Bugün 09 Eylül 2026 Çarşamba
  • Antalya28 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6837.72
    %0.74
  • Dolar
    48.4839
    %0
  • Euro
    56.4064
    %0.01

PROF DR RAMAZAN DEMİR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
PROF DR RAMAZAN DEMİR / KONUK YAZAR

9 EYLÜL 1922 TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ-1

09 Eylül 2026 Çarşamba 18:34

 

Giriş
9 Eylül 1922, Türk tarihinin yalnızca askerî bir zafer günü değildir. İzmir’in Türk ordusu tarafından yeniden alınması, yaklaşık üç yıl dört ay süren Millî Mücadele’nin askerî safhasının sona ermesini sağlayan ve Türkiye’nin gelecekteki siyasal yapılanmasının önünü açan tarihsel bir dönüm noktasıdır. Türk Tarih Kurumu da Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi sonucunda Millî Mücadele’nin askerî safhasının sona erdiğini ve Cumhuriyet’e giden sürecin önünün açıldığını belirtmektedir. 
Bu nedenle 9 Eylül’ü yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer olarak değerlendirmek eksik kalır. Asıl önemli olan, 9 Eylül’ün hangi tarihsel şartları değiştirdiği ve bu değişimin Türkiye’nin geleceğini nasıl şekillendirdiğidir.
+++
9 Eylül 1922, askerî zafer ile siyasal bağımsızlık arasındaki ilişkinin en açık örneklerinden biridir. Ancak bu tarih aynı zamanda şu soruyu da gündeme getirir: “Bir ülke savaş meydanında kazandığı bağımsızlığı, siyasal kurumları, hukuk düzeni, ekonomisi, eğitimi ve toplumsal bütünlüğüyle geleceğe taşıyabiliyor mu?” İşte olayın en hassas noktası. 
Türkiye Cumhuriyeti’nin sonraki yüzyılını anlamak için 9 Eylül’ü bu perspektiften okumak gerekir.
+++
Bunun detayları şöyle özetlenebilir:
BİR: 9 Eylül’ün tarihsel anlamını iyi bilmek gerekir. İşgalden egemenliğe doğru giden bir süreci hatırlayalım:
15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgali, Millî Mücadele’nin psikolojik ve siyasal bakımdan en önemli kırılma noktalarından biri oldu., Türk İstiklâl Harbi’nin İzmir’in işgaliyle başlayan sürecinin 9 Eylül 1922’de Türk ordusunun İzmir’e ulaşmasıyla sona erdiğini belirtmektedir. (Türk Tarih Kurumu)
Bu bakımdan 9 Eylül, 15 Mayıs’ın tarihsel karşılığıdır.
15 Mayıs 1919: İzmir işgal edildi. 9 Eylül 1922: İzmir kurtarıldı.
Aradaki 3 yıl 4 aylık süreç, aslında Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin tamamını özetler.
Bu süreç içerisinde: TBMM açılmış, düzenli ordu kurulmuş, İnönü muharebeleri kazanılmış, Sakarya Meydan Muharebesi gerçekleştirilmiş, Büyük Taarruz planlanmış, 30 Ağustos’ta Yunan ordusunun ana kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğratılmış, Türk ordusu süratli takip harekâtıyla İzmir’e ulaşmıştır.
+++
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruzun 30 Ağustos’ta Başkomutan Meydan Muharebesi’yle kesin sonuca ulaşmasının ardından Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emri, askerî zaferin stratejik hedefini ortaya koymuştu. Türk ordusu yaklaşık on gün içinde İzmir’e ulaştı(Özakman,1995). 
Dolayısıyla 9 Eylül, tek başına gerçekleşmiş bir olay değil; 26 Ağustos–9 Eylül arasındaki stratejik harekâtın sonucudur.
+++
İKİ: 9 Eylül’ün en büyük sonucu: Türkiye’nin geleceğine karar verme hakkına sahip olduğudur. 
9 Eylül’ün Türkiye açısından en önemli sonucu, ülkenin geleceğinin başka devletlerin kararlarına bırakılmasının önüne geçmesidir.
Mondros sonrasında Osmanlı Devleti’nin askerî ve siyasal gücü büyük ölçüde ortadan kalkmış, Sevr Antlaşması ise Anadolu’nun parçalanmasını öngören bir düzen yaratmıştı.
Millî Mücadele’nin temel amacı yalnızca işgal kuvvetlerini Anadolu’dan çıkarmak değildi.
Asıl hedef: Türk milletinin kendi geleceği hakkında kendisinin karar verebilmesiydi.
Bu nedenle 9 Eylül’ü yalnızca bir askerî zafer olarak değil, millî egemenliğin fiilî olarak güç kazanması şeklinde değerlendirmek gerekir.
Bu noktada TBMM’nin rolü belirleyicidir. Çünkü savaşın yürütüldüğü merkez İstanbul değil Ankara, kararın kaynağı da padişah hükümeti değil TBMM olmuştur.
Dolayısıyla 9 Eylül, aynı zamanda şu siyasal dönüşümün sonucudur: Saray merkezli siyasal anlayıştan millet merkezli egemenlik anlayışına geçiş.
Bu değişimin hukuki ve siyasal sonuçları daha sonra ortaya çıkacaktır.
Örneğin; 01Kasım 1922’de saltanat kaldırılacak, 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalanacak ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilecektir. (Nutuk, teni bas.2023)
Bu nedenle 9 Eylül ile 29 Ekim arasında doğrudan bir tarihsel bağ bulunmaktadır.
9 Eylül askerî bağımsızlığın, 29 Ekim ise siyasal rejim değişikliğinin sembol tarihlerinden biridir.
+++
ÜÇ: İzmir’in kurtuluşu neden diğer şehirlerden farklı bir anlam taşır? 
İzmir’in sembolik değeri, coğrafi öneminin çok ötesindedir.
İzmir, işgalin başladığı şehir olarak Millî Mücadele’nin kolektif hafızasında özel bir yere sahipti. İşgal, Anadolu’da büyük bir tepki yaratmış; İzmir’in kurtarılması Millî Mücadele’nin başlıca hedeflerinden biri haline gelmişti. ATAM’ın yayımladığı çalışmalarda da İzmir’in Ankara’daki Millî Mücadele açısından adeta temel hedeflerden biri haline geldiği vurgulanmaktadır. 
Bu nedenle İzmir’in kurtuluşu: askerî bakımdan Batı Anadolu’nun kurtuluşunu, psikolojik bakımdan Millî Mücadele’nin nihai zaferini, siyasi bakımdan Ankara hükümetinin gücünü, diplomatik bakımdan yeni bir müzakere döneminin başlamasını, toplumsal bakımdan milletin bağımsızlık iradesinin teyidini ifade ediyordu.
Başka bir ifadeyle: İzmir’in kurtuluşu, savaşın kazanılmasından daha fazlasıydı; savaşın neden yapıldığının somutlaşmasıydı.
+++
DÖRT: 9 Eylül’den Mudanya’ya: Askerî başarı diplomatik güce dönüştü.
9 Eylül’ün en önemli sonuçlarından biri, askerî üstünlüğün diplomatik üstünlüğe dönüşmesidir.
İzmir’in kurtarılmasından sonra mesele artık yalnızca Anadolu’daki Yunan ordusunun yenilmesi değildi. Sırada Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar meselesi vardı.
Bu aşamada İngiltere ile Türkiye arasında doğrudan çatışma ihtimali ortaya çıktı. İtilaf Devletleri Ankara hükümetine ateşkes çağrısında bulundu; ardından Mudanya görüşmeleri başladı ve 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Doğu Trakya’nın Türkiye’ye savaş yapılmadan bırakılması, 9 Eylül’den sonra elde edilen askerî üstünlüğün önemli bir diplomatik sonucuydu.
Burada Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli bir stratejik ders vardır: Askerî güç tek başına yeterli değildir; askerî başarı diplomatik bir kazanıma dönüştürülebildiği ölçüde kalıcı olur. Mustafa Kemal ve TBMM yönetiminin başarısı, savaş meydanındaki zaferi diplomasi masasına taşıyabilmesinde de görülür.
(Devamı var)

Bu yazı toplam 99 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim