Bugün 31 Mayıs 2026 Pazar
  • Antalya21 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6686.86
    %0
  • Dolar
    45.7337
    %0
  • Euro
    53.3823
    %0

GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

GAZİ SAVAŞ MUHABİRİ COŞKUN ARAL

31 Mayıs 2026 Pazar 19:46

Yaşamla ölümün örtüşüp de ayrışması. “Hayatım boyunca” der Coşkun Aral, “burun buruna olduğum iki gerçek, savaş meydanlarında geçen on yıllardır.”  

Gazeteciliğe başladığı yıllarda (1974 sonrası) Türkiye’de “sağ-sol” çatışması vardır ve kendini iç savaşın hüküm sürdüğü Lübnan’da bulur. “Lübnan benim savaş üniversitem olacaktı” der. 

Ölüm-yaşam sarmalında geçen günler ve yıllar önce nedenini niçinini sorgulamaya çalışsa da insanlığın çıldırmaya başladığını düşünecektir. Lübnan, Afganistan, İran, Irak, Filipinler… Afrika, Asya, Avrupa, Amerika… Coğrafyalar değişse de aynı karelerdir karşısına çıkan. 

“Tüm fotoğraflarıma” der Coşkun Aral, “bu anlamsız ölümler karşısında afallamış, şaşırmış, hissizleşmiş, katranlanmış gözbebeklerimin olması işte bu yüzdendir.” Ve sorar kendine o yanıtsız soruyu, “İnsan, çare varken çaresizliği, bilim varken hurafeyi, yaşamak ve yaşatmak varken ölmeyi ve öldürmeyi neden seçer?”

Gezginler, merak katsayısı yüksek, yolun/yolculuğun sürprizlerine hazır kişilerdir. Hele savaş muhabiri iseniz sürpriz katsayısı daha da artar. Gezginliği taçlandıran ise günlük tutmalarıdır veya dönüşte onları kaleme almış olmaları.

20. yüzyılın savaş muhabirleri se tam anlamıyla kelle koltukta gezginlerdir. Ortalama insanın üste para versen gitmeyecekleri yerlerdir ateş hatlarındaki cepheler. Onlar ateş hatlarının silahsız gezginleridir. Fotoğraf makineleri ise yaşananları zapt ve raptetmenin günce notlarıdır. 

Coşun Aral “İmkânsız Coğrafyalar” adlı kitabında gazeteciliğe başladığı 1974’den başlayarak okurlarını heyecan katsayısı yüksek, soluk soluğa okunan bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Kitap bittiğinde birkaç polisiye roman okumuş gibi hissediyorsunuz kendinizi. 20. Yüzyılın son çevreyi ile 21. Yüzyılın başlarını içeren yolculuğa hazır mısınız? O yılları yaşayanlar için medyada okuyup gördüklerinin perde arkasına bir yolculuk bu. O yılları yaşamayan genç kuşaklar için ise yakın tarihin saklı defterleri bu kitap. 

Coşkun Aral’ın yaşamında ufuk turu

Coşkun Aral, 1977 yılı kanlı 1 Mayıs olaylarında çektiği fotoğraflarla ilk kez Sipa Pres Ajansı yoluyla adını dünyaya duyurmuştur. Bu olaya ilişkin fotoğraflarıyla Time, Newsweek dergilerinde de yer almıştır. Bunu izleyen yıllarda Sipa Ajansı’nın Türkiye muhabirliğini üstlenecektir. Ayrıca Türk basınında da Türk Haberler Ajansı, Milliyet ve Hürriyet gazeteleriyle de serbest gazeteci olarak çalışmıştır. 

1980 yılında ilk defa Sipa Pres Ajansı adına Türkiye dışında görev alır. Polonya’da ünlü Gdansk Grevi, İran, Irak olaylarına ilişkin çalışmalarıyla uluslararası platformda adını duyurmuş oldu. 12 Eylül 1980 darbesini daha önce yaptığı arşiv çalışmalarıyla ünlü Newsweek, L’Exspress, dergilerinin kapaklarında ve yüzlerce uluslararası derginin sayfalarında yayınlandı.

14 Ekim 1980 günü kaçırılan bir uçakta dünyada ilk kez hava korsanlarıyla bir röportaj yaparak Türk ve dünya basınında adından söz ettirmiştir. Aynı olayla Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde ödüllere değer bulunmuştur. 1980 yılından başlayarak sürekli olarak Lübnan, İran, Irak, Afganistan, Kuzey İrlanda, Çad ve Uzakdoğu’da meydana gelen savaşları görüntülemiştir. 

1986 yılında fotoğrafa ilaveten Türkiye’de 32. Gün adına başlattığı savaş TV muhabirliğinin 20 yıl sürdürmüştür. Yapım ve yönetmenliğini üstlendiği Haberci programı Türkiye’nin yanı sıra uluslararası TV kanallarında da yayınlanmıştır. 

Coşkun Aral, Türkiye’nin ilk bilgi be belge kanalı İz TV’nin kurucularındandır. 2006 yılında Avrupa’da verilen Hot Bird TV Ödülleri’nden bir mansiyonla dönen İz TV, 2007’de belgesel dalında Hot Bird TV ödülüne değer bulunmuştur. 

2012 yılında ODTÜ Üniversitesi Senatosu kararı uyarınca, mesleğin ‘Üstün Hizmet Ödülü’ne değer bulunmuştur. 

Coşkun Aral, 2018 yılında Youtube üzerinde “Coşkun Aral Anlatıyor” markasıyla yayına başlar. 2019 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından fahri doktora payesiyle onurlandırılmıştır. 11 Ocak 2020 tarihinde yayın hayatına başlayan habitat btv’nin kurucuları arasında yer almıştır. 2023 yılında Altın Safran Belgesel Film Festivali’nde ‘Belgesel Sinema Emek Ödülü’ ve aynı yıl Türkiye Foto Muhabirleri Derneği tarafından ‘Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne değer bulunmuştur. 

Neden Gazi Savaş Muhabiri? 
14 Haziran 1985’e gelindiğinde Lübnan’daki iç savaş şekil değiştirir. O güne kadar birbirine silah doğrultan iki örgüt Hizbullah ile Emel örgütleri, İsrail hapishanelerinde tutulan yüzlerce Şii Müslüman’ın serbest bırakılması amacıyla ortaklaşa bir eylem yaparlar. Dünyanın dikkatini çekecek bir uçak kaçırması planlanmıştır. Atina’dan Roma’ya giden Amerikan Trans World Airlens’a ait 847 sefer sayısı uçak, 139 yolcusu ve sekiz mürettebatıyla kaçırılarak Beyrut Havalimanı’na indirilir. Haberi duyan tüm muhabirler havalimanına gelmiştir. 

Hava korsanları Beyrut’ta yakıt ikmali yaparlar ve bazı yolcuları da serbest bırakarak Cezayir’e giderler. Cezayir’de de serbest bırakılan yolcular olur ve uçak tekrar Beyrut Havalimanı’na döner. Uçaktaki Amerikalı bir denizci dövülerek öldürülür ve ölü bedeni havalimanının apronuna atılır. Yolcular arasında bulunan Yahudi olanlar ile adı Yahudi’ye benzeyenler rehin tutulmaktadır. Amerikalılarla rehine pazarlığı 17 gün sürer. Tüm bu süre içinde muhabirler havalimanında yatıp kalkarak olan biteni takip etmektedirler. 30 Haziran 1985’te tüm yolcular serbest bırakılır. Serbest kalanlar arasında ünlü şarkıcı Demis Roussos da vardır. 

Sipa Press ellerindeki objektifleri yetersiz olduğunu düşünerek bölgeye gelen bir başka basın ekibiyle 800 mm’lik bir özel objektif göndermiştir.  Bir metre boyunda, netliği gemi dümenine benzeyen bir sistemle yapılabilen ve iki kişinin taşıyabileceği özel bir objektiftir bu. Bu objektif sayesinde uçağın kaçırılmasından sonra uçaktan inip, ellerindeki kalaşnikoflarla hava atan korsanların neredeyse portrelerinin çekmek mümkündür. Sıcaktan yüzündeki kar maskesini çıkaran bir korsan Coşkun Aral ile Alfred’i tanır çünkü elindeki dürbünle iki gazetecinin konuşlandığı terasa bakmaktadır. Bu durum özel objektifin sayesindedir ve hayatlarını değiştirecek önemli bir olayın da başlangıcıdır. 

Güney Lübnan’ın İsrail işgalinden kurtarıldığı günlerde cephede birlikte oldukları Şii milistir onlara uçaktan dürbünle bakan ve tanıyan. Şii milis Coşkun Aral’ı Ebu Osmani, Alfred’i ise Ebu İrani diye çağırmaktadır. Ertesi gün terasa kahvaltı malzemeleriyle onları ziyarete gelecek kadar da rahattır. Onu Lübnan Havalimanı’nda kimse tanıyamamıştır. Onlara olan güveninin sebebi ise cephede İsrail’e karşı birlikte ölüm riskini paylaşmalarıdır. Bu güvene dayanarak uçağın içinde film çekip çekemeyeceğini sorarlar. Ona film verirlerse fotoğraf çekip çekemeyeceğini soracağını söyler. Coşkun Aral da Alfred de heyecanlı bir bekleyişe girerler. Uçak kaçırılması olayı dünya gündeminin birinci sırasındadır çünkü. Korsanlardan birinin onları ziyarete gelmesi ise dünya çapında bir risktir. Bu olaydan beş yıl önce yine kaçırılan bir uçakta korsanlarla yaptığı röportaj Coşkun Aral’ın meslek hayatının sıçramalı gelişme noktası olmuştur. (1980 yılında yaşanan bu uçak kaçırma olayının ayrıntılı hikâyesinin İmkânsız Coğrafyalar kitabının 39-54. sayfalarında okuyabilirsiniz.) 

Pistin hemen yanındaki Filistin kampından açılan ateş sonucu eylemin düzenleyicisi olduğu söylenen bir Şiir milis hayatını kaybetmiştir. Öldürülen milis için uçağın hemen yanında cenaze töreni düzenlenecektir. Dünya basınının gözleri önünde uçağın yanına bir top arabası getirilir. Olayları terastan seyrederken yapılacak cenaze töreni için bütün basın mensupları piste inerler. Tabut top arabasına yerleştirilmiştir. Dini tören başlar ve ne olduysa ondan sonra olur. Kalabalıkta bir itiş kakış başlar ve düşen Coşkun Aral kendini top arabasının altında bulur. Aynı anda tabutun üstüne kapanan bir milis de top arabasının hareketiyle yere düşmüştür. Top arabası önce boylu boyunca sol bacağının, sonra da sağ ayak topuğunun üstünden geçer. Düşen milisin ise karnından. Coşkun Aral can acısıyla öyle bir bağırmıştır ki etrafındaki insanlar açılır. Coşkun Aral ve ağır yaralı milis bir arabanın bagajında hastaneye götürülür. Beyrut Amerikan Hastanesine… Yanında ise Time adına çalışan bir yerel muhabir vardır. Hastanenin girişinde bir sedyenin içinde yatmaktadır. Onu gören doktor sağ bacağının ampute edilmesi (kesilmesi) gerektiğini söylemektedir. Coşkun Aral beyninden vurulmuşa dönmüş döner, tüm meslek yaşamı sona erecektir. Hemen ameliyata alacaklardır ki bekleyip bekleyemeyeceklerini sorar. Gelen cevap bekleyemeyecekleridir. Ancak yurt dışına gönderilme olanağı varsa bacağın kurtulabileceğini söylerler. Çünkü bu hastanede yapılabilecek tek şey bacağının kesilmesidir. 

Ancak, Sipa Press aracılığıyla Time’a çalıştığı için bir şeyler yapılama olasılığı vardır. Time sorumlusunun hastaneye geldiğini, o gece özel bir seferle Paris’e götürüleceğini öğrendiğinde ise çok sevinmiştir. Ancak bir de kötü haber vardır. Sipa Press adına Newsweek adına çalışan arkadaşı Alfred kaçırılmıştır. 

O gece Larnaka aktarmalı Paris uçağına bindiğinde yaralanması hem Türkiye’de hem de dünyada haber olmuştur bile. Onu Paris’te Gökşin Sipahioğlu karşılayacaktır. Paris’teki Amerikan Hastanesi’ne götürülür. Orada yapılan ilk müdahaleden sonra birkaç günlük özel bir tedaviyle bacağı ve topuğu kurtarılır. Yeniden ayağa kalması ise hayli uzun süren fizik tedavi gerektirmiştir. Tabii ki kalıcı hasar vardır ancak yürüyebildiği için şanslıdır.   

Coşkun Aral’ın Lübnan için “benim savaş üniversitem” demesinin sebebi işte bu yaşadıklarıdır.

whatsapp-image-2026-05-31-at-18-05-26.jpeg

whatsapp-image-2026-05-31-at-18-06-49.jpeg

Bu yazı toplam 81 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim