- IMKB
% - Altın
5762.826
%0.00 - Dolar
42.4927
%0.00 - Euro
49.3061
%0.01
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 18:43 - MERSİN’DE ABARTI EGZOZ DENETİMİNDE 50 ARACA 463 BİN TL CEZA
- 18:38 - ANTALYA'DA ŞİDDETLİ YAĞIŞ; YOLLAR GÖLE DÖNDÜ
- 18:18 - TFF 2. LİG: ISPARTA 32 SPOR: 1 -ALİAĞA FK: 1
- 17:23 - SDÜ’DEN EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ EVİNDE ÖLÜ BULUNDU
- 17:18 - SARI ALARM İLE UYARILAN ANTALYA’DA SAĞANAK ETKİSİNİ GÖSTERİYOR
- 16:23 - DÖNMEZ:"TÜRKİYE'YE ÖZGÜ BİR YAPAY ZEKA YASASINA İHTİYAÇ VAR"
- 16:18 - KONTROLDEN ÇIKAN TIR BARİYERLERE VE ELEKTRİK DİREĞİNE ÇARPARAK TARLAYA SAVRULDU: 1 YARALI
- 16:16 - 55 YILDA 21,3 METRE ÇEKİLDİ
- 16:03 - HATAY’DA ORMAN YANGINI
- 16:03 - ISPARTA MERKEZLİ DEV ’ARI KOVANI’ OPERASYONU: 850 MİLYONLUK KARA PARA AĞI ÇÖKERTİLDİ
- 15:57 - 26'NCI İŞ DÜNYASI ZİRVESİ BAŞLADI
- 15:53 - ALANYA’DA GELENEKSEL HAMSİ FESTİVALİ BAŞLADI 7 TON HAMSİ ÜCRETSİZ DAĞITILACAK
- 15:42 - KAVALOĞLU AKTOB'TA GÜVEN TAZELEDİ
- 14:08 - ALEVLER İÇİNDEKİ DAİREDE MAHSUR KALAN 3 KÜÇÜK ÇOCUĞU İNŞAAT İŞÇİLERİ VE MAHALLE SAKİNLERİ KURTARDI
- 13:53 - DOÇ. DR. ALİ SAMİ GÜRBÜZ: "İKİ ÇOCUKTAN DAHA AZ ÇOCUK YAPMA LÜKSÜMÜZ YOK"
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR


CAM KENARI…
İnsanların herhangi bir yerde karşılaşmaları gerçekten beklenmeyen, önceden planlanmamış sıradan bir tesadüf müdür?
Yoksa belirli bir kesişmenin anlam taşıyan bir rastlantısı mı?
Ya da tüm bunların ötesinde, idrak sınırlarımızı aşan; insani duyularla hissedip kavrayamayacağımız bir “hikmetin” anlam örgüsü içinde yer alan derin bir sebebe mi dayanır?
İnsanların bu karşılaşmaları, çoğu zaman hayatın sıradan ve olağan akışı içinde; bir cadde üzerinde, bir kitapçı rafının önünde, bir hastane koridorunda, bir alışveriş merkezinde, bir panel, toplantı veya konferansta, bir sinema ya da tiyatro salonunda yahut hiç beklenmeyen bir yol ayrımında gerçekleşmiş gibi görünür. Ancak biz, o anı çoğu kez basitçe “hoş yahut nahoş bir tesadüf” olarak nitelendirip geçiştiririz.
Oysa kimi zaman “tesadüf” dediğimiz bu anlar, karşımıza hiç tanımadığımız, daha önce görmediğimiz ve ilk kez karşılaştığımız öyle insanlar çıkarır ki; onları gördüğümüz ilk anda, sanki çok eskiden beri tanıyormuşuz gibi derin ve açıklaması güç bir aşinalık hissine kapılırız.
Geçmişten gelen, köklü bir yakınlık hissi uyandıran bu duygu; aynı coğrafyayı, aynı toprağı, aynı kültürü, aynı ideolojiyi, aynı düşünceyi, aynı fikri, aynı inancı paylaşıyor olmanın ortak dilidir aslında. Tıpkı aynı ayak izlerinde yürümek, aynı tarlada çapa yapmak, aynı harmanda buluşmak, aynı topraklarda büyümek, aynı güneşin altında yanmak, aynı rüzgârla serinlemek, aynı ayazda üşümek ve aynı sofrada ekmeği bölüşmek gibi…
İşte bütün bu mahalli ve yerel referanslarla milli, manevi ve ideolojik kodlar, insanları daha ilk karşılaşma ve tanışmalarında birbirlerine yakınlaştıran görünmez bir bağ örer.
Sahteliğin, yapaylığın ve samimiyetsizliğin bulunmadığı; sevgi, saygı ve hürmet gibi güçlü bağlarla kurulan dostluklar ile ortak ilgi alanları, ortak yakın çevre, gündelik hayat pratikleri ve bir arada bulunma sebepleri üzerinden şekillenen arkadaşlıklar; yalnızca aynı işte çalışmanın, birlikte geçirilen vakitlerin, paylaşılan acıların, hüzünlerin, sevinçlerin ve biriktirilen güzel anıların toplamı değildir.
Dostluk ve arkadaşlıklar; insanı kimi zaman inciten kırgınlıkların, belirli bir mesafenin konulduğu dargınlıkların, küslüklerin, münakaşa ve tartışmaların ve fakat aynı zamanda sabır ve tahammül kapasitesinin de ölçüldüğü derin bir sınav alanıdır.
***
Çok da uzak sayılmayacak geçmişte, anlamını bugün daha iyi kavradığım böyle bir tevafukla karşılaştım. Çok önem verdiğim bir sivil toplum kuruluşunun genel kurulunun ardından, daha önce hiç tanımadığım genç bir akademisyen adayı zatın tebrik amacıyla gerçekleştirdiği ziyareti de benzer bir tanıdıklık duygusu uyandırdı.
İlerleyen zamanlarda yaptığı ziyaretlerinde geleceğe dair planlarından bahseder; akademisyen olarak iyi bir üniversitede çalışmak, öğrencilere, topluma, vatana ve millete faydalı olmayı istediğini söylerdi.
Yaptığı olağan ziyaretlerden birinde konuşmaları, sözleri, düşünceleri, mimikleri ve jestleri, onu daha yakından tanımamı kolaylaştırıyordu.
Yazın yakıcı sıcağında dondurma yemeyi çok sevdiğini sık sık söylemesi, onun içindeki çocukluğu saklamayan doğal ve candan bir insan olduğunu hissettiriyordu. Açtığı telefonların çoğunda, “Dondurma ısmarlayacaksan geliyorum” diye takılırdı. O cümleyi her duyduğumda zihnimde, Kadirli’nin Köprübaşında, Uzun Çarşıda, Andırın Caddesinde, bu güzel şehrimin kalabalık sokaklarında sırtlarında ağır haşlama ve dondurma küfeleriyle dolaşan seyyar satıcıların çocukluğumdan kalan silik ama bir o kadar da neşeli ve telaşsız hatıraları canlanırdı.
Hoş bir sohbet bir insandı, ama kolay kolay ikna olmayan, aklından geçen her şeyi sakınmadan söyleyen bir mizacı vardı.
Dikkatimi en çok çeken şeylerden biri, sözlerinin sonunda söylediği şu cümlesi olurdu: Bu işte menfaatim ne olacak?
Sanki her adımını yalnızca kendi çıkarına göre atıyor, özündeki samimiyetten uzaklaşıyor gibi bir hava veriyordu. Öyle ki, yaptığı doktora derecesi tahsilinden olsa gerek, herkesi öğrencisi gibi, kendisini de alanında tek ve tartışılmaz derecede yetkin gören bir tavır sergiliyordu. Henüz daimi, kadrolu bir işi yoktu. İşi ve geleceğiyle ilgili alternatif işlere müracaat etmesi gerektiği tavsiyelerimi dinlemediği gibi umursamaz bir tutum takınıyordu. Bu yüzden çoğu sohbetimiz tatlı-sert bir tonda geçiyor, uyuşmazlıkla bitiyordu. Sürdürdüğü bu tavrı, ona duyulan güven duygusunu ciddi biçimde zedeliyordu.
***
İnsan ilişkilerinde en büyük sorun çoğu zaman güven duygusudur. Bu duygu bir kez zedelendi mi, yerini hızla güvensizliğe bırakır ve o duyguyu da oradan söküp atmak neredeyse imkânsız olur. Güven duygusu, “insanın, elinde ispatı mümkün olmayan bir şeye duyduğu inançtır” aslında.
Güven duygusunun ne kadar kırılgan bir duygu olduğunu bildiğim için, duygusal üstünlük kurmak isteyenlerin sıkça başvurduğu ve kendilerinin dahi rasyonel bir cevap veremeyecekleri “Bana güvenmiyor musun?” sorusuna her zaman temkinli yaklaşmışımdır.
Çünkü bu soru, çoğu zaman gerçek bir çözüm arayışından ziyade, bazı art niyetli insanların kendi hatalarının üzerlerini örtmek, sorumluluğu karşı tarafa yüklemek için kullandıkları profesyonel yöntemlerden biridir. Bu nedenle “gerçek güven” böyle manipülatif sorularla ve tercih çatışması yaşatacak duygularla değil; şeffaf ve açık bir iletişim kurarak ve sözünde durarak tesis edilir.
***
İnsanlar bazen yanlış cümleler kurabilir, hatalı sorular sorabilir ve lakayt cevaplar verebilir. Yaptığı bir ziyarette bazı sorumsuz davranışları karşısında gösterdiğim tepki karşısında bana kırılmıştı. Oysa söylediklerim, yaptığım uyarılar ve verdiğim cevaplar çoğu zaman duyabileceği sözlerdi…
Aradan geçen birkaç hafta boyunca ziyarete gelmedi, telefon da açmadı. Ancak, attığı iki kelimelik “abi nasılsın” mesajı içimdeki öfkeyi biraz olsun dağıtmıştı.
İnsan, tartıştığı birine “doğrudan” özür dilemese bile; atılan bir “nasılsın” veya “merhaba” mesajı “pardon” demenin en nazik, en zarif ve en pratik moral veren yollarından biridir.
"Abi-kardeş” mesajlarından sonra hava biraz yumuşamış olsa da, içimde ona karşı koyduğum bir mesafe vardı artık.
Ona karşı hiçbir zaman kırıcı ve yargılayıcı olmadım. Onu korumaya, hayatına daha kalıcı ve sürdürülebilir bir işle devam etmesi ve bir yerlerden başlaması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Hiç dinlemedi…
İnsanların hayata ve olaylara bakışları, bunlardan çıkardıkları dersler de farklı farklıdır. Bu farklılıklar içinde insanların kendilerini hapsettikleri, içinden çıkamadıkları çerçeveleri, kuralları, prensipleri, alışkanlıkları vardır. Ancak asıl mesele o prensipleri ne zaman devreye alıp almayacağını bilmesi, o çerçevenin içine neyi koyduğunu ve ne ile doldurduğunu görebilmesidir.
Hayat; şehirlerarası uzun yolculuklarda, eski model 0302 Mercedes otobüsün geçtiği güzergâhlarda cam kenarında oturup yıldızları, bulutları, doğayı, şehirleri, beldeleri, köyleri ve deniziyle dolu o eşsiz manzarayı seyretmek kadar konforlu değildir. Çerçevenin dışını fark edebilmek, hayata başka bir yerden, başka bir noktadan, farklı bir açıdan ve farklı bir pencereden bakabilmektir. Ancak çoğu insan, kendisine ve kalbine daha yakın olan fırsatları kaçırdığını bilse de, aynı noktadan, aynı açıdan, aynı pencereden dışarı bakmaya; hayatı bir rutine hapsolmuş şekilde yaşamaya; değişime, dönüşüme, gelişime kendini kapatıp, inadına direnmeye devam eder…
Merhamet duygusu öfkenin önüne geçince, kızamıyor da insan… Karşınızdakinin zayıflığı, çaresizliği, hatalarının ardındaki kırılganlığı ya da neden ısrarla bu tutumundan vazgeçmediğini gördüğünüzde, kızmak, öfkelenmek, ses yükseltmekten vazgeçiyor, hoş görüyorsunuz artık...
***
Hayatın günlük olağan yaşam döngüsünde karşılaştığımız, tanıştığımız ve selamlaştığımız her insan bize ya bir şey öğretir ya bizde bir şeyi değiştirir ya da bir şeyleri alıp götürür.
Sosyal bir canlı türü olan insanın adım attığı her mekân, başına gelen her olay, tattığı acılar ve sevinçler dışarıdan bakıldığında bir tesadüf gibi görünse de hepsi bir imtihan, bir ders veya gözünden kaçan, beşeri duyularla fark edemeyeceği bir anlam ve gizli bir hikmet taşır.
Hayatta hiçbir karşılaşma “tesadüf” ya da “rastlantı” değildir; hiçbir “merhaba” asla ve boşuna edilmemiştir…
Her biri, belirli bir nedenselliğin, anlamın, iradi ya da gayriiradi yönelişlerin izlerini taşır.
Ve hayat, kontrolümüz altında sandığımız onlarca izin peşinden, bizi sürekli başka yerlere sürükler durur…
KÜRT VE ZAZA MİTOLOJİSİNİN ARKAİK TEMELİMUHARREM YELLİCE
ROMAN KAHRAMANI AYÇİÇEKLERİGAZANFER ERYÜKSEL
CAM KENARI…HASAN YAKUP CANGÜVEN
-YOR EKİNİ KIRPANLARŞENER METE
KÜRT SORUNUNURİ SEZEN
ÜÇ ÇEYREK ÖMÜRDE SON DÜZLÜKYALÇIN DUMAN
KONDİSYON İYİLEŞİYORKAHRAMAN KÖKTÜRK
GEÇMİŞTEN AL DERSİ!..VEDAT GÜRHAN
NURİ SEZEN SERGİLERİNE BİRKAÇ SÖZHALİL ERDEM
BAHÇELİ NE YAPMAK İSTİYOR?ALİ İHSAN DİLMEN
KURTLUKTA KANUN DÜŞENİ YEMEKTİREŞREF URAL
URUMMİ'DEN RUM'A (ANADOLU)-3ALİ YILDIZ
NEDEN BİZDE KOMEDİ’DE PORNOGRAFİ, İNGİLTERE’DE HİCİV?TARIK ÇELENK
ORMAN YANGINLARI ÜZERİNE-2AHMET GEDİKAĞAOĞLU
ANADOLU'DAN GELEN SESSİZ DİP DALGASIGÜRSEL KAYA
ŞİİRLER VAR, DEĞİŞTİRİRBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ATEŞTEN GÖMLEK: RIZA PERÇİN DÖNEMİSÜLEYMAN EKİN
KAZAK TÜNELLERİ'Nİ KAZAKLAR MI YAPTI?M.ZAFER ÇAĞLAR
DEDEMİN BİR ÇİFT AYAKKABISIŞÜKRAN KAYA
11 KASIM 2025 SABAHI TÜRKİYE FOTOĞRAFLARIPROF DR RAMAZAN DEMİR
EMEKLİLİĞİN MUCİZESİ: AZ YE, UZUN YAŞADİLEK DEMİRKAN
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KIŞ UYKUSUNA…..! !TURGAY ALP
TÜKETİCİ HAKEM HEYETLERİNİN SAYISI AZALTILMALI MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
SON ÇAĞRI:YANLIŞ "DURUŞMA" DAN DOĞRU "TARTIŞMA" YA DÖNELİMPROF DR SAMİ SELÇUK
HÜKÜMLÜLER İÇİN İŞBİRLİĞİ
GASTROANTALYA'YA BELEK ÜNİVERSİTESİ DAMGASI
10'NCU ANTALYA EDEBİYAT GÜNLERİ SONA ERDİ
GÖRÜNMEYEN ENERJİ: MODA ENDÜSTRİSİNİN GİZLİ BEDELİ
BÜYÜK FİNAL ANTALYA'DA YAPILDI
BESTECİSİNİN DUYAMADIĞI EFSANE ANTALYA'DA
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ DIŞ PAYDAŞLARI BİR ARAYA GETİRDİ
RUS SANATÇIDAN OYUNCAK MÜZESİNE BAĞIŞ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





