Bugün 07 Ocak 2026 Çarşamba
  • Antalya11 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6121.517
    %0.00
  • Dolar
    43.0386
    %0.00
  • Euro
    50.336
    %0.00

HALİL ERDEM / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HALİL ERDEM / KONUK YAZAR

YURT

06 Ocak 2026 Salı 13:38

 

Değerli okurlarım, yurt bildiğiniz gibi öz Türkçe bir sözcük. Anlamını da biliyoruz, buradan nereye varacaksın diyebilirsiniz. Herkes bu sözcüğün eş anlamını vatan olarak bilir. Vatan, Arapça bir sözcük. Muhafazakâr sağ siyaset dilinde vatan millet dilden düşmez. Sol kesim ise kendini “Yurtsever” olarak tanımlar. “Milliyetçilik” yerine de “ulus” kullanırlar. Yurt sözcüğünün tarihi temelinden kaynaklanan anlamını ve Teke yöresinde Yörüklerin, göçerlerin sıkça kullandığı “yurt” sözcüğün çok renkli, maddi karşılığından söz edeceğim.

Yöremizde iğnenin deliğine yurt derler. Yaşlılar iğnenin deliği değil, iğnenin yurdu, derlerdi. Yaşlılarımız: “Gözüm görmüyor, iğnenin yurduna ipi geçiremiyorum,” derlerdi. Bu iğnenin deliğine neden yurt dendiğini temeline biraz daha inersek: Türklerin Ergenekon’da sıkışıp kaldıklarında önlerinde engel olarak duran dağın demir içeriğinin ateşle eritilmesi sonucu oluşan delikten çıkıp hayat bulmalarına “yurt” dediler. Bu kadim söz anlam olarak Ergenekon’dan önce var mıydı bilmem, ama bu temelden hareketle olsa gerek iğnenin deliğine yurt dediler.

Yurt sözcüğü TDK ya göre de çok geniş anlamalar ifade ediyor.

*Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan Türk yurduna Türkiye denir.

*Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya yaşadığı kuruma da yurt denir.

Göçebe Türklerin oturduğu çadıra da yurt deniyordu. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yere sahip olunan araziye de yurt diyorlar.

Göçer Yörükler olsun, yerleşik hayattaki Türkmenler olsun, kendileri için yaylalarda yaşam alanları olabilecek suyu, otlağı olan bir yeri kendilerine yurt tutarlardı. Orası o ailenin yurdu olurdu. Bu nedenle herkes kendine özgü isimler verirdi. Çukuryurt, Esenyurt gibi. Aynı yurdu farklı birkaç ailenin paylaştığı da olur. Bu aileler köylerinde yaşadığı gibi dayanışma içinde hep birlikte yaşarlardı. Havaların ısınmasıyla yayladaki yurtlarına yerleşen aileler, orada yaşam döngüsündeki tüm gerekleri yaşarlardı.

Bu yurtlardaki yaylacılığın adeta kurumsallaşmış olduğunu da görüyoruz. Gölhisar’ın 1963 yılında belediye başkanlığını yapmış Hasan Salman diyor ki: “Belediye heyeti olarak yurduna göçmüş halkımızı, aileleri yurtlarında tek tek ziyaret eder, açılan yayla sezonunu kutlardık. Silahı olanlar silah ateşleyerek bizi karşılardı. Silahı olmayanlar ise eşek dışkısını (bokunu) ateşte yakar, közleştirir tam heyet geçerken üstüne sopayla vurarak bir ışık patlaması yaratırlardı; şimdiki maytaplar gibi yani, buna “tos patlatma” derledi, diyor. Belediye heyetine ilk doğan kuzunun, oğlağın ağız sütüne şeker katıp bu şekilde elde edilen yepinti adı verilen tatlıyı ikram ederlerdi, komşularıyla paylaşırlardı.”

Yörükler yaylasındaki yurdunda kız isteme, nişan atma ve düğünlerine varana kadar bütün geleneklerini yaşarlardı. Yayla yurdundaki düğünlerinde aynı yerleşik hayattaki gibi evinde nasıl konuklarını karşılayıp ağırlıyorsa, yayla yurdunda da aynısını yapardı.

Daha doksanların başında Maşta’ya ait Avdan yaylasında böyle bir düğüne gitmişliğim vardır. Yörük yurdunda derme çatma bir çoban evinden, gelin alma havaları çalan, davul zurna eşliğinde al başlı bir gelin çıkmıştı ki, görmeye değerdi.

Bu yurtlarda aile çocuğunu evlendirdiği gibi askere de gönderirdi. Yani yılın altı ayını geçirdiği yayla yurtlarında aileler beşeri hayatın tüm gereklerini yaşardı.

Bu yazı toplam 935 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim