- IMKB
% - Altın
6390.29
%1.82 - Dolar
46.2695
%-0.01 - Euro
53.7583
%0.33
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 01:18 - JANDARMA EKİPLERİNE KAVGA İHBARLI SÜRPRİZ KUTLAMA
- 23:58 - VADİDE GİRDİĞİ SUDA AKINTIYA KAPILAN ÇOCUK HAYATIN KAYBETTİ
- 23:01 - 'ALTUNLAR' SUÇ ÖRGÜTÜNE OPERASYON; 63 GÖZALTI
- 20:13 - OTOMOBİL UÇURUMA YUVARLANDI: 1 YARALI
- 19:43 - TARSUS’TA TRAFİK KAZASI: 1 ÖLÜ
- 19:23 - HEYELAN NEDENİYLE KAPANAN KÖY YOLUNDA VATANDAŞLAR HALATLARLA KARŞIYA GEÇTİ
- 18:43 - ANTALYA’DA SUÇ ÖRGÜTÜ OPERASYONU: 63 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI, 200 MİLYON TL’LİK MALVARLIĞINI EL KONULDU
- 18:23 - ANTALYA’DA YILDIRIMIN NEDEN OLDUĞU ORMAN YANGINI KONTROL ALTINA ALINDI
- 17:34 - TARLADA DOMUZ SANILIP VURULAN KİŞİ ÖLDÜ
- 16:58 - SAHİLDE BULUNAN ERKEK CESEDİNİN KİMLİĞİ DNA TESTİYLE BELİRLENDİ
- 16:43 - ADANA KOZAN’DA MESİRE ALANLARI DOLDU, MANGAL DUMANLARI GÖKYÜZÜNE YÜKSELDİ
- 16:42 - EBER GÖLÜ'NÜ KAYIKLA GEZDİLER
- 16:30 - KENNY GARRETT, AKRA CAZ'DA SAHNE ALDI
- 15:48 - ANTALYA’DA OTOMOBİLLER KAVŞAKTA ÇARPIŞTI: 2 YARALI
- 15:43 - UYUŞTURUCUYU BANTLA BELİNE VE BACAKLARINA SARAN ZEHİR TACİRİ HAYRETE DÜŞÜRDÜ
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR


CAM KENARI…
İnsanların herhangi bir yerde karşılaşmaları gerçekten beklenmeyen, önceden planlanmamış sıradan bir tesadüf müdür?
Yoksa belirli bir kesişmenin anlam taşıyan bir rastlantısı mı?
Ya da tüm bunların ötesinde, idrak sınırlarımızı aşan; insani duyularla hissedip kavrayamayacağımız bir “hikmetin” anlam örgüsü içinde yer alan derin bir sebebe mi dayanır?
İnsanların bu karşılaşmaları, çoğu zaman hayatın sıradan ve olağan akışı içinde; bir cadde üzerinde, bir kitapçı rafının önünde, bir hastane koridorunda, bir alışveriş merkezinde, bir panel, toplantı veya konferansta, bir sinema ya da tiyatro salonunda yahut hiç beklenmeyen bir yol ayrımında gerçekleşmiş gibi görünür. Ancak biz, o anı çoğu kez basitçe “hoş yahut nahoş bir tesadüf” olarak nitelendirip geçiştiririz.
Oysa kimi zaman “tesadüf” dediğimiz bu anlar, karşımıza hiç tanımadığımız, daha önce görmediğimiz ve ilk kez karşılaştığımız öyle insanlar çıkarır ki; onları gördüğümüz ilk anda, sanki çok eskiden beri tanıyormuşuz gibi derin ve açıklaması güç bir aşinalık hissine kapılırız.
Geçmişten gelen, köklü bir yakınlık hissi uyandıran bu duygu; aynı coğrafyayı, aynı toprağı, aynı kültürü, aynı ideolojiyi, aynı düşünceyi, aynı fikri, aynı inancı paylaşıyor olmanın ortak dilidir aslında. Tıpkı aynı ayak izlerinde yürümek, aynı tarlada çapa yapmak, aynı harmanda buluşmak, aynı topraklarda büyümek, aynı güneşin altında yanmak, aynı rüzgârla serinlemek, aynı ayazda üşümek ve aynı sofrada ekmeği bölüşmek gibi…
İşte bütün bu mahalli ve yerel referanslarla milli, manevi ve ideolojik kodlar, insanları daha ilk karşılaşma ve tanışmalarında birbirlerine yakınlaştıran görünmez bir bağ örer.
Sahteliğin, yapaylığın ve samimiyetsizliğin bulunmadığı; sevgi, saygı ve hürmet gibi güçlü bağlarla kurulan dostluklar ile ortak ilgi alanları, ortak yakın çevre, gündelik hayat pratikleri ve bir arada bulunma sebepleri üzerinden şekillenen arkadaşlıklar; yalnızca aynı işte çalışmanın, birlikte geçirilen vakitlerin, paylaşılan acıların, hüzünlerin, sevinçlerin ve biriktirilen güzel anıların toplamı değildir.
Dostluk ve arkadaşlıklar; insanı kimi zaman inciten kırgınlıkların, belirli bir mesafenin konulduğu dargınlıkların, küslüklerin, münakaşa ve tartışmaların ve fakat aynı zamanda sabır ve tahammül kapasitesinin de ölçüldüğü derin bir sınav alanıdır.
***
Çok da uzak sayılmayacak geçmişte, anlamını bugün daha iyi kavradığım böyle bir tevafukla karşılaştım. Çok önem verdiğim bir sivil toplum kuruluşunun genel kurulunun ardından, daha önce hiç tanımadığım genç bir akademisyen adayı zatın tebrik amacıyla gerçekleştirdiği ziyareti de benzer bir tanıdıklık duygusu uyandırdı.
İlerleyen zamanlarda yaptığı ziyaretlerinde geleceğe dair planlarından bahseder; akademisyen olarak iyi bir üniversitede çalışmak, öğrencilere, topluma, vatana ve millete faydalı olmayı istediğini söylerdi.
Yaptığı olağan ziyaretlerden birinde konuşmaları, sözleri, düşünceleri, mimikleri ve jestleri, onu daha yakından tanımamı kolaylaştırıyordu.
Yazın yakıcı sıcağında dondurma yemeyi çok sevdiğini sık sık söylemesi, onun içindeki çocukluğu saklamayan doğal ve candan bir insan olduğunu hissettiriyordu. Açtığı telefonların çoğunda, “Dondurma ısmarlayacaksan geliyorum” diye takılırdı. O cümleyi her duyduğumda zihnimde, Kadirli’nin Köprübaşında, Uzun Çarşıda, Andırın Caddesinde, bu güzel şehrimin kalabalık sokaklarında sırtlarında ağır haşlama ve dondurma küfeleriyle dolaşan seyyar satıcıların çocukluğumdan kalan silik ama bir o kadar da neşeli ve telaşsız hatıraları canlanırdı.
Hoş bir sohbet bir insandı, ama kolay kolay ikna olmayan, aklından geçen her şeyi sakınmadan söyleyen bir mizacı vardı.
Dikkatimi en çok çeken şeylerden biri, sözlerinin sonunda söylediği şu cümlesi olurdu: Bu işte menfaatim ne olacak?
Sanki her adımını yalnızca kendi çıkarına göre atıyor, özündeki samimiyetten uzaklaşıyor gibi bir hava veriyordu. Öyle ki, yaptığı doktora derecesi tahsilinden olsa gerek, herkesi öğrencisi gibi, kendisini de alanında tek ve tartışılmaz derecede yetkin gören bir tavır sergiliyordu. Henüz daimi, kadrolu bir işi yoktu. İşi ve geleceğiyle ilgili alternatif işlere müracaat etmesi gerektiği tavsiyelerimi dinlemediği gibi umursamaz bir tutum takınıyordu. Bu yüzden çoğu sohbetimiz tatlı-sert bir tonda geçiyor, uyuşmazlıkla bitiyordu. Sürdürdüğü bu tavrı, ona duyulan güven duygusunu ciddi biçimde zedeliyordu.
***
İnsan ilişkilerinde en büyük sorun çoğu zaman güven duygusudur. Bu duygu bir kez zedelendi mi, yerini hızla güvensizliğe bırakır ve o duyguyu da oradan söküp atmak neredeyse imkânsız olur. Güven duygusu, “insanın, elinde ispatı mümkün olmayan bir şeye duyduğu inançtır” aslında.
Güven duygusunun ne kadar kırılgan bir duygu olduğunu bildiğim için, duygusal üstünlük kurmak isteyenlerin sıkça başvurduğu ve kendilerinin dahi rasyonel bir cevap veremeyecekleri “Bana güvenmiyor musun?” sorusuna her zaman temkinli yaklaşmışımdır.
Çünkü bu soru, çoğu zaman gerçek bir çözüm arayışından ziyade, bazı art niyetli insanların kendi hatalarının üzerlerini örtmek, sorumluluğu karşı tarafa yüklemek için kullandıkları profesyonel yöntemlerden biridir. Bu nedenle “gerçek güven” böyle manipülatif sorularla ve tercih çatışması yaşatacak duygularla değil; şeffaf ve açık bir iletişim kurarak ve sözünde durarak tesis edilir.
***
İnsanlar bazen yanlış cümleler kurabilir, hatalı sorular sorabilir ve lakayt cevaplar verebilir. Yaptığı bir ziyarette bazı sorumsuz davranışları karşısında gösterdiğim tepki karşısında bana kırılmıştı. Oysa söylediklerim, yaptığım uyarılar ve verdiğim cevaplar çoğu zaman duyabileceği sözlerdi…
Aradan geçen birkaç hafta boyunca ziyarete gelmedi, telefon da açmadı. Ancak, attığı iki kelimelik “abi nasılsın” mesajı içimdeki öfkeyi biraz olsun dağıtmıştı.
İnsan, tartıştığı birine “doğrudan” özür dilemese bile; atılan bir “nasılsın” veya “merhaba” mesajı “pardon” demenin en nazik, en zarif ve en pratik moral veren yollarından biridir.
"Abi-kardeş” mesajlarından sonra hava biraz yumuşamış olsa da, içimde ona karşı koyduğum bir mesafe vardı artık.
Ona karşı hiçbir zaman kırıcı ve yargılayıcı olmadım. Onu korumaya, hayatına daha kalıcı ve sürdürülebilir bir işle devam etmesi ve bir yerlerden başlaması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Hiç dinlemedi…
İnsanların hayata ve olaylara bakışları, bunlardan çıkardıkları dersler de farklı farklıdır. Bu farklılıklar içinde insanların kendilerini hapsettikleri, içinden çıkamadıkları çerçeveleri, kuralları, prensipleri, alışkanlıkları vardır. Ancak asıl mesele o prensipleri ne zaman devreye alıp almayacağını bilmesi, o çerçevenin içine neyi koyduğunu ve ne ile doldurduğunu görebilmesidir.
Hayat; şehirlerarası uzun yolculuklarda, eski model 0302 Mercedes otobüsün geçtiği güzergâhlarda cam kenarında oturup yıldızları, bulutları, doğayı, şehirleri, beldeleri, köyleri ve deniziyle dolu o eşsiz manzarayı seyretmek kadar konforlu değildir. Çerçevenin dışını fark edebilmek, hayata başka bir yerden, başka bir noktadan, farklı bir açıdan ve farklı bir pencereden bakabilmektir. Ancak çoğu insan, kendisine ve kalbine daha yakın olan fırsatları kaçırdığını bilse de, aynı noktadan, aynı açıdan, aynı pencereden dışarı bakmaya; hayatı bir rutine hapsolmuş şekilde yaşamaya; değişime, dönüşüme, gelişime kendini kapatıp, inadına direnmeye devam eder…
Merhamet duygusu öfkenin önüne geçince, kızamıyor da insan… Karşınızdakinin zayıflığı, çaresizliği, hatalarının ardındaki kırılganlığı ya da neden ısrarla bu tutumundan vazgeçmediğini gördüğünüzde, kızmak, öfkelenmek, ses yükseltmekten vazgeçiyor, hoş görüyorsunuz artık...
***
Hayatın günlük olağan yaşam döngüsünde karşılaştığımız, tanıştığımız ve selamlaştığımız her insan bize ya bir şey öğretir ya bizde bir şeyi değiştirir ya da bir şeyleri alıp götürür.
Sosyal bir canlı türü olan insanın adım attığı her mekân, başına gelen her olay, tattığı acılar ve sevinçler dışarıdan bakıldığında bir tesadüf gibi görünse de hepsi bir imtihan, bir ders veya gözünden kaçan, beşeri duyularla fark edemeyeceği bir anlam ve gizli bir hikmet taşır.
Hayatta hiçbir karşılaşma “tesadüf” ya da “rastlantı” değildir; hiçbir “merhaba” asla ve boşuna edilmemiştir…
Her biri, belirli bir nedenselliğin, anlamın, iradi ya da gayriiradi yönelişlerin izlerini taşır.
Ve hayat, kontrolümüz altında sandığımız onlarca izin peşinden, bizi sürekli başka yerlere sürükler durur…
HÜSEYİN AYDIN MI, BEDRETTİN YILDIRIM MI?HASAN YAKUP CANGÜVEN
YARGININ DİLİ NEREYE DAYANMALI?PROF DR RAMAZAN DEMİR
ÇİÇEKLERLE KONUŞUYORUM; DİNLİYORLARBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
NADİA COMANECİ HEP 10 TAM PUAN ALIYOROYA ÖZGÜR
TÜRK MUHAFAZAKARLIĞI ve NURETTİN TOPÇU ÜZERİNEALİ İHSAN DİLMEN
BABA OCAĞI MESELESİEŞREF URAL
YA, YAPAY ZEKÂ SİZİ YANILTIRSA…ŞENER METE
“BENİM KAZANCIMLA ORTAKLIĞINIZ MI VAR?” / FİKRET OTYAMYUNUS YAŞAR
YAPAY ZEKA İLE ŞEKİLLENEN DÜNYAYA ADAPTASYONIŞIK YARGIN
BİR MİKROFONUN ARDINDAKİ ÖMÜR: GÜRSEL KAYASÜLEYMAN EKİN
SANATIN EKONOMİPOLİTİĞİGÖZDE SARI
ADLIHAN DERE'DE DEĞİŞİM!..VEDAT GÜRHAN
BİR RESİM FUARININ ARDINDANNURİ SEZEN
BİR DOMATESİN HİKAYESİ: ANTALYA'NIN SESSİZ ÇIĞLIĞICEM ARÜV
TAVUK KANAT FİYATLARI CEP YAKIYORAV İBRAHİM GÜLLÜ
GELECEĞE UĞURLANAN 36. TURNALAR: YOLUNUZ AÇIK OLSUNMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
KİM GÖLGEYDİ, GÖVDE OLAN DA KİM?GAZANFER ERYÜKSEL
ÇORUM’UN HAYMATLOSLARIAHMET İLBARS
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK EFSANESİ OPERASI STUTTGARTNİZAMETTİN ŞEN
ARAB’IN KILICI- TÜRKÜN İSLAMLAŞMA SÜRECİMUHARREM YELLİCE
YENİ BİR PARTİ?TARIK ÇELENK
HİKMET ÖĞRETMENİM DE GÖÇ EYLEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: DOĞAYLA UYUMLU BİR GELECEĞİN İNŞASIGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
SANAT TARİHİNE BAĞLANAN KÖPRÜ: MUSTAFA DENKTAŞ'A ARMAĞAN KİTABIYUSUF YILDIRIM
EBER GÖLÜ'NÜ KAYIKLA GEZDİLER
SAĞANAK VE DOLU HAYATI OLUMSUZ ETKİLEDİ
MEMURİYETİ BIRAKIP TIR ŞOFÖRÜ OLDU
BİLİNÇSİZ VİTAMİN VE TAKVİYE KULLANIMI HASTA EDİYOR
İSTİSMARLA SUÇLANAN TİYATRO YÖNETMENİ HAKKINDA MÜTAALA VERİLDİ
BU HASTALIK SİNSİCE GÖRME KAYBINA NEDEN OLUYOR
EMİRDAĞLARI'NIN ZİRVESİNDE YILKI ATLARINI GÖRÜNTÜLEDİLER
ISPARTA'DA RENKLİ FESTİVAL KORTEJİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





