- IMKB
% - Altın
6898.09
%0 - Dolar
48.3814
%0 - Euro
56.1226
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 12:16 - 1700 YILLIK ROMA HAMAMI ZAMANA MEYDAN OKUYOR
- 11:58 - ANTALYA’DA EVİN MUTFAĞINDA ÇIKAN YANGINDA EVDE BULUNAN 3 KİŞİ DUMANDAN ETKİLENDİ
- 11:56 - DUMANDAN ETKİLENDİLER
- 11:48 - KAN TER İÇİNDE ELİDE TERLİKLE YALINAYAK KOŞARAK GELDİĞİ SINAVI SANİYELERLE KAÇIRDI
- 11:38 - BAKAN URALOĞLU: "KONYA - ANTALYA ARASINDA SEYAHAT SÜRESİ İLE 20 DAKİKA KISALACAK"
- 11:25 - BAŞKAN UYSAL: "BU ÜLKENİN TEMELİ KÜLTÜRDÜR, KÜLTÜRLERİN KAYNAŞMASIDIR"
- 11:03 - GECE BEKÇİ İNŞAATTA ÖLÜ BULUNDU
- 11:03 - DUACI MAHALLESİ’NDE YOL ÇALIŞMALARINDA İKİNCİ ETAP BAŞLADI
- 10:58 - HATAY’DA ADAYLARIN KPSS MARATONU BAŞLADI
- 10:48 - BAŞKAN UYSAL: "BU ÜLKENİN TEMELİ KÜLTÜRDÜR, KÜLTÜRLERİN KAYNAŞMASIDIR"
- 10:48 - EKİPLERİ HAREKETE GEÇİREN İHBARDA CESET BULUNAMADI
- 10:38 - 30 AĞUSTOS SÜPER KUPA’NIN ŞAMPİYONU KAVAKLIPINAR OLDU
- 10:38 - OSMANİYE’DE ADAYLARIN KPSS MARATONU BAŞLADI
- 10:28 - SİLİFKE SOSYAL YAŞAM MERKEZİ, HER YAŞTAN VATANDAŞA HİZMET VERİYOR
- 10:28 - TARSUS’TA AÇIK HAVA SİNEMASI NOSTALJİSİ: MAHALLE SAKİNLERİ BEYAZ PERDEDE BULUŞTU
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR


ÖMÜR, TÜRKÇE'NİN MAKRO KOZMOZUNDA TEK BİR NEFESTEN BAŞKA NE Kİ?
İnsanı eşsiz kılan şeylerden biri de dil ve nihayetinde konuşma yoluyla son derece karmaşık fikirleri iletebilme yeteneği. Konuşmak günlük yaşamın önemli bir parçası. Somut şeylerin yanı sıra soyut fikirleri, hayalî dünyaları ve sonsuz anlam kombinasyonlarını ifade edebilen sembolik bir sistem kullanıyor insanlar. Peki dünya bugüne nasıl geldi? Annemle sohbet ederken onun aklına çok sık gelen bir konu bu. Dillerin nasıl doğduğu, farklılığı, dünyadaki dillerin sayısının çokluğuna dair nasıl ve niçin sorularının yanıtlarını bulmak istiyor. Sorular beni de düşündürüyor düşündürmesine ama hafta içi mesaisi, nöbetlerin koşuşturmacasında tüm enerjim tükenmiş, ATP depolarımı doldurmanın telaşesi içinde es geçiyorum ve her hafta başı hayat rutinime geri dönüyorum. Emeklilik yıllarımsa bana soruların cevaplarını araştıracağım, bulabileceğim vakti sunuyor. Vakit bol lakin O yok artık. Ama O’nun bende ateşlediği merak hiç sönmediğinden yanıtların peşine düşme yolculuğum devam ediyor.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
‘’Babil Kulesi’’ efsanesine göre insanlar Tanrı'ya ulaşmak için Babil’in Asma Bahçeleri içinde bir kule inşa etmeye karar verdiler. Amaçları iki âlem arasında bir bağ kurup her iki âlemi de güzelleştirmek için gökyüzüne kadar yükselen bir merdiven yapmaktı. Bu merdiven Tanrı ile insanları birleştirecek, yer ile göğü birbirine bağlayacak bir köprü görevini üstlenecekti. Tanrı da istediğinde kulenin en tepesinde yerini alabilecekti ama insanların tahmininin aksine, bu parlak fikir Tanrı’nın hiç de hoşuna gitmemişti. Efsaneye göre Tanrı, kendisine ulaşmaya çalışan insanların bu teşebbüsünü, bir saygısızlık olarak gördü. İnsanların kendilerini beğenmişliğine kızdı ve ceza olarak o zamana kadar aynı dili konuşan insanların her birine ayrı bir dil verip onları yeryüzünün dört bir tarafına dağıttı.
Efsanelerden yüzümü gerçeğe çevirdiğimde dünyada yedi bin dil konuşulduğunu öğreniyorum. Dünyanın dört bir yanındaki bilim insanları yüzyıllardır insan dilinin kökeni üzerine bir tartışma yürütmüşler. Bu alandaki önemli çalışmalar bugün de tüm hızıyla devam ediyor ve antropolojiden biyolojiye, psikolojiden dil bilime, felsefeden edebiyata kadar çeşitli disiplinler de bu konunun içinde yerlerini almış. Aslında, uzmanlar insanların ne zaman konuşmaya başladığı konusunda bile hemfikir değiller; tahminler iki milyon ila elli bin yıl öncesi arasında değişiyor. Konuşmanın evrimini anlamak çok zor. Sonuçta konuşma ve dil, fosil kayıtlarında gözlemleyebileceğimiz ve sonuçlara varabileceğimiz şeyler değil; yumuşak doku olmaları nedeniyle ne gırtlağın ne de beynin fosilleşmiş hâllerini bulabiliriz. Ses yolundan bize kalan sadece bir kemik o da hyoid. Konuşma evriminde attığımız en önemli adım boğaz anatomimizdeki değişiklikler sayesinde gerçekleşiyor. Diğer primatlara ve erken atalarımıza kıyasla, gırtlak daha aşağıya doğru yer değiştirdiğinde bu farklılık daha karmaşık sesleri çıkarmamızı sağlıyor ama modern primatlar " konuşmaya hazır ses yolu anatomisine sahip olsa da konuşmayı gerçekleştirecek beyin gücünden yoksun. Beynin konuşma üzerindeki etkisi çok daha önemli çünkü! DNA seviyesine indiğimizde ise karşımıza FOXP2 geni çıkıyor; bu 116 geni kontrol eden, bazı kas hareketlerini düzenleyen ve beyin gelişiminde, özellikle de seslendirme ile ilgili beyin bölgelerinde etkili bir gen. İlk keşfedildiğinde, birçok kişi buna insan dilinin evrimini anlatan ‘’dil geni’’ lakabını yakıştırsa da bu da bizi çözüme götürmüyor. Konuşma, birden fazla kas ve beynin birden fazla bölümü arasında muazzam bir eşgüdüm gerektiriyor; insanların konuşma yeteneğine sahip olmasının tek bir nedeni olması ise pek olası görünmüyor.
Sekizinci yüzyılda, kendinden önce ileri sürülen dilin ilahi bir armağan olduğu yönündeki yaygın görüşe karşı çıkan Alman filozof Johann Gottfried von Werder dilin ses ve doğal çevrenin taklidinden doğduğunu öne sürdü. Bu fikir, sözcüklerin çoğunun yansıma sözcüğü olmadığı gerekçesiyle reddedildi. Ancak Werder aslında, bilim insanlarının protodil olarak adlandırdığı, yansıma sözcüğü olmayan kelimelerin daha sonra gelişebileceği bir temel olan ilk adımı önermiş oldu böylece. Müller ise tüm modern dillerin tek bir köken noktasından kaynaklandığına inanıyordu. Müller ‘’Dil, insanı hayvandan ayıran Rubicon'dur ve hiçbir hayvan onu asla geçemez... Dil bilimi, insan ile hayvan arasında kesin bir çizgi çekmemizi sağlayacak.” derken Ludwig Wittgenstein ‘’Dilimin sınırları dünyamın sınırıdır.’’ aforizmasını Tractatus Logico-Philosophicus adlı kitabına ekledi. Bu söz insanın algılayabildiği, düşünebildiği ve anlamlandırabildiği evrenin ancak sahip olduğu sözcük dağarcığı kadar geniş olabileceğini ifade ediyordu. Noam Chomsky ise insan dilinin doğuştan geldiğini savundu. Ona göre çocuklar, boş bir levha olarak başlamak yerine, biyolojik olarak önceden programlanmış bir dil yeteneğiyle doğuyorlardı. Bu teori, odağı dış koşullanmadan insan iç yapısına kaydırarak dil bilimde bir devrim yarattı. Çocukların ana dillerini taklit, dinleme ve tekrarlama süreçleriyle öğrenmediklerini, daha önce hiç örneğini görmedikleri yeni cümleler oluşturabileceklerini ve bu tür ifadelerin de dil bilgisi açısından doğru olup olmadığını belirleyebileceklerini ileri sürdü. Zihinde bir çeşit dil şablonu bulunmakta ve bu şablon etkin hâle geçmek için bir uyaranı yani bir dil girdisini beklemekteydi..
Dillerin nasıl geliştiğine dair bilim insanları teoriler üretmeye devam ededursun diğer yanda Amerikan İngilizcesi konuşan bilim insanları dille ilgili başka bir konuda akademik çalışmalar yürütüyorlar. Bunlardan biri, Lera Boroditsky. ”Dil Düşünceyi Nasıl Şekillendirir" adlı eserinde, diller ve düşünce arasındaki ilişkiye dair çeşitli soruları yanıtlamaya çalışıyor. Farklı diller konuşanlar farklı mı düşünür? Yeni bir dil öğrenmek düşünme biçiminizi şekillendirir mi? Birden fazla dil konuşan bireyler farklı diller konuşurken farklı mı düşünür? Bazı düşünceler dil olmadan düşünülemez mi? Boroditsky dillerin dünyayı nasıl algıladığımızı ve düşündüğümüzü aktif olarak şekillendirdiğini iddia ediyor. Boroditsky’nin gözünden dillere baktığımda ilginç bulgulara tanık olurken zihnimde yeni soruların oluşmasına öncülük ettiğini hissediyorum.
Avustralya'da yaşayan bir Aborjin topluluğu olan Kuuk Thaayorre halkının dilinde "sol" ve "sağ" gibi kelimeler yok. Her şeyin konumunu tanımlarken ana yönleri kullanıyorlar: kuzey, güney, doğu ve batıyı. Biri diğerine şöyle diyebiliyor: "Ah, bacağınızın güneybatısında bir karınca var." Ya da, "Bardağınızı biraz kuzey, kuzeydoğuya doğru kaydırabilir misiniz?’’ Kuuk Thaayorre halkı “Merhaba" demek yerine ‘’Hangi yöne gidiyorsunuz?" diyor. Selamlaştığınız her kişiye gittiğiniz yönü bildiriyorsunuz. Yön bulmakta öyle ustalaşmışlar ki! Aklıma, yolda navigasyonu açtığımda ‘’kuzeybatı yönünde ilerleyin’’ komutunu geldiğinde içimden ‘’ben müneccim miyim?’’ dediğim geliyor. Şimdi başka dilleri konuşanlar arasında müneccimler varmış, öğreniyorum.
Ayrıca insanların zamanı nasıl düşündükleri konusunda da çok büyük farklılıklar var. İngilizce konuşan biri bunu soldan sağa doğru sıralıyor. Bu, yazım yönüyle ilgili. İbranice veya Arapça konuşan biri ise bunu tam tersi yönde, sağdan sola doğru yapıyor. Kuuk Thaayorre halkı güneye bakacak şekilde oturduğunda, zamanı soldan sağa doğru düzenliyor, kuzeye bakacak şekilde oturdukları zaman da sağdan sola doğru. Onlar için zaman aslında bedene değil, manzaraya eklemleniyor. Zaman hakkında düşünmenin çok farklı bir yolu bu. Bazı dillerde tam sayı kelimeleri yok. Bu dilleri konuşan insanlar rakamlardan habersiz ve tam miktarları belirtmekte zorlanıyor. Bazı dillerde renkler için birçok kelime varken, bazılarında sadece "açık" ve "koyu" sözcükleriyle renkler bir alt sınıflamada değerlendiriliyor. İngilizcede tüm tonları kapsayan tek bir mavi kelimesi varken Rusça konuşanlar açık mavi “goluboy" ve koyu mavi ‘’siniy" sözcükleriyle bu rengi iki farklı tona ayırmış. Açık ve koyu mavi arasındaki farkı daha hızlı ayırt edebiliyor bu yüzden. Birçok dilde gramer cinsiyetine rastlıyoruz; her isme genellikle eril veya dişil olmak üzere bir cinsiyet atanıyor. Almancada nötr olanı bile var. Bu cinsiyetler diller arasında farklılık gösteriyor. Örneğin, Güneş Almancada dişil ama İspanyolcada eril ve Ay için de durum tam tersi. Almanca konuşanlar Güneş’i bir şekilde daha dişil, Ay’ı ise bir şekilde daha eril olarak düşünüyor. ‘’Köprü" Almancada dişil, İspanyolcada eril. Almanca konuşanlar köprüler için "güzel", "zarif" gibi tipik olarak dişil kelimeler kullanırken İspanyolca konuşanlar "güçlü" veya "uzun" gibi eril kelimeler kullanmayı tercih etmişler.
Diller ayrıca olayları nasıl tanımladıkları konusunda da farklılık gösteriyor. İngilizcede ‘’Kolumu kırdım’’ deniyor, bu planlanmamış bir şey olduğu hâlde. Kim isteyerek bir yerini kırar ki? İspanyolcadaysa "Vazo kırıldı’’ deniyor. Eğer bu bir kaza ise, birinin yaptığını söylemek mantıklı değil. Yani, farklı diller konuşan insanlar, dillerinin genellikle onlardan yapmalarını dilediği şeye bağlı olarak farklı şeylere dikkat ediyor. İngilizce konuşanlar kimin yaptığını hatırlıyor çünkü İngilizce, "O yaptı; vazoyu kırdı" demenizi gerektiriyor. İspanyolca konuşanların, kaza sonucu gerçekleşen bir şeyi kimin yaptığını hatırlama olasılıkları daha düşükken kaza olduğunu hatırlama olasılıkları daha yüksek. Yani, iki kişi aynı olayı izleyip aynı suça tanık olsa bile olayla ilgili farklı şeyleri hatırlıyorlar. Olaylar hakkındaki akıl yürütmemizi yönlendiren dil çeşitliliği bize insan zihninin ne kadar akılcı ve ne kadar esnek olduğunu gösteriyor. Tek bir bilişsel evrenden oluşmamış insan zihni yedi bin dil icat etmiş! Trajik olan şu ki, dillerin çok büyük bir kısmını sürekli olarak kaybediyoruz. Bazı tahminlere göre, dünya dillerinin yarısı önümüzdeki yüz yıl içinde yok olacak.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Türkçem tarihin derinliklerinden geleceğe yürürken sözcük alıyor diğer coğrafyalardan, sözcük veriyor diğer coğrafyalara. Değişiyor, gelişiyor tüm diğer diller gibi. Bilinen en eski Türk şairi Aprın Çor Tigin Turfan kazılarında bulunan şiirinde sevdiğine şöyle sesleniyor:
adgurdukça
kaşı körtlem
kavışıgsayur men
öz amrakımın öyür men
öyü evirür men ödü/…/ çün
öz amrakımın
öpügseyür men
barayın tiser
baç amrakım
baru yime umaz men
bağırsakım
kireyin tiser
kiçigkiyem
kirü yime urnaz men
kin yıpar yıdlıgım
yaruk tengriler
yarlıkazunın
yavaşım birle
yakışıpan adrılmalım
küçlüg priştiler
küç birzünin
közi karam birle
külüşüpen külüşügin oluralım
Günümüz Türkçesiyle ben bunu anlıyorum:
Yavuklumu düşünüp dertleniyorum.
dertlendikçe
kaşı güzelim
kavuşmayı özlüyorum
Kendi sevgilimi düşünürüm ben
düşünürüm düşünürüm de…
kendi sevgilimi
öpmek isterim ben
Kaçıp gitsem
güzel sevgilim
gene de gidemem ki ben
merhametlim!
Sokulayım desem (sana)
yavrucuğum
gene de sokulamam ki ben
misk gibi güzel kokulum!
Işık Tanrılar
sayesinde
huyu güzelimle
birleşip ayrılmayalım
Kudretli meleklerin
kudreti sayesinde
kara gözlümle
gülüşüp oturalım.
Ben tarihi, Sümerlerle ortaklaştığımız sözcüklere uzanan matematiksel, son eklemeli ve sezgisel, üst anlamlar ve mecaz zengini dilimle duygulanıp düşünüyor ve fikir yürütüyorum. Dilimin bir ninnisiyle başlamış ömrüm Türkçemin makro kozmozunda bir var bir yok bir nefesten başka ne ki! Dilim düşünce biçimimizi nasıl etkiliyor sorusunun yanıtını bulmaksa dil bilimcilere düşüyor. Merakla…

ÖMÜR, TÜRKÇE'NİN MAKRO KOZMOZUNDA TEK BİR NEFESTEN BAŞKA NE Kİ?BAHAR UYSAL HAMALOĞLU
RADİ FİŞ İLE NÂZIM HİKMETYUNUS YAŞAR
YOLCULUKOYA ÖZGÜR
ELİNE İNCİR SÜTÜ BULAŞSINRAZİYE GÖK AKTAŞ
30 AĞUSTOS 1922 VE SONUÇLARI-3PROF DR RAMAZAN DEMİR
"SUÇ YOKKEN SUÇLU ARAYANLAR, SUÇ VARKEN SUÇLU BULAMIYORLAR"MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE KADINIŞIK YARGIN
KORKUTELİ BELEDİYESİ GÜREŞLER İLE FESTİVALLERETURGAY ALP
KANT’TAN ATATÜRK’E AKLIN ÖZGÜRLEŞMESİMUHARREM YELLİCE
BU DURUM ANTALYASPOR'A FIRSATVEDAT GÜRHAN
HACİVAT LİGHT YEŞİL!..GAZANFER ERYÜKSEL
BİZİ YORAN GERÇEK Mİ, BEKLENTİLERİMİZ Mİ?NİNA ŞAHİN
BEN 12 EYLÜL’Ü SEÇTİM. PEKİ, YA SEN?HASAN YAKUP CANGÜVEN
KİMBİLİR BELKİ DE…OYA BOYSAN
MENÜDEKİ FİYAT OYUNLARINA DİKKAT!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYASPOR KALECİLERİ SINANMAYA DEVAM EDİYORKAHRAMAN KÖKTÜRK
'SAĞLIK TURİZMİ' DEĞİL, ULUSLARARASI HASTA HİZMETLERİTUGAY TOYDEMİR
ÜSKÜDARI GEÇEN ATLAREŞREF URAL
EKONOMİ …MEHMET YENİKAYNAK
RATKO MLADİĆ VE KİMLİK ADINA ÖLDÜRMEKTARIK ÇELENK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-4NİZAMETTİN ŞEN
AYNAROZ YARIMADASI VE MUSAHİPZADE CELAL BEYBİHTER GÖRDÜ
YENİ PARTİ ANTALYA İLÇE BAŞKANLIKLARI AÇILIŞIAHMET DİKİCİ
MAKAMIN ETRAFINDAKİLER VE BAKAN KÖRLERSÜLEYMAN EKİN
5 YILDIZLI OTEL KONFORLU YURT
100. YIL CADDESİ'NDE YENİLEME ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
DOKUMA ETAP 2 İÇİN ORTAK AKIL VURGUSU
ALTINPORTAKAL'DA ULUSAL BAŞVURULAR SONA ERDİ
TANZANYALI 'ARAP OSMAN'IN BAŞPEHLİVANLIK HAYALİ
2 GÜNDE 38 YANGIN
'ZAFER YUVASI'NDAN ÇIKAN YAVRULAR DENİZLE BULUŞTU
'İKLİM BULMACASI' MURATPAŞA'DA ÇÖZÜLECEK
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





