- IMKB
% - Altın
6716.95
%0.06 - Dolar
48.6136
%0.02 - Euro
56.1893
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:28 - AKARYAKIT TANKERİNE ARKADAN ÇARPAN OTOMOBİL 100 METRE SÜRÜKLENDİ: 1 ÖLÜ
- 00:08 - 6 YAŞINDAKİ KIZ EVDE SİLAHIN ATEŞ ALMASIYLA YARALANDI, AĞABEYİ TUTUKLANDI
- 22:44 - YENİ PARTİ GRUBU İLK KEZ MECLİSTE
- 22:33 - ANTALYASPOR’DA TEKNİK DİREKTÖRLÜK GÖREVİNE OSMAN ÖZKÖYLÜ GETİRİLDİ
- 22:30 - VALİ ŞAHİN: "BÜYÜK MEDENİYETİMİZİN DEĞERLERİNİ YENİDEN YÜKSELTMELİYİZ"
- 20:33 - 12 YAŞINDAKİ ÇOCUK SERİNLEMEK İÇİN GİRDİĞİ KANALDA BOĞULDU
- 19:48 - KAHRAMANMARAŞ MERKEZLİ 12 İLDE YASA DIŞI BAHİS OPERASYONU: 50 GÖZALTI
- 19:43 - KAHRAMANMARAŞ MERKEZLİ 10 İLDE YASA DIŞI BAHİS OPERASYONU: 18 GÖZALTI
- 19:38 - ANTALYA’DA "SOKAKLAR GÜVENDE" OPERASYONU
- 19:23 - MERSİN’DE YENİ PARTİ VE İŞ YERLERİNİ KURŞUNLAYAN YENİ NESİL ŞEBEKEYE OPERASYONDA 4 TUTUKLAMA
- 18:52 - AĞACA ÇARPAN OTOMOBİLDEKİ SAĞLIK ÇALIŞANI ÖLDÜ
- 18:47 - UYUŞTURUCU OPERASYONUNA 1 TUTUKLAMA
- 18:38 - SEÇER’DEN PLASTİK İŞLETMELERİ MESAJI: "HALK SAĞLIĞI BİZİM İÇİN HER ŞEYDEN ÖNEMLİ"
- 18:38 - KARŞILIKSIZ ÇEK DOLANDIRICISI TUTUKLANDI
- 18:38 - ANTALYA MERKEZLİ YASA DIŞI BAHİS OPERASYONUNDA 68 ŞÜPHELİ YAKALANDI
HASAN YAKUP CANGÜVEN / KONUK YAZAR


CAM KENARI…
İnsanların herhangi bir yerde karşılaşmaları gerçekten beklenmeyen, önceden planlanmamış sıradan bir tesadüf müdür?
Yoksa belirli bir kesişmenin anlam taşıyan bir rastlantısı mı?
Ya da tüm bunların ötesinde, idrak sınırlarımızı aşan; insani duyularla hissedip kavrayamayacağımız bir “hikmetin” anlam örgüsü içinde yer alan derin bir sebebe mi dayanır?
İnsanların bu karşılaşmaları, çoğu zaman hayatın sıradan ve olağan akışı içinde; bir cadde üzerinde, bir kitapçı rafının önünde, bir hastane koridorunda, bir alışveriş merkezinde, bir panel, toplantı veya konferansta, bir sinema ya da tiyatro salonunda yahut hiç beklenmeyen bir yol ayrımında gerçekleşmiş gibi görünür. Ancak biz, o anı çoğu kez basitçe “hoş yahut nahoş bir tesadüf” olarak nitelendirip geçiştiririz.
Oysa kimi zaman “tesadüf” dediğimiz bu anlar, karşımıza hiç tanımadığımız, daha önce görmediğimiz ve ilk kez karşılaştığımız öyle insanlar çıkarır ki; onları gördüğümüz ilk anda, sanki çok eskiden beri tanıyormuşuz gibi derin ve açıklaması güç bir aşinalık hissine kapılırız.
Geçmişten gelen, köklü bir yakınlık hissi uyandıran bu duygu; aynı coğrafyayı, aynı toprağı, aynı kültürü, aynı ideolojiyi, aynı düşünceyi, aynı fikri, aynı inancı paylaşıyor olmanın ortak dilidir aslında. Tıpkı aynı ayak izlerinde yürümek, aynı tarlada çapa yapmak, aynı harmanda buluşmak, aynı topraklarda büyümek, aynı güneşin altında yanmak, aynı rüzgârla serinlemek, aynı ayazda üşümek ve aynı sofrada ekmeği bölüşmek gibi…
İşte bütün bu mahalli ve yerel referanslarla milli, manevi ve ideolojik kodlar, insanları daha ilk karşılaşma ve tanışmalarında birbirlerine yakınlaştıran görünmez bir bağ örer.
Sahteliğin, yapaylığın ve samimiyetsizliğin bulunmadığı; sevgi, saygı ve hürmet gibi güçlü bağlarla kurulan dostluklar ile ortak ilgi alanları, ortak yakın çevre, gündelik hayat pratikleri ve bir arada bulunma sebepleri üzerinden şekillenen arkadaşlıklar; yalnızca aynı işte çalışmanın, birlikte geçirilen vakitlerin, paylaşılan acıların, hüzünlerin, sevinçlerin ve biriktirilen güzel anıların toplamı değildir.
Dostluk ve arkadaşlıklar; insanı kimi zaman inciten kırgınlıkların, belirli bir mesafenin konulduğu dargınlıkların, küslüklerin, münakaşa ve tartışmaların ve fakat aynı zamanda sabır ve tahammül kapasitesinin de ölçüldüğü derin bir sınav alanıdır.
***
Çok da uzak sayılmayacak geçmişte, anlamını bugün daha iyi kavradığım böyle bir tevafukla karşılaştım. Çok önem verdiğim bir sivil toplum kuruluşunun genel kurulunun ardından, daha önce hiç tanımadığım genç bir akademisyen adayı zatın tebrik amacıyla gerçekleştirdiği ziyareti de benzer bir tanıdıklık duygusu uyandırdı.
İlerleyen zamanlarda yaptığı ziyaretlerinde geleceğe dair planlarından bahseder; akademisyen olarak iyi bir üniversitede çalışmak, öğrencilere, topluma, vatana ve millete faydalı olmayı istediğini söylerdi.
Yaptığı olağan ziyaretlerden birinde konuşmaları, sözleri, düşünceleri, mimikleri ve jestleri, onu daha yakından tanımamı kolaylaştırıyordu.
Yazın yakıcı sıcağında dondurma yemeyi çok sevdiğini sık sık söylemesi, onun içindeki çocukluğu saklamayan doğal ve candan bir insan olduğunu hissettiriyordu. Açtığı telefonların çoğunda, “Dondurma ısmarlayacaksan geliyorum” diye takılırdı. O cümleyi her duyduğumda zihnimde, Kadirli’nin Köprübaşında, Uzun Çarşıda, Andırın Caddesinde, bu güzel şehrimin kalabalık sokaklarında sırtlarında ağır haşlama ve dondurma küfeleriyle dolaşan seyyar satıcıların çocukluğumdan kalan silik ama bir o kadar da neşeli ve telaşsız hatıraları canlanırdı.
Hoş bir sohbet bir insandı, ama kolay kolay ikna olmayan, aklından geçen her şeyi sakınmadan söyleyen bir mizacı vardı.
Dikkatimi en çok çeken şeylerden biri, sözlerinin sonunda söylediği şu cümlesi olurdu: Bu işte menfaatim ne olacak?
Sanki her adımını yalnızca kendi çıkarına göre atıyor, özündeki samimiyetten uzaklaşıyor gibi bir hava veriyordu. Öyle ki, yaptığı doktora derecesi tahsilinden olsa gerek, herkesi öğrencisi gibi, kendisini de alanında tek ve tartışılmaz derecede yetkin gören bir tavır sergiliyordu. Henüz daimi, kadrolu bir işi yoktu. İşi ve geleceğiyle ilgili alternatif işlere müracaat etmesi gerektiği tavsiyelerimi dinlemediği gibi umursamaz bir tutum takınıyordu. Bu yüzden çoğu sohbetimiz tatlı-sert bir tonda geçiyor, uyuşmazlıkla bitiyordu. Sürdürdüğü bu tavrı, ona duyulan güven duygusunu ciddi biçimde zedeliyordu.
***
İnsan ilişkilerinde en büyük sorun çoğu zaman güven duygusudur. Bu duygu bir kez zedelendi mi, yerini hızla güvensizliğe bırakır ve o duyguyu da oradan söküp atmak neredeyse imkânsız olur. Güven duygusu, “insanın, elinde ispatı mümkün olmayan bir şeye duyduğu inançtır” aslında.
Güven duygusunun ne kadar kırılgan bir duygu olduğunu bildiğim için, duygusal üstünlük kurmak isteyenlerin sıkça başvurduğu ve kendilerinin dahi rasyonel bir cevap veremeyecekleri “Bana güvenmiyor musun?” sorusuna her zaman temkinli yaklaşmışımdır.
Çünkü bu soru, çoğu zaman gerçek bir çözüm arayışından ziyade, bazı art niyetli insanların kendi hatalarının üzerlerini örtmek, sorumluluğu karşı tarafa yüklemek için kullandıkları profesyonel yöntemlerden biridir. Bu nedenle “gerçek güven” böyle manipülatif sorularla ve tercih çatışması yaşatacak duygularla değil; şeffaf ve açık bir iletişim kurarak ve sözünde durarak tesis edilir.
***
İnsanlar bazen yanlış cümleler kurabilir, hatalı sorular sorabilir ve lakayt cevaplar verebilir. Yaptığı bir ziyarette bazı sorumsuz davranışları karşısında gösterdiğim tepki karşısında bana kırılmıştı. Oysa söylediklerim, yaptığım uyarılar ve verdiğim cevaplar çoğu zaman duyabileceği sözlerdi…
Aradan geçen birkaç hafta boyunca ziyarete gelmedi, telefon da açmadı. Ancak, attığı iki kelimelik “abi nasılsın” mesajı içimdeki öfkeyi biraz olsun dağıtmıştı.
İnsan, tartıştığı birine “doğrudan” özür dilemese bile; atılan bir “nasılsın” veya “merhaba” mesajı “pardon” demenin en nazik, en zarif ve en pratik moral veren yollarından biridir.
"Abi-kardeş” mesajlarından sonra hava biraz yumuşamış olsa da, içimde ona karşı koyduğum bir mesafe vardı artık.
Ona karşı hiçbir zaman kırıcı ve yargılayıcı olmadım. Onu korumaya, hayatına daha kalıcı ve sürdürülebilir bir işle devam etmesi ve bir yerlerden başlaması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Hiç dinlemedi…
İnsanların hayata ve olaylara bakışları, bunlardan çıkardıkları dersler de farklı farklıdır. Bu farklılıklar içinde insanların kendilerini hapsettikleri, içinden çıkamadıkları çerçeveleri, kuralları, prensipleri, alışkanlıkları vardır. Ancak asıl mesele o prensipleri ne zaman devreye alıp almayacağını bilmesi, o çerçevenin içine neyi koyduğunu ve ne ile doldurduğunu görebilmesidir.
Hayat; şehirlerarası uzun yolculuklarda, eski model 0302 Mercedes otobüsün geçtiği güzergâhlarda cam kenarında oturup yıldızları, bulutları, doğayı, şehirleri, beldeleri, köyleri ve deniziyle dolu o eşsiz manzarayı seyretmek kadar konforlu değildir. Çerçevenin dışını fark edebilmek, hayata başka bir yerden, başka bir noktadan, farklı bir açıdan ve farklı bir pencereden bakabilmektir. Ancak çoğu insan, kendisine ve kalbine daha yakın olan fırsatları kaçırdığını bilse de, aynı noktadan, aynı açıdan, aynı pencereden dışarı bakmaya; hayatı bir rutine hapsolmuş şekilde yaşamaya; değişime, dönüşüme, gelişime kendini kapatıp, inadına direnmeye devam eder…
Merhamet duygusu öfkenin önüne geçince, kızamıyor da insan… Karşınızdakinin zayıflığı, çaresizliği, hatalarının ardındaki kırılganlığı ya da neden ısrarla bu tutumundan vazgeçmediğini gördüğünüzde, kızmak, öfkelenmek, ses yükseltmekten vazgeçiyor, hoş görüyorsunuz artık...
***
Hayatın günlük olağan yaşam döngüsünde karşılaştığımız, tanıştığımız ve selamlaştığımız her insan bize ya bir şey öğretir ya bizde bir şeyi değiştirir ya da bir şeyleri alıp götürür.
Sosyal bir canlı türü olan insanın adım attığı her mekân, başına gelen her olay, tattığı acılar ve sevinçler dışarıdan bakıldığında bir tesadüf gibi görünse de hepsi bir imtihan, bir ders veya gözünden kaçan, beşeri duyularla fark edemeyeceği bir anlam ve gizli bir hikmet taşır.
Hayatta hiçbir karşılaşma “tesadüf” ya da “rastlantı” değildir; hiçbir “merhaba” asla ve boşuna edilmemiştir…
Her biri, belirli bir nedenselliğin, anlamın, iradi ya da gayriiradi yönelişlerin izlerini taşır.
Ve hayat, kontrolümüz altında sandığımız onlarca izin peşinden, bizi sürekli başka yerlere sürükler durur…
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLER-5NİZAMETTİN ŞEN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
KAÇINILMAZ SON, “BEN GELİYORUM” DİYOR!..VEDAT GÜRHAN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
GEÇİM DERDİ GÖLGESİNDE ÖĞRENCİLER İÇİN İLK DERS ZİLİAHMET DİKİCİ
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ANADİLİ DIŞINDA ESER VEREN TÜRK YAZARLARGAZANFER ERYÜKSEL
ALEVİLER FİKİRLERİNİ SÖYLEMESİN Mİ?EŞREF URAL
TAŞA KAZINAN DEVLET AHLÂKI – IIMUHARREM YELLİCE
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞUDUR 9 EYLÜLPROF DR RAMAZAN DEMİR
“POS KOMİSYONU” DİYEREK TÜKETİCİNİN CEBİNE EL ATILAMAZ!AV İBRAHİM GÜLLÜ
KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ TOPLUMSALLAŞMAZSA?TARIK ÇELENK
ABDULLAH ŞANAL, ÇETİN BOĞA VE BİR RESİMLİ ŞİİR SERGİSİYUNUS YAŞAR
SEYAHATİNİZİ ARTIK SİZ Mİ SEÇECEKSİNİZ, ALGORİTMA MI?TUGAY TOYDEMİR
İNTERNET ALIŞVERİŞİNDE KARGO SORUNLARI: SORUMLU KİM?AV CÜNEYT KARASU
ÇOCUKLARIMIZIN YAŞADIĞI DÜNYA GÜVENLİ Mi? ADİL Mi?IŞIK YARGIN
ÇİFTÇİYİ KAYBEDERSEK, MUTFAĞIMIZI KAYBEDERİZTALİP BAYRAM
OKULLAR AÇILIRKEN: HER ÇOCUK İÇİN EŞİT BİR GELECEKGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
KENDİMİZE VERDİĞİMİZ DEĞERİ NEYE GÖRE ÖLÇÜYORUZ?SEDA ARPACI
KLÂSİK DAVRANIŞLAR!ALİ İHSAN DİLMEN
PARA NEREDE DÖNÜYOR, KİMİN CEBİNE GİRİYOR?CEM ARÜV
YANGINDAN SONRA DEĞİL, YANGINDAN ÖNCE!MEHMET YENİKAYNAK
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
İMPARATOR ATTİLA KILICIYLA SAHNEYE ÇIKACAK
ANTALYA HAVALİMANI'NDA AĞUSTOSTA 5,8 MİLYON YOLCU TRAFİĞİ
MİLLİ SPORCU ÇAĞLA BÜYÜKAKÇAY, MİNİK TENİSÇİLERLE MAÇ YAPTI
SAĞLIK KONUSUNDA 3 TEMEL ÇAĞRI
ANTALYASPOR'DA BÜLENT KORKMAZ DÖNEMİ SONA ERDİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





