Bugün 05 Eylül 2026 Cumartesi
  • Antalya26 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6898.09
    %0
  • Dolar
    48.3814
    %0
  • Euro
    56.1226
    %0

OYA ÖZGÜR / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
OYA ÖZGÜR / KONUK YAZAR

YOLCULUK

05 Eylül 2026 Cumartesi 20:10

 

1-

Otobüse biniyorsun. Yanındaki teyze kimsin nesin hikayeni öğrenmeye çalışıyor. Henüz başkaları ile ilgilenmek için çok gençsin. O sıralarda seni onun hikayesi değil de, kendi olası hikayelerin, hayallerin daha çok ilgilendiriyor.  Oysa o yaşayıp görmüş, seni yan komşuları Adem ile tanış bilirse yanında daha rahat uyuyacak. Baban ile aynı şehirde doğmuşsa  ya da. Hadi bilemedin halanın kocası da olur. Belki aynı  sokakları arşınlamışlar aynı parkta aynı ağaçlara bakmışlardır. Kuru fasülye piyazını dereotlu sevmenin ortaklığı bile  rahatlacaktır onu…

Başı  omuzuna huzurla düştüğünde oflayıp huzursuzca kıpırdanacaksın belki. 

Gençlikte,  insanların  güven duymak için  ufacık da olsa aynı olmayı arzuladıklarını sezemezsin…

2-
O yolculuklarda  muavine valizini verirken sıraya uyarsın. En önce inmek en önce almak istiyorsan bagajının öne konulmasında bir sakınca yoktur.

Yine de dikkat edersin. Turşu kavanozları ve peynir kokularının paketlendiği çizgili naylon poşetlerinden uzak olsa iyi olur. O poşetler ki tutacakları lif lif dökülmüştür; yıpranmış mı? Ne kadar zamanda ve nasıl sıklıkla kullanılırsa  yıpranır? Matematik! Her çarpan değeri büyütür!

Senin bavulunun şu müzisyenin heyula gibi gitar kabının yanında olmasını yeğlersin. Akmaz, kokmaz.

Yerine yerleştiğinde gün daha aydınlık ise pencereden akan şehirlere, kasabalara, köylere bakarsın. Dağ başında kupkuru coğrafyalar, duvarlarının yarısı yerin altına gömülmüş tezek duvarlı, sıvasız briketten  evler, henüz ev olmayıp kim bilir ne zaman çatısının inşaatı bitirilecekler, küçük çarşılar,belediyelilerin sırf kendilerinin kim olduğunu göstermek ya da iktidara yağ yakmak için isimler verdiği parklar,  sokaklar...

İnsanlar böyle yerlerde niye yaşar ki dersin!

Az sonra yanındaki yaşlı teyze aşağıya turşu kavanozlarının yanına koymaya kıyamadığı muhacir böreklerinden sunar sana. Sana ve yan koltukta oturan müzisyene.

Ne zamandır bu denli güzelini yememişsindir. Tıpkı sizin evdeki gibidir. Arkana yaslanır kısa bir şekerleme yaparsın. Müzisyen kasetten çalan türküye ıslığı ile eşlik eder. 

3-

Uçakların gerçekten “yüksekten” uçtuğu zamanlarda ram olunan otobüs yolculuklarında bazen de şansına (?) yanın boş kalır. 

Allahtan yaşadığımız ülke sekülerdir de(!) bayan yanı diye satın aldığın  koltukta yanının boş olması ihtimali sıktır. ( Hoş Bayan dediğin de ne diye tek başına seyahat edecek!)  İşte  o vakit kıvrılıp uyuyacak daha geniş bir yerin olur...Ertesi gün dinlenmiş kalkıp, koşuşturmaya devam etmen için bir şans! 

Aynı genç için uyuyup, o teyze ile tanış çıkamamak, muhacir böreklerinden yiyememek, pencerelerden  akıp giden tekdüzelikleri es geçtiğini farketmek için ne kadar erken ve şimdilerde o günlere baktığında, ne kadar geç!

Bu, koşuşturmanın gürültüsüyle meşgul kulaklarının, tekdüzeliğin kurduğu ritmdeki  huzurlu ezgiyi duyamamaması  gibi seçici bir sağırlığa da benzer…

4-

Mola yerlerinde bir bakarsın ki hayat belki tekdüze ama mola da vermiyor. 

Saatlerce kaynamaktan yoğunlaşmış mercimek çorbaları, masalarda naylon sürahilerde sular, üzerine sineklerin konduğu kalın ekmek dilimleri ve gece yarısı olmasına rağmen pür neşe şakalaşan garsonları ile restoran; hemen yanında sık sık yıkanarak temizlendiği izlenimini güçlendirecek ıslak tuvalet yolu ( dikkatli yürümelisin o sular orana burana sıçrayacak küçük gölcükler oluşturmuştur) ; kapısında yaşlı bir adam ya da kadın,  önünde bozuk para tabağı ile eşlikçisi tütün ya da limon kolonyası...

Oyalanmamalısın. Çünkü şehirden kilometrelerce uzaktaki benzinliğin yanındaki dinlenme tesislerinde otobüsünün kalkış saatini duyuran nuhu nebiden kalma mikrofondan söylenenleri anlayıp da zamanında yerine dönmek mümkün değildir! Anonsun sonunda “ öz “ falan falan dinlenme tesisleri iyi yolculuklar dileyip reklamını da yapar. Önündeki yolcu sanki aşağıda hiç içmemiş gibi otobüse biner binmez bir işi daha bitirdim edasıyla bir sigara daha yakar. 

Otobüsün kapısı derin bir iç çekişle kapanır. Tekrar uyuyabilmek için içerisi ısınana dek ceketine sarınırsın. 

Mola vermeyen hayat orada,  dağ başında kalır…

Bu yazı toplam 108 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim