi ya da gelişime kapalı olması anlamına gelmez. Aksine, bu çağrı insanın özüne, yani yaratılışındaki hakiki potansiyele yönelmesini ifade eder. Gerçek özgürlük de başkalarının beklentilerine değil, kendi iç sesine kulak verebilmekte saklı çünkü 
sonunda bizi, her zaman en çok ihtiyaç duyduğumuz yere, yani kendi özümüze götürecektir.

whatsapp-image-2026-05-04-at-02-06-11.jpeg

whatsapp-image-2026-05-04-at-02-06-29.jpeg

Bu yazı toplam 156 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim