Bugün 20 Mayıs 2026 Çarşamba
  • Antalya22 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6572.33
    %0.05
  • Dolar
    45.5917
    %0.01
  • Euro
    52.8775
    %-0.23

HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR

İKİ İNSAN, BİR HAYAT, ORTAK BİR GELECEK

20 Mayıs 2026 Çarşamba 12:52

İnsan, yalnızca kendi iradesiyle var olan bağımsız bir canlı değil; içinde yaşadığı toplumun değerleri, inançları, ilişkileri ve kültürel kodlarıyla şekillenen sosyal bir varlıktır. Hayatın her aşamasında üstlendiği roller; onun yalnızca çevresiyle kurduğu ilişkileri değil, aynı zamanda düşünce dünyasını, sorumluluk anlayışını ve geleceğe dair beklentilerini de belirler. İnsan; aile içerisinde evlat, kardeş ve ebeveyn; toplum içerisinde birey; çalışma hayatında ise iş ve meslek sahibi olarak farklı kimlikler taşır. Zaman içerisinde bu roller, insanın karakterini olgunlaştıran, sorumluluk anlayışını ve kurduğu ilişkilerin niteliğini belirleyen ve hayat karşısındaki duruşunu şekillendiren temel unsurlara dönüşür.

Ancak insan, sahip olduğu her sosyal statünün beraberinde getirdiği sorumlulukları da taşımak zorundadır. Çünkü toplum içerisinde saygın bir yer edinmek, hayatı yalnızca bireysel arzular üzerinden değil; ortak bir bilinç, düzen ve dayanışma anlayışı içerisinde sürdürebilmekle mümkündür. Hak sahibi olmak kadar sorumluluk üstlenmek de insan olmanın kaçınılmaz bir gereğidir.

Bu sorumlulukların en anlamlı ve en önemli olanlarından biri ise hiç şüphesiz evliliktir. Evlilik; yalnızca iki insanın aynı hayatı paylaşma kararı değil, aynı zamanda yeni bir dünyanın, yeni bir kimliğin, ortak bir hayatın, müşterek sorumlulukların ve birlikte inşa edilen bir geleceğin başlangıcıdır. Sevginin sadakatle, fedakârlığın merhametle, güvenin ise ortak mücadeleyle anlam kazandığı bu müessese; insan hayatındaki en önemli sosyal ve manevi eşiklerden biridir.

İnsan belli bir yaşa ve hayat tecrübesine ulaştığında, yalnızca kendisi için yaşamayı yeterli görmez. Hayatın sevinçlerini paylaşacağı, zorluklarını birlikte omuzlayacağı, huzur bulacağı ve geleceğe aynı pencereden bakacağı bir yol arkadaşına ihtiyaç duyar. Çünkü insan; yalnızca maddi ihtiyaçlarıyla var olan mekanik bir varlık değildir. Onu diğer canlılardan ayıran en temel özellik; ruhu, vicdanı, muhakemesi, duyguları ve geleceğe dair taşıdığı umutlarla anlam arayan bir varlık oluşudur. İnsan sever, bağ kurar, güvenmek ister, anlaşılmayı arzular ve hayatını paylaşabileceği bir aidiyet duygusuna ihtiyaç hisseder.

Bu nedenle evlilik; yalnızca hukukî ya da toplumsal bir sözleşme değil, iki insanın duygu, düşünce, karakter ve hayatlarını ortak bir gelecekte birleştirme iradesidir. Hür iradeleriyle birbirini seçen iki insanın kurduğu yuva; yalnızca bugünü değil, geleceğe dair umutları, hayalleri, mücadeleleri ve dayanışmayı da içinde taşır. Kurulan her aile, aslında toplumun geleceğine atılmış güçlü bir temel anlamı taşır. Çünkü güçlü toplumlar, sağlam aileler üzerinde yükselir.

Bu yönüyle evlilik; sıradan bir birliktelik değil, hem toplumsal hem de manevi tarafı son derece güçlü olan köklü bir müessesedir. Tarih boyunca farklı medeniyetlerde ve inanç sistemlerinde aile kurumunun temeli kabul edilmiş, daima korunmuş ve teşvik edilmiştir. İslam dininde ise evlilik; yalnızca sosyal bir düzenin değil, aynı zamanda huzurun, iffetin, sadakatin ve neslin muhafazasının temel dayanaklarından biri olarak görülmüştür.

Evlilik, Allah’ın emri ile birlikte Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) sünneti olarak kabul edilen; insan hayatına anlam, huzur ve manevi derinlik kazandıran en güçlü bağlardan biridir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav), bir hadis-i şeriflerinde evliliğin önemine dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır:

“Nikâh benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı siz(in çokluğunuz) ile iftihar edeceğim. Kimin maddi imkânı varsa hemen evlensin. Kim maddi imkân bulamazsa (nafile) oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır.”

Bu hadis-i şerif; evliliğin yalnızca dünyevî bir birliktelik olmadığını, aynı zamanda insan hayatını disipline eden, toplumsal düzeni güçlendiren, neslin muhafazasına katkı sunan ve manevi sorumluluk taşıyan önemli bir sünnet olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

İşte bu anlayış ve inanç doğrultusunda geçtiğimiz gün; emekli bürokrat ve İzmir Adıyaman İl ve İlçeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Avukat Hasan Akgün’ün kızı Feyzanur Akgün ile Malatyalı iş insanı Çelebi Akkaya’nın oğlu Sertaç Akkaya’nın hayatlarını birleştirme yönünde aldıkları karar, yalnızca iki genç insanın aynı hayatı paylaşma arzusu ve iki ailenin akrabalık bağı kurması değil, aynı zamanda iki güçlü kültürel birikimin, iki farklı hayat tecrübesinin ve iki güçlü manevi disiplininin, devlet terbiyesiyle şekillenmiş bir aile geleneğiyle üretim, emek ve ticaret kültürünü temsil eden iki saygın çevrenin ortak değerler etrafında birleşmesine de vesile oldu.

İzmir’de son derece zarif ve samimi bir atmosfer içerisinde gerçekleştirilen düğün merasimi; yargı, siyaset ve iş dünyasından birçok önemli ismi aynı çatı altında buluşturdu. Gece boyunca hissedilen sıcaklık, nezaket ve içtenlik; ailelerin toplum içerisindeki saygın konumunu ve kurdukları güçlü sosyal bağları açık biçimde ortaya koydu. Özellikle Yargıtay Üyesi Mahmut Akgün’ün taşıdığı hukuk birikimi ve devlet tecrübesi, geceye ayrı bir anlam ve ağırlık kazandırdı.

Bugün ilişkilerin hızla tüketildiği, bireyselliğin toplumsal bağların önüne geçtiği ve insanların giderek yalnızlaştığı bir çağda; evlilik kurumunun taşıdığı anlam her geçen gün daha da kıymetli hale gelmektedir. Çünkü evlilik; yalnızca mutlu günleri paylaşmak değil, zor zamanlarda birbirinin yanında durabilmek, hayatın yükünü omuz omuza taşıyabilmek ve her şart altında aynı mücadele iradesini sürdürebilmektir. Sevginin yanında sabrı, anlayışı, sadakati ve fedakârlığı da içinde barındıran aile kurumu; güçlü toplumların temelini oluşturmaya devam etmektedir.

Feyzanur ve Sertaç çiftinin attığı bu anlamlı adım, ailelerin yıllar boyunca inşa ettiği değerlerin yeni nesillere aktarılmasının da güzel bir örneği oldu. Gece boyunca hissedilen samimiyet, dostluk ve birlik ruhu; evliliğin yalnızca iki insan arasında kurulan bir bağ olmadığını, aynı zamanda aileleri, dostlukları ve toplumsal dayanışmayı da güçlendiren önemli bir köprü olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bu düğün merasimi; gösterişten uzak fakat anlamı son derece derin atmosferiyle, sevginin, saygının, köklü aile bağlarının ve toplumsal dayanışmanın hâlâ bu toplumun en güçlü değerleri arasında yer aldığını bir kez daha ortaya koydu. Çünkü zaman değişse de insanın huzur arayışı değişmiyor; şartlar farklılaşsa da sevgiye, güvene, sadakate ve aidiyet duygusuna duyulan ihtiyaç ortadan kalkmıyor.

Hayatın bütün karmaşası içerisinde insanı ayakta tutan en güçlü şey; yanında kendisini anlayan bir yüreğin varlığıdır. Kurulan her sağlam yuva ise yalnızca iki insanın mutluluğunu değil, aynı zamanda toplumun geleceğini, kültürel devamlılığını ve insanî değerlerin yarınlara taşınmasını da temsil eder.

Bu vesileyle çocuk gelişimi alanındaki akademik birikimini, merhamet duygusunu ve insan yetiştirmenin ne denli büyük bir sorumluluk olduğunu bilen bir hassasiyetle hayatına yön veren Feyzanur Akkaya ile; emeği, üretimi ve sağlam karakteriyle geleceğini inşa eden maden mühendisi Sertaç Akkaya’ya bir ömür boyu sağlık, huzur, bereket ve mutluluk diliyorum. Kurdukları yuvanın; sevgi, sadakat, anlayış ve güven temelinde her geçen gün daha da güçlenmesini, özellikle çocukların ruh dünyasına dokunmayı meslek edinmiş bir anne adayının şefkati ve vicdanıyla geleceğe umut olan nesiller yetiştiren bir aile iklimine dönüşmesini temenni ediyorum. Allah muhabbetlerini daim, yollarını açık, hanelerini huzurlu eylesin. Kurdukları bu güzel yuvanın yalnızca kendileri için değil; aileleri, dostları ve yarınlara emanet edecekleri evlatları adına da hayır, güzellik ve umut vesilesi olmasını diliyorum.

whatsapp-image-2026-05-20-at-10-26-47.jpeg

Bu yazı toplam 99 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim